1. Reklam


    1. joysro
      ledas
      jungler
      keasro
      zeus
      karantina

'O toprakları peşkeş çektirmeyiz!'


  1. Lampard_08

    Lampard_08 Bilgiliyim rank8

    Kayıt:
    4 Mart 2009
    Mesajlar:
    1.233
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    >>> ÖSS <<< ZEDEEEE :@:@
    Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Grup toplantısı'nda Baykal konuşma yaptı...

    [​IMG]

    CHP Genel Başkanı Baykal :

    TMO'nun etkin bir şekilde hızlı bir alım politikası ihtiyacı vardır. Peşin ödemesi mutlaka sağlanmalıdır yoksa peşin ödeme yapan tüccara üretici daha düşük fiyata ürünü teslim etmek zorunda kalacaktır. Dışardan ithalat yapılmasına izin verilmemelidir. Bu konularda yeni bir anlayışa ihtiyaç var. Genel olarak çiftçimizin bazı yerlerde 2008'e ilişkin primler ödenmemiştir. Bunların bir an önce ödenmesi gerekmektedir. Çiftçi desteklenmesine ilişkin kesilen yüzde on çok yanlıştır. KDV'nin yüzde 1'e derhal indirilmesi gerekmektedir. Çiftçiye anlamlı bir destek ihtiyacı vardır. Bütün bunlar yapılmazsa çiftçi tekrar ciddi bir sorunla karşı karşıya kalacaktır. Bu çok ciddi sorun oluşturmaktadır.

    Kısa bir süre önce çay fiyatları açıklandı. Bu yüzde 6,4'lük bir artıştır. Ama çayın girdi fiyatları yüzde 35 fiyatlarında artış göstermiştir. Ayrıca Çaykur fabrikalarını özelleştirme çalışmaları sürdürülüyor. Şuna da dikkatinizi çekmek istiyorum. Ulusal bir çay işletmesi kuruldu ve başında da AKP'li biri bulunmaktadır. Çayla hiç alakası bilgisi yok kendisi çay tüccarıdır.

    Fındıkta ayrı bir sorunlar yaşanıyor. TMO şimdi fındık alımı sorumluluğla da yüklenmiş ve ne yazık ki bunun altında kalmıştır. 5 Liraya verebilen veriyor, veremiyenler ise 3,2'ye piyasaya sürmek zorunda kalıyor. Çifte fiyat bu kadar kopuk fiyat bölgede yanlış işlerin olduğunu gözler önüne seriyor. Çok büyük bir yakınma olduğuna dikkatinizi çekiyorum.

    Fiskobirlik çok ciddi borç altındadır. Çok ciddi bir tepki ve sıkıntı var. Bunları üzüntü ile gördüm. Bu konularda yeni bir düzenlemeye şiddetle ihtiyaç olduğunu gördüm. Kısa bir süre önce Başbakanlığa alınacak araçlar için KDV ve ÖTV ilişkisi yaşanmıştı. Şimdi bütün hükümetin alımları konusunda devletin satın alacağı tüm araçlar için uygulandı. Bu ne demektir ön görülen harcamayı daha iyi kullanmak demektir. Çünkü vergisini ödemeyeceksiniz bunun yerine tümünü daha fazla kullanabileceğizdir. Bu yıl sonu için 48 katrilyonluk bir bütçe açığı resmen kabul edilmiştir. Hükümet buna rağmen bütçeyi tanzim etme ihtiyacı üstlenmiyor. 4 Katı borçlanma yetkisi talep etmişti baktı 4 kat olmayacak 5 katı borçlanma düzenlemesi getirdiler. köylülere uyguladığı mali koşulları nasıl darmadağın olduğunu göstermektedir.

    Bu konu gerçekten en temel konumuzdur. Bu konudaki değerlendirmelerimi düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Hatırlayacaksınız bu konuda bir süre önce hükümetin bir kararname girişimi olmuştu. Yani Güneydoğu Anadolu'daki Hatay'da başlayan 510 km boyundaki arazilerin mayından arındırılması konusunda bizim de imzaladığmız bir sözleşme var. 5 Yıl içerisinde bunu temizlemek istiyoruz. Hükümet bir süre önce bu konuda bir çalışma yaptı ve bir kararname ile Güneydoğu'daki bu arazinin bir yabancı firma tarafından temizlenmesi ve bu temizleme karşılığında o firmaya kararnamede 49 yıl idi şimdi 44 yıla indi o arazinin kullanılmasını amaçlayan bir kararname düzenlendi. Bu doğrultuda arkadaşlarımıızn girişimi sonucunda danıştay konuya el koydu ve yürütmeyi durdurma kararı verdi ve Mart ayında iptal etti.

