İSTANBUL - Maceraya Hazır Mısın?
Türk Telekom yakın bir tarihde Sobee oyun şirketini satın alarak yeni projelere adım atmaya başladır.. İstanbul Online ' da dev 3 şirket yer alacak ; Türk Telekom,Mynet,Sobee
Kod adı "İstanbul" olan Türkiye'nin ilk 3B MMOG oyunu, oyuncuları macera dolu sanal bir İstanbul'a sürükleyecek.
İlk etapta Eminönü'nün tarihi ortamında başlayacak olan bu macera, zaman içinde İstanbul'un diğer mekanlarına da taşacak.
Not : Çıkış tarihi belli değildir sadece '' Yakında '' olarak belirtilmiştir.
Kör adamın gördükleri...
Demek afeti ve getirdiklerini soruyorsun bana genç kişi. Dinle öyleyse, sana en başından anlatayım ortak kaderimizi.
1956 yılının 25 Aralık 'ında dünyanın yörüngesi güneş sistemi dışından gelen bir asteroit kümesiyle kesişti. Dünyanın her yanında büyük bir yıkım gerçekleşti. Sadece gökyüzünde asılı kalan toz bulutları bile milyonlarca insanın ölümü için yeterliydi. Fakat meteorların ortaya çıkardığı tek gerçek yıkım ve ölüm olmamıştı.
Asıl açığa çıkanın yüz binlerce yıldır yer kabuğunu bizlerle paylaşmış, kimilerinin "canavarlar", kimilerininse "saklı türler" olarak adlandırdığı, arzın bilinmeyen derinliklerindeki komşularımız olduğunu öğrendik. Çok sıra dışı tesadüfler sonucu kimi insanlarla karşılaşmış ve masal diye adlandırdığımız hikayelere konu olmuş varlıklar...
Afetten birkaç yıl sonra, daha insanlık kozmik yıkımın yaralarını yeni sarmaya başlamışken, meteorların açtığı derin yarıklardan yollarını buldular yeryüzünün yabancı ortamına. İlk kim saldırdı bilmiyorum ama bildiğim bir şey var ki o da hiçbir şeyin bir daha eskisi gibi olamayacağıdır.
5 milyar yaşındaki yerkürenin üzerinde yalnızca birkaç yüz bin yıldır varolan bizlerin daha öğrenecek çok şeyi olduğu bir gerçekti. Element büyüsünü ilk kullanabilen insan, "saklı türler" 'den elde edilmiş bir kitabı deşifre edebilmiş yaşlı bir dil bilimciydi. Bugünün madde büyücüleri halen kitaplarının kapaklarına onun adının baş harflerini işlerler.
Ruh büyücülerinin varlığı ise "saklı türler" den kimileriyle kurdukları bağlantı sonucu ruhun ve doğanın güçlerini harmanlamayı öğrenmiş küçük bir Mevlevi toplulukla başladı.
Eski usuller ile birlikte yeni keşfedilmiş güçlerin de kullanıldığı amansız bir savaş açıldı dünyanın dört bir yanında "saklı türler" 'e karşı.
Nerdeyse yarım asırdır izliyorum bu savaşı ve çok şey gördü bu artık görmeyen gözlerim. Bir büyücünün sözüyle harekete geçip eti kavuran yıldırımları, bir şifacının dileğiyle canlanıp düşmanlarını sarmalayan zehirli sarmaşıkları, korkusuz bir savaşçının çığlığıyla düşmanlarının dizlerinin titrediğini gördüm...
Sayısız ölüm gördüm. Bunlar kimine keder getirdi, kimineyse yaşama sebebi ve insanoğlu her zaman yaptığı gibi yeni dünyaya uyum sağladı.
Fakat afetten sonra bile kişinin unutmadığı tek bir şey var ki o da insanın insana kıymasıdır. "Güneşin Öncüleri" ve "Arzın çocukları" işte bu anıların ürünüdür.
"Güneşin Öncüleri" arzı tüm "canavarlar" dan arındırmaya ve bir gün güneşli mavi gökyüzünü geri getirmeye kanı üzerine ant içmiş yaygın bir topluluktu. Ne zamanki insanlar "saklı türler" in arasında da iyiliğin yaşadığını ve "Güneşin Öncüleri" 'nin ise herhangi bir ayrım yapmadığını fark ettiler, işte o zaman bu keskin yolu sorgulayanlar çıkmaya başladı. Kendilerine basitçe "Arzın Çocukları" diyerek, uyum olduktan sonra "saklı türler" in de dünya üzerinde insanlar kadar söz hakkının olduğuna ve asıl bu şekilde şerrin yok edilebileceğine inanan bir topluluk daha yayılmaya başladı.
İnsanlık tarihi böylesine zıt görüşleri hiçbir zaman hoş görmemiştir ne yazık ki. İki topluluk arasındaki kanlı savaş bir on yıldır devam ediyor dünyanın birçok yerinde ve daha da devam edecek gibi görünüyor.
Bense insanın insana kıymaya tekrar başladığı gün kapadım gözlerimi ışığa.
Şimdi sen söyle genç kişi... Bir zamanlar bir tablo kadar güzel olan İstanbul'da sen bu savaşın neresinde duruyorsun?
Ve işte ilk Oyun İçi resimler



Türk Telekom yakın bir tarihde Sobee oyun şirketini satın alarak yeni projelere adım atmaya başladır.. İstanbul Online ' da dev 3 şirket yer alacak ; Türk Telekom,Mynet,Sobee
Kod adı "İstanbul" olan Türkiye'nin ilk 3B MMOG oyunu, oyuncuları macera dolu sanal bir İstanbul'a sürükleyecek.
İlk etapta Eminönü'nün tarihi ortamında başlayacak olan bu macera, zaman içinde İstanbul'un diğer mekanlarına da taşacak.
Not : Çıkış tarihi belli değildir sadece '' Yakında '' olarak belirtilmiştir.
Kör adamın gördükleri...
Demek afeti ve getirdiklerini soruyorsun bana genç kişi. Dinle öyleyse, sana en başından anlatayım ortak kaderimizi.
1956 yılının 25 Aralık 'ında dünyanın yörüngesi güneş sistemi dışından gelen bir asteroit kümesiyle kesişti. Dünyanın her yanında büyük bir yıkım gerçekleşti. Sadece gökyüzünde asılı kalan toz bulutları bile milyonlarca insanın ölümü için yeterliydi. Fakat meteorların ortaya çıkardığı tek gerçek yıkım ve ölüm olmamıştı.
Asıl açığa çıkanın yüz binlerce yıldır yer kabuğunu bizlerle paylaşmış, kimilerinin "canavarlar", kimilerininse "saklı türler" olarak adlandırdığı, arzın bilinmeyen derinliklerindeki komşularımız olduğunu öğrendik. Çok sıra dışı tesadüfler sonucu kimi insanlarla karşılaşmış ve masal diye adlandırdığımız hikayelere konu olmuş varlıklar...
Afetten birkaç yıl sonra, daha insanlık kozmik yıkımın yaralarını yeni sarmaya başlamışken, meteorların açtığı derin yarıklardan yollarını buldular yeryüzünün yabancı ortamına. İlk kim saldırdı bilmiyorum ama bildiğim bir şey var ki o da hiçbir şeyin bir daha eskisi gibi olamayacağıdır.
5 milyar yaşındaki yerkürenin üzerinde yalnızca birkaç yüz bin yıldır varolan bizlerin daha öğrenecek çok şeyi olduğu bir gerçekti. Element büyüsünü ilk kullanabilen insan, "saklı türler" 'den elde edilmiş bir kitabı deşifre edebilmiş yaşlı bir dil bilimciydi. Bugünün madde büyücüleri halen kitaplarının kapaklarına onun adının baş harflerini işlerler.
Ruh büyücülerinin varlığı ise "saklı türler" den kimileriyle kurdukları bağlantı sonucu ruhun ve doğanın güçlerini harmanlamayı öğrenmiş küçük bir Mevlevi toplulukla başladı.
Eski usuller ile birlikte yeni keşfedilmiş güçlerin de kullanıldığı amansız bir savaş açıldı dünyanın dört bir yanında "saklı türler" 'e karşı.
Nerdeyse yarım asırdır izliyorum bu savaşı ve çok şey gördü bu artık görmeyen gözlerim. Bir büyücünün sözüyle harekete geçip eti kavuran yıldırımları, bir şifacının dileğiyle canlanıp düşmanlarını sarmalayan zehirli sarmaşıkları, korkusuz bir savaşçının çığlığıyla düşmanlarının dizlerinin titrediğini gördüm...
Sayısız ölüm gördüm. Bunlar kimine keder getirdi, kimineyse yaşama sebebi ve insanoğlu her zaman yaptığı gibi yeni dünyaya uyum sağladı.
Fakat afetten sonra bile kişinin unutmadığı tek bir şey var ki o da insanın insana kıymasıdır. "Güneşin Öncüleri" ve "Arzın çocukları" işte bu anıların ürünüdür.
"Güneşin Öncüleri" arzı tüm "canavarlar" dan arındırmaya ve bir gün güneşli mavi gökyüzünü geri getirmeye kanı üzerine ant içmiş yaygın bir topluluktu. Ne zamanki insanlar "saklı türler" in arasında da iyiliğin yaşadığını ve "Güneşin Öncüleri" 'nin ise herhangi bir ayrım yapmadığını fark ettiler, işte o zaman bu keskin yolu sorgulayanlar çıkmaya başladı. Kendilerine basitçe "Arzın Çocukları" diyerek, uyum olduktan sonra "saklı türler" in de dünya üzerinde insanlar kadar söz hakkının olduğuna ve asıl bu şekilde şerrin yok edilebileceğine inanan bir topluluk daha yayılmaya başladı.
İnsanlık tarihi böylesine zıt görüşleri hiçbir zaman hoş görmemiştir ne yazık ki. İki topluluk arasındaki kanlı savaş bir on yıldır devam ediyor dünyanın birçok yerinde ve daha da devam edecek gibi görünüyor.
Bense insanın insana kıymaya tekrar başladığı gün kapadım gözlerimi ışığa.
Şimdi sen söyle genç kişi... Bir zamanlar bir tablo kadar güzel olan İstanbul'da sen bu savaşın neresinde duruyorsun?
Ve işte ilk Oyun İçi resimler


