Icerige atla
Extraloob

3. Nesil Sözlük Yazar Alımları Başlamıştır!

· 114 Yanıt · 14K görüntüleme · Sayfa 2 / 6
Yanıtlar
M
Mojito ⭐ 18y
#21
Bende yazayım

'Crysis'... Bildiğiniz gibi bir Türk yapımı bir oyundur ve çok umutla çıkarılmıştır ne kadar Efektler iyi yansıtıldı deselerde benim geçerli notumu almadı... Eğer Oynamak isterseniz ben taviye etmem 😉
L
LetheTR ⭐ 18y
#22
Son Buluşma

İşgal Altında Bir Vatan Ve Bunu Benimsemeyen Bir Halk.Başlarında İse Mustafa Kemal ATATÜRK.
Çanakkale Savaşında Binlerce Şehit Verdik.Ama Yılmaktan Vazgeçmeyen Ve Asla İçinde Korku Beslemeyen Yürekleriyle Bir Devrin Kurtuluşunu Başlattılar.Bu Kurtuluş Mustafa Kemal ATATÜRK Tarafından 19 Mayıs 1919'da Samsuna Çıkmasıyla Başladı.Sadece Mustafa Kemal ATATÜRK Değil Yanında Hiç Korkmadan Savaşan Askerler İle Birlikte...

Ve Bu Askerlerden Günümüze Kadar Yaşayabilen 3 Gazi Bunlar:

Gazi Ömer Küyük , Gazi Yakup Satar Ve Gazi Veysel Turan...

3 Kahraman Bu Filmde Biraraya Gelerek Bu Destansı Savaşı 1. Ağızdan Anlatıyorlar...

İzlemenizi Tavsiye Ederim. ☕


Saygılarımla
C
ChosenOne ⭐ 18y
#23
Bandidas [ Film ( +7 ) ]


1888 yıllarında Meksika'da geçen aksiyon filmin öyküsü şöyle; Her şey, zengin bir bankerin kızı olan Sara ve fakir bir çiftçi ailesinde yetişmiş olan Maria'yı birbirinden ayırmakla başlamıştır.. Ancak Tyler Jackson adındaki garip adam, Amerikan Demir Yolları adına Meksika'daki birçok araziyi kanunsuz yönetmenlerle ele geçirmeye başlayınca, çiftçilere yardım edebilmek için Sara ve Maria'ya bir araya gelirler. Bu iki genç ve güzel kızı eski bir soyguncu olan peder, banka soymaları için eğitir. Genç kızlar banka soymanın en önemli kurallarını öğrenmiş ve başarılı soyguncular olarak banka soymaya başlarlar.. Bir sürü banka soyarlar. Büyük bir işten haberdar olurlar. İçinde trilyonlarca para olan büyük bir kasanın bulunduğu, aşırı hassas, en küçük dokunuşta bile alarm veren cihazlarla korunan aşırı korumalı bir bankayı soymaya giderler. Bu bankayı soymak için çok uğraş verirler fakat soyamazlar ve yakalanırlar. Daha sonra Meksika çiftçileri yakalanan genç kızları polisle gittiği arabadan kurtarırlar. Kurtulan genç kızlar şimdide külçe külçe altınlar için yola koyulurlar...

Saygılarımla..
Chorus
Chorus OP Yönetici ⭐ 19y
#24
şu ana kadar 1 kişi seçildi diğer arkadaşlar üzgünüm seçilemediniz.

yeni katılımcıları bekliyorum.
E
Eyvallah ⭐ 18y
#25
Mrb arkadaşlar şimdi sizlere en son aldığım albüm hakkında bilgi vereceğim.

Ebru Gündeş - Evet

Ebru Gündeş'in bu albümü eskilerine nazaranla daha iyi bir albüm olmuştur.2008'in son dönemlerine ve 2009'un yaz aylarına kadar hit ve duygusal parçaları ile radyolar da,tvler de yerini alacaktır.Ebru Gündeş'e teşekkürlerimi sunarım bu albüm için.
Ve sizlere arkadaşlar bu albümü almayın diyemeyeceğim tabiki alın ve kulaklarınızın pasını silin diyorum.

Keyifle Dinlemeler...

Okuduğunuz için teşekkürler.
Rast gelsin...
L
LetheTR ⭐ 18y
#26
Okan Abi Sebebini Acıklarsan Belki O Yanlışımızı Anlamış Oluruz
C
ChosenOne ⭐ 18y
#27
şu ana kadar 1 kişi seçildi diğer arkadaşlar üzgünüm seçilemediniz.

yeni katılımcıları bekliyorum.

Okan abi benim yazımdaki eksik ne söyler misin? 🙄
R
RedRock ⭐ 18y
#28
Ya Bakarmısınız ben Hazırladım Bitane Bu ALımları Bekliyordum.. Acaba Kime Yolucam
R
RedRock ⭐ 18y
#29
Bir Kitapımın Okuduğum Ve Derleyip Toparladığım Bir Çok Kaynaktan Aldığım Bİlgiyle Size Bir Dünya Klasiği Ve Hasılat Rekoru Kıran Çizgi Filmi Sunucağım;

SAVAŞ VE BARIŞ (TOLSTOY) ROMAN ÖZETİ

Eserin Adı: Savaş ve Barış
Yazarın Adı: Tolstoy
Kullanılan Baskı: Birinci baskı, İstanbul, Ağustos 2001. Mavi Yelken Yayınları.
Konusu: 1804’lerde başlayan bu olay Çar Rusya’sının Fransa ile olan savaşlarını ve devamında gelişen olayları anlatıyor.
Ana Fikri: Her zaman kalbimizden gelen ve doğru bulduğumuz sese uymalıyız, çünkü o ses hiçbir zaman yalan söylemez.
Türü: Savaş ve Barış, Rusya-Fransa savaşlarını konu edindiği için tarihî romandır.
Eser Adı ile Muhteva: “Savaş” Rusya ile Fransa arasında geçen mücadeleyi anlatırken, “Barış” ise romanda geçen aşkları anlatmaktadır.

Özet:
İhtiyar Prens Bezukof uzun zamandan beri hastadır ve ölümle pençeleşmektedir. Bütün çocukları onun öldüğünde mirası nasıl dağıtacağını merak ederler ve ihtiyar adam bütün parasını çok sevdiği oğlu Piyer’e bırakmıştır. Petersburg kibar alemin de pek saygın bir yere sahip olmayan Piyer şimdi el üzerinde tutuluyordu.
Fransa ile yapılacak savaş başlamak üzere idi ve hazırlıklar yapılıyordu. Bu savaşa Andre, Nikola, Denisof ve daha niceleri gidiyordu. Bütün alaylar hazırlandıktan sonra savaş başlar. Uzun uğraşlar sonucu Fransız orduları püskürtülür.
Petersburg kibar aleminin sayılı isimlerinden olan Prens Vasili, güzelliği ile tanınmış kızı Elen’i, zengin olması sebebiyle Piyer ile evlendirmek istiyordu. Bir balodaonları bir araya getiren Vasili daha sonra aralarından çekildi. İlk açılan Prenses Piyer’i öptü ve sonrasında evlendiler.
Fransız’lar bir daha taarruz edeceklerdi. Her şey Osterliç Savaşından bir gün önce hazırlandı. Savaş başladığından bir süre sonra Ruslar büyük kayıplar vermeye başlamışlardı. Sonunda Rusya yenildi, İmparator yaralanmış, Başkumandan vurulmuş, diğerleri ise kaçmışlardı. Prens Andre savaş alanında kalmıştı ve Fransızlar tarafından esir alınmıştı.
Piyer’in kulağına Dolokof’un Elen’i lekelediği gelmişti ve o zamandan beri canı çok sıkkındı. Sofrada hep birlikte oturuyorlarken Dolokof’un elinde bulunan kâğıdı istemiş ve Dolokof’da vermeyince Piyer ona bir düello teklif etmiş, bu düelloda onu yaralamıştı. Dolokof yerde yaralı yatarken onu Nikola almıştı. Bu olaydan sonra Piyer karısı Elen’i terk etti.
Andre’nin evine onun esir düştüğü haberi çoktan gelmişti ve oradakileri çok üzmüştü. Karısı Liza doğum dönemlerine giriyordu. Bir zaman sonra Liza’nın sancıları artmış ve doğurmasının vakti gelmişti. O anda içeriye Andre girdi. Fransızlar onu serbest bırakmışlardı. Liza’yı gördükten sonra dışarı çıkarıldı. Girdiğinde ise bir erkek çocuk dünyaya getirmiş olan Liza ölmüştü.
Çar ile Napolyon arasındaki bağ o kadar güçlenmişti ki artık savaş olmuyor, hatta bazı kesimler Çar’ın kız kardeşlerinin birinin Napolyon ile evleneceği söylentisi bile çıkmıştı.
Piyer Petersburg masonluğunun üyelerinden biri oldu. Mason olduktan sonra karısı Elen’in ondan af dileme niyetinde olduğunu öğrendi. Hatta bununla ilgili bir mason gelerek ona karısını kabul etmesi hakkında nasihatte bulur, eğer karısını kabul etmese bunun masonluğa uymayacağını da söyler. Piyer karşısında herkesin bir ağız birliği etmiş olduğunu anlar ve kabul eder.
Petersbug’da düzenlenen bir baloda Andre Nataşa’yı görür ve çok beğenir. Baloda onunla birkaç kere dans eder. Balodan sonra bile onu unutamamaktadır. Piyer’in cesaretlendirmeleri ile gidip açılmaya karar verir. Önce Nataşa’nın annesine konuyu açar, kadın kabul eder. Daha sonra gidip Nataşa’ya bu konuyu açtığında kız da havalara uçmuştur. Fakat arada tek bir sorun kalmıştır, o da Andre’nin babasının düğünü bir yıl sonra yapma isteğidir. Bu bir yıl boyunca Andre yurt dışında gezmeli ve dolaşmalıdır. Nataşa bu öneriyi kabul eder ve hep onu bekleyeceğini söyler. Andre gitmeden önce gizlice nişanlanırlar.
Andre gezide olduğu sırada Nataşa bir baloya katılır. Orada Prens Vasili’nin işe yaramaz oğlu Anatolu görür. Anatol Nataşa ile tanışmak isteğindedir. Anatol kız kardeşi Elen sayesinde Nataşa ile tanışır. Onunla uzun süre konuşur ve gelecek baloya davet eder. Nataşa konuşmadan sonra fazla ileri gittiğini düşünür ve pişman olur. Daha sonrasında davet edildiği baloya gider. Orada Anatol onu karşılar ve ona onu sevdiğini söyler. Nataşa ona nişanlı olduğunu söylediği halde adam aldırmaz. Nataşa bundan çok etkilenir ve onu sevmeye başlar. Balodan döndükten sonra olayı Sonya’ya anlatır. Sonya o adamdan kimseye hayır gelmeyeceğini, işe yaramazın teki olduğunu anlatmaya çalışsa da Nataşa onu dinlemez ve hatta ona karşı olan hakaretlerinden dolayı bozuşurlar. Sonya zamanla Nataşa’nın Anatol ile kaçma planları yaptığını anlar ve bu konuyu hemen Nataşa’nın amcasına açmaya karar verir. Gece Anatol’a Dolokof yardım ediyordu. Anatol kapıdan girip birkaç adım ilerledi. Fakat karşısına iri bir adam çıktı. Anatol kıvrak bir hareketle onun elinden kurtuldu. Nataşa, Piyer’den Anatol’un evli olduğunu duyunca bu ilişkiye son verdi ve Sonya ile konuşmaya başladılar.
Fransa-Rusya savaşı gene başlamıştı. Bu savaşa Nikola, Andre gibi eski askerlerin yanında yeni olan Piyer de katıldı. Savaşta Fransa ilerliyor ve Lisi-Gori’ye kadar gelmeye başlıyordu. Andre Mari’ye ve ihtiyar prense bir mektup göndererek hemen Moskova’ya gitmelerini söyler.
İhtiyar prens oradan ayrılmadan önce bir felç geçirir. Sağ tarafı tutmamaktadır. Mari hâlâ ona bakmaktadır.İhtiyar prens bu halde bazı şeylerin farkına varmaya başlar. Prenses Mari’ye çok çektirdiğini anlar, sürekli ondan özür diler. Doktor gelip onu muayene ediyordu ve bir gün onu yatağında ölü buldular.
Mari’nin Moskova’ya gitmesine mujikler engel oluyordu. Oradan geçerken bunu gören Nikola Mari’ye yardım ederek onun oradan kurtulmasını sağladı. O anda Mari ile Nikola arasında ilk elektriklenme gerçekleşti.
Fransız orduları Moskova’ya da yaklaşmaya başladılar. Kısa süre sonra Moskova’yı da aldılar. Herkes arabalarıyla gitmekteydi. Arkalarına baktıklarında ise Moskova yanıyordu.Andre bu savaşta çok ağır yaralanmıştı. Rostof ailesi de yüklerini arabalara yüklüyordu. Fakat daha sonra o yüklrin bir kısmını boşaltıp savaş yaralılarını almaya başladılar. Bir köyde mola verdiklerinde yaralılar boşaltıldı ve herkes dinlenmeye çıktı. Nataşa, yaralıların arasında Andre’nin de olduğunu duyunca gözüne uyku girmedi ve gidip ona baktı. Nataşa ondan yaptıklarından dolayı özür diledi ve ona onu sevdiğini söyledi. Andre’nin durumu çok ağırdı. Ateşi düşmüyordu.
Moskova’da kalan Piyer birisine yardım etmeye çalışırken, kendisinin kundakçı olduğunu sanan askerler onu tutuklarlar ve ceza evine koyarlar. Oradan bir grup ile birlikte çıkarılırlar ve bu gruptaki bir kaç insan kurşuna dizilir. Kendisinin kurtulduğuna şaşmaktadır.
Piyer’in karısı Elen anjin sebebiyle ölür. Yine aynı günlerde Nikola’ya bir mektup gelir ve bu Sonya’dandır. Sonya ona aşklarının artık sürmeyeceğini anlatır. Bu mektubu Nikola hemen Mari’ye götürür. Bu mektup sayesinde Nikola-Mari aşkı daha da alevlenir. Mari bundan sonra Andre’nin yanına gitmeye karar verir ve yanında küçük Nikolenka’yı da götürür. İki gün boyunca Andre’nin başından ayrılmadılar. İki gün sonra Andre öldü.
Fransa Moskova’yı ve diğer aldığı yerleri elde tutamadı ve büyük bir ger çekiliş başlar. Bu geri çekiliş esnasında Nataşa’nın henüz on altı yaşındaki kardeşi Petiya kaçanların peşinden kovalarken kafasına kurşun alarak öldü. Rostof’lar bunun acısını da yaşamak zorunda kaldılar.
Nataşa Andre ve Petiya’nın acısın unuttuktan sonra Piyer Mari’nin de yardımıyla Nataşa ile evlendi.
Nikola ile Mari yaklaşık Piyer’lerin evliliğinden bir veya iki yıl sonra evlendiler. Nikola babasının girdiği borçları ve zararların hepsini kapattı. Hem de Mari’nin hiçbir hissesini satmadan.
Nikola ile Mari’nin bir kızları olur. Nataşa ile Piyer’in ise üç kızları ve bir de erkek çocukları olur. Andre’nin oğlu Nikolenka ise Piyer’i babası olarak görüyor ve hep onu örnek alıyordu.


Olay Örgüsü:
- Piyer’in babasının hastalanıp ölmesi.
- Savaş hazırlıklarının yapılması ve savaşın başlaması.
- Piyer ile Elen’in evlenmesi.
- Andre’nin esir düşmesi.
- Piyer’in Dolokof ile düello yapması.
- Andre’nin dönüşü ve Liza’nın ölümü.
- Piyer’in Elen’i tekrar kabul etmesi
- Andre’nin Nataşa’ya aşık olması.
- Nataşa’nın Anatol’a aşık olması.
- Savaşın tekrar başlaması.
- Andre’nin tekrar ortaya çıkması.
- Piyer’in esir düşmesi.
- Andre’nin ölümü.
- Nataşa ile Piyer’in evliliği.
- Nikola ile Mari’nin evlenmesi.

Şahısların Değerlendirilmesi:
Piyer: İri yapılı, cesur bir adamdır, fakat biraz çekingendir. Babası Prens Bezukof’un nikahsız bir kadından olma çocuğudur. İlk olarak Elen’i sevmekteydi fakat daha sonra Nataşa’ya değişik duygular hissetmeye başlamıştır. Fakat Andre’den dolayı ona açılamamaktadır. Karısının ölümünden sonra ona daha da aşık olmaya başlamıştır.Andre öldüğünde evlenmişlerdir.
Andre: Kısa boylu cesur ve akıllı bir askerdir. Prenses Liza ile evlidir. Karısı doğururken öldükten sonra Nataşa’ya açılmaya karar vermiştir. Son savaşta ağır yaralanması sebebiyle hayatını kaybetmiştir. Arkasında yetim bir çocuk bırakmıştır. Piyer’in iyi bir dostudur.
Nikola: Çok büyük bir vatanseverdir. Ailesine çok düşkün, hep onların dediğinin olmasını isteyen bir karakterdir. Hatta bu sebepten dolayı, biraz da çıkan aksiliklerden dolayı sevdiği kızı, Sonya’yı terk etmiştir. Daha sonra gölünü Prenses Mari’ye kaptırıp onunla evlenmiştir.Savaşa askerlik yapmaya gitmiştir.
Nataşa: Yaşadıklarından çok çabuk etkilenen bir kızdır. Aşk bakımından kararları çok değişmektedir. Önce Boris’e gönlünü kaptırır, daha sonra Andre’ye, sonrasında Anatol’a ve sonra tekrar Andre’ye dönmüştü, fakat Andre aynı günlerde ölür. Bunun etkisini üzerinden attığında Piyer’le evlenmiş ve mutlu bir yaşam sürmüşler.
Sonya: Fakir ama çok güzel bir kızdır. Kuzeni Nikola’yı sevmektedir ve aşkı karşılıksız değildir, fakat bir süre sonra ona bir mektup yazarak ayrılmıştır. Nikola, Mari ile evlendiğinde Mari’den nefret etmeye başlmıştır.
Mari: Biraz çirkindir, fakat vefalı bir insandır. Babasının ona o kadar çektirmesine rağmen onu ölümüne kadar yalnız bırakmamıştır. Nikola’yı sevmektedir.
Elen: Çok güzel, fakat az huysuzdur. Erkeklerin hepsi ona hayrandır. O yaşadığı yanlış bir şeyden dolayı Piyer’le kısa süreliğine bozuşur. Daha sonrasında anjinden ölür.
Liza: Andre’nin eşidir ve ona çok bağlıdır. Çok güzel bir kadındır ve bir o kadar da güzel huyludur. Doğum yaparken ölmektedir.
Denisof: Oldukça cana yakın ve samimi bir insandır. Nataşa’yı sevmektedir, fakat Nataşa ona yüz vermeyince vazgeçer.
Dolokof: Denisof’un tam tersine bir adamdır. Bir zamanlar Piyer’in arkadaşı idi, fakat Piyer’in karısı Elen’i lekelemesi sebebiyle Piyer onu arkadaşlıktan siler. Daha sonra Sonya’ya bir evlilik teklifinde bulunur fakat Sonya onu kabul etmeyince vazgeçer.

