1. Reklam


    1. kyra
      viki
      Tenda
      lastworld
      silkroadcilar
      3

Çin ve İran'ı bile solladık!


  1. TurKKillS

    TurKKillS Buralıyım

    Kayıt:
    14 Mart 2007
    Mesajlar:
    4.587
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Çevre Mühendisliği.
    Şehir:
    geriden...
    AGİT raporona göre Türkiye'nin çarpıcı bir gerçeği ortaya çıktı.

    [​IMG]

    Uluslararası Basın Enstitüsünün (IPI) Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT)’ten elde ettiği rapora göre Türkiye 57 gazeteci ile en çok tutuklu gazeteci bulunan ülke.

    İRAN VE ÇİN'İ GERİDE BIRAKTIK

    Agit raporna göre, geçtiğimiz Aralık ayında listede başı 34’er tutuklu gazeteci ile Çin ve İran çekmekte iken Avrupa Birliği adayı Türkiye beş ay sonra bu sayıyı neredeyse ikiye katlamış ve ülkenin basın özgürlüğü taahhütleri ve demokratik imajının meşruiyeti konularında soru işaretleri yaratmıştır.
    Rapordaki rakamlar, IPI’ın Türkiye Ulusal Komitesinin de içinde yer aldığı yerel ve ulusal basın örgütlerini temsil eden bir şemsiye oluşum, Gazetecilere Özgürlük Platformunun verdiği rakamlarla örtüşmektedir. Hapsedilen gazetecilerden biri de hükümeti devirmeyi amaçlayan silahlı terör örgütü üyesi olmakla suçlanan IPI Dünya Basın Kahramanı Nedim Şener’dir.

    Bu çalışmanın sorumlusu olan AGİT Medya Özgürlüğü temsilcisi Dunja Mijatovic Türk yetkililere çağrıda bulunarak ülkedeki medya meşruiyetinin AGİT basın özgürlüğü taahhütlerine uyumlu hale getirilmesini talep etmiştir. Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na bir mektup yazarak, yapılan bu araştırmanın medyada meşruiyet reformunun gereksinimine işaret ettiğini vurgulamış ve bunun gerçekleşmesi için destek teklifinde bulunmuştur.


    GAZETECİLERE YÖNELİK 700'Ü AŞKIN DAVA VAR

    Gazetecilerin hapis cezalarına çarptırılmaları ile sonuçlanabilecek tahminen 700 ile 1000 adet yürümekte olan dava bulunmaktadır. Mijatovic “Sadece bu davaların sayısı Türkiye’de gazeteciliğe hükmeden kanun maddeleri hakkında son derece önemli sorulara yol açmaktadır. Bu da hapishanede bulunan gazeteci sayısının artmasından endişe etmeyi beraberinde getirmektedir” demektedir.

    Mijatovic hükümetlerin terörle mücadelede geçerli gereksinimleri olduğuna ancak bunun medyayı frenlemek için dayanak olarak kullanılmaması gerektiğine belirtmekte ve ayrıca, ifade özgürlüğünün suç olarak değerlendirilmesinin terör ya da şiddetinin başka biçimlerinin açık tahrik ve teşvikleri ile sınırlı tutulmasını söylemektedir.

    Mijatovic “yetkililer, terör ve ulusal güvenlik gibi hassas konuları içeren objektif haberciliğe önem vermelidirler, çünkü halkın bilgi edinme hakkı bu konuları da içermektedir” demektedir.
    Rapora göre 10 gazeteci daha yargılanmayı beklemektedir. İkameti bilinmeyen bir gazeteci aranmakta, iki gazetecinin ise salıverildiği belirtilmektedir.

    Raporda, tutuklu gazetecilerin çoğunun Terörle Mücadele Yasası ya da TCK’nın belli amaçlarla silahlı örgüt kurmak, yönetmek ya da üyesi olmak suçlarından tutuklu bulundukları bildirilmektedir.


    İSTENİLEN CEZALAR YÜKSEK

    Savcıların son derece uzun hapis cezaları istedikleri anlaşıldığı belirtilmektedir. Azadiya Welat gazetesinden Vedat Kurşun 166 yıl, Emine Demir 133 yıl hapis cezalarına çarptırılırken Atılım dergisinden Bayram Namaz ve İbrahim Çiçek toplam 3000 yıl hapis cezaları ile karşı karşıyadırlar. Cumhuriyet gazetesinden Mustafa Balbay, Kanal B televizyonundan Mehmet Haberal ve Kanal Biz televizyonundan Tuncay Özkan yaşam sürelerini ikiye katlayan hapis cezaları ile yüzyüzedirler.

    Bunun yanı sıra gazeteciler hakkında pek çok dava bulunmaktadır, örneğin Yürüyüş dergisinden Halit Güdenoğlu hakkında 150 dava açılmıştır.

    AGİT bir açıklamasında hem yasa maddelerinde hem de uygulamalarında reform yapılması gerekmekte olduğunu söylemektedir. Terörizm, hükümet karşıtı icraatlar gibi hassas konularda yazmak bu icraatlara destek vermek olarak değerlendirilmektedir ve tutuklanan gazeteciler yüksek güvenlikli cezaevlerine yerleştirilmektedirler.


    ANTİ-TERÖR YASALARI GAZETECİLERİ TEHDİT EDER HALE GELDİ

    IPI Yönetim Kurulu Üyesi ve aynı zamanda IPI’ın Türkiye Ulusal Komitesi başkanı Ferai Tınç, “Bu gazeteciler Türkiye’nin anti-terör yasası nedeniyle içeridedirler. Bu yasa Türkiye’de basın özgürlüğünü tehdit eden bir yasa haline dönüşmüştür. Araştırmacı gazeteciler bu yasanın tehdidi altındadır. Biz bunu kabul edilemez buluyoruz. Hükümetten bu yasayı değitirmesini istedik ancak maalesef hükümet profesyonel gazeteci kuruluşlarının sesini dinlememektedir” demektedir.

    IPI Direktörü Alison Bethel McKenzie “doğu ile batının kesişme noktasındaki Türkiye kültürel mirasa sahip başlıca bölgesel güçtür. Ülkenin bu köprü rolü IPI yıllık Dünya Kongresinin 2007 yılında İstanbul’da yapmasını sağlamıştır” demekte ve devam etmektedir:
    “Türkiye’nin tarihinden uzaklaşarak dünyada hiçbir ülkede olmadığı kadar fazla sayıda gazeteciyi hapse atması kendisine zarar vermektedir. Türk hükümetinden basın özgürlüğüne saygı göstermesini ve işlerini yaptıkları için tutuklanan gazetecileri serbest bırakmasını talep ediyoruz.”

    AGİT raporunda pek çok konuda tam bilgiye ulaşılamadığı bu da ayrıntıların tam gerçeklikle aktarılamadığı anlamına geldiği bildirilmektedir. AGİT pek çok gizli olarak tanımlanan davada savunma avukatlarının dava belgelerine ulaşamadıklarına da işaret etmektedir.