1. Reklam


    1. joysro
      ledas
      jungler
      keasro
      zeus
      karantina

!!! Yunan Mitolojisi !!!


  1. Saian S.S

    Saian S.S   gamer olduser rank8

    Kayıt:
    16 Nisan 2007
    Mesajlar:
    4.256
    Beğenilen Mesajlar:
    3
    Ödül Puanları:
    38
    Meslek:
    İşçi
    Şehir:
    OKM
    [​IMG]

    ZEUS

    Zeus, eski Yunan mitolojisi'nde Olympos dağının tek sahibidir.

    Gökyüzünün, şimşek ve gökgürültülerinin tanrısıdır. Çoğu zaman elinde bir şimşek ile resmedilmiştir. Rheia, zeus'u doğurur fakat zeus'un titanlar'a düşman olacağını önceden bilen titanların annesi gaia zeus'u öldürme emrini 2.ci oğlu kronos'a verir. Kronos rheia'ya giderek olayı anlatır ve rheia, zeus'u titanlara vereceğine dair söz verir. Fakat zeus doğduktan sonra bu sözünden vazgeçer ve zeus'u bir kartala emanet eder. Kronos gelince de bebeğe benzeyen bir taş parçasını beze sarıp kronosa uzatır. Kronos taşı farketmeden yutar ve geri gider, fakat gaia olayı öğrenmiştir ve oğlu kronos'u yok eder. Zeus ise bir mağarada büyür yeterli güce ulaşınca annesini ve kardeşleri hades ve poseidon'u esir eden gaia nın elinden kurtarır ve titanlara savaş açar. Titanların ruhlarını yakalayarak onları esir eder fakat en büyük titan olan atlas, bu olayı duyunca hemen savaş bölgesine gider ve tam gaia ve dört kardeşi esir olacakken onları kurtarır. Zeus'da atlas'ın ruhunu yakalar va onu sonsuza dek dünyayı taşımaya mahkum eder. Kurtulan diğer titanlar yer altında daha güvenli bir yerde yaşamaya başlamışlardır ve anne titan gaia zeus'dan intikam almak için oğlu prometheus'u olympos dağındaki hayat ateşini çalmak için gönderir. Prometheus ateşi zeus dan çalmayı başarır. Gaia bu ateşle insanoğlunu yaratır ve zeus'a düşman etmek için uğraşır ama insanlar zeus'un tanrı olduğuna inanır ve ona taparlar. Gaia'nın bu planı da boşa gitmiştir. Aradan uzun zaman geçer ve zeus'un üç tane çocuğu olur; ares, athena ve feyim adlı bu üç yeni savaş tanrısı olympos dağının üyesi olurlar. Athena titanlarla dost olur . Bunu öğrenen ares, babası zeus'a bildirir zeus da athena'ya bir daha yeryüzüne inmeme cezası verir ve athena artık ares'e düşman olmuştur.Bu olayı duyan Feyim'de Ares'e düşman olmuştur. Ares'in dünyayı ele geçirmek için topladığı orduyu athena yok eder. Ares'de buna karşılık athena'nın şehri Atina'yı yıkmak için işe koyulur fakat ares Atina'ya giremez. Şehri yok etmenin yollarını düşünen ares, atina olan bir savaşı izler. Bu savaş barbarlarla Sparta'lıların savaşıdır. Yenilen Sparta ordusundan geriye tek bir kişi kalır, o da Sparta ordusunun komutanı kratos'dur. Kratos evinden ayrılırken karısına ve kızına ölmemek için söz verir. Barbar lideri ise Kratos'u köşeye sıkıştırır ve tam öldürecekken kratos düşmanını yok etmesi karşılında hayatını ares'e satar. Ares'in eline büyük bir fırsat geçmiştir. Kratos'u Atinayı yıkmak için kullanmak ister ve kratos un önerisini kabul eder ve tüm barbarları yok eder. Kratos'a kaos bıçaklarını verir bu bıçaklar üç metrelik bir zincire bağlıdır. Bu zincirler kraos'un eline yapışır. Kratos artık bir tanrı gücüne kavuşmuştur. Ares kratos'dan kartos'un köyündeki herkesi öldürmesini ister ve kratos herkesi öldürür ve geriye bir tek kızı ve karısı kalır. Ares kratos'un iredesini alır ve karısını ve kızını öldürür. Kratos artık ares'ten nefret etmektedir


    HERA

    Roma mitolojisi'ndeki karşılığı için bakınız Juno Yunan mitolojisinde Zeus'un eşi ve ablası olan tanrıçadır. Babası Titanlardan Kronus, annesi Rheiadır. Olympos tanrıları arasında kraliçe vasfına sahiptir ve Evlilik Kraliçesi olarak anılır. Eski inanca göre doğum sırasında kadınların ve evliliklerin koruyucusudur. Mitolojide en güçlü, en cesur, ve en güzel tanrıça olarak nitelendirilir hatta güzelliği afroditi bile aşmaktadır. Simgeleri nar, zambak, inek ve en önemlisi tavus kuşudur. Çok kıskanç bir tanrıçadır, Zeus'la ilişkisi olduğunu bildiği Kallisto'u ayı, İo'yu bir ineğe çevirmiştir.

    Zeus baştanrı ve Hera baştanrıça olarak bilinir.

    Bazı kaynaklara göre de Hera, Zeus'la evlenmiş ve tüm koşullara karşın Zeus'la iyi geçinerek ve zorluklarla baş ederek dünyaya evliliğin kutsallığını göstermiştir.

    Hera çok yönlü bir tanrıçadır. Baharla ilişkilendirilir. Aynı zamanda Zeus'u kutsal evliliğe ikna etmiştir. Bu yüzden çetin ceviz olarak da bassedilir. Ayrıca önemli bir bilgiye göre Heusha adında bir çocukları vardır. Zeus Herayı aldatınca (Hera çok kıskanç olduğu için) Zeus'u cezalandırır ve onu boğaya çevirir. Zeus Hera yı aldattığı için defalarca cezalandırılır hera tarafından. Ama Zeus'u etkilemediği aşikardır.



    ARES

    Ares, mitolojide Zeus ve Hera'nın oğludur. Savaş tanrısıdır. Roma mitolojisinde adı Mars'tır. Akbaba ve köpek kutsal hayvanlarıdır.

    Yardımcıları: Deimos , Phobos (Korku Tanrısı), Enyalios (Dövüş Tanrısı), Eros (Aşk Tanrısi) ve Harmonia (Birlik Beraberlik Tanrısı)

    Ares,athenanın aksine savaşları akıl ve mantık yoluyla değil,kaba kuvvet ve güçlü askerlerle kazanılabileceğini savunur. Homeros'a göre, son derece katı yürekli, kinci bir Tanrıdır. Arkadaşları olan Deimos 'korku', Enyo 'Felaket'; Phobos 'Dehşet'; Eris 'Kavga' ve ölüm Tanrıları Kerler ile Ares'in yanından hiç ayrılmazdı. Yunanlılar Ares'i pek sevmezler ve bu nedenle onun tapınağına rastlamak imkansızdır. Romalılara göre ise Mars üstün, soylu bir görünüşü olan hiç yenilmeyen bir Tanrıydı. Kuşlardan akbaba, hayvanlardan köpek Ares'e aittir. ....aReSS==> mitolojide tanındığı gibi SAVAŞ tanrısıdır asla yenilgi ve af bilmeyen bu tanrı yunan mitolijisine göre eski adı SYHMRNA olan İZMİR'de yaşayan halk tarafından fazla sevilmemiştir. Çünkü geldiği her yere ölüm ve zulüm getirmektedir. Herşeye rağmen GÜÇ ve Hakimiyeti simgeler...


    ATHENA
    [​IMG]

    Athena, Yunan mitolojisinde akıl, sanat, strateji, barış ve savaşın tanrıçası. Roma mitolojisinde Minerva diye anılır. Babası Tanrıların başı Zeus, annesi ise Zeus'un ilk karısı olan Hikmet Tanrıçası Metis' tir. Sembolleri, kalkan, mızrak, zeytin dalı ve baykuştur. Mızrak savaşı, zeytin dalı barışı, baykuş da bilgeliği temsil eder. Athena, Atina kentinin baş tanrıçası ve koruyucusudur, kent ismini de ondan almıştır. Athena ve sembolize ettiği karekterler birçok kültürde benzer formlarda bulunur. Athena ayrıca Troya savaşında Akhaların yardımına koşup tahta atın yapılmasına yardım etmiştir. Athena özel bir kalkan taşır. Bu kalkan Aegis olarak isimlendirilmiştir. Kalkanın üzerinde, değişik süslemelerle birlikte medusa'nın başının resmi bulunur. Bu kalkanın önünde en güçlü ordular bile bozguna uğrar.

    Temel özellikleri kentle ilgili olan Athena birçok bakımdan Kır Tanrıçası Artemis'in karşıtıdır. Athena'nın Yunan uygarlığı öncesinden gelen bir tanrıça olduğu ve daha sonra Yunanlılarca benimsendiği sanılır. Ama Yunan ekonomisi, Minos uygarlığından farklı olarak önemli ölçüde askerî temele dayandığı için, Athena başlangıçtaki evcil işlevlerini korumakla birlikte giderek bir Savaş Tanrıçası'na dönüşmüştür.


    Athena'nın doğumu Yunan mitolojisindeki en garip doğumlardan biri Athena'nınkidir. Zeus, babası Kronos gibi çocuklarından birinin isyanı ile tahtından olacağı korkusuna kapılıp ilk karısı olan Metis'i yutar. Karısını yuttuktan sonra korkunç baş ağrıları çeken Zeus bir gün yanına Hephaistos'u çağırır. Zeus Hephaistos'a, en güçlü balyozunu alıp gelmesini ister. Hephaistos bir koşu tanrıların tanrısının isteğini yerine getirir. "Şimdi de en güçlü vuruşunu kafama göm!" der Zeus. Yıldırımların efendisinin bu isteğinden çekinir ateş tanrısı. Daha önce Zeus'un nefretini acı bir tecrübeyle tatmıştır çünkü, kafama neden vurdun diyerek nefret kusmasından korkar. Zeus, demirci tanrısının kafasına vurması için tehditler yağdırır. Ne yapacağını şaşıran Hephaistos korkuyla karışık tüm gücünü kullanarak balyozuyla Zeus'un kafasına vurur. İşte o anda Athena miğferi ve zırhı ile tam takım babasının başından fırlar.


    Atina Şehrinin Kuruluşu Atina şehri yeni kurulmaktadır ve şehrin tanrısı kim olacağı söz konusu olur. Bütün Olimpos tanrıları bir araya gelirler. Çeşitli yarışmalar sonucunda iki tanrı kalır. Bu iki tanrı Poseidon ile Athenadır. Jüri tanrılar bu şehre en büyük hediyeyi verecek olanı şehrin tanrısı seçeceklerini belirtirler. İlk olarak kendinden emin Poseidon öne çıkar. Üç başlı mızrağını yere vurur ve yer yarılarak bir at ortaya çıkar. Poseidon atı herkese göstererek "Bu evcil bir attır, insanı yorulmadan istediği her yere götürür, onun yüklerini taşır." der. Bütün tanrılar büyülenmiştir bu hayvan karşısında. Athena ise küçük bir gülücük atar ve ünlü mızrağını yere saplar. Mızrağın saplandığı yerden bir filiz çıkar ve büyür büyür çok güzel bir zeytin ağacı olur. "Bu da zeytin ağacıdır. Meyvesi olan zeytinin saymakla bitmeyen özellikleri vardır. Zeytini insanlar yiyebilirler, yemeklerine katabilirler. Yağını yapıp, yakarlar, geceleri aydınlatırlar. Yemeklere dökerler, çok güzel lezzetler elde ederler. Aynı zamanda bozulmaz, ve bozulmasını istemedikleri yiyecekleri saklarlar. Ve böyle faydaları daha da sayılabilir." der zeki tanrıça. Bütün tanrılar bakakalmıştır bu ağaca. Hepsi tebrik eder Athena'yı, artık şehir ona aittir. Şehrin ismine de Atina denecektir bundan sonra. Poseidon ise, belki de bir tanrıçaya yenilmekten, tüm siniriyle üç başlı mızrağını dağa fırlatır. Dağa saplanır mızrak, hala mızrağın izinin orda olduğu söylenir. Ayrıca Athena'nın o meşhur ağacının da Atina'daki akropoliste portikonun yanında duran zeytin ağacı olduğuna inanılır.


    ARTEMİS
    [​IMG]

    Artemis, Roma'daki adı Diana, Zeus ile Leto’nun kızı. Phoebe olarak da bilinir. Apollon’un ikiz kız kardeşi, vahşi doğa tanrıçası.Ares'in dostudur.

    Kardeşinden bir gün önce doğup Apollon’un doğumu sırasında annesine yardım etmiştir. Annesinin çektiği acıyı gören Artemis evlenmemeye ve bakire kalmaya yemin etmiştir.Fakat rivayete göre Nenflerden oluşan hizmetçileriyle ormanda avlandığı bir gün karşısına çıkan Orion'a aşık olmuştur ve onunla evlenmek istemiştir. Kardeşini kıskanan Apollon, bir gün Orion denizde yüzerken kıyıdan uzaklaşıp, kafasının bir nokta gibi göründüğü anda Artemis'i çağırıp o noktaya kadar ok atıp atamayacağını sormuş, Artemis oku fırlatmış ve bilmeden sevdiği adamı öldürmüştür. Bu olaydan sonra ışığını kaybeden Artemis babası Zeus'tan Orion'u bir takımyıldızı olarak gökyüzüne çıkarmasını istemiş, Zeus da kızının bu isteğini yerine getirmiştir. Artemis yunan ev ve orman tanrıçasıdır



    HELİOS

    Antik Yunan’da, Hyperion ve Theia’nın oğlu olan Güneş Tanrısı olup yüzü Apollon’a benzemektedir. Bazen sadece baş kısmına, bazende çıplak olarak tüm vücudu elinde bir küre tutarken ya da quagria içinde gökyüzünde olarak özellikle Rodos sikkelerinde rastlanılmaktadır. Güneşe tapınma, Yunanlılar tarafından benimsenmiş olmakla birlikte Pers kültüründe daha güçlüydü. Anabasis’te, Antik Ermenistan’da atların güneşe kurban edilmesi geleneğinden bahsedilmektedir:

    “Ganimet aldığı yaşlı atlardan birini semirttikten sonra kurban etmesi için ona verdi. Bu atın güneşe adandığını duymuştu ve yolda yorgunluktan ölmesinden korkmaktaydı” (IV. 5. 35)



    Yunan TARİHİ

    Yunan mitolojisi, Yunan tanrıları, tanrıçaları ve kahramanları hakkındaki hikayelerden oluşan sözlü edebiyatla yaratılmış ve yaygınlaşmış bir mitolojidir. Günümüzde bu mitoloji hakkındaki bilgilerimizi bu sözlü edebiyatın yazılı hallerinden alıyoruz. Tarihciler, mitoloji hakkında daha ayrıntılı bilgi almak için de bazen zamanın sanatındaki ipuçlarını bile toplar.

    Genel olarak Yunan mitolojisi Yakın Doğu'daki diğer uygarlıkların mitolojilerinden fazlasıyla etkilenmiştir. Kendisi de daha sonraki Roma mitolojisini fazlasıyla etkilemiştir. Yunan mitolojisindeki efsanelerde çoğu eski Yunan tanrıları insan şeklindedir. Sfenks gibi bazı istisnalar da zaten Yakın Doğu ya da Anadolu kaynaklı karakterlerdir. Yunan tanrılarının yaratılış hikayeleri olabilir; ama onlar yaşlanmazlar. Tanrılar nerdeyse tüm hastalıklara dirençlidir. Ancak bir o kadar da narinlerdir. Bir savaşta bağırış çağırış savaşırlar, bir yara alınca hemen yardım ister, uçar, kaçarlar. Hekim tanrının yaralarına merhem sürmesiyle iyileşiverir, gene aslan gibi kükrerler. Ayrıca görünmez olabilir, uzak mesafeleri çok kısa zamanda seyahat edebilir, bir insan topluluğu içinde sadece birine görünüp konuşabilirler. Her tanrının ayrı bir görünüşü, kişiliği, ilgi ve uzmanlık alanı vardır. Bu özellikler yöresel olarak da değişmektedir.

    Yunan Mitolojisi 12 tanrıyı esas almıştır. Özel seçilmiş 12 tanrı (ki bu 12 tanrı, 6 kadın ve 6 erkekten oluşur) Olimpos Dağı'nda otururlar, dünyayı ordan izleyip idare ederler. Bu 12 sayısı hiç bozulmaz, bir tanrı eklenirse bir başkası bu listeden çıkar. Şimşeklerin efendisi Zeus nice savaşlar vererek yönetimi babası Kronos ve onun yardakçıları titanların elinden almış, 3 erkek kardeşiyle dünyayı bölüşmüştür. Çekilen kuraya göre gökyüzü Zeus'a, denizler Poseidon'a, yeraltı da Hades'e düşer. Herkes görev dağılımından sonra Olimpos'a çıkar ve dünyayı yönetmeye başlarlar.



    HADES

    Hades, Yunan mitolojisinde ölülere hükmeden yeraltı tanrısıdır. Zeus'un kardeşidir. İnananlarının ölüm sayısını artırmak için delice uğraşan, açgözlü bir tanrıdır. Ziyaretçi bakımından zengindir, sonuçta her ölümlü oraya gider. Erynyes'ler onun değerli misafirleridir. Hades, kendisini ziyarete gelenlerin yeraltı dünyasını terk etmeleri konusunda oldukça isteksizdir. Kendisi de yeraltı dünyasından pek ayrılmaz zaten.

    Kelime anlamı olarak "Hades" görünmez manasına gelmektedir. Onu görünmez yapan bir miğferi vardır. Yeraltı zenginliklerinin sahibidir, yerden çıkan değerli metaller onu bolluk çokluk ve servet tanrısı yapmıştır. Acımasız ve hatta korkunçtur; ama sözünden dönmez ve birçok tanrının aksine kaprisli bir tanrı değildir. Mitolojik öykülerde adı çokça yer almamaktadır. Bilinen en önemli öyküsü karısı Persephone’yi kaçırması ile ilgili olandır. Ancak Hades'in en önemli sıfatı, ölümün tanrısıdır. (Ölüm de başlıbaşına bir tanrıdır: Thanatos)

    Hades aynı zamanda ölüler ülkesinin de adıdır. Hades ülkesi Tartaros ve Erabos olarak ikiye ayrılır. Zeus ve yandaşları, yendikleri bütün titan ve müttefiklerini dipsiz Tartaros'a atmışlardır. Ölen insanlar ise önce Erabos’a, oradan da Tartaros’a geçer. Ölüleri Erabus’tan Tartaros’a götüren kayıkçıya bu taşımanın bedeli olarak iki sikke altın verilir. Bu sebepten dolayı, Antik Yunan’da ölenlerin gözlerine iki altın para konulur.

    Enteresandır ki, Hades'in yeraltı ülkesine yaşayanlar da ölmeden geçebilmektedir. Ancak diyarın girişini üç kafalı şeytani bir köpek olan Cerberus korur. Herkes o köpeğin dehşetinden korkar ve kimse o kapıyı geçemez. Herkül bir macerasında bu köpekle yüzleşmeye gider.

    Hades her ne kadar birçok zenginliğe sahip olsa da ortalıklarda pek gezinmez, övünmez, konuşmaz, kendi yeraltı ülkesinde oturmayı tercih eder. Çünkü sahibi olduğu yeraltı ülkesi o kadar çirkin bir ülkedir ki, efendisi sürekli saklanır. Bir keresinde Poseidon, Hades'i utandırmak için üç başlı mızrağını yere saplar ve yeryüzü boydan boya yarılarak Hades'in çirkin yeraltı ülkesi meydana çıkar. Az utanıp sinirlenmemiştir Hades.

    ve ayrıca hades tanrilar arasinda en korkulani ve sevilmeyeniydi, diger tanrilar bile ondan cekinirdi. insanlar dikkatini cekmemek icin adini anmaktan kacinirlardi ve onu yatistirmak icin kara koyunlar kurban ederek koyunlarin kanlarini derin cukurlara yada yerdeki yariklara akitirlardi ve ona dua ederken de baslarini yere vururlardi.


    HERKÜL

    Yunan mitolojisinde Herakles (Ηρακλής), Roma Mitolojisi'nde Herkül, Zeus ile Miken kralının kızı Alkmene'nin oğludur. Kadına aşık olan Zeus ona kocası kılığında yaklaşmıştır. Herakles'in Zeus'un çocuğu olduğunu anlayan Hera onunla sürekli uğraşmış ve ölümüne neden olmuştur. Herakles doğduğu günden itibaren tanrısal bir kuvvete sahiptir. Hera'nın gönderdiği iki zehirli yılanı öldürdüğünde henüz birkaç günlük bebektir. Herakles üstün bir eğitim görmüştür. En iyi yaptığı işler ok atmak, araba kullanmak ve güreşmektir. 18 yaşına geldiği zaman Kitharion ormanlarında yaşayan ünlü canavarı öldürmüştür. Kendisine ödül olarak Thebai kralının kızı Megara verilmiştir. Bu kızdan üç oğlu olmuştur. Hera işe karışarak Herakles'i çıldırtmış, Herakles de karısını ve çocuklarını öldürmüştür. Suçlarından arınması için Miken kralının hizmetine girip, onun her istediğini yapması gerekmiştir. Kralın Herakles'e yaptırdığı 12 işe mitolojide Herakles'in 12 görevi veya işleri denir.


    12 İş [değiştir]Bu 12 iş şunlardır:

    1-Nemean Aslanı'nı öldürüp, derisini yüzmek.
    2-Lerna gölündeki Hydra'yı öldürmek.
    3-Artemis'in kutsal hayvanlarından Kyreneia Geyiğini yakalamak.
    4-Erymanthian dağında yaşayan büyük yaban domuzunu ağla tutmak.
    5-Augias'ın ahırlarını bir günde temizlemek. (İki büyük ırmağın yataklarını değiştirip ahırlardan geçirerek.)
    6-Stymphalos'da yaşayan ve o bölgedeki insanların rahatını kaçıran kuşları Athena'nın yardımıyla kovmak.
    7-Girit'e gidip Poseidon'un Minos'a verdiği azgın Girit Boğası'nı getirmek
    8-Troya kralı Diomedes'in insan eti yiyen kısraklarını yakalamak. Bunun için önce Diomedes'i öldürmüştür.
    9-Amazonlar kraliçesi Hippolyta'dan kemerini almak. Kemeri almak için kraliçe ile anlaşmış, ancak Hera'nın kışkırtmasıyla Amazonlar, Herakles'e saldırmış, Herakles de kraliçeyi öldürmek zorunda kalmıştır.
    10-Okeanos'un bir adasında bulunan 3 gövdeli dev Geryoneus'un sığırlarını çalmak.
    11-Hesperidler'in altın elmalarını getirmek. Elmaları almak için altın elma ağacını koruyan kızları ve daha da önemlisi onların ejderini geçmesi gerekiyordu. Bunun için Herakles altın elmaların koruyucusu olan kızların babası Atlas'a gider ama o da biraz kurnaz davranarak Herakles'le bir anlaşma yapar.
    12-Hades'in ölüler ülkesini koruyan Kerberos adlı köpeği yeryüzüne çıkarmak.


    [​IMG]
     
  2. Saian S.S

    Saian S.S   gamer olduser rank8

    Kayıt:
    16 Nisan 2007
    Mesajlar:
    4.256
    Beğenilen Mesajlar:
    3
    Ödül Puanları:
    38
    Meslek:
    İşçi
    Şehir:
    OKM
    devamı gelicek...
     
  3. ReAcTiVe

    ReAcTiVe Bilgiliyim rank8

    Kayıt:
    4 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.284
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Öğrenci
    Şehir:
    Lise
    Afrodit Bekliyoruz...
     
  4. XianHun

    XianHun Bilgiliyim rank8

    Kayıt:
    2 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.155
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Pinarbaşi
    hayatları mitoloji zaten bi kanije diyince suratlarınin şekli-şemali değişio
     
  5. Mumya

    Mumya Öğretiyorum rank8

    Kayıt:
    26 Nisan 2007
    Mesajlar:
    885
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    16
    Beyler yunan mitolojisi çok güzel olmakla birlikte bazı KURALLARIMIZA aykırı olduğu için fazla kişi sevmez... O dönemde merak edilen herşey için anlamlı bir yanıt bulmuşlar... Eğer merak ediyorsanız. İlyada-Oddysea okuyun derim... Hem tanrıların savaşını hem de truva savaşını çok mükemmel bir şekilde açıklamış Homeros

    Ps:Eğer mitoloji kitabı arıyorsanız. Yunan Mitolojisini anlatan bisürü kitap var kitapçılarda-kütüphanelerde...
     
  6. TitusPullo

    TitusPullo Aileden rank8

    Kayıt:
    31 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    11.355
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    36
    Şehir:
    Memlekete döndü -.-
    Yunan mitolojisi hastasıyımdır.GodOfWar sende öyle gözüküyorsun olur ki soracağın birşey yardıma hazırım (: Şu an evde 6 tane kitap var yunan mitolojisi üzerine yazılmış. 4 Tanesi bitti şimdi 5.nin yarısındayım ve büyük bir zevkle okumaktayım (:
     
  7. TitusPullo

    TitusPullo Aileden rank8

    Kayıt:
    31 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    11.355
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    36
    Şehir:
    Memlekete döndü -.-
    Buda Oynadığım Travian adlı browser oyunumdan bir görüntü kendi profilm ve sağda ki listede köylerimin adları :

    [​IMG]
     
  8. Mumya

    Mumya Öğretiyorum rank8

    Kayıt:
    26 Nisan 2007
    Mesajlar:
    885
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    16
    Ben extraloob'u silkroadı bıraktığım halde bırakamıyorum.

    Hangi kitaplar var sende Titus?? Titus dedin de Titus tüneline giden var mı hiç hataydaki :D
     
  9. Mumya

    Mumya Öğretiyorum rank8

    Kayıt:
    26 Nisan 2007
    Mesajlar:
    885
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    16
    MİTOLOJİ'NİN DOĞUŞU, ANLAMI VE ETKİLERİ

    Eski Yunan dilinde söz kavramını veren 3 kelime vardır; söylenen ya da duyulan sözdür, masal, öykü veya efsane anlamına gelir.Ancak insanlar gördüklerini, duyduklarını anlatırken kendilerinden de pek çok şey eklediklerinden mitoslara pek güven olmaz. Bu nedenle tarihçi Herodot, mitosa tarihi değeri olmayan güvenilmez söylenti demektedir. Platon'da mitosu, gerçekle ilişkisiz, uydurma boş ve gülünç bir masal diye tanımlar
    mitostan daha değişik bir anlam taşır. Belli bir düzen ve ölçüye göre söylenen, okunan sözdür ve insana tanrı armağanı olarak görülmüştür. Epos, şiir, destan ve ezgi anlamına gelmiş, ozan ve edebiyatçıların dilinde insanları büyülemiştir. Eskiçağlardan bugüne epik ya da epope olarak tüm Batı dillerine yerleşmiştir
    Mitosla, epos arasında başlangıçtan itibaren bir yakınlık vardır; Mitos eposun içeriğidir ve çekirdeğini oluşturur. Epos ise mitosu biçimlendirir. Böylece epos mitosun aldığı ölçülü, süslü ve dengeli biçim olarak karşımıza çıkar ve epos ne kadar güzel ve başarılıysa mitos o kadar etkileyici olur
    Logos ise epos ve mitostan bütünüyle farklıdır. Logos gerçeğin insan sözüyle dile gelmesidir. Logos insanda düşünce, doğada kanundur. Her yerde ve her şeyde vardır.Ortaklaşa ve tanrısaldır.Düşünürün asıl görevi logosu bulmak ve sözle dile getirmektir. Logosla açılan bu yol doğruca bilime ulaşmıştır.Logos ya da loji (logia) bugün herhangi bir bilim dalını belirtmek için kullanılan ek olmuştur (Arkeoloji (eski bilimi), Jinekoloji (kadın bilimi) gibi
    Mitosla epos uyumlu bir şekilde birleştikleri halde, logos ile aralarında gittikçe kesinleşen bir karşıtlık bulunmaktadır. Antikçağ bilginleri insanı ve evreni anlatırken, mitosun uydurduğu eposun dile getirdiği tanrı masallarını zararlı bulurlar. Fakat yine epos (epik) türden yararlanmışlardır. Platon bile Homeros'u tanrılarla ilgili yalan uydurmakla suçlarken, kendisi de tanrılar katındaki gerçeği açıklarken doğaüstü kanıtlara yönelir ve bir mitos uydurur. Aslında bu İlkçağ insanının yazgısıdır ve mitostan ayrı düşünemez


    YUNAN ve ROMA MİTOLOJİSİNİN KAYNAKLARI


    Homeros: Yunan mitolojisinin ilk ve en önemli kaynağı Homeros'tur. Homeros'un kim olduğu henüz tam olarak ortaya çıkmış değil. Pek çok açıdan bizler için hala bir sır. Nerede doğduğu ve yaşadığı konusunda hayli yazılmış ve çizilmiş ama bunların pek çoğu birbirini tutmamaktadır. Onu ölümsüzlüğe ulaştıran iki eseri ile tanınmaktadır. Bunlar İlyada ve Odysseia
    'dır. Ancak bu iki eserde de kendi yaşamıyla ilgili bilgi yoktur, ozan kendinden söz etmemiştir. Homeros hakkında bilinen en kesin şeyler MÖ.850 civarında yaşadığı ve İzmirli olduğudur
    Homeros'un destanları gerçek bir dünyayı anlatır. Bu dünya iki tarih tabakası üzerine yayılır; kendi yaşadığı çağ ve eski çağlar üzerine bildikleri. Homeros sözlü geleneği sürdüren bir ozandı. Daha sonra ki ozanlar gibi O da muhtemelen saraydan saraya dolaşıp destan okurdu. Yaşadığı 9.yy.ın İonyası'nda 400 yıl önce yapılmış olan Troya Savaşı (MÖ.1200) anıları hala çok canlı ve çok iyi bilinen bir konuydu. Ne var ki bu savaşta Troya yenilmiş ve efsanenin süslediği bu olay Yunanistan'dan gelen Akhaların zaferiyle sonuçlanmıştı. Homeros'un sevgisi Troya'ya olsa bile dinleyicilerine yani efendisi olan Yunanlılar'a karşı kendisini beğendirmesinin koşulu Akhaları kahraman ve üstün görmekti.
    Hem İlyada hem de Odysseia sözlü geleneğin ürünleridir. İlk kez yazıya geçirilişi İlk Çağ'da, Yunanistan'da olmuştur
    Homeros'un Troyası Schliemann'ın 1870'lerde ortaya çıkardığı bölüm değildir. Schliemann öyle olduğunu zannetmişti, ancak onun bulduğu kent, 9 katlı yerleşimin ikinci katmanı yani Anadolu'nun Tunç Çağı'na ait olan katmandır.Homeros'un Troyası ise altıncı katmandır

    İlyada; Homeros'un Yunanca İlias adını taşıyan destanı, İlyon ya da Troya olarak anılan kentin destanıdır. Konusu Troya Savaşı olmakla beraber, savaşın ancak kısa bir dönemini kapsar ve Troya efsaneleri diye andığımız büyük efsane ve masal çemberinin küçük bir bölümünü içine alır.
    Troyalılar ile Akhalar arasınadaki Troya Savaşı, öncesi ve sonrasıyla 30 yıl sürmüştür (savaşın kendisi ise 10 yıl).24 bölüm ve 16.000'i aşkın dizeden oluşan bu büyük destan ise savaşın tamamını değil, 9.yılında son 51 günlük süreyi kapsar. İlyada aslında Troya'nın değil Akhilleus'un destanıdır.
    İlyada destanının konusu sınırlıdır. Destan Akhilleus ile Yunan ordusunun başkomutanı Agamemnon arasında, Troya kenti önünde çıkan bir kavgayla başlar. Agamemnon, Akhilleus'un güzel gözdesi Briseis'i onun elinden almıştır. Buna kızan Akhilleus savaştan çekilir. Annesi Thetis'in yalvarmaları üzerine Zeus da savaşın seyrini Troyalılardan yana çevirir. Bunun üzerine Agamemnon Akhilleus'a bir ricacılar heyeti gönderir ve ona Briseis'i geri vermeyi teklif eder. Ancak Akhilleus savaşa dönmeyi reddeder. Bu sırada Troya kahramanı Hektor, Yunan gemilerini yakmıştır. Dostunun ölümü Akhilleus'un savaşa girmesine yolaçar. Yeni silahlarını kuşanarak Hektor'la teke tek bir mücadeleye girişir ve Hektor'u öldürür. Ölüsünü bir arabaya bağlayarak Troya çevresinde sürükletir. Sonunda merhamete gelip Hektor'un cesedini babası Troya Kralı yaşlı Priamos'a verir

    Odysseia;İlyada bir olayın, Odysseia bir kişinin yani Ithaka kralı Odysseus'un destanıdır. Latin dünyasındaki adı Ulisex'tir. 24 bölümden oluşan destan, Odysseus'un Troya'dan ülkesine dönüş yolculuğunu anlatır. Olaylar burada da İlyada'da olduğu gibi belli bir kronolojik sıraya göre anlatılmaz
    Odysseus evinden 20 yıl uzak kalmıştır. Dönüş yolculuğunda gemisi parçalanır ve Ogygia adasında nymphe Kalypso tarafından alıkonur Destanda Odysseus'un ülkesi Ithaka'da olup bitenlerde ahlatılır.Sadık karısı Penelope sabırla kocasının dönüşünü beklemiş, oğlu Telemakhos büyümüş, babasını aramak için yolculuğa çıkmıştır. Destan, Odysseus'un ülkesine dönüşü ve kendisini bekleyen karısına kavuşmasıyla sona erer.
    Yunan mitolojisi hakkında ikinci önemli kaynak Hesiodos'tur.MÖ.8.yy.da yaşamıştır. O da İonyalı'dır. Foça'nın kuzeydoğusundaki Kyme şehrinde, yoksul bir çiftçinin oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Buradan Yunanistan'a göç etmiş, Helikon yamaçlarında koyun güderken Musalar yani esin perileri ona şairlik bağışlamışlardır. İşler ve Günler ve Tanrıların Yaratılışı (Theogonieisimli iki uzun şiiri bulunmaktadır.Bunlar, Homeros destanlarından sonra Yunan mitolojisinin en değerli kaynakları olarak kabul edilir
    MÖ.7.-6.yy.da Lesbos (Midilli) adasında yaşamış ilk Yunan kadın şairi olan SapphoPindaros (MÖ 518-446),[Kallimakhos(MÖ 310-240) ve Theokritos (MÖ 3.yy başları) Yunan mitoslarını işleyen diğer ünlü Yunan şairleridir. Eserlerinde mitosları işlemiş Latin şairleri de bulunmaktadır. Bunların en ünlüsü MÖ 70-19 yılları arasında yaşamış olan Vergilius'tur. Mitolojiye en geniş şekilde kucaklayan eseri Aeneis Destanı'dır. Lucretius (MÖ.98-55) ve Horatius (MÖ 65-8)'ta mitolojiyi işleyen ünlü Romalı şairlerdir
    Ayrıca Yunan komedi ve özellikle de tragedyalarının tek kaynağı mitoslardır. MÖ 5.yy'da yaşamış olan üç büyük tragedya yazarı Aiskhylos, Sophokles ve Euripides ile komedya türünde yazmış olan Aristophanes, Latin edebiyatında iseSeneca (MÖ 4-MS 65) ile Plautus mitolojik konuları ele alan şairlerdir

    YUNAN MİTOLOJİSİNE GÖRE EVRENİN YARATILIŞI
    Evrenin oluşumu en eski çağlarda bile çok merak edilmiş konulardan biridir. Homeros başlangıç olarak suyu kabul eder. Bir disk şeklinde olan yeryüzünün çevresini Okeanos denilen bir ırmağın kuşattığını söyler. Hesiodos'un evrenin oluşumuyla ilgili açıklaması antik çağda daha çok kabül görmüştür. Tanrıların yaratılışı (Theogonie) adlı eserinde dünyanın oluşumunu şöyle açıklar; "Evren yaratılmadan önce, başlangıçta Khaosdenilen boşluk ya da şekil verilmemiş bir adam vardı. Khaos'tan Gaia yani toprak meydana geldi. Gaia kendi kendine kocasız olarak (Parthenogenesis), Pontos(deniz) ve Uranos (gök)'u meydana getirdi. Bundan sonra da Gaia, Eros'un etkisiyle kendinden olma Uranos ve Pontos ile birleşmiştir.
    Pontos ve Gaia'nın birleşmesinden Nereus, Thaumas, Phorkys ve Keto doğmuştur. Tanrıların atası sayılan Uranos'un Gaia ile birleşmesinden Tepegözler de denilen Kyklop'lar, yüzer kolları olan Hekatonheir'ler ve Titanlar meydana geldi
    Başlangıçta en büyük tanrı Uranos'tur. Uranos kendi çocukları Kyklopların çok kuvvetlendiklerini görünce onları yeraltının en karanlık yeri olan Tartaros'a hapsetmiştir. Analık duyguları kabaran Gaia, diğer çocukları olan Titanları yardıma çağırmış, bu çağrıya yalnız en küçük oğul Kronosyanıt vermiştir. Toprağın altında demir madenini yetiştiren Kronos bu madenle kendine bir orak yapmıştı. Yaptığı orakla babası Uronos'un cinsel organını kesmiştir.
    Tahtından düşen Uranos, oğlu Kronos'a "senin bana yaptıklarını çocuklarında sana yapacak" demiştir
    Bundan böyle evrenin sahibi olan Kronos'un kızkardeşi Rheia ile evliliğinden Zeus, Hades, Poseidon, Hestia, Hera ve Demeter olmak üzere altı çocuğu olmuştur. Evrenin yönetimini tek başında elinde tutan Kronos'ta (Satürn) egemenliği başka biriyle paylaşmak istemediğinden doğan çocuklarını yutuyordu. Rheia en son doğan Zeus'u babasına vermedi ve onun yerine bir kaya parçası yutturdu. Zeus Girit'te bir mağarada Rheia'nın rahipleri Kuret'ler tarafından büyütüldü. Amaltheia adlı keçi onu sütüyle besledi. Zeus büyüdükten sonra kardeşlerini babasının midesinden kurtarmıştır. Onlarla beraber titanlar savaşı başlamıştır. Zeus, Tartaros'tan Kyklopları ile Hekatonkheir'ları da kurtarmıştır. Kykloplar ona gökgürültüsünü ve şimşeği hediye etmişlerdir.
    Zeus yeraltını kardeşi Hades'e, denizleri Poseidon'a vermiştir. Kendisi de gökler tanrısı olmuştur.
    Poseidon konuşur)
    Dünya üçe bölündü, üçümüzde aldık payımızı
    Kura çekildi, köpüklü deniz düştü bana...
    Sisli karanlıklar ülkesi düştü Hades'in payına...
    İnanca göre Yunan tanrıları, Yunanistan'da Teselya ve Makedonya arasında yer alan Olympos Dağı'ndaki Hephaistos'un inşa ettiği muhteşem saraylarında yaşar, Nektar içip Ambrosia yiyerek beslenirlerdi. Zeus'un kardeşleri, ölümlü ve ölümsüz kadınlardan olan çocuklarına Olymposlu Tanrılar Kuşağı olarak adlandırılmışlardır
     
  10. TitusPullo

    TitusPullo Aileden rank8

    Kayıt:
    31 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    11.355
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    36
    Şehir:
    Memlekete döndü -.-
    Yunan ve Roma Mitolojisi
    Klasik Yunan Mitolojisi
    Yunan Mitolojisi -> Yazarları farklı
    Yunan Mitolojisi -> Yazarları farklı

    okuduklarım bunlar (:
     
  11. Mumya

    Mumya Öğretiyorum rank8

    Kayıt:
    26 Nisan 2007
    Mesajlar:
    885
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    16
    ilyada'yi anlatmaya başlamadan once, şoyle bir neler olmuş bitmiş esas konunun oncesinde onu anlatalim. truva savaşi'nin başlamasinin nedeni troy kralinin oglu paris'in bir guzellik yarişmasinda afrodit'e kiyak gecmesi (ki karşiliginda afrodit'ten sparta'ya gidip helen'e ulaşmasi yardimini ve garantisini almiştir) ve onu bu yarişmada birinci secerek, helen'i kendisi ile birlikte troy'a kacmasina ikna etmesidir. helen, yunanlilarin (akha) krali menelaus'un zevcesidir. bu kacirma/kacma olayinin akabinde menelaus devasa bir ordu kurar, ordunun genelkurmay başkanligina da kardeşi agamemnon'u getirir. bu orduda buyuk kahraman achilles de vardir. zaten kitabin baş karakteri de achilles'dir. ordu truva'ya gider ve savaş başlar. truva'daki bir kasabaya saldiri sirasinda cok guzel iki kiz bulunur ve rehin olarak alinirlar akhalar tarafindan. bunlarin isimleri briseis ve chryseis'dir. achilles ve agamemnon troya savaşinda o ana kadar gosterdikleri ustun başarilarindan dolayi bu kizlar kendilerine odul olarak verilir. chryseis, tanri apollo'nun rahipligini yapan chryses'in kizidir. chryses agamemnon'a kizini birakmasi icin yalvarir ama agamemnon bunu kabul etmez. bunun uzerine chryses apollo'dan yardim dilenir. işte ilyada bu noktada başlar.

    apollo bir yunan kampina salgin hastalik yollar ve bu yunan ordusunun moralini bozar. peygamber calchus, agamemnon'un chryseis'i serbest birakmasi halinde salginin duracagini aciklar. agamemnon istemeyerek de olsa bunu kabul eder, fakat bu sefer de bu kaybini telafi etmek icin achilles'e verilen kiza (briseis) sulanir ve sahip olur. achilles onurunu kucuk duşurucu bu olaya cok sinirlenir ve askerlerini savaştan ceker. o gece achilles, annesi denizler kralicesi thetis'e zeus'a rica etmesi icin dua eder ve zeus'tan istedigi yunanlilarin savaşi kaybetmesini saglamasi ve boylelikle yunanlilarin achilles'e muhtac olarak ondan savaş alanina geri donmesini saglamaktir. bu sayede zedelenmiş onurunu tekrar saglayacagini duşunur. zeus bunu kabul eder, her ne kadar truvalilardan nefret eden hera (zeus'un karisi) bunu onaylamasa da. zeus agamemnon'u savaşi kazandiklarina ikna eder ve zafer (oyle oldugunu saniyor) sarhoşu agamemnon askerlerine savaşi aldiklarini ve eve donme vaktinin geldigini aciklar. bir başka kahraman savaşci odysseus bu askerleri durdurur ve tekrardan savaşa hazir hale getirir. truva'nin en buyuk savaşcisi hector tarafindan korkaklikla suclanan paris, helen'in kocası menelaus ile teke tek dovuşmeyi kabul eder. paris menelaus'a tam yenilmek uzereyken afrodit tarafindan kurtarilir. agamemnon savaşi kazandiklarini aciklarken, savaş tanrisi athena bir truva savaşcisina menelaus'u yaralattirir. ortalik yine karişir. artik tanrilar da savaşa katilmiştir. yunanli liderlerden diomedes, athena'nin yardimiyla yunanlilari başarili bir şekilde yonetir, truvali kahramanlardan aeneas'i ve ayrica afrodit'i yaralar. diomedes apollo'ya saldirip, ares'i yaraladiktan sonra tanrilar savaştan cekilir. diomedes glaucus'a saldirirken aslinda atalarinin arkadaş oldugunu ogrenir. bu ikili savaşmama karari alirlar. hector eve geri doner ve karisi andromache ve oglu astyanax'i truva duvarlarindan savaşi seyrederken bulur. sonra hector savaşa geri doner ve bir yunanli ile bire bir dovuş yapmak ister. cesur bir yunanli savaşci olan ajax kendisi ile dovuşmek icin secilir. hector tam oldurulecekken tanrilar yine sahne alir ve birden gece oluverir ortalik. bu da savaşi yeniden durdurur. her iki ordu da bu aşamada ateşkesi kabul eder ve olulerini gommeye başlarlar. yunanlilar bu sirada kamplarinin etrafina bir savunma duvari orerler. tanri zeus ve gizemli bir guc olan "fate" yunanlilarin işlerini bozarlar. hector komutasindaki truva ordusu yunanlilari endişeye sokar. truvalilarin başarisi uzerine agamemnon hatasini kabul eder ve odysseus'u, ajax'i ve phoenix'i tekrar savaşa geri donmesini ikna icin achilles'in yanina gonderir. phoenix achilles'in eski hocasidir. fakat achilles savaşmanin ona hic bir şey getirmeyecegini soyler ve savaş alaninda kalacagini ama kendi gemilerine ve bulundugu yere bir saldiri gelmedigi taktirde sava$a girmeyecegini soyler. daha da endişelenen agamemnon bir sabah erkenden odysseus ve diomedes'i bir casusluk gorevine gonderir ve bu ikisi bir truvali casus ve uykularinda olan bir cok truva muttefikini oldururler. ertesi gun agamemnon tekrar ordusunu savaşa sokar, ilk başlarda onemli başarilar alirlar ve "esrarengiz guc" fate truvalilarin kazanmasina karar verir. kampta bulunan achilles'in en yakin arkadaşi patroclus geri donen bir cok yarali asker gorur ve onlara yardim eder. bu sirada denizlar tanrisi poseidon (zeus'un kardeşi) yunan ordusuna yardim eder ve ordu tekrar truvalilarin on kisimlarina saldirir. olimpos daginda oturan hera, poseidon'un yunanlilara yardim etmesine sevinir. hera, yunanlilara yardim etmek icin zeus'u baştan cikarir ve onu uykuya gonderir. bu noktada yunan ordusu savaşi kazanmaya başlar. fakat tam bu sirada zeus uyanir ve poseidon'u evine yollar. zeus'un fikrine itaat edilir ve ona gore sadece apollo hector'u harekete gecirerek tartişmaya girebilirdi. hector ordusunu yunan gemilerine saldirmaya yoneltti. patroclus, achilles'den zirhini istedi ve boylelikle truvalilari yaniltabileceklerini soyledi. achilles istemeye istemeye olsa da bunu kabul etti ama sadece gemileri kurtarmasini, hayatini tehlikeye atarak truvalilara saldirmamasini istedi. patroclus, onun ordusu ile başarili bir sekilde truvalilari geri puskurttu ama bununla yetinmeyip zeus'un oglu sarpeton'u ve bir cok askeri oldurdu, truva duvarina saldirdi. apollo tarafindan yardim edilen hector patroclus'u oldurdu. akhalar bunun uzerine truvalilarin patroclus'un vucuduna işkence yapmamalari icin cabaladilar ancak hector'un achilles'in zirhini ele gecirmesini engelleyemediler. bunun uzerine menelaus achilles'e patroclus'un oldugu haberini iletti. bu haberi alinca hector cok uzuldu ve hektor'dan en iyi arkadaşinin intikamini almaya yemin etti. bu yemini kendisinin yakinda olucegini bile bile etti. achilles truvalilara saldirdi, geceleyin truvalilar bu saldiri karşisinda geri cekildiler ve akhalar patroclus'un olu vucudunu işkence yapilmaktan kurtardilar. truvalilar yeniliyor olmalarina ragmen hektor truva duvarlari icinde geri cekilmeyi reddetti. olimpos daginda metal, demir işlerinin tanrisi hephaestus achilles'e kaybettigi zirhini telafi edebilecek bir zirh yapti. yeni zirhi cok guzel işlendi. ertesi sabah thetis zirhi achilles'e getirdi. agamemnon ondan ozur diledi ama achilles'in aklinda sadece intikam almak vardi, o yuzden bu ozuru pek dikkate almadi.

    truvalilar gelecek olan felaketi hissederken, tanrilar da her an savaşa mudahale edecekmiş gibi bekliyorlardi. ilk saldirida bir ara achilles, aeneas ve hector'u oldurmeye cok yaklaşti ama apollo onlari kurtardi. bunun ardindan achilles truvalilari xanthus nehrine dogru surdu ve sikiştirdi. genc bir truvali kendisine onlari affetmesi icin yalvardi ama onu dinlemeyen achilles burdaki tum truvalilari nehirde bogdu. bu olaya sinirlenen bir nehir tanrisi achilles'i bogmak istedi ve achilles ortadan kayboldu. fakat poseidon, athena ve hephaestus onu kurtardilar. bunun uzerine diger tanrilar da savaşa dahil oldular. tamamen yenilen truvalilar kendi şehirlerine donduler fakat hector şehrin duvarlarinin dişinda kaldi. achilles'e karşilaşmaktan korkuyordu ama başka caresi de yoktu. achilles gorununce hector kacmaya başladi. achilles şehir duvarlarini 3 kez dolaşti hector'u bulabilmek icin. zeus hector'un olmesine karar verdi. bunun uzerine hector achilles ile karşilaşti ve dovuşu kaybetti. achilles hektor'un vucudunu kendi at arabasina bagladi ve arkasinda surukledi. hector'u bu halde goren anne ve babasi feryat figan agladilar, andromache hector'un geri gelecegini bekliyordu ama olusunu gorunce izdirabindan bayildi. achilles sonraki gunler de hector'un vucudunu ayni şekilde suruklemeye devam etti. o ana kadar gomulmemiş olan patroclus'un vucudu, hayaletinin achilles'e yalvarip kendisini gommesini istemesi uzerine gomuldu. zeus achilles'in yaptigi hatalardan sonra problemi cozmeye karar verdi ve tanrica iris'i priam'a gonderdi. priam achilles ile konuştu ve achilles hector'un vucudunu serbest birakti. daha sonra truvalilar hector'un vucudunu gomup yas tuttular. yunanlilar tam zafere icinde askerlerin bulundugu dev bir ati şehir duvarlarindan gecirerek elde ettiler.

    eserin milattan once 750 ile 675 yillari arasinda yazildigi duşunuluyor.
     
  12. mehmet125

    mehmet125 Öğretiyorum rank8

    Kayıt:
    28 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    693
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Atatürk hakkında bu kadar kitap okumazsınız zaten.Klasik,üzerine ölü toprağı atılmış yeni nesil türk gençliği...
     
  13. Mumya

    Mumya Öğretiyorum rank8

    Kayıt:
    26 Nisan 2007
    Mesajlar:
    885
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    16
    NE YANİ BEN DE DEDEM GİBİ ASKER ASKER ASKER Mİ DİİM. BÜYÜK HARFLE YAZIYORUM ÇÜNKÜ GERÇEKTEN BAĞIRIYORUM ŞU ANDA.

    VE SEN BENİM ATATÜRK HAKKINDA KİTAP OKUMADIĞIMI SÖYLEYEMEZSİN. HEM BELKİ BEN YUNAN MİTOLOJİSİNİ DAHA ÇOK SEVİYORUM TÜRK TARİHİNDEN Kİ ÖYLE OLMASI LAZIM ZATEN

    Adminler, Modlar kusura bakmayın bazı insanlar o kadar bağnaz oluyor ki onlara biraz sert davranmak gerekiyor... Çünkü öyle olmadığı her an bir madımak oteli yakılıyor...
     
  14. TitusPullo

    TitusPullo Aileden rank8

    Kayıt:
    31 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    11.355
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    36
    Şehir:
    Memlekete döndü -.-
    Beni sinirlendirme adamım. İster okurum ister okumam emin ol ki senden fazla şey biliyorumdur atatürk hakkında. Kimseyede hesap vermem okuduğum kitaplardan ötürü. Bana gelmiş Atatürkçülük tarslama.Senden 2 daha fazla Atatürkçüyümdür senden 2 kat fazla milliyetciyimdir.

    Hadi konu burda kapansın. "!!! Yunan Mitolojisi !!!" Devam!!! :arrow:
     
  15. mehmet125

    mehmet125 Öğretiyorum rank8

    Kayıt:
    28 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    693
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Tarihimizde okunacak o kadar kitap var ki onlar dururken böyle deli saçması şeyleri okuyan insanlar garibime gidiyor ama beni bağlamaz istersen bir gayin anılarını oku.
     
  16. Quensis

    Quensis Old School olduser rank8

    Kayıt:
    27 Nisan 2007
    Mesajlar:
    7.884
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    In Dem Kampus
    Sana göre deli saçmasıdır bize göre mantıklı,heyecanlı veya güzeldir.Çoğumuz Atatürk ile ilgili kitaplar okuruz ama yılda bir tane Atatürk ile ilgili kitap okumak yerine onun yanına değişik tarihler,kültürlerle ilgili kitaplar okuması senin neden garibine gidiyor anlamıyorum.Bu insanların fikirlerinin,genel kültürünün gelişmesinden başka birşey değildir.Bu konuya da bir daha yorum yapıp konuyu kirletmezsen sevinirim.


    @GodOfWar
    Çok güzel bir konu açmışsın yanlız ben titanlar ile ilgili pek birşey göremedim titanlar da gerçekten çok ilginç onları da ben ekleyebilirmiyim ?
     
  17. Mumya

    Mumya Öğretiyorum rank8

    Kayıt:
    26 Nisan 2007
    Mesajlar:
    885
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    16
    Ben titanları çok seviyorum ben eklicektim. Bi kitaptan yazıyodum. Ama sen ekliceksen ben uğraşmıyayım boşuna
     
  18. BlackLighT

    BlackLighT Bilgiliyim rank8

    Kayıt:
    17 Mart 2007
    Mesajlar:
    1.887
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Status:GhosT
    [​IMG]
    Morpheus..yunan mitolojisinde düşler tanrısıdır.babası uyku tanrısı hypnos ve annesi gece tanrıçası nyx'tir.insanların rüyalarına girebilme onlara rüyalarında görünebilme yetisine sahiptir. ovidin metamorfozunda şöyle bahseder..morpheus rüyalardaki insan unsuruna odaklanmıştır. buna karşın kardeşleri phobetor hayvan unsurundan ve phantasos da cansız objelerden sorumludur.morpheus özellikle kralların ve kahramanların rüyalarından sorumludur..morpheusun kardeşi phobetor kabus,phantasos ise fantastik rüyalar gördürür.

    morfin eski adıyla morphium de adını morpheus'tan ve onun rüya görmeye sebep olan gücünden alır.korku biye bildiğimiz 'fobi' adını kabus görmeye neden olan tanrı 'phobetor' dan alır,,fantazi kavramıda yine morpheusun kardeşi olan 'phantasos' dan gelir.. matrixteki morpheus da mitolojideki morpheus dan esinlenilerek yaratılmıştır..
     
  19. Tarantella

    Tarantella Bilgiliyim rank8

    Kayıt:
    8 Aralık 2007
    Mesajlar:
    1.490
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    can you feel me now?
    evet 4-5 yıl önce çok ilgi duyuyordum fakat şimdi boş ve saçma hikayeler yıgını olarak geliyor yunan "mitolojisi"..
    sonuç olarak uydurma..hikaye..saçma sapan olaylar dizisi.
    yok prometheus ateşi çalmış,yok narkisus kendine aşık olmuş yok zeus dagı devirirmiş falan..
    palövreee..
     
  20. BlackLighT

    BlackLighT Bilgiliyim rank8

    Kayıt:
    17 Mart 2007
    Mesajlar:
    1.887
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Status:GhosT
    sen inanıyomuydun yoksa yunan mitolojisine :D