    Hükümet şimdi yürütmenin engellediği hukukun arkasından dolaşmayı amaçlayan öngören bir düzenleme ile kanun çıkartarak yapmaya çalışmaktadır. İş yine yanlıştır. Şimdi bu kanun teklifi buraya getirildi. Hükümet bu konuda bir kararlılık içindedir. Bu araziyi bu modelle mayından temizlemeyi ve temizlenecek olan araziyi 40 küsür yıl bir başka kuruluşa devretmeyi öngörmüş olarak yola çıkmıştır. Bu bölgede çok ciddi problem meydana getirdi. Ekonomik, hukuk olarak sorgulanması gerekir. Dünyadan sadece biz temizlik yapmıyoruz. Tacikistan, Rusya pek çok ülke, Suriye kendisi el attı. Suriye'ye bir sor bakalım nasıl yaptı? Dünya'da bu kadar temizlik yapan ülkede bir tek ülke var mı gelin benim arazimi temizleyin orayı size bırakayım 40-50 yıl sizin olsun. Var mı böyle bir ülke. Üstelik bizim arazi sınırda. Üstelik bizim arazi terör bölgesinin hemen üstünde. Böyle bir arazi de biz gelin temizleyin sonra kullanın diyeceğiz. Böyle birşey olur mu? Zaten bir yarım asır orayı döşedik miletin kullanmasını engelledik şimdi bir elli yıl daha bunu yapacağız ve bir yüz yıl milletimizden mahrum bırakacağız. Bir başka ülkeye gel bunu yapıver demek Türkiye'ye yakışmaz. Bunu biz yaptık biz temizleyeceğiz.

    Kuş adası liman ihaleside aynen böyleydi hatırlıyorsunuz. Onu da ısrarla takip ettiler hatta oradaki ilgili şirket diyordu ki yönetmeliğe aykırı ise kanun çıkartırız diyorlardı ve nitekim kanunda çıkarttılar. Bu hususta da kararname çıkarttılar olmadı kanun çıkartıyorlar. Mesele mayından temizleme işiyse kanuna gerek yok. Hükümet, Bakanlar kurulu bu konuda yetkilidir. Mesele temizleme işinden ibaret değil de o arazinin birine devredilmesi işiyse o da Anayasa'nın görevidir. Bize yetki ver Bakanlar kurulu götürsün böyler birşey olur mu? Ayrıca şunu da hemen söylemeliyim. Maliye ile ilgili herhangi bir açıklama net rakam yok. Türkiye'de mesela NATO 4,5 milyon mayın temizledi. Bunu bir ikmal ve bakım ajansı var onun projeleri çerçevesinde gerçekleştirdi. Moldova'da gerçekleştirdi. 1,400 bin mayın imha edildi. Ukrayna'da ve Azerbaycan'da mayın temizleme faaliyeti yapıldı. Bizim işin bedeli ne?

    200 trilyon bi yerde var, 400 trilyon bir yerde var. 5 Yılda yapılacak bir ödeme Başbakan geçenlerde 61 milyon dolara kendine uçak alırken gözünü bile kırpmayacaksın. 5 Yılda 500 trilyon harcıyamam diyerek o araziyi temizlememzlik yapmaacaksın bunu kabul edemeyiz. Koca Türkiye oradaki mayınları temizlemekten aciz kaldı, onu kim alırsa alsın temizlesin işletsin diyecek, ben yapamıyorum diyecek ve bir başka ülke alsın temizlesin ve kullansın diyecek. Böyle birşey olamaz çok vahim bir olaydır. Dünyada böyle bir sorunu çözmüş bir ülke daha yoktur.

    KONU OLDU BİTTİYE GETİRİLMEK İSTENİYOR

    Fevkalade değerli bir arazi. Orada binlerce çiftçiye geçim imaknı sağlama fırsatı var. Bu konu sadece mayından kurtulma sorunu değildir. Bu konu bir sosyal bütünleşme, kaynaşma o bölgede refah yoksulluk karşısındaki sıkıntıdan kurtulması için bir pencere, kapı açmasıdır. Türkiye bundan nasıl vazgeçebilir. Oradaki topraksız köylülere o arazinin dağıtılması Türkiye'nin barış projesidir. Ayda bir kaç yüz trilyon harcamadan vazgeçelim demek mümkün mü? Çiftçiye vermeyi taahhüt ettiniz, desteği yüzde 10 azalttınız. Bu yıl bütçeye koyduğunuz harcamaların 500 trilyonu bir kararla ortadan kaldırdınız. Niçin bunu bir kalemde kaldırıyorsunuz da Türkiye'nin yüzünü temizleyecek bu proje için bir kaç yüz trilyon veremiyorsunuz?

    KANUN DERHAL GERİ ÇEKİLMELİDİR

    Genelkurmay NAMSA'dan bunu yapın diyor. Doğrusu budur diyor. Türkiye'nin nasıl temizleneceği konusunda Genelkurmay bu kanunun altında yatan kanunun çok ötesinde bir açıklama yapıyor. Bu nasıl bir kopukluktur. Hangi konuda tam işbirliği yapmaları gereken konuda. Genelkurmay NAMSA ile yapın diyor, NAMSA ile hiçbir temas kurulmamış. 5 Yıldır bu iş Türkiye'nin gündeminde. NAMSA'ya sordunuz mu böyle bir şey var kaça yaparsınız? Birilerine ihale etmek için hazırlık yaptınız. Bu sorulara cevap vermeden kanunu çıkartacaksınız ihaleye açacaksınız. 600 Bin mayın mayınla ilgili bir problem var. Sınırın dışında da 300 bin mayın var. Ona sonra bakarız diyorlar canım neden ona sonra bakıyorsunuz. Bu kanun derhal geri çekilmelidir ve Kamuoyumuzu tatmin edecek, parlamentonun oyunu tatmin edecek ciddi bir çalışma yapılarak Türkiye için gereken işlemler başlatılmalıdır.

    Yapılacak olan harcamanın çok ötesinde yararları getirir diyoruz. Başbakan ne diyor buna karşılık? Başbakan diyor ki bunlar hep böyledir kanunları engelliyorlar, bu bir faşizan yaklaşımdır diyor ben özür diliyorum diyor. Bu konunun mayınlı araziyle faşizmin ne ilgisi var. Anlamsız suçlamalar yaparak, çarpıtarak değiştirererk kontrol altına almaya çalışmıştır. Vallahi başbakanın açtığı o konu konuşalacaksa getirsin konuşalım. Türkiye'de neyi kastediyor. Azınlıkları gönderdiniz derken, faşizan bir uygulama derken kastettiği nedir kimler tarafından yapılmıştır konuşalım. Varsa öyle bir iddiası hepsini konuşmaya hazırız. Bu meseleyi bağlarız sonra o konuda söyleyeceği birşey varsa getirir.

    Yapılacak olan harcamanın çok ötesinde yararları getirir diyoruz. Başbakan ne diyor buna karşılık? Başbakan diyor ki bunlar hep böyledir kanunları engelliyorlar, bu bir faşizan yaklaşımdır diyor ben özür diliyorum diyor. Bu konunun mayınlı araziyle faşizmin ne ilgisi var. Anlamsız suçlamalar yaparak, çarpıtarak değiştirererk kontrol altına almaya çalışmıştır. Vallahi başbakanın açtığı o konu konuşalacaksa getirsin konuşalım. Türkiye'de neyi kastediyor. Azınlıkları gönderdiniz derken, faşizan bir uygulama derken kastettiği nedir kimler tarafından yapılmıştır konuşalım. Varsa öyle bir iddiası hepsini konuşmaya hazırız. Bu meseleyi bağlarız sonra o konuda söyleyeceği birşey varsa getirir.

    Bu bölge birileri için her zaman cazip bir hale geldi. TBMM CHP öncülüğünde daha öcne engel olmuştu. Şimdi mayınlı arazileri verin biz temizleyelim diyecekler ve bizde buna göz yumacağız izin vereceğiz. Buna karşı mücadelemizi kanun çıkıncaya kadar götüreceğiz, kanun çıktıktan sonra götüreceğiz. O bölgeyi birilerine peşkeş çektirmemek için bütün vatandaşlarımızla omuz omuza olacağız.

    Türkiye'de dokunulmazlığın ne kadar yetersiz olduğu ortaya çıkmıştır. CHP'nin üzerinde en çok durduğu bu konunun ne kadar önemli olduğu gündeme gelmiştir. Geldiğimiz nokta bunun nekadar doğru ve gerçekçi bir değerlendirme olduğnu ortaya koydu. Konunun pek çok yönü var. Şu açık bir gerçektir ki bizim dokunulmazlık düzenlememiz yeterli adaletli toplumun bekleyişine vicdanına yatkın bir madde değildir. Suç ayrı milletvekilliği ayrı. Milletvekilliği saygın onurlu bir görev. Milletvekili yapmış oludğu bir suçtan dolayı hesap vermeyecek duruma gelmemeli.

    Hukukun işlemesine engel değil. Bazı ülkelerde meclis toplantısı var iken toplantı sonrası dokunulmazlık kalkıyor. Hiçbir ülkede böyle bir dokunulmazlık sistemi yok. Bu da çok kötü kullanılıyor. Ve hiçkimsenin dokunulmazlığı da kaldırılmıyor. En utanç verici suçları işleyen insan milletvekili diye takip edilmiyor. Her mevki saygıdeğerdir. En yüksek saygın olan Türkiye'nin bir hukuk devletinin olması ve hukukun işlemesidir. Herkesin hukuka tabi olduğunun bilinmesidir. Herkes hukuk karşısında eşittir. Hukuk Cumhurbaşkanı'na Cumhurbaşkanı şu şekilde yargılanır, şu suçlardan yargılanır denirse elbetteki onlar yerine getirilir.

    CUMHURBAŞKANLIĞI MAKAMINA DARBE VURULMUŞTUR

    Hukuk cambazlığıyla olmamış şeyi olur kılmak doğru değildir. O zaman düzenlemeye ne ihtiyaç var. Cumhurbaşkanlığı'nın dokunulmazlık konusunu Anayasa düzenlememiş düzenlenebilir. Ama yok. Çok garip bir olay bir hakimin önüne gelmiş dosya. Dosya Cumhurbaşkanı seçilmeden önce işlendiği iddia edilen bir suçla ilgili. Dokunulmazlığı olduğu sürece takip edilememiş. Şu anda Cumhurbaşkanı ve dokunulmazlığı yok. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Cumhuriyeti'ndeki bir hakimin aldığı karar karşısında bir açıklama yapıyor ve yargıyı kötülüyor. Türkiye'deki bir yargı konusunda bu karar kötü niyetlidir diye açıklama yapması Türkyie'nin hukukuna da Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığına da en büyük darbeyi vurmuştur. Böyle birşey olur mu? Doğrudur yanlıştır Cumhurbaşkanlığına ne? Böyle birey olabilir mi? Hakime vay sen nasıl yaparsın diye Başbakan bir türlü Cumhurbaşkanlığı bir türlü yükleniyor. Bunu yapacağınıza Cumhurbaşkanlığı'na dokunulmazlık getirin.

    Türkiye'de bu son günlerde bir şey daha ortaya çıktı bu deniz feneri olayı ile ilgili olarak davanın bir türlü açılamadığı hukuk sürecinin bir türlü resmen işletilemediği ortaya çıktı. Şu 12 tane şirket ve şu 16 kşii hakkında bana şu şu şu bilgileri gönder senden yardım istiyorum dedi. Senin orada şirketmiş bunlar. Orada bak bakalım vergilerine, kasalarına, bunlar hakkında şu bilgileri acele topla gönder dedi. Gitti mi gitmiyor bu da gitmiyor. Bizim beklediğimiz dosya geldiği halde takibatta başlamıyor. Bu çerçevede şimdi eski Adalet Bakanımız diyor ki Savcılığın yaptığı işlemlerin olabildiğince mükemmel olması lazım. İş tamamlandıktan sonra mahkeme açılmalı, Cumuk'un 174'ü maddesi işler. Süreç biraz uzayacaktır. Soruşturmayı olabildiğince mükemmel yapmak zorundayız, savcılık belgeleri toplamak zorundadır. " Elinizi vicdanınıza koyun bu ergenekon davasında bu anlayış uygulandı mı? Bu bir yıla aşkın dava açılmadı ama tutuklama başladı. Hani herşey hazır olduktan sonra başlayacaktı. Bunu yapan insanların demokrasiye insan haklarına inanma hakları var mı? Malesef böyle bir kadro ile karşı karşıyayız.