Zaman:
Bu olay 1804’lerde başlamıştır. Fransa-Rusya savaşları dönemini anlatmaktadır.
Mekân:
Olayın geçtiği veya söz edilen belirli bir yer yoktur; birkaç yer mevcuttur. Bunlar Lisi-Gori, Moskova ve St. Petersburg’dur.
Dil, Üslûp ve Anlatım: Yazar akıcı ve sade bir dil kullanmıştır. Bu doğrultuda anlatımda açık ve akıcıdır. Yer yer süslü anlatımlara yer verilmiştir. Fakat geneli sade bir şekilde yazılmıştır.






http://www.kenthaber.com/Resimler/2007/10/16/00255321.jpg" alt="" loading="lazy">


ABD'de 30 Nisan 2003'te gösterime giren "Kayıp Balık Nemo", ilk üç günde 70 milyon Dolar hâsılat yaparak, o zamana dek bir canlandırma filmi için en iyi açılış rekorunu kırmıştı. Eylül 2003'te ABD ve Kanada'da piyasaya verilen DVD'si de 28 milyon kopya satarak bir başka rekor getirdi. Ünlü animasyon stüdyosu Pixar'ın 5. filmi olan "Kayıp Balık Nemo", 2004'te En İyi Canlandırma (animasyon) filmi Oscar'ını da kazanmıştı. Burada aile, baba oğul ilişkisi, arkadaşlık, fedakarlık ve yiğitlik gibi geniş kesimlerin çok sevdiği temaları ilgi çekici bir öyküyle ele alan bir senaryonun, işini iyi bilen bir ekip tarafından ustalıkla filme alınmış olduğunu görmekteyiz.

Konusu:
Bir palyaço balığı olan Marlin, belki de karısının zamansız ölümü nedeniyle küçük oğlu Nemo için fazla kaygılanmaktadır. Ancak Nemo'nun da kendi başına hareket etmesi gerektiği zamanlar gelir çatar. Deniz altı dünyasının okuluna gidip, eğitim görmek zorundadır. Nemo bu okula giderken Marlin'in korktuğu başına gelir ve oğlu kaybolur. Film Marlin'in oğlunu bulmak için harcadığı çabaları ve Nemo'nun da geri dönmek için verdiği büyük mücadeleyi anlatıyor. Filmde, çok güçlü bilgisayarların yardımıyla gerçek ve sayısal görüntüler kaynaştırılarak, insanlar gibi davranan ve konuşan tüm deniz altı canlıları inandırıcı bir şekilde canlandırılmış. "Kayıp Balık Nemo", Pixar'ın "Oyuncak Hikayesi" (Toy Story, 1995 ve 1999) ve Sevimli Canavarlar"dan (Monster Inc, 2001) sonra canlandırma sineması tarihinde başarılı bir adım sayılan üçüncü filmleri oldu.




Evet Bazı Kişiler Altın Dicek Bu Altıntı Değil Yararlandığım Kaynakları Bir Araya Getirmemle Oluşmuş Farklı bir anlatım Biçimidir.
M
Meddah ⭐ 18y
#30
En son Patry Francis´in yazmış olduğu Yalancının Günlüğü adlı eseri okudum.

YALANCININ GÜNLÜĞÜ


Eserdeki Önemli Kişiler:
Jeanne: Ana karakter.
Dr. Cross: Jeanne´nin eşi, aynı zamanda psikolog.
John (ismi buna yakın bir şeydi, tam olarak aklımda değil): Jeanne ve Dr. Cross´un oğlu.
Alice: Jeanne'nin en yakın arkadaşı ve onun çalıştığı okuldaki müzik öğretmeni.
Mather: Jeanne ve Alice ile aynı okulda öğretmen.



Eserin Konusu:
Anne ve babasını küçükken kaybetmiş olan Jeanne (Patry Francis), yalanlarla dolu olan hayatını anlatıyor..


Eserin Özeti:
Jeanne bir lisede sekreterlik yapmaktadır. Kendi halinda, sorumluluk sahibi bir annedir taa ki çalıştığı okula Alice adında bir müzik öğretmeninin tayini çıkana kadar.. Alice çok güzel, entel bir kişidir. Fakat içinin kötülüğü dış güzelliğini de kapamıştır. İlk görüşte herkes onun tehlikeli bir insan olduğunu anlamıştır. Okulun başlarında kimseyle konuşmamıştır bile. Sonrasında da Jeanne ile Ali çok yakın 2 arkadaş olmuştur.

Alice çok tuhaf bir insandır, birden fazla erkekle flört etmektedir. Hatta okullarında Mather adında bir öğretmen ile de ilişki yaşamıştır fakat sadece gönül eğlendirme amaçlı.. Alice, Mather ile olan ilişkisini bitirdikten sonra Mather karısını ve çocuklarını terketmiştir. Aradan 2 ay sonra da bir intahar odasında ölü olarak bulunmuştur.

