1. Reklam


    1. joysro
      ledas
      jungler
      keasro
      zeus
      karantina

Jim Morrison - Bir Amerikan Yakarışı


  1. Mr. Mojo Risin'

    Mr. Mojo Risin'   rank8

    Kayıt:
    13 Kasım 2012
    Mesajlar:
    701
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    16
    bir amerikan yakarışı

    ılık ilerleyişin farkında mısın
    yıldızların altındaki?
    varolduğumuzu biliyor musun?
    anahtarlarını unuttun mu
    krallığın?
    gerçekten doğdun mu acaba
    ve sağ mısın acaba?

    hadi icat edelim yeniden tanrıları, tüm çağların
    tüm mitlerini
    sembollerini kutlayalım derin mürver ormanlarının
    (unuttun mu yoksa derslerini
    eski savaşların)

    büyük altın döllere muhtacız

    babalarımız gülüşüyor ormandaki ağaçların bağrında
    anamız ise ölü yatıyor denizde

    katliama sürüklendiğimizin farkında mısın
    serinkanlı amiraller tarafından
    ve o şişko ağır aksak generallerin
    gençlerin kanıyla tahrik olduğunun

    farkında mısın televizyonla yönetildiğimizin
    ay kanı çekilmiş bir canavar
    gerilla grupları esrar sarar
    yeşil bağların yanıbaşında
    savaş açmak için çullanırken masum çobanların üstüne
    ölmekte olan

    ey varlığın yüce yaratıcısı
    bize bir saat daha ihsan eyle
    sanatımızı ifşa etmek
    ve hayatımızı kusursuzlaştırmak için

    güveler ve ateistler çifte kutsaldır
    ve şimdi ölüp gidiyorlar
    yaşarız, ölürüz
    ve ölüm sona erdirmez hiçbir şeyi
    daha da derinlerine doğru gideriz
    kabusun
    hayatına sarılırız
    o tutkulu çiçeğimiz
    sarılırız umutsuzluğun a..mlarına
    ve s..i..klerine
    nihai hayalimizi gördük
    bir anlık
    columbus'un kasıkları şişiyor
    yeşil ölümle

    (kalçalarına dokundum kadının
    ve gülümsedi ölüm)

    dizilmiş duruyoruz bu eski
    ve çılgın tiyatroda
    çoğaltıp yaymak üzere hayat şehvetimizi
    ve kaçıp gitmek için kaynaşan bilgeliğine
    sokakların
    fırtına kasıp kavurdu ambarları
    pencereleri koruduk
    ve geriye kalanların sadece birini
    dans etsin ve kurtarsın diye bizi
    kutsal alaycılığıyla
    kelimelerin
    ısıtıyor müzik havayı

    (gerçek kral'ın katilleri
    dolandığında ortalıkta serbestçe
    1000 büyücü belirir
    topraklarda)

    hani şölenler nerede
    bize vaat edilen
    hani nerede şarap
    yeni şarap
    (bağlarda çürümekte)

    bu diyarın sakini olan hiciv
    bize bir saat ver büyü için
    biz ki mor bir eldiven
    biz ki sığırcık kuşu
    ve kadife saati
    biz ki arap hazlarının nesli
    biz ki güneş kubbesi ve gece

    bir inanç ver bize
    inanmamız için
    bir gecelik şehvet
    güven ver bize
    geceye dair

    renk ver bize
    yüz tondan oluşma
    zengin bir mandala ver
    benim ve senin için

    ve senin o ipek
    yastıklı evin için
    bir baş,bilgelik
    ve bir yatak ver

    huzursuz buyruk
    vatandaş hiciv bey
    itham etti seni

    inanırdık
    eski güzel günlere
    hala daha duyumsuyoruz
    arada sırada

    merhamet nesneleri
    ve çatık kaşlar
    unut ve izin ver

    farkında mısın özgürlüğün
    bir okul kitabında var olduğunun
    farkında mısın delilerin
    zindanımıza doğru koştuğunun
    bir hapishane
    bir beyaz özgür protestan
    girdap içinde

    tünedik ve durduk
    cansıkıntısının ucunda
    ölüme doğru uzanıyoruz
    bir mumun dibinde
    bir şeyi arıyoruz
    bizi çoktan bulmuş olan

    kendimize krallar icat edebilirz
    büyük mor tahtlar, şehvet iskemleleri
    ve aşk zorunluluk bizim için, pas kaplı döşeklerde

    çelik kapılar boğa tutsağın çığlıklarını
    ve asansör müziği, a...m istasyonu, düşlerini sallar beşikte
    siyahların gururu yok ortada ışınları yükseltecek olan
    alaycı melekler elekten geçirirken görünenleri

    dergi tozlarından yapılma bir kolaj olabilmek için
    güven duvarlarının alnına kazılı
    işte burası sadece, sabah kalkacak
    ve bu uğurda dövüşecek olanların zindanıdır

    atıl standartlar
    ağlayan bakireler
    çılgın bir ekip için
    muhtaciyet ve naz
    havası atarken

    ah, bıktım kuşkulardan
    kesinliğin ışığında yaşa
    güneyde

    zalim bağlantılar
    güç uşaklarının elinde
    yarı-köpek adamlar ve kaba kadınları
    eski battaniyeler sererken
    denizcilerimizin üstüne
    (peki ya siz neredeydiniz
    zayıf anımızda)
    bıyıklarınızı mı sağıyordunuz?
    yoksa bir çiçeği mi eziyordunuz?
    bıktım artık bu uğursuz suratlardan
    televizyonun içinden bana bakan
    kule. güller istiyorum
    bahçemde, anlıyor musun?
    soylu bebekler, yakutlar
    almalı artık çamurda yatan
    kürtajdan arta kalmış yabancıların yerini
    bu mutasyona uğramış yaratıkların, kanlı etlerin yerini
    bizim ektiğimiz tohumlardan çıkıp boy veren

    bekliyorlar götürmek için bizi
    talan edilmiş bahçeye
    biliyor musun, ne kadar solgun ve şehvetli
    gelir ölüm en garip zamanda
    uyarmadan, hazırlanmadan
    tıpkı ürkütücü ve aşırı dostane konuk gibi
    yatağına aldığın
    ölüm, melek kılar hepimizi
    ve kanatlar kondurur
    bir zamanlar omuzlarımızın olduğu yerlere
    kunduz pençeleri kadar yumuşak

    ne para var artık, ne de güzel giysiler
    öteki krallık en iyisi gibi görünüyor
    ta ki diğer çenesi de kapanıp ensest döküldüğünde ağzından
    ve işe yaramaz bir kanuna olan itaatini koyverdiğinde

    gitmeyeceğim
    dostlar arasında bir şöleni yeğlerim
    devler ailesine


    james douglas morrison



    olmadi: olmadi: