1. Reklam


    1. joysro
      ledas
      jungler
      keasro
      zeus
      karantina

Queen - Tanrı rock olucak dedi ve orada Queen vardı( wow :D


  1. BlackQueen

    BlackQueen Öğreniyorum rank8

    Kayıt:
    17 Ekim 2008
    Mesajlar:
    211
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Queen nedir ne değildir ?

    Queen bir gruptur :thumbsup: ama overrated(haketmediği yerde olan) değildir :headbang: günümüzde osurukten teyyare selam söyle o yâre grupların aksine queen kendine özgü tarzıyla ABD'de iyi satmasada dünya çapında 300 milyondan fazla satarak bizi Amerikalılar zirveye taşımadı diyen ve en çok satmış 2. rock grubu olan gruptur ^^ En çok bilinen iki şarkısı we will rock you ve we are the champions olan grup(ki ikiside aynı albümde yer alırlar.) üyeleri bu iki şarkıyı 20.yy ın efsanevi solistlerinden biri olan Freddie Mercurynin seyircinin eşlik edebileceği şarkılar yapalım demesi üzerine yazmıştır yani Queenin en basit 2 şarkısı denilebilir.

    Peki nedir Queen i efsane yapanlar ?

    Queen i Queen apan başta freddie mercury dir.Freddie mercury opera sevdalısı olarak rockla operayı birleştirmeyi kafasına takmıştır ve elbette diğer bir nedeni ise queen in 4.1 oktavlık 1 counter tenor freddie Mercury 1 tenor brian may ve 5 oktavlık bir bariton olan baterist roger taylora sahip olmasıdır.Queenin şarkıları karışık falsettolar ve karmaşık vokal oyunları içerir.

    Günümüzdeki etkisi ?

    Axl Rose,Katty Perry,Lady Gaga(ki ismini queenin Lady Gaga parçasından alır)nın freddie mercury idolleridir(ve daha nicesinin)

    neyse şimdi diskografi girip susuyorum :starving:

    QUEEN

    Queen

    "Queen, insanların yüz binler halinde tek bir sesi çıkarabilmesi demektir.

    Queen, gösterinin her daim devam ettiği büyülü bir dünyadır.

    Davulda Roger Taylor, gitarda Brian May, basta John Deacon ve vokalde dünyanın en güçlü ve en etkili seslerinden Freddie Mercury...

    Queen'in Öyküsü: Queen'in kökleri 1960'lı yılların ortalarında bir okul grubu olarak kurulan 1984 adlı topluluğa dayanır. 1984, Brian May ve Smile'ın üçüncü ismi olan Tim Staffell'in yer aldığı bir gruptur. 1984 grubunun kadrosunda Brian, lead gitar; Dave Dilloway basgitar; Malcolm ritm gitar ve John Drifter da piyanoda yer alır. Davul çalan birini tanımadıkları için başlarda davulsuz çalmaya devam ederler. Ayrıca büyük bir eksiklik olarak solistleri de yoktur. Kısa bir süre sonra Tim Staffell ile tanışan Brian, grubun solist sorununu çözüme kavuşturur.

    Tim Staffel de aralarına katıldıktan sonra ciddi provalara başlarlar. Bazı okul organizasyonlarında, küçük çaplı salonlarda çalma şansı yakalarlar ve hatta az da olsa para bile kazanırlar.

    1984'ün diğer üyelerinden birkaçı eğitimleri dolayısıyla gruptan ayrılmak zorunda kaldılar. Grupta sadece üç kişi yoluna devam eder: Brian, Tim Staffell, Dilloway.

    Londra'da müziğe devam eden grup, dönemin popüler müzik gruplarının şarkılarını cover yapırak repertuarını oluşturur. 1967 yılına gelindiğinde ise Olimpia'da düzenlenecek ve o yılların en önemli isimlerinin sahne alacağı bir organizasyona alt grup olarak çıkmaları teklif edilir. Bu teklif karşısında çok heyecanlanırlar. Organizasyonda yer alacak önemli isimlerden bazılar şunlardır: Jimi Hendrix, Pink Floyd, The Herd, Traffic, Tyrannosaurus Rex.

    Konser tam anlamıyla istedikleri gibi geçmez. Çünkü sahneye çıkma vakitleri oldukça ileri sarkar ve beklemenin verdiği yorgunluktan dolayı istedikleri performansı gösteremezler. Brian, 1984 adlı grupta yeterince iyi müzik yapamadıklarını düşünür. O, kendi şarkılarını yapabileceği bir grubunun olmasını ister. Bu nedenle 1968 yılının başında 1984 adlı gruptan ayrılmaya karar verir. Kendi gibi düşünen Tim Staffell de gruptan ayrılmıştır.

    freddieBrian May ve Tim Staffell 1984'ten ayrıldıktan sonra yollarını ayırmazlar ve yeni bir grup kurmak için ilk girişimlerini yaparlar. Bir kez daha birlikte adım atma kararı veren ikili, böylelikle yeni kuracakları grup için bir davulcu arayışına girerler.

    Imperial Koleji'nin öğrenci birliği tahtasına verdikleri ilanla yeni gruplarında çalacak olan davulcuları için ilk adımı atarlar. İlanda "Mitch Mitchell / Ginger Baker tarzı" bir davulcu aradıklarını yazıyordur.

    Bu ilana kısa bir süre sonra yanıt verecek olan kişi ise Roger Taylor'dır.

    Roger'ın evine giden ikili, yeni grup arkadaşlarıyla yaptıkları birkaç denemeden sonra aradıkları davulcuyu bulduklarından şüphe etmezler, çünkü bu hızlı davulcunun yetenekleri onları etkilemeyi başarmıştır. Bu şekilde Smile kadrosu da tamamlanmış olur.

    O dönemlerde progressive rock, oldukça yoğun bir ilgiyle karşılanıyordu. Mesela Pink Floyd, Deep Purple, Free gibi gruplar yaptıkları müziklerle birçok farklı pencere sunuyorlardı. Bu yeni müzik tarzı Brian May ve Tim Staffell'i de etkilemişti kaçınılmaz olarak.

    1984 ve Reaction adlı gruplarda cover parçalar çalan grup üyeleri artık kendilerine ait bazı çalışmalar ile dinleyiciler arasında yer alıp daha özgün işleri ortaya çıkarabilmek için bu konu üzerinde ciddi olarak düşünmeye başlarlar. Sahne performansları güçlendikçe, yeni materyallerin üretimi de o oranda kolaylaştı. Brian May başarılı bir dereceyle lisans eğitimini tamamladıktan birkaç gün sonra Smile, Ekim 1968'de Imperial Kolej'de ilk defa seyirci önüne çıkar. Hem de Pink Floyd'un alt grubu olarak.

    brianPink Floyd'un alt grubu olarak aynı sahnede çalma şansını yakalamaları onların motivasyonunu önemli ölçüde arttırır. Tim Staffell'in kendine has şarkı söyleme sitili, Brian May'in gün geçtikçe daha da hissedilir hale gelen karakteristik gitar yetenekleri ve Roger Taylor'ın güçlü ve hızlı davul kombinasyonları, grup için uyumlu bir bütünleştiricilik sağlıyordu. Hatta o dönemlerde grubun sahne teçhizatını taşıyabilmeleri için, arkadaşları olan Pete Edmunds, MG spor arabasını satıp Ford Thames minibüs satın alarak Smile'ın nakliyat işlerini de halletmiştir.

    Smile o günlerde, Truro'daki PJ's Club'da, plaj partilerinde, Fowey Karnavalında, Redruth'da, St. Ives ve Flamengo balo salonlarında çalmaya devam etti. Bu sıralar yerel salonlarda konserlere çıkmak onlara yeteri kadar cazip gelse de, aynı zamanda üniversite eğitimleri için de ciddi düşüncelere sahiptiler. Bununla birlikte Roger Taylor, müzik kariyerine daha fazla yoğunluk verebilmek için 1968 yılında London Medical School'daki eğitimine ara verir. Smile grubu Imperial Koleh ve Cornwall'da oldukça popülerdi ana herhangi bir dışa açılma durumu söz konusu değildi. Albümü olmayan grupların ne kadar sahne alırlarsa alsınlar bir süre sonra unutulacaklarının farkındaydılar. 1968 yılında Pink Floyd'un alt grubu olarak çaldıkları günden beri, ciddi bir gelişme yaşamamışlardır.

    1969 yılının başında Bekar Anneler ve Çocuklarını Korma Vakfı'na destek amacıyla düzenlenen bir konserde sahneye çıkmak için büyük uğraşlar verirler. Ve sonunda bunu başarırlar. İmperial Kolej tarafından organize edilen bu konser Londra'nın en önemli salonlarıdan biri olan Royal Albert Hall'da Şubat ayında gerçekleşir. Geceye katılan önemli isimler arasında Joe Cocker, The Bonzo Dog Doo Dah Band ve Free de bulunur. Bu konserde başlarda bazı aksilikler yaşansa da Smile için mükemmel geçer. Eskiyen enstrümanlarından dolayı konserden önce sahneye nasıl çıkacaklarını düşünürler.

    johnTim Staffell'in tanıdığı bir yerden ödünç aldıkları enstrümanlarla sahneye çıkarlar. Bu konserin görüntüleri Roger Taylor'ın bir arkadaşı tarafından videoya da çekilir (Ses içermeyen kalitesiz bir görüntüdür). Queen üyelerinin birlikte görüntülendiği ilk sahne performansı olur ayrıca böylelikle. Ve bu konserden sonra Smile hakkında ilk defa bir gazetede eleştiri yazılır.

    Smile üyeleri bu performanslarından öylesine etkilenirler ki günlerce birbirlerine sahnede neler olduğunu en ince ayrıntısına kadar anlatıp dururlar. Arkadaş çevrelerinde toplandıkları zaman da konuştukları en önemli konu bu konser olur. O dönemler Smile'ın arkadaş grubuna yeni tanıştırılan bir isim daha vardır. 22 yaşındaki sanat öğrencisi bu kişi Farookh Bulsara'dır.

    Bu tuhaf görünüşlü, giyiminde abartılı bir kışkırtıcılık bulunan yeni arkadaşlarının müzik konusunda neler yapabileceğini kısa bir sora sonra anlarlar. Farookh, artık vaktinin büyük bir çoğunluğunu Smile ile birlikte geçirmeye başlar. Smile üyelerine sürekli tavsiyelerde bulunan Farookh'un en büyük isteği bu gruba bir şekilde dahil olmaktır.

    Ancak Amerikan Mercury Records adlı yapımcı şirketin dikkatini çeken Smile grubuna single yapımı teklif edildiğinde Farookh, gruba girebilme hayallerinden vazgeçmek zorunda kalır.

    Farookh Bulsara bu sırada ismini sonradan Wrackage olarak değiştirecekleri Ibex grubuna dahil olur.

    Smile'ın single'ı beklenen etkiyi göstermez ve başarısız olur. 1969 yılının sonlarına doğru Smile ile Wrackage üyeleri zamanlarının çoğunu birlikte geçirirler. Single'da istenen başarının gelmediğini ve sahne performanslarının yeterli olmadığını düşünen Mercury Records şirketi Smile ile çalışmama kararı alır.

    Wrackage grubunda da işler istenildiği gibi gitmez ve bundan dolayı 1970 yılının ilk ayları Farookh gruptan ayrılır. Farookh Bulsara içindeki tutkuyu, görsel bir şovla tamamen kendilerine özgür şarkılarla dışa vurmak ister ki bunu da Wrackage adlı grupta yapamayacağının farkında varması uzun sürmemiştir. Daha sonra kısa bir süreliğine Sour Milk Tea adlı bir grupta zaman geçirir ve sonrasında başka çalışmalara yönelir.

    rogerFarookh Bulsara, kendi grubuyla ayrılık yaşarken, Brian May ve Roger Taylor'ın grubu Smile'da da ilk ayrılık meydana gelir. Tim Staffell, başka bir gruba geçmek için Smile'dan ayrıldığını açılar.

    Brian May ve Roger Taylor bas gitar ve vokal de eksik kalırlar böylece. Ayrıca bu ayrılış Smile'ın da sonu olur. Tüm bu gelişmelerin sonucunda, zaten Brian ve Roger ile birlikte bir grupta yer almak isteyen Farookh da beklediği fırsatı sonunda yakalamıştır.

    Tim Staffel'in ayrılışından kısa bir süre sonra Brian May, Roger Taylor ve Farookh Bulsara yeni bir grup kurmaya karar veriler.

    Bu üç tutkulu ismi bir araya getiren esas etken Farrookh Bulsara'dır tabii ki! Yıl Nisan 1970'tir.

    Rock dünyasının kapılarını sonuna kadar açıp, bu parıltılı dünyada birer star olmak için yola çıkacak olan bu üç genç yeni gruplarına "Queen" adını verirler.

    Queen ismi Farookh Bulsara'dan gelmiştir.

    Freddie daha sonra Queen ismini neden tercih ettiklerinin açıklamasını yaparken şu açıklamayı yapacaktır: "Görkemliydi, bizim sahnedeki görsel şölenimize yakışıyordu. Aynı zamanda bu ismin homoseksüel bir çağrışım yaratan çift anlamlı bir etkiye sahip olduğunu da biliyorduk. Her şeye rağmen bu isim tam bize göreydi."

    Queen adlı yeni gruplarını rock dünyasına kabul ettirebilmek için büyük uğraşlar verecek bu üçlünün öncelikli hedefi gruba bir bas gitarist bulmaktır. Roger Taylor, eski grubu Reaction'dan Mike Grose'yi yeni gruplarına davet eder.

    Basçı eksikliğini bu şekilde gideren grubun en büyük sorunu prova yapabilecekleri bir yerlerinin olmamasıdır. O yıllarda Imperial Kolej'de doktorasını yapan Brian May, okuldaki hocalarından boş sınıfları kullanmak için izin ister ve belli bir süre boyunca provalarını burada yaparlar.

    Grup ilk canlı performansını 27 Haziran 1970'te Truro City Hall'da İngiliz Kızıl Haç'ı tarafından düzenlenen bir hayır gecesinde sergiler. Bu konser daha önceden Smile için ayarlandığı için, konsere Smile adıyla çıkarlar. Küçük de olsa para kazandıkları bir konserdir.

    Queen o dönemlerde sahnede görselliğe de oldukça fazla önem vermekteydi. Bu, tabii ki Farookh Bulsara'nın fikriydi. Dar kıyafetler, topuklu ayakkabılar, aşırı makyaj, Queen'in sahnedeki performansını görsellikle de destekliyordu adeta. Sahne üzerinde giyim olarak görselliğe önem vermeyen grupların aksine Queen, bu alanda bir yenilik ve farklılık yaratma uğraşındaydı.

    Tek yenilik Queen'in sahne kostümleriyle sınırlı değildi tabii ki. Farookh Bulsara, grup yavaş yavaş yerine oturmaya başladıkça kendi üzerinde de değişiklikler yapar. Dolayısıyla taşıdığı Asya kökenli ismin de kökten değişikliğe uğraması gerekecektir. Yeni isim arayışlarına giren Farookh, ismini zaten arkadaşlarının kendisine çocukluğundan beri hitap ettikleri şekilde Freddie olarak; soyadını da roma mitolojisinden etkilenerek Mercury şeklinde değiştirir. 1970 yılının Temmuz ayından itibaren Queen solistinin adı artık Freddie Mercury'dir. Ağustos 1970'te Queen ismiyle ilk konserlerini verirler. Ancak basçı Mike Grose parasızlık yüzünden gruptan ayrılma kararı alır.

    Tekrar bir kişi eksik kalan grupta Roger Taylor, Cornwall'dan arkadaşı olan Barry Mitchell'i davet eder. Yeni basçısına kavuşan Queen 23 Ağustos 1970'te Imperial Kolej'de konser verir.

    Freddie Mercury bu konserde özel olarak tasarladığı bir elbise giyer. Tek parça olarak tasarlanmış bu siyah kostüm tenine yapışacak türden dardı ve vücudun göğüs kısmını olduğu gibi açıkta bırakıyordu.

    Tüm bu görsel kışkırtma ve farklılığa rağmen Queen bu konserde de herhangi bir patlama yapamaz. Son gösterilerinden bekledikleri etkiyi alamayınca alabildikleri kadar iş alarak sahneye çıkmaya devam ettiler. Ancak bu dönem de fazla uzun sürmedi. 1971 yılının başında Barry Mitchell gruptan ayrılmak istediğini açıkladı.

    Queen'in sahip olduğu tüm bu farklı atmosfere, görselliğe ve teşhirciliğe alışık olmadığını düşünüyordu. Ayrıca bir de yeterince para kazanamama durumu vardı tabii. Yeniden bir kişi eksik kalan grup basçılarını neden sürekli olarak kaybettiklerini düşünmeye başladı. Parasızlık bir bahane olarak sunulsa da, aslında işin aslının böyle olmadığının onlar da farkındaydılar.

    İşin gerçeği şuydu: Karşılarına uyum sağlayabilecekleri ve bu işi sonuna kadar birlikte götürebileceklerine inandıkları biri çıkmamıştı. Bu kadar basitti. Bu sebeple Queen'e uyum sağlayacak birini bulmaları gerektiğinin farkına vardılar.

    Müzikal anlamda yeteneklerini gün geçtikçe geliştiren Freddie, Brian ve Roger kendilerine çok güveniyorlardı. Queen olarak özgün bir tarz yakaladıklarının farkındaydılar.

    Gruba kazandırmaları gereken yeni bir basçı arayışına girdikleri için çeşitli konserlere gidip kendilerine uygun kişiyi bulabilmek umuduyla gözlem yapıyorlardı. İşte bu sırada, Maria Assumpta Öğretmenlik Koleji'ndeki bir gecede Roger ve Brian gelecekteki basçıları John Deacon ile tanışırlar.

    John Deacon, o dönemlerde Queen'in varlığından haberdardır. 1971 yılına gelindiğinde Queen'in bir basçı aradığı lafları onun da kulağına ulaşır. Queen'e katılmak için büyük bir istek duyar. Queen üyeleri zaman kaybetmeden John'u denemeye alırlar. Imperial Kolej'in amfisinde yapılan denemede Brian, Roger ve Freddie yeni basçılarıyla uyumlu bir performans gösterdiklerine inanırlar. Kendileriyle neredeyse hiç konuşmamış olan bu içine kapanık bas gitaristin sitili ve yetenekleri, ayrıca elektronik bilgisi de onları etkilemeyi başarır.

    Ve bu şekilde bir daha hiçbir kopmanın yaşanmayacağı yirmi yıllık dönemin temelleri eksiksiz bir şekilde atılmış olur.

    Queen, sancılı geçen ilk yıllarda küçük çaplı konserler verdi, bazı büyük organizasyonlarda büyük grupların alt grupları olarak sahneye çıktı. Kendilerini her geçen gün geliştirdikleri kaçınılmazdı, zira sahnede gerçekten şov yapmaya çalışıyorlardı.

    Queen Grup, 1973 yılında çıkan ilk albüm "QUEEN" ile müzik dünyasına sağlam bir giriş yapar. Bu albümün kaydı da o zamanlar henüz gelişim aşamasında olan Trident'te yapılır. Aslında Queen öncelikle bu stüdyodaki cihazları denemek için çalmıştır ama sonrasında Trident'in yetkilileri tarafından beğenilince kendi şarkılarının demolarını kaydederler. Ve albüm aşaması da bu evreler üzerine sonlanır.

    O yıl İngiltere'de en iyi çıkış yapan grup seçilir. Yine de eleştirmenlerden tam not alamazlar. Grubun ve grubun ilk tekili Keep Yourself Alive de listelerde başarı gösteremez. Grup buna rağmen sahne çalışmalarına yönelir.

    Queen IIİkinci albüm "QUEEN II" ise yaklaşık bir yıl sonra yayınlanır. Albüm Queen'in müzikal anlamda ileriki yıllar için yapacaklarının bir müjdecisi gibidir. Harmonik yapıdaki parçalar ve karmaşık düzenlemelerle progressive özellik taşıyordu. Seven Seas Of Rhye ile de zaten listelerde önemli bir başarı sağladılar. Zira grubun hit olan ilk tekili de bu parçaydı.

    SHAAynı yıl yayınlanan diğer albüm "SHEER HEART ATTACK" da grubun o dönemki üretkenliğinin bir ürünüydü. Bu albümün kaydedilmesi sırasında rahatsızlığından dolayı uzun bir süre hastaneden çıkamayan Brian May'in durumuna rağmen istenilen düzeye gelmesi, grup için önemli bir başarıydı. Grubun önemli anlamda, uluslararası ilk hiti olan Killer Queen ile geniş çaplı bir baları sağlanır. Hem satışlarda hem de listelerde Queen, moral verici bir performans gösterir.

    AnatoBir yıl sonra gelen ve Queen için bir milat-bir dönüm noktası diyebileceğimiz "A NIGHT AT THE OPERA" ise 1975 yılının en dikkat çekici albümlerinden biriydi. Queen'in o zamana kadarki en pahalı yapımı olan ANATO sanki bir senfoni gibiydi ve grubun rock müziği opera eklentisiyle bambaşka bir hale getirmesi şaşkınlık yaratmıştı. Bohemian Rhapsody bu şaşkınlığın üst seviyeye çıkmasına neden olmuştu diyebilirim. Yaklaşık altı dakika uzunluğunda olan bu ilk tekil, imkansız gibi görünen başarısına ulaştığında herkes Queen'deki zengin müzikalitenin farkına varmıştı. Bohemian Rhapsody tam dokuz hafta listelerde birinci sırada kaldı ve o dönemin rekorunu kırdı. Ayrıca ANATO Queen'in uluslararası boyutta hit olan ilk albümü oldu. Albümün en önemli ballad çalışması olan Love Of My Life ise sonraki yıllarda konserlerde çalınan akustik versiyonuyla on binlerce kişinin bir ağızdan söylediği bir şarkı haline gelir. Özellikle Güney Amerika ülkeleri adeta bu şarkıya tapar.

    Queen, artık Queen olmuştu.

    ANATR1976'da yayınlanan "A NIGHT AT THE RACES" bir bakıma ANATO'nun devamı niteliğindeydi. Bir önceki albümüm bıraktığı olumlu havayı da arkasına alan ANATR listelere direkt bir numaradan giriş yapar. İnce düzenlemeli ve armoni vokalin tam anlamıyla bir ahenkle hissedildiği parçalar-özellikle de Somebody To Love grubun artık kendi müziğini iyiden iyiye hissettirdiğinin bir kanıtı gibiydi. ANATR Queen'in o zamana kadar en kısa sürede en fazla miktardı satılan albümüydü. Ve bir rock grubu için daha önce eşi görülmemiş bir çalışmaya da imza atılmıştı. Uzakdoğu'daki hayranlarını düşünen Queen, içinde Japonca sözler bulunan bir parça olan Teo Torriatte (Let Us Cling Together) ile farklılığını ortaya koymuştu.

    Özellikle son iki albümün başarısı gruba yönelik eleştirilerin değişmesine neden olmuştu denilebilir. Önceki yıllarda yaptığı müzikten dolayı hedef olan grup, yakaladığı başarıdan sonra üyelerinin aralarında oluşabilecek ego sorunlarıyla gündeme gelmeye başlar. Aslında Queen için böyle bir sorun mümkün değildi, çünkü dört üye de birbirlerinin kişilik ve müzik yeteneklerinin farkındaydı ve birbirlerine saygı duyuyorlardı. Dağıldı-dağılacak dedikoduları o dönemler ayyuka çıkar. Ve Queen en iyi cevabı yeni albümüyle verir.

    NOTW"NEWS OF THE WORLD" 1977 yılına ait en önemli çalışmaydı. Albümde iki inanılmaz parça yer alıyordu -ki bu parçalar dünyanın ezbere söyleyip ritim tutacağı unutulmaz yapımlar arasına girecekti. We Will Rock You ve We Are The Champions ile Queen listeleri alt-üst etmişti. Böylesine iddialı iki tekilin art arda gelmesi bir bakıma müzik camiasını da şaşkınlığa itmişti. Amerika'da da önemli satış başarısı gösteren bu iki tekil toplamda iki milyon sınırını aşıp bu ülkede çeşitli ödüller bike kazanır. Queen artık şarkılarıyla sadece İngiltere'yi değil dünyayı etkilemeye başlamıştı.

    JAZZ1978 yılına gelindiğinde Queen farklı bir albümle bir kez daha ortaya çıktı. Bu seferki ürünün adı ise "JAZZ" olur. Özellikle sansasyonel klipleriyle eleştirilere maruz kalan albüm, buna rağmen hem Amerika'da hem de İngiltere'de başarılı olur. Fat Bottomed Girls ve Bicycle Race gibi konsept tür sayulabilecek parçalar ve Don't Stop Me Now albümde dikkat çeken parçalar olur. İngiltere dışında, sonraki dönem Queen'in kalbi işelevi görecek Mountain Studios'ta kaydedilen ilk albümdü.

    İşler artık Queen için iyi gidiyordu. İlk albümden sonra geçen süreçte Queen önemli bir mesafe kaydetmişti ve müzilk dünyası için yerini sağlamlaştırmıştı. Kendine özgü müzikal altyapıları, çok sesli vokalleri ve grup üyelerinin özgün enstrüman kullanma yetenekleriyle ve belki de en önemlisi diyebileceğimiz, Freddie Mercury'nin güçlü sesiyle Queen parlama dönemindeydi.

    Live Killers1979 yılında Jazz'ın konser turunu değerlendirmek isteyen Queen ilk canlı performans albümünü yayınlar. Albüm "LIVE KILLER" adını alır ve Queen'in sahne performası bakımından dünyanın en iyisi olduğunu ispatlar niteliktedir, zira eleştirmenlerden de bu yönde oldukça fazla iltifat alır.

    The Gameİki yıl sonra, takvimler 1980'i gösterdiğinde Queen için bir başka milat, bir başka dönüm noktasına gelinmişti. Grup bir kısım kurallarını yıkmaya başlar. Şarkılarında bazı öğeleri değiştirir ve ortaya değişik bir ürün çıkarmak için çalışmalarına devam eder. Bu ürünün adı ise "THE GAME"dir. Queen'in karmaşık olmayan basit düzenlemeli altyapısıyla ve ilk defa synthesizer kullanarak yaptığı albüm tam anlamıyla patlama yapar. Ve önemli tarafı, grubun İngiltere dışında Amerika'da da bir numaraya ulaşmasıdır. İlk tekil Crazy Little Thing Called Love'ın başarısı albümün bomba gibi geldiğinin bir göstergesiydi. Parça, Amerika'da hemen bir numaraya yükselme başarısı gösterir. Ardından gelen Another One Bites The Dust ise bu başarının aynen devam edilmesini sağlar ve Queen iki farklı single ile Amerika'da ilk defa ayrı dönemlerde bir numaraya ulaşır. Ayrıca ilk defa bir Queen albümü CD formatında da yayınlanmış olur.

    FLASHAynı yıl içinde bir soundtrack çalışması olan Flash Gordon da yayınlanır. Bu albüm de Queen'in yaptığı ilk film müziği çalışması olarak tarihe geçer.

    Queen yakalaşığı başarılar ve hitap ettiği geniş kitleyle artık rock dünyası için önemli bir isim olmuştur. Her yeni albümde kendini geliştirip bir bakıma sınırlarını genişleten grup, canlı performanslarla da bu başarısını pekiştiriyordu. The Game'in özellikle Amerika'da sağladığı başarı aynı yıl içinde grubun ABD turu yapmasını sağlamıştı. Ve tabii Avrupa ile Japonya da boş geçilmemişti.

    greatest hits1981 yılında Queen ilk derleme albümü olan "GREATEST HITS"i yayınlar ve albüm fazlasıyla rağbet görüp büyük bir başarı sağlar. Albümdeki şarkı listesi bazı ülkelere göre farklılık gösterir.

    Hot Space1982 yılına gelindiğinde Queen, hayranlarının ve müzik dünyasının pek alışık olmadığı bir albümle "HOT SPACE" ile ortaya çıktı. Disco-pop tarzında yapılan albüm, sıcak karşılanmadı ve eleştirileri de beraberinde getirdi. David Bowie ile birlikte yapılan Under Pressure yayınlandığında listelerde bir numaraya ulaştı. Bu, albümün gözle görülebilir tek başarısıydı, zira satışlar da oldukça düşüktü. Buna sağmen Queen Hot Space'in ardından yine bir tura çıkma kararı aldı ve Avrupa, Japonya, Amerika ve Kanada'yı kapsayan konserlere çıktı.

    Bu yıllarda grup üyeleri solo çalışmalara yönelmeye başlar. Zira Hot Space öncesi Fun In Space isimli bir solo albüm çıkaran Roger Taylor 1984 yılında Strange Frontier'i yayınlar. Brian May ise aynı dönemde 1983 yılında Starfleet Project ile ilk solo çalışmasına imza atar.

    WorksTHE WORKS 1984 yılında yayınlandı. Albümde Queen'in önemli hitlerinden ikisi yer alıyordu. Bunlardan biri Radio Ga Ga diğeri ise bir John Deacon bestesi olan I Want To Break Free... Queen'in stadyum konserlerinde özellikle seyircinin aktif olarak katıldığı bir parça olan Radio Ga Ga canlı performanslar için önemli bir parça oldu. I Want To Break Free ise dikkat çekici klibiyle gözünündeydi, şarkı aynı zamanda Güney Amerika ülkerinde özgürlük marşı haline gelmişti. Son albümün yarattığı hayal kırıklığı da The Works ile atlatılmıştı. Albümde klipler için muazzam bir bütçe harcanır. Diğer albümlerde hep Freddie ve Brian hitleri ön plana çıkarken The Works'ta bu işi Roger ve John'un parçaları üstlenir.

    Albümle birlikte Queen tabii ki yine dünya turuna çıkar. Avrupa, Avustralya, Japonya, Güney Afrika ve Brezilya (Live In Rio) gibi ülkeler bu turun ayaklarını oluşturur.

    Live MagicQueen aynı yıl içinde The Works konserleri kapsamında kaydettiği şarkılardan oluşan canlı performans albümü "LIVE MAGIC"i yayınlar. Bu, grubun ikinci performans albümüdür, fakat eleştirmenlerden olumsuz not alır. Zira bazı şarkıların düzenlemeleri oldukça ağırdı ve kısaltılmıştı.

    1985'e gelindiğinde ise herhangi bir albüm yayınlamayan grup için canlı performans anlamında önemli organizasyonlarda kendilerini dünyaya bir kez daha gösterme fırsatı doğar. Bunların ilki 1985 yılının Ocak ayında yapılan Rock In Rio festivalidir. Aynı yıl içinde 13 Temmuz'da düzenlenen ve dünyanın en önemli grup ve isimlerinin katıldığı Live Aid organizasyonu ise grubun kendi muhteşem canlı performansını hatırlamasına yardımcı olur. Zira Live Aid gecesi, onca dünya çapındaki gruba rağmen sadece Queen akıllarda kalacak bir performans ortaya koyar ve gece ileriki yıllarda Queen performansıyla anılır.

    Live Aid'de harika bir gösteriyle bütüncül enerjisinin farkına varan grup bu enerjiyi kaybetmemek adına aynı yıl stüdyoya girer ve One Vision'ı kaydeder.

    AKOM1986'ya gelindiğinde "A KIND OF MAGIC" yayınlanır. Albümdeki bazı parçalar Highlander adlı filmin soundtrack çalışmalarıdır. Albümle aynı adı taşıyan parça da bir Roger Taylor bestesidir. AKOM Queen'in en büyük kapsamlı ve en iyi performansı sergilerdiği tur olan "Magic Tour"un önünü açan albümdür. Grup bu tur kapsamında İngiltere, Avrupa, Güney Afrika, Japonya, Avustralya ve Güney Amerika'yı dolaşır. Özellikle Wembley performası ile akıllarda kalan tur Knebworth Park ile sonlanır. Ve Queen'in son tur organizasyonu olarak kayıtlara geçer.

    Bu dönemde Freddie Mercury solo çalışmalara da yönelir. 1985'ye yayınlanan ilk solo albümü MR. Bad Guy ile olduça başarılı olur. 19898 yılında Montserrat Caballé işbirliğiyle yaptığı Barcelona albümü de geniş yankı bulur. Bu albüm Freddie Mercury'nin bir bakıma opera denemesidir. Albümde yer alan ve Montserrat Caballé ile okuduğu Barcelona adlı şarkı da 1992 yaz olimpiyatlarının resmi parçası olur.

    Queen AKOM'un ardından yeni albüm için tam üç yıl bekler. Bu aynı zamanda iki Queen albümü arasında geçen en uzun süredir. Yine AKOM'dan sonra Freddie Mercury'nin AIDS hastalığının ortaya çıkması da bunda etkili olur. Zira AIDS'in Freddie Mercury ve dolayısıyla Queen'i kötü anlamda etkilemesi olağandı.

    The Miracle1989 yılında "THE MIRACLE" yayınlanır. Yine o yıllarda özellikle Freddie Mercury'nin solo çalışmalara yönlenmesi grup için yine dağılıyor söylentilerinin çıkmasına neden olur. Queen bu söyletinleri The Miracle'ın albüm kapak çalışmasıyla sonlandırmıştır diyebilirim. Zira grup üyelerinin birbiri içine geçmiş yüzleri tek bir bütüncül görüntü oluşturur ve bu da Queen'in sarsılmaz birlikteliğini simgeler gibidir.Albümün ilk tekili sıkı bir hard rock parçası olan I Want It All olur ve İngiltere listelerinde zirveye çıkar. Ardından gelen Breakthru ve The Miracle da özellikle video klipleriyle yankı uyandırır. The Miracle döneminde Freddie'nin AIDS hastalığı da artık vücudunda belirginleşmeye başlar ve dolayısıyla Queen The Miracle'ı hiçbir konser organizasyonuyla desteklemeden bitirir.

    Artık Queen için zor dönemler yaklaşmıştır. Freddie Mercury'nin hastalığı grubun sahenlerde esen özelliğine bir set çekmiştir. Ve artık medya da bu söylentinin iyice üstüne gitmeye başlamıştır. 1990 yılında grubun müziğe katkılarından dolayı alacağı ödül için kamera karşısında belirmesi, en çok da Freddie'nin iyice zayıflamış ve bitkin görünen çehresinin gözönüne gelmesine de neden olmuştur.

    innuendoZor geçen bu hastalık evresinde kaydedilen yeni albümün adı "INNUENDO" olur ve 1991 yılında yayınlanır. Albümle aynı adı taşıyan ilk single yayınlandığı an zirveye yerleşir. ikinci Bohemian Rhapsody olarak adlandırılan Innendo da tıpkı Bo Rhap gibi farklı bölümlerin bir karması gibiydi. Klibi de stop motion tekniğiyle çekilmişti ve o yıl ödül kazanmıştı. Aslında bu albüm Queen'in bir vedası niteliğini taşır. Albümdeki son parça olan The Show Must Go On ise bu vedayı pekiştirir gibidir. Roger Taylor imzalı These Are The Days Of Our Lives, Freddie'nin kameralar karşısına geçtiği son Queen klibi olur. Ve tabii ki Queen Innuendo dönemini de konser turundan yoksun bir şekilde tamamlar.

