Çok eğlendim ben , ilk başta tedirginlik vardı , ama hepsi boşaymış. Çok zevkliydi ,bir çok insanla tanışıyorsunuz,hayatta nasıl kalınır onu öğreniyorsunuz 😄 Tavsiye ederim 😊
Baya çok şey yaşadığımızdan , yavaş yavaş ekleyeceğim.
"1. gün"
Aslında ilk planımız Ankara'dan , Antalya'ya otostop çekip gitmekti. Babasını ikna edememiş , bizde Konya'ya hızlı trenle geçtik.
Konya'ya yaklaşık 11 gibi vardık. Annesi birşeyler hazırlamış , onları yiyerek Antalya çevre yoluna kadar yürüdük. Cidden mesaje fazlaymış , 1-2 saat yürümekle geçti. Sonunda yola ulaştık, otostop çekmeye başladık. 5 dakika içinde bir adam durdu. Sağolsun bizi daha işlek bir yere kadar götürdü , ordan otostop çekmeye devam ettik.
Havada nasıl sıcak arkadaş , tam beyin mıncıklamalık bir sıcak. 10-15dk bekledik birinin durmasını. Baktık yolda bir adam araçla geri geri geliyor. Bize gelin işareti yaptı. Koştura koştura araca gittik. Bizi görmüş, geçtiğine pişman olmuş geri gelip aldı sağolsun. Seydişehir'e gidecektik dedik, o da şansımıza oraya gidiyormuş.
Adam hocaymış , ilk başta adamı yobaz birisi sandım. Dinler hakkında düşünceniz nedir , filan diye sordu , bende Caner Taslaman filan dedim(içimdende inşallah Caner hocayı seviyodur diyorum :D). Aa dedi ben çok severim Caner hocayı dedi. Ebu sifil'e iyi ders verdi deyince adamın gözleri parladı , başladık ordan konuşmaya. Yarım saat sürdü yaklaşık yolculuk , gayet hoş sohbet birisiymiş.
Seydişehir'de indik biz, kenarda sularımızı içerken , tırcı durdu. Birbirimize bakıp gülmeye başladık, kestaneyi çizdirecez filan diye 😄 Adam gelin dedi, bindik tıra(binmekte zormuş). Adam sizi güzel bir yere bırakayım , orda hem yemek filan yersiniz hemde daha kolay otostop çekersiniz dedi. 5-10dk sonra bizi dinlenme tesisinin orda bıraktı. Tırcının muhabbeti efsaneydi , çok güldürdü bizi 😄 O gittiğiniz yerde bi kadın var , o benimki sakın ona asılmayın vs. bayağı yardırdı 😄.
Bizde acıkmıştık , 14.00 gibi oturduk oraya, güzelce yedik yemeğimizi. Sonra karşıya geçtik , otostopa başladık yine.
15dk'nin sonunda bir özel harekatçı abimiz durdu. Atladık araca , biz soruyoruz o anlatıyo, işte dağlarda ne yapıyorsunuz ne ediyorsunuz filan bayağı soru sorduk. Adamda Trabzondan , Antalya/Manavgat'a gidiyormuş. Trabzonda öldürülen bir çocuk vardı ya , onun için operasyondaymış. Nasıl hızlı gidiyor , Allahım nasıl korkuyorum. Virajlara 150yle giriyo heralde, öndeki aracın kıçına kadar yaklaşıyor , ben inanılmaz korktum , dedim kesin ölecez 😄 Neyse sonra bir çay bahçesine oturduk.
Abi sağolsun , bayağı ısrar etti , yemek yiyin diye, yeni yedik abi sağolasın dedik. Birer çay içtik. Hesabı bizim arkadaş ödemeye girdi, abi "hadi lan ordan" deyip kendisi ödedi 😄.
16:30 gibi istediğimiz yere vardık. Buralar cidden sıkıntıydı, biz çok saçma bir yer bulmuşuz(benim hatam). Google Maps'te yerleşim yeri gibi görünen yerler , hep otelmiş. Neyse bir otelin içine girdik , ordan sahile geçtik. Kenarda bir yerde çadır kursak , yemek-tuvalet sorun olacaktı. Bizde en iyisi otelleri geçelim , güzel bir yer vardır diye yürümeye başladık. Allah kahretsin yürü babam yürü. 19.00'Da bir market gördük , suyumuzu aldık , nerde kamp yapabiliriz diye sorduk adama , adam biraz ilerde halk plajı var orda yapabilirsiniz dedi.
19.30'da dediği yere vardık. Tabi tedirginlik var , ya gece birileri gelip rahatsız ederse diye düşündük. Bunun üzerine , Manavgat devlet su işleri misafirhanesi vardı yanımızda. Gittik onların önüne çadırı kurduk 😄
Hem güvenlikleride vardı , içimiz rahat bir şekilde uyuruz dedik. Çadırı kurmaya başladık. İlk defa kuruyoduk , havada kararınca yanlış kurmuşuz, onu tabi sonraki gün farkettik 😄 Kamp yapacağımız yerin 5 dk uzağında market vardı. Salam-Kola-Su-peynir aldık , güzelce yemeğimizi yedik. Akşam 22.00 gibi çadıra girdik , ama sıkıysa gelde uyu. Nasıl sıcak nasıl sıcak. Dön babam dön, çıktık biraz hava aldık ,sonra geri yattık.
"2. gün"
Sabah 5 civarı birisi "Arkadaşlar günaydın " diye seslendi . Anlam veremedim , baktım çadır ıpıslak, dedim heralde yağmur yağdı, kafamı çıkardım dışarısı kuru, bizim ter yüzünden çadır o hale gelmiş 😄
Kafamı kaldırdım baktım , duvarın üstünde güvenlik , "arkadaşlar burada çadır kuramazsınız" dedi.
Arkadaşı kaldırdım hemen. Çıktık dışarı , rica ettik , çok yorgunuz 1-2saat daha yatalım dedik , sağolsun direk kabul etti.
Uyumak ne mümkün, güneş vurduğu an çadırın içerisi çok sıcak oluyor , 6.30 gibi kalktık bizde. Çadırı DSİ'nin ilerisine taşıdık.
Bizim gibi sabah kalkar kalkmaz tuvalete giden birisiyseniz bizi çok daha iyi anlayacaksınız bu bölümde 😄 İyi güzel kalktık ama , tuvalet yok 😄 Ne yapsak ne yapsak diye dolanıyoruz.
Gizlice DSİ'nin içine girdik , tuvalet arıyoruz. Sanki tuvaletleri saklamışlar , komple gezdik DSİ'yi ama bulamadık. Arkadaşla kaderimizi kabul edip tuttuk 😄.
Tuvalet olayını askıya aldık , çünkü daha önemli sorunlarımız var, hava yanıyor ve suyumuz kalmadı. Gittik markete , Su-Salam-IceTea-Krem peynir aldık döndük. Geçtik DSİ'nin önündeki ağaçların oraya , yemeye başladık , kim geldi dersiniz. Tabikide güvenlik 😄 "Arkadaşlar , sizden rahatsız olmuşlar lütfen gidermisiniz" dedi. "Bizde abi şunları yiyelim zaten gidecez" dedik. Yine kabul etti, iyi birisiymiş 😄. Kahvaltımızı yaptık , sonra deniz vaktimiz başladı.
Ben sanıyorum ki, deniz Ege'deki gibi soğuktur serinleriz. Nah serinleriz. Deniz bile yanıyor. Ben "b.ku yedik" diye içimden geçiriyorum. Yarım saat filan yüzdük. DSİ'nin önünde tabiki şezlonglar var , ve bir kaç tanede güzel kız arkadaşlarımız bulunuyor. Gittik arkalarındaki şezlonga uzandık 😄. Birde ne görelim , DSİ'nin duşlarıda varmış 😄
Gittik su buz gibiydi , atladık altına , serin serin çok iyi geldi. Geri döndük şezlonglara. 15dk sonra kızlar kalktı gitti kahvaltıya. Bizde sürekli şezlong-duş ikilisi arasında gidip geliyoruz. Benim başımda ağrı var , bi isteksizlik böyle garip bir haldeyim. Dedim kalk gidelim , yol uzun bende iyi değilim. Topladık eşyalarımızı , çıktık yola.
Bizim alışveriş yaptığımız marketin biraz ilerisinde, bir market daha varmış. Oraya gittik , aldık dondurmaları , buz gibi suları. Dondurmayı yerken, başımdan aşağıda soğuk suları döküyorum.
Kişi başı 5'er tane su almışızdır büyük ihtimal , malum hava sıcak hararet yaptım 😄.
Ben cidden çok kötü hissediyorum, Ankara'ya dönsem arkadaşa ayıp olacak, bana güvendi de çıktık. Neyse 2 saate yakın burada oturmuşuz, telefonları filan şarj ettik. Marketinde tuvaleti varmış devamını anlatmıyorum 😄 2 saatin sonunda kendime geldim, baya rahatladım.
Sonra otostopa devam ettik. Şansımızada 5 dakika içinde tır durdu(Tırcılar adamdır). Klimayıda açmıştı abi, ohh serin serin gidiyoruz. Bu adamda çok kıyaktı , muhabbeti efsaneydi. 20dk de bu abiyle gittik. Biz manavgat şelalesine gidecektik , adam sizi güzel bir yerde bırakayım , eğer duran olmazsada yürüyerek gidersiniz 1-2km uzaktadır dedi.
Bizi bıraktı , biz hem yürüyoruz hem otostop çekiyoruz ama hava çok sıcak. 20 dk sonra bir araç durdu, şelaleye gidecez dedik. "Şelale buraya uzak ,yürüyerek gidilmez , gelin sizi bırakalım" dediler. Şelaleye gitmiyolarmış ,sağolsunlar bizim için şelaleye gittiler. İkiside 3 yıllık öğretmenmiş. Neyse biz indik , şelaleye giriş için biletleri aldık.
Kimi görelim istersiniz, yine bir güvenlik 😄 Abi napıyon ne ediyon, çadır kurcaz nereyi önerirsin filan derken bize "Titreyen gölü" önerdi , bu adamda kaynak çıktı baya konuşmuşuzdur.
Girdik içeri, kalabalık bir yer vardı , merak ettik gittik oraya. Meğer balkon tarzı bir yer yapmışlar şelalenin içerisine , yaklaşık 40cmlik su şiddetli birşekilde akıyor. Bizde atladık suya, Allahım nasıl mutluyum nasıl mutluyum , su buz gibi. Yarım saat çıkmadık sudan , kendimize geldik 😄
Biraz acıkmaya başladık, yanımızda da çubuk kraker vardı, çıktık oturduk bir banka , krakeri yedik , biraz dinlendik. Sonra tekrar atladık suya , yaklaşık 1.5saat takıldık şelalede. En sonunda ayrılırken, güvenlikçiyi bulduk , nasıl gideceğimizi öğrendik.
Dolmuşa atladık, Manavgat merkeze gittik. Benim terlik yoktu, gittik terliği aldık. Yolda birisi durdurdu bizi. "Siz maceracısınız demi , benimde öyle planlarım var" diyerek konuya girdi. Nasıl yaptığımızı neler yaptığımızı sordu. Biraz muhabbet ettik adamla.
Orada birisine yemek yiyebileceğimiz yer sordu , bize tabldot yemek çıkan bir yer önerdi. Oturduk oraya güzelce yemeğimizi yedik , sularımızı aldık, birazda abur cubur aldık, atladık dolmuşa.
En sonunda saat 20.00 civarı Titreyen göle vardık. Cidden ilk görünce çok sevindim. Önceki kaldığımız yerde tektik(DSİ'dekileri saymazsak). Bu yerde bir sürü insan var ve üstelik akşam 23.00'a kadar açık kafeterya var. Birde belediye otelinin tuvaletini kullanmakta serbestmiş. Gittik oturduk kafeteryaya , çayımızı içtik , tavlamızı oynadık , şarjımızı fulledik.
21:40 gibi çadırı kurmaya başladık. Tabi hava karanlık olduğundan , telefonun flashı açıp bir yere bantladık , öylece kurduk. Geçen gece , çadırı yanlış kurduğumuzdan , üstümüze üstümüze geliyordu. Bu sefer düzgün kurunca bide bu yüzden sevindik. Birde hani sabah güneşi yakıyo demiştim ya, o yüzden çadırı gidip şezlongların arasına kurduk , üstüde kapalıydı miss gibi uyuruz dedik 😄
Çadırı kurduktan sonra, tekrar gittik kafeteryaya biraz daha çay içip tavla oynadık. Tahminen 23:30 civarıda yatmışızdır.
Rahat bir uyku çekeceğimi düşünürken , gece antalyanın çakalları geldi. Araçlarının farlarıda tam bizim çadıra vuruyodu. Bağırarak konuşmalar , "dayı , bana silah çektiler , niye gelmediniz",
"dayı , beni öldürseler napacaktınız" bilmem ne , aptal aptal konuşmalar. Bende hafif tırstım , korkudan uyuyamadım. Yanlarında da köpekleri vardı , bizim çadırın yanına gelip durdu.
Gece 2 gibi gittiler, sonrasında uyuyabildim.
3. gün
Sabah 5.30 gibi bir ses duyduk, "arkadaşlar günaydın" . Kim olsa beğenirsiniz. Yine bir güvenlikçi 😄. Şezlongların arasına çadır kurduğumuzdan kaldırmamızı istedi.
Abiye durumu anlattık, "6.30 gibi millet gelmeye başlar , o zamana kadar çadırınızı taşıyın" dedi. Eyvallah dedik yattık yine.
(DEVAMI GELECEK , RESİMLER EKLENECEK)
NOTLAR:
İlk gün kaldığımız yer
Google Haritalar
Titreyen gölde , kaldığımız yer burası.
Google Haritalar
Yaralı style