Dr. Cross karısının Alice olan arkadaşlığını onaylamamaktadır. Çünkü Alice ile tanıştıktan sonra Jeanne´nin hayatında gözle görülür değişiklikle meydana gelmiştir. Eşi ve oğluyla ilgilenmemekte bağımsız bir şekilde yaşamaktadır. Çünkü onun hayatını bu yöne getiren bir arkadaşa sahiptir.

John henüz 17 yaşında bir lise öğrencisidir. O da babası Dr. Cross gibi annesinin Alice olan arkadaşlığını onaylamamaktadır. Alice´nin evde olmadığı zamanlarda John sık sık Alice´nin evinin tahta kapısından girerek onun evinde bir şeyler aramaktadır. Çünkü onun sağlam bir insan olmadığını herkes gibi o da bilmektedir. Annesi Alice ile arkadaş olduktan sonra oğlu ile hiç ilgilenmemektedir. Bu da şüphesiz John´u rahatsız etmektedir.

Jeanne de Alice ile arkadaşlığının bu durumda (yakın) oldukları için pişmandır. Çünkü Alice ile tanıştıktan sonra kendi hayatında bir şeylerin ters gittiğini o da anlamaktadır. Alice onun hep kafasını karıştırıyordur. Alice´nin yalanlarını hep dinler, onları kabullenmektedir. Zamanla kendisi de eşine yalan söylemeye başlar. Oğlundan bir şey saklamamaktadır.

Hiç kimse hayatından mutlu değildir..

John, annesinin Alice olan arkadaşlığından artık nefret etmektedir. Bir gün bıçağıyla Alice´nin evine gider ve onu öldürmek istemektedir ve de bunu başarmıştır. Alice´yi öldürdükten sonra kullandığı bıçağı evde unutmuştur. Alice´nin evini bilen ve ondan nefret edenlerin kim olduğu az çok bilinmektedir. Polis, Dr. Cross, John´dan ya da Alice´nin eski erkek arkadaşından şüphelenmektedir. Fakat inceleme ekibi Alice´nin üzerindeki bıçağı işlerine yarayacakları düşüncesiyle alırlar. Dr. Cross oğlunun o bıçağa sahip olduğunu bir görüşmede dile getirmiştir, sonucunda da John bir ömür boyu hapis cezası almıştır..

Yalanlarla dolu bir aile, yalanlarla dolu bir hayat ve yalanların bir araya getirdiği insanlar.. Sonuçta çok doğal olsa gerek..

M
Meddah ⭐ 18y
#31
Hepinize kolay gelsin,cevabı bekliyorum. =)
T
Tykre ⭐ 18y
#32
Zuhaha.
Berk şaka mısın xd
C
Contes ⭐ 18y
#33
zBK981273JN032_250.jpg

Adnan Binyazar ın Masalını Yitiren Dev Adlı Kitabı

Kitabın Konusu 14 Yaşında İlkokula Gidebilen vede Yoksulluk İçinde Geçen Bir Çocukluğu ve hayata karşı dişe diş verdiği Duygusallığa ve abartıya yer kaybolan Çocukluğunu sokaklarda kalışı, pazarlarda hamallık, fabrikalarda işçilik dönemi, öldüresiye döven ustasının yaşattığı Acıları Ele Alıyor.

Aynı Zamanda ;
Binyazar, Ağın-Diyarbakır,Elazığ,İstanbul ekseninde geçen çocukluk yıllarını kaleme alırken o yılların Türkiyesi'ne ve yaşam biçimlerini de Anlatır.

&

Diyarbakır'da bir genelevin bitişiğindeki bir avluda birlikte yaşadığı Haco Bibi, Möho, Zeko Bibi, Valentino, Leylo... birer roman kahramanı gibi Gözünün Önünde Canlanıyor


Adnan Binyazarın Kitabın Adını "Masalını Yitiren Dev" olarak Seçmesi ise Çocukluğun Bir Dev Masalı Olduğunu Belirtiyor...

Bu kitabı Şahsen Ben Okudum Gerçekten Çok Güzel Bir Kitap Aynı Zamanda Çok da Ders verici Kitap'dır Şiddet İle Bu Kitabı Okumanızı İsterim 😉
Dosyalar (1)
S
#34
beyler yazdığınız yazılar kısa ve öz olsun

dolu dolu yazmak okuyucuyu sıkar ve sizede hiç birşey kazandırmaz 😉
M
Meddah ⭐ 18y
#35
beyler yazdığınız yazılar kısa ve öz olsun

dolu dolu yazmak okuyucuyu sıkar ve sizede hiç birşey kazandırmaz ;)

Bir kitabın özetini kısa biçimde çıkaramazsın arkadaşım.Öz olsun diye 3-4 cümlede yazacak değilsin. 😉 Özet işte, internette gerekli kitap inceleme konularına bakarsan anlarsın zaten.

Not: Şimdi belki diyeceksin sana demedim diye ama çoğul ekini kullandığın için ister istemez üstüme alındım. =)
S
#36
beyler yazdığınız yazılar kısa ve öz olsun

dolu dolu yazmak okuyucuyu sıkar ve sizede hiç birşey kazandırmaz ;)

Bir kitabın özetini kısa biçimde çıkaramazsın arkadaşım.Öz olsun diye 3-4 cümlede yazacak değilsin. 😉 Özet işte, internette gerekli kitap inceleme konularına bakarsan anlarsın zaten.

Not: Şimdi belki diyeceksin sana demedim diye ama çoğul ekini kullandığın için ister istemez üstüme alındım. =)

Bir Kitapımın Okuduğum Ve Derleyip Toparladığım Bir Çok Kaynaktan Aldığım Bİlgiyle Size Bir Dünya Klasiği Ve Hasılat Rekoru Kıran Çizgi Filmi Sunucağım;

SAVAŞ VE BARIŞ (TOLSTOY) ROMAN ÖZETİ

Eserin Adı: Savaş ve Barış
Yazarın Adı: Tolstoy
Kullanılan Baskı: Birinci baskı, İstanbul, Ağustos 2001. Mavi Yelken Yayınları.
Konusu: 1804’lerde başlayan bu olay Çar Rusya’sının Fransa ile olan savaşlarını ve devamında gelişen olayları anlatıyor.
Ana Fikri: Her zaman kalbimizden gelen ve doğru bulduğumuz sese uymalıyız, çünkü o ses hiçbir zaman yalan söylemez.
Türü: Savaş ve Barış, Rusya-Fransa savaşlarını konu edindiği için tarihî romandır.
Eser Adı ile Muhteva: “Savaş” Rusya ile Fransa arasında geçen mücadeleyi anlatırken, “Barış” ise romanda geçen aşkları anlatmaktadır.