    Aynı yıl içinde Queen'in ikinci derleme albümü "GREATEST HITS II" yayınlanır. Bu derleme albüm Queen adına inanılmaz bir başarı göstererek tam 12XPlatinum kazanır.

    Queen için tüm ışıklar aynı yıl içinde 24 Kasım'da söner. Freddie Mercury'in hayatını kaybetmesi artık Queen için aktif müziğin sonuna gelindiğinin bir göstergesiydi. Yine de Freddie Mercury'nin hastalığının son dönemlerinde kaydedilen bazı parçalar ileride yeni albüm yapmak için gerekli materyalleri sağlayacaktır.

    1992 yılında "Magic Tour"un en başarılı performansı olan Wembley ayağı, "LIVE AT WEMBLEY '86" adıyla yayınlanır.

    made in heaven1995 yılında yayınlanan "MADE IN HEAVEN" Freddie Mercury'siz doğan bir Queen albümü olup aynı zamanda Queen adıyla çıkan son albümdür. Bu albümde önceden kaydedilmiş şarkıların yanında, grup elemanlarının solo albümlerinden de bazı şarkılar yer alır. Beklenen ilgiyi gören Made in Heaven grubun en başarılı albümleri arasında yerini alır.

    Artık sesinden mahrum olan ve yeni bir albüm yapamacak olan Queen eski çalışmaların yeni derlemelerine ve önceki konserlerden yapılacak canlı performans albümlerine yönelir.

    Bu bağlamda 1997 yılında Queen'in sadece rock'n roll tarzı parçalarından derlenen "QUEEN ROCKS" yayınlanır. 1999 yılına gelindiğinde "Queen+" ismi kullanılmaya başlanmıştır ve grup diğer sanatçılarla yaptığı işbirlikleriyle birlikte kendi parçalarını "GREATEST HITS III" adıyla yayınlar. 2000 yılında, yayınlanan üç derleme albümün bir paket hali olan "THE PLATINUM COLLECTION" yayınlanır.

    Ve 2000'li yılların devam eden bölümlerinde daha çok konser kayıtlarına yönelen Queen, 2005'te "QUEEN ON FIRE-LIVE AT THE BOWL" isimli canlı performans albümünü yayınlar. Bu albüm, Hot Space'in turu kapsamında Milton Keynes'te gerçekleştirilen performansı kapsar.

    QRM2007 yılında yayınlanan "QUEEN ROCK MONTREAL" ise grubun son canlı performans albümü olur. 1981 yılında Kanada'nın Montreal kentinde sahnelenen konser kayıtlarından oluşmuştur.

    absolute greatestVe 2009'a gelindiğinde Queen son derleme albümünü "ABSOLUTE GREATEST"i çıkarır.

    Rock müziğin en büyük gruplarından biri olan Queen'in kısa hikayesi budur.

    1971'de başlayıp 1991 yılına kadar aktif halde devam eden bir gösteridir bu!

    Freddie Mercury eğer şu an yaşıyor olsaydı Queen'den ne gibi çalışmalar daha görürdük, Queen neler yapardı? sorusu aklımıza takılıyor tabii ki...

    Aslında Queen'in şimdiye kadar verdikleri yeter de artar bile. Aradan geçen zamana rağmen Queen hayranlarının sayısının gitgite artması, fan kulüp organizasyonlarında gerçekleşen katılımın sonuçları da Queen'in gösterisinin daima devam edeceği yönünde güzel bir yansıma oluşturuyor...

    Gösteri devam ediyor!..."


    Kaynak: Queenanatolia.com

    varmı bohemian rhapsody dinlemeden başkalarına en iyi rock solisti diyen ^^yada Queen II albümünün sırlarını bilmeden her grubu efsane yapan gerçi efsane budur Queendir efsane ve pink floyd,supertramp,boston,cream,kansas gibi gruplar.Efsanedir onlar.
     
  2. freemansss

    freemansss Keşfediyorum rank8

    Kayıt:
    7 Ocak 2010
    Mesajlar:
    23
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    süper paylaşım .
     
  3. ch3lios

    ch3lios Yeni üye rank8

    Kayıt:
    10 Nisan 2010
    Mesajlar:
    3
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Queen i Queen apan başta freddie mercury dir.Freddie mercury opera sevdalısı olarak rockla operayı birleştirmeyi kafasına takmıştır !!!

    •(Buradan Apocalyptica'ya da idoL oLduğunu söyLeyebiLiriz.Çünkü Apocalyptica'nın amacı da Rock dinLeyenLeri kLasikLerLe,kLasik dinLeyenLeri Rock iLe tanıştırmaktır!)