1. Reklam


    1. bestsro
      joysro
      anafor
      deep
      eos
      anafor
      trensro

Senin için ölürüm...


  1. Windy

    Windy  

    Kayıt:
    4 Kasım 2007
    Mesajlar:
    10.853
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Kocaeli Üni-Umuttepe

    Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez... Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında.

    Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra...

    Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu... Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri, hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki...

    Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi olmayınca, “bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur” diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler... “Senin için ölürüm” derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adam; “Hayır, ben senin için ölürüm” diye yanıt verirdi hep...

    Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, “Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak...” Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu; “Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma.” Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı... Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten...

    Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar çok olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı. Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı.

    Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde satılık levhası asılı olan.
    “Ne dersin, bu evi alalım mı?” dedi adama. “Bu viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı...”

    “Sen istersin de ben hiç hayır diyebilir miyim?” diye cevap verdi adam. “Amerika’daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçiyi... Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık...”

    Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu adam Amerika’ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla…

    Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı: “Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut...”

    Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama. “Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat” diye dil döktü boş yere...

    Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği...

    Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken; “Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım” diye sözünü kesti arkadaşı: “O, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki lokantada genç bir kadınla yemek yiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya...”

    “Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları” diye bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı...

    Ertesi gün, öğle vakti o lokantanın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının, sadece masal olduğunu anladı... Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın...

    Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, “son bir kez kucaklamak isterim seni” diyecek oldu ama kadın, “defol” dedi nefretle...

    İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika’ya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar kuvvetli bir duygu olan nefretin alması için dua ediyordu.

    Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü.

    “Sen, buraya ne yüzle geliyorsun” diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı.

    “Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor.” dedi genç kadın.

    Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı:

    “Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl Amerika’daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldğını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika’ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi...”

    Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu kutuda. İlk kağıtta,

    “Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem diyordu...”

    Sırayla okudu;
    “Seni çok sevdim,

    Seni sevmekten hiç vazgeçmedim,

    Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim.

    Fakat benim için ölmeni istemedim.

    Şimdi bana söz vermeni istiyorum. Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?”

    Son kağıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın... Ve son kağıtta şunlar yazılıydı:

    “Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni seyrediyor olacağım...



    Okumak yerine dinlemek isteyenler;

    http://www.facebook.com/home.php?src=fftb#/video/video.php?v=80418379555&ref=mf

    Mutlaka hiçbir bölümünü atlamadan okuyun,çok beğendim paylaşayım dedim :thumbsup:
     
  2. SnowFlake

    SnowFlake rank8

    Kayıt:
    8 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    6.891
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    36
    Meslek:
    Şimdilik lise talebesi :)
    Şehir:
    Tüm niyetlerin, bedenleri varmışçasına görülebildi

    Msnden atmıştın cidden çok güzel bir aşk hikayesi ağlatır cinsten.Teşekkürler wT ^_~
     
  3. Furina

    Furina rank8

    Kayıt:
    12 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.508
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    Omg =S Adamı ağlatacak bi hikaye çok sağol wT
     
  4. TorQ

    TorQ rank8

    Kayıt:
    12 Ocak 2009
    Mesajlar:
    1.693
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Satasma Baba Yorgun xD

    aynen cok güzelmiş
     
  5. DaWixed

    DaWixed nowayout

    Kayıt:
    9 Nisan 2007
    Mesajlar:
    1.470
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    Gerçekten yürek isteyen ayrılık biçimi :cry:
     
  6. FoundeR

    FoundeR rank8

    Kayıt:
    21 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.949
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    36
    Meslek:
    Öğrenci

    evet ya :oops:
     
  7. Windy

    Windy  

    Kayıt:
    4 Kasım 2007
    Mesajlar:
    10.853
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Kocaeli Üni-Umuttepe

    dinlerken gözlerim doluyor her defasında...
     
  8. Black Rain

    Black Rain rank8

    Kayıt:
    17 Kasım 2007
    Mesajlar:
    10.380
    Beğenilen Mesajlar:
    2
    Ödül Puanları:
    38
    Meslek:
    Kamyon Şöförü
    Şehir:
    Bursa / Gemlik

    Gözyaşlarıma hakim olamadım biryerden sonra. Çok güzel paylaşım wT çok sağol. :muck:
     
  9. ImmorTaLGoD

    ImmorTaLGoD olduser

    Kayıt:
    12 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    8.231
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0

     
  10. Windy

    Windy  

    Kayıt:
    4 Kasım 2007
    Mesajlar:
    10.853
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Kocaeli Üni-Umuttepe

    önemli değil arkadaşlar, birşeyin iç yüzünü tam olarak bilmeden suçlamamak lazım çoğu zaman.
     
  11. Chorus

    Chorus Admin

    Kayıt:
    6 Şubat 2007
    Mesajlar:
    333.413
    Beğenilen Mesajlar:
    354
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Taksim/IST.
  12. ImmorTaLGoD

    ImmorTaLGoD olduser

    Kayıt:
    12 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    8.231
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    Ağlayacam Şimdi :(
     
  13. Truth

    Truth rank8

    Kayıt:
    23 Haziran 2008
    Mesajlar:
    2.545
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Konoha Village :)

    .......
     
  14. Lenneth

    Lenneth rank8

    Kayıt:
    11 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    20.440
    Beğenilen Mesajlar:
    13
    Ödül Puanları:
    38
    Meslek:
    Tekstil
    Şehir:
    İstanbul

    +1905 Yorumsuz :cry:
     
  15. ImmorTaLGoD

    ImmorTaLGoD olduser

    Kayıt:
    12 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    8.231
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    Ama Bence Karısına Sölesemiş Hasta Olduğunu Daha Az Acı Çekerdi Kadıncağız
     
  16. OneEyedJack

    OneEyedJack rank8

    Kayıt:
    30 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    2.870
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Öğrenci
    Şehir:
    Edirne

    Süpermiş Ahmet gerçekten doğruysa adam o kararı alırken ve aldıktan sonra ne acılar çekmiştir.. :(
     
  17. FruitFly

    FruitFly rank8

    Kayıt:
    8 Aralık 2008
    Mesajlar:
    3.365
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Çikolata

    Tam kalbimde çok değişik bir şey hissettim okurken anlatması imkansız ellerine sağlık :cry: :kalp:
     
  18. Optimus Prime

    Optimus Prime rank8

    Kayıt:
    5 Ekim 2008
    Mesajlar:
    8.385
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0

     
  19. Streetwise

    Streetwise rank8

    Kayıt:
    11 Kasım 2007
    Mesajlar:
    7.839
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    36

    Msnden banada yollamıştın dinlerken içim parçalandı adeta. :( Böyle aşklar kaldımı acaba çok merak ediyorum...
     
  20. Prisoners

    Prisoners olduser

    Kayıt:
    21 Ekim 2008
    Mesajlar:
    6.517
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    36
    Meslek:
    ARIN GIDA ALKOLLÜ İÇECEKLER - MEŞRUBAT PAZARLAMA
    Şehir:
    Bakırköy // İstanbul

    Çok güzel paylaşım ahmetcan sonuna kadar izledim,okudum ellerine sağlık.