Özet:
İhtiyar Prens Bezukof uzun zamandan beri hastadır ve ölümle pençeleşmektedir. Bütün çocukları onun öldüğünde mirası nasıl dağıtacağını merak ederler ve ihtiyar adam bütün parasını çok sevdiği oğlu Piyer’e bırakmıştır. Petersburg kibar alemin de pek saygın bir yere sahip olmayan Piyer şimdi el üzerinde tutuluyordu.
Fransa ile yapılacak savaş başlamak üzere idi ve hazırlıklar yapılıyordu. Bu savaşa Andre, Nikola, Denisof ve daha niceleri gidiyordu. Bütün alaylar hazırlandıktan sonra savaş başlar. Uzun uğraşlar sonucu Fransız orduları püskürtülür.
Petersburg kibar aleminin sayılı isimlerinden olan Prens Vasili, güzelliği ile tanınmış kızı Elen’i, zengin olması sebebiyle Piyer ile evlendirmek istiyordu. Bir balodaonları bir araya getiren Vasili daha sonra aralarından çekildi. İlk açılan Prenses Piyer’i öptü ve sonrasında evlendiler.
Fransız’lar bir daha taarruz edeceklerdi. Her şey Osterliç Savaşından bir gün önce hazırlandı. Savaş başladığından bir süre sonra Ruslar büyük kayıplar vermeye başlamışlardı. Sonunda Rusya yenildi, İmparator yaralanmış, Başkumandan vurulmuş, diğerleri ise kaçmışlardı. Prens Andre savaş alanında kalmıştı ve Fransızlar tarafından esir alınmıştı.
Piyer’in kulağına Dolokof’un Elen’i lekelediği gelmişti ve o zamandan beri canı çok sıkkındı. Sofrada hep birlikte oturuyorlarken Dolokof’un elinde bulunan kâğıdı istemiş ve Dolokof’da vermeyince Piyer ona bir düello teklif etmiş, bu düelloda onu yaralamıştı. Dolokof yerde yaralı yatarken onu Nikola almıştı. Bu olaydan sonra Piyer karısı Elen’i terk etti.
Andre’nin evine onun esir düştüğü haberi çoktan gelmişti ve oradakileri çok üzmüştü. Karısı Liza doğum dönemlerine giriyordu. Bir zaman sonra Liza’nın sancıları artmış ve doğurmasının vakti gelmişti. O anda içeriye Andre girdi. Fransızlar onu serbest bırakmışlardı. Liza’yı gördükten sonra dışarı çıkarıldı. Girdiğinde ise bir erkek çocuk dünyaya getirmiş olan Liza ölmüştü.
Çar ile Napolyon arasındaki bağ o kadar güçlenmişti ki artık savaş olmuyor, hatta bazı kesimler Çar’ın kız kardeşlerinin birinin Napolyon ile evleneceği söylentisi bile çıkmıştı.
Piyer Petersburg masonluğunun üyelerinden biri oldu. Mason olduktan sonra karısı Elen’in ondan af dileme niyetinde olduğunu öğrendi. Hatta bununla ilgili bir mason gelerek ona karısını kabul etmesi hakkında nasihatte bulur, eğer karısını kabul etmese bunun masonluğa uymayacağını da söyler. Piyer karşısında herkesin bir ağız birliği etmiş olduğunu anlar ve kabul eder.
Petersbug’da düzenlenen bir baloda Andre Nataşa’yı görür ve çok beğenir. Baloda onunla birkaç kere dans eder. Balodan sonra bile onu unutamamaktadır. Piyer’in cesaretlendirmeleri ile gidip açılmaya karar verir. Önce Nataşa’nın annesine konuyu açar, kadın kabul eder. Daha sonra gidip Nataşa’ya bu konuyu açtığında kız da havalara uçmuştur. Fakat arada tek bir sorun kalmıştır, o da Andre’nin babasının düğünü bir yıl sonra yapma isteğidir. Bu bir yıl boyunca Andre yurt dışında gezmeli ve dolaşmalıdır. Nataşa bu öneriyi kabul eder ve hep onu bekleyeceğini söyler. Andre gitmeden önce gizlice nişanlanırlar.
Andre gezide olduğu sırada Nataşa bir baloya katılır. Orada Prens Vasili’nin işe yaramaz oğlu Anatolu görür. Anatol Nataşa ile tanışmak isteğindedir. Anatol kız kardeşi Elen sayesinde Nataşa ile tanışır. Onunla uzun süre konuşur ve gelecek baloya davet eder. Nataşa konuşmadan sonra fazla ileri gittiğini düşünür ve pişman olur. Daha sonrasında davet edildiği baloya gider. Orada Anatol onu karşılar ve ona onu sevdiğini söyler. Nataşa ona nişanlı olduğunu söylediği halde adam aldırmaz. Nataşa bundan çok etkilenir ve onu sevmeye başlar. Balodan döndükten sonra olayı Sonya’ya anlatır. Sonya o adamdan kimseye hayır gelmeyeceğini, işe yaramazın teki olduğunu anlatmaya çalışsa da Nataşa onu dinlemez ve hatta ona karşı olan hakaretlerinden dolayı bozuşurlar. Sonya zamanla Nataşa’nın Anatol ile kaçma planları yaptığını anlar ve bu konuyu hemen Nataşa’nın amcasına açmaya karar verir. Gece Anatol’a Dolokof yardım ediyordu. Anatol kapıdan girip birkaç adım ilerledi. Fakat karşısına iri bir adam çıktı. Anatol kıvrak bir hareketle onun elinden kurtuldu. Nataşa, Piyer’den Anatol’un evli olduğunu duyunca bu ilişkiye son verdi ve Sonya ile konuşmaya başladılar.
Fransa-Rusya savaşı gene başlamıştı. Bu savaşa Nikola, Andre gibi eski askerlerin yanında yeni olan Piyer de katıldı. Savaşta Fransa ilerliyor ve Lisi-Gori’ye kadar gelmeye başlıyordu. Andre Mari’ye ve ihtiyar prense bir mektup göndererek hemen Moskova’ya gitmelerini söyler.
İhtiyar prens oradan ayrılmadan önce bir felç geçirir. Sağ tarafı tutmamaktadır. Mari hâlâ ona bakmaktadır.İhtiyar prens bu halde bazı şeylerin farkına varmaya başlar. Prenses Mari’ye çok çektirdiğini anlar, sürekli ondan özür diler. Doktor gelip onu muayene ediyordu ve bir gün onu yatağında ölü buldular.
Mari’nin Moskova’ya gitmesine mujikler engel oluyordu. Oradan geçerken bunu gören Nikola Mari’ye yardım ederek onun oradan kurtulmasını sağladı. O anda Mari ile Nikola arasında ilk elektriklenme gerçekleşti.
Fransız orduları Moskova’ya da yaklaşmaya başladılar. Kısa süre sonra Moskova’yı da aldılar. Herkes arabalarıyla gitmekteydi. Arkalarına baktıklarında ise Moskova yanıyordu.Andre bu savaşta çok ağır yaralanmıştı. Rostof ailesi de yüklerini arabalara yüklüyordu. Fakat daha sonra o yüklrin bir kısmını boşaltıp savaş yaralılarını almaya başladılar. Bir köyde mola verdiklerinde yaralılar boşaltıldı ve herkes dinlenmeye çıktı. Nataşa, yaralıların arasında Andre’nin de olduğunu duyunca gözüne uyku girmedi ve gidip ona baktı. Nataşa ondan yaptıklarından dolayı özür diledi ve ona onu sevdiğini söyledi. Andre’nin durumu çok ağırdı. Ateşi düşmüyordu.
Moskova’da kalan Piyer birisine yardım etmeye çalışırken, kendisinin kundakçı olduğunu sanan askerler onu tutuklarlar ve ceza evine koyarlar. Oradan bir grup ile birlikte çıkarılırlar ve bu gruptaki bir kaç insan kurşuna dizilir. Kendisinin kurtulduğuna şaşmaktadır.
Piyer’in karısı Elen anjin sebebiyle ölür. Yine aynı günlerde Nikola’ya bir mektup gelir ve bu Sonya’dandır. Sonya ona aşklarının artık sürmeyeceğini anlatır. Bu mektubu Nikola hemen Mari’ye götürür. Bu mektup sayesinde Nikola-Mari aşkı daha da alevlenir. Mari bundan sonra Andre’nin yanına gitmeye karar verir ve yanında küçük Nikolenka’yı da götürür. İki gün boyunca Andre’nin başından ayrılmadılar. İki gün sonra Andre öldü.
Fransa Moskova’yı ve diğer aldığı yerleri elde tutamadı ve büyük bir ger çekiliş başlar. Bu geri çekiliş esnasında Nataşa’nın henüz on altı yaşındaki kardeşi Petiya kaçanların peşinden kovalarken kafasına kurşun alarak öldü. Rostof’lar bunun acısını da yaşamak zorunda kaldılar.
Nataşa Andre ve Petiya’nın acısın unuttuktan sonra Piyer Mari’nin de yardımıyla Nataşa ile evlendi.
Nikola ile Mari yaklaşık Piyer’lerin evliliğinden bir veya iki yıl sonra evlendiler. Nikola babasının girdiği borçları ve zararların hepsini kapattı. Hem de Mari’nin hiçbir hissesini satmadan.
Nikola ile Mari’nin bir kızları olur. Nataşa ile Piyer’in ise üç kızları ve bir de erkek çocukları olur. Andre’nin oğlu Nikolenka ise Piyer’i babası olarak görüyor ve hep onu örnek alıyordu.


Olay Örgüsü:
- Piyer’in babasının hastalanıp ölmesi.
- Savaş hazırlıklarının yapılması ve savaşın başlaması.
- Piyer ile Elen’in evlenmesi.
- Andre’nin esir düşmesi.
- Piyer’in Dolokof ile düello yapması.
- Andre’nin dönüşü ve Liza’nın ölümü.
- Piyer’in Elen’i tekrar kabul etmesi
- Andre’nin Nataşa’ya aşık olması.
- Nataşa’nın Anatol’a aşık olması.
- Savaşın tekrar başlaması.
- Andre’nin tekrar ortaya çıkması.
- Piyer’in esir düşmesi.
- Andre’nin ölümü.
- Nataşa ile Piyer’in evliliği.
- Nikola ile Mari’nin evlenmesi.

Şahısların Değerlendirilmesi:
Piyer: İri yapılı, cesur bir adamdır, fakat biraz çekingendir. Babası Prens Bezukof’un nikahsız bir kadından olma çocuğudur. İlk olarak Elen’i sevmekteydi fakat daha sonra Nataşa’ya değişik duygular hissetmeye başlamıştır. Fakat Andre’den dolayı ona açılamamaktadır. Karısının ölümünden sonra ona daha da aşık olmaya başlamıştır.Andre öldüğünde evlenmişlerdir.
Andre: Kısa boylu cesur ve akıllı bir askerdir. Prenses Liza ile evlidir. Karısı doğururken öldükten sonra Nataşa’ya açılmaya karar vermiştir. Son savaşta ağır yaralanması sebebiyle hayatını kaybetmiştir. Arkasında yetim bir çocuk bırakmıştır. Piyer’in iyi bir dostudur.
Nikola: Çok büyük bir vatanseverdir. Ailesine çok düşkün, hep onların dediğinin olmasını isteyen bir karakterdir. Hatta bu sebepten dolayı, biraz da çıkan aksiliklerden dolayı sevdiği kızı, Sonya’yı terk etmiştir. Daha sonra gölünü Prenses Mari’ye kaptırıp onunla evlenmiştir.Savaşa askerlik yapmaya gitmiştir.
Nataşa: Yaşadıklarından çok çabuk etkilenen bir kızdır. Aşk bakımından kararları çok değişmektedir. Önce Boris’e gönlünü kaptırır, daha sonra Andre’ye, sonrasında Anatol’a ve sonra tekrar Andre’ye dönmüştü, fakat Andre aynı günlerde ölür. Bunun etkisini üzerinden attığında Piyer’le evlenmiş ve mutlu bir yaşam sürmüşler.
Sonya: Fakir ama çok güzel bir kızdır. Kuzeni Nikola’yı sevmektedir ve aşkı karşılıksız değildir, fakat bir süre sonra ona bir mektup yazarak ayrılmıştır. Nikola, Mari ile evlendiğinde Mari’den nefret etmeye başlmıştır.
Mari: Biraz çirkindir, fakat vefalı bir insandır. Babasının ona o kadar çektirmesine rağmen onu ölümüne kadar yalnız bırakmamıştır. Nikola’yı sevmektedir.
Elen: Çok güzel, fakat az huysuzdur. Erkeklerin hepsi ona hayrandır. O yaşadığı yanlış bir şeyden dolayı Piyer’le kısa süreliğine bozuşur. Daha sonrasında anjinden ölür.
Liza: Andre’nin eşidir ve ona çok bağlıdır. Çok güzel bir kadındır ve bir o kadar da güzel huyludur. Doğum yaparken ölmektedir.
Denisof: Oldukça cana yakın ve samimi bir insandır. Nataşa’yı sevmektedir, fakat Nataşa ona yüz vermeyince vazgeçer.
Dolokof: Denisof’un tam tersine bir adamdır. Bir zamanlar Piyer’in arkadaşı idi, fakat Piyer’in karısı Elen’i lekelemesi sebebiyle Piyer onu arkadaşlıktan siler. Daha sonra Sonya’ya bir evlilik teklifinde bulunur fakat Sonya onu kabul etmeyince vazgeçer.

Zaman:
Bu olay 1804’lerde başlamıştır. Fransa-Rusya savaşları dönemini anlatmaktadır.
Mekân:
Olayın geçtiği veya söz edilen belirli bir yer yoktur; birkaç yer mevcuttur. Bunlar Lisi-Gori, Moskova ve St. Petersburg’dur.
Dil, Üslûp ve Anlatım: Yazar akıcı ve sade bir dil kullanmıştır. Bu doğrultuda anlatımda açık ve akıcıdır. Yer yer süslü anlatımlara yer verilmiştir. Fakat geneli sade bir şekilde yazılmıştır.






http://www.kenthaber.com/Resimler/2007/10/16/00255321.jpg" alt="" loading="lazy">


ABD'de 30 Nisan 2003'te gösterime giren "Kayıp Balık Nemo", ilk üç günde 70 milyon Dolar hâsılat yaparak, o zamana dek bir canlandırma filmi için en iyi açılış rekorunu kırmıştı. Eylül 2003'te ABD ve Kanada'da piyasaya verilen DVD'si de 28 milyon kopya satarak bir başka rekor getirdi. Ünlü animasyon stüdyosu Pixar'ın 5. filmi olan "Kayıp Balık Nemo", 2004'te En İyi Canlandırma (animasyon) filmi Oscar'ını da kazanmıştı. Burada aile, baba oğul ilişkisi, arkadaşlık, fedakarlık ve yiğitlik gibi geniş kesimlerin çok sevdiği temaları ilgi çekici bir öyküyle ele alan bir senaryonun, işini iyi bilen bir ekip tarafından ustalıkla filme alınmış olduğunu görmekteyiz.

Konusu:
Bir palyaço balığı olan Marlin, belki de karısının zamansız ölümü nedeniyle küçük oğlu Nemo için fazla kaygılanmaktadır. Ancak Nemo'nun da kendi başına hareket etmesi gerektiği zamanlar gelir çatar. Deniz altı dünyasının okuluna gidip, eğitim görmek zorundadır. Nemo bu okula giderken Marlin'in korktuğu başına gelir ve oğlu kaybolur. Film Marlin'in oğlunu bulmak için harcadığı çabaları ve Nemo'nun da geri dönmek için verdiği büyük mücadeleyi anlatıyor. Filmde, çok güçlü bilgisayarların yardımıyla gerçek ve sayısal görüntüler kaynaştırılarak, insanlar gibi davranan ve konuşan tüm deniz altı canlıları inandırıcı bir şekilde canlandırılmış. "Kayıp Balık Nemo", Pixar'ın "Oyuncak Hikayesi" (Toy Story, 1995 ve 1999) ve Sevimli Canavarlar"dan (Monster Inc, 2001) sonra canlandırma sineması tarihinde başarılı bir adım sayılan üçüncü filmleri oldu.




Evet Bazı Kişiler Altın Dicek Bu Altıntı Değil Yararlandığım Kaynakları Bir Araya Getirmemle Oluşmuş Farklı bir anlatım Biçimidir.


🙄
M
Meddah ⭐ 18y
#38
Ah etmem çünkü ahımı çeken baş benim.Sözümden geçmem çünkü sonu belli.Hislerimi yaşarım çünkü tutkularım deli.Düşünerek hareket ederim çünkü, sezgilerim fevri.Hayatta emelimi çizerim çünkü yaşam tarzım belli.Az konuşurum cünkü tarzım, farkım belli. ☕ Sözlük yazarıyım çünkü kalitem belli. 😎
Majestic
Herkese başarılar. 🕵️

Teşekkürler. Ayrıca yazın çok güzel olmuş.
C
Contes ⭐ 18y
#39
Ah etmem çünkü ahımı çeken baş benim.Sözümden geçmem çünkü sonu belli.Hislerimi yaşarım çünkü tutkularım deli.Düşünerek hareket ederim çünkü, sezgilerim fevri.Hayatta emelimi çizerim çünkü yaşam tarzım belli.Az konuşurum cünkü tarzım, farkım belli. ☕ Sözlük yazarıyım çünkü kalitem belli. 😎
Majestic
Herkese başarılar. 🕵️

Mükemmel 4 Lük Haline Getirebilisen Bir Kafiye düzenine Bakabiliriz 🎭

Ps:4 lük yada 2 lük yada 3 lük Halinede Getirebilirsin 😁
L
LetheTR ⭐ 18y
#40
abi benim yazıma bir bakarmınız ne sorun var

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş Yap
Paylaş: