1. Reklam


    1. joysro
      ledas
      jungler
      keasro
      zeus
      karantina

Mevlana...


  1. Tengrİ

    Tengrİ   nowayout rank8

    Kayıt:
    27 Mart 2007
    Mesajlar:
    2.299
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Mevlana...


    Mezarın bulunduğu odaya girmeyi düşünenlerin bile sonu felaket oldu...

    MEVLANA'NIN MEZAR ODASINA GİRMEYE KALKANLARIN BAŞLARINA KORKUNÇ OLAYLAR GELİYOR!

    Mevlana'nın kabrinin altınaki 'mezar odası'na 700 yılda sadece bir kişi girebildi. O da 7 yaşındaki bir kız çocuğuydu. Çocuğun dili tutuldu ve bir daha konuşamadı. O küçük çocuğun ne gördüğü bir sır olarak kaldı. Ondan sonra girmeyi düşünenleri bile korkunç felaketler bekliyordu. İşte, Mevlana'nın esrarengiz sırrı...

    O müzenin kapısından içeri girerken, karşıma 'Da Vinci şifresi' gibi esrarengiz bir hikáyenin çıkacağını bilmiyordum.

    Bu, bir sanduka ve onun altındaki mezarın hikáyesi.

    Ama öyle basit bir hikáye değil.

    Hikáye 13'üncü yüzyılda başlıyor ve 1930'da esrarengiz bir aile trajedisine kadar uzanıyor.

    Hikáye beni çok etkiledi.

    Sizi de etkileyeceğini tahmin ediyorum.

    SAF TUTMUŞ SANDUKALAR ARASINDA

    Geçen salı günüydü.

    Hayatımda ilk defa Konya'ya gitmiştim.

    Konya'da Mevlana Müzesi'nin kapısından ilk adımımı attığımda, belki de sadece benim hissettiğim mistik bir rüzgár esti ve beni içine alıp götürdü.

    Hayatımda hiçbir mekán daha ilk anda beni bu kadar etkilememişti.

    İçerden çok hafif bir ney müziği geliyordu.

    Sağ tarafta, sanki saf tutmuş sandukaları görüyordum.

    Yanımda Mevlana Müzesi Müdür Yardımcısı Dr. Naci Bakırcı vardı.

    Mevlana'nın sandukasının önüne gelinceye kadar, mistik bir turistten farklı değildim.

    Ancak o sandukanın önünde Dr. Bakırcı'nın anlattığı o müthiş hikáye başladı.

    Daha doğrusu, o sandukanın altındaki 'mezar odasının sırrı'...

    500 METREYİ SEKİZ SAATTE ALAN CENAZE

    Nefesimi kestim ve onu dinledim.

    İşte ondan dinlediklerim.

    Anlatıldığına göre her şey 1273'te Konya'da kaldırılan bir cenazeden sonra başladı.

    Mevlana Celaleddin-i Rumi, 17 Aralık 1273 günü vefat ediyor.

    Cenazesine yüzbinlerce insan katılmış. Naaşı, İplikçi Camii'nden, 500 metre ilerdeki bu türbeye 8 saatte getirilebilmiş.

    Müslümanlar Mevlana'nın naaşını defnedebilmek için gayrimüslimlerin cenaze cemaatinden çıkmasını istemiş. Ancak onlar, 'Bize İsa'yı da Musa'yı da Mevlana öğretti' diyerek bunu reddetmişler.

    Mevlana'nın kabrinin altına bir 'mezar odası' bulunuyor.

    MEZAR ODASINA 700 YILDA 1 KİŞİ İNDİ
    Eski Türklerde mezarların altına Farsça 'zir-i zemin' yani 'zeminin altı' denilen bir mezar odası yapılırmış.

    Mevlana'nın naaşı da böyle 4 metrelik bir mezar odasına konmuş.

    Ancak o tarihten bu yana mezar odasına kimse inmemiş.

    Sadece bir kişi hariç.

    Rivayete göre Sultan Dördüncü Murad, Mevlana'nın türbesini ziyarete geldiğinde, mezar odasının içinde ne olduğunu çok merak etmiş ve bu odaya girmek istemiş.

    Ancak dönemin Mevlevi büyükleri, buna kesinlikle karşı çıkmış ve girmesini engellemişler.

    Bunun üzerine Sultan, elindeki tespihi, ağzı açık odanın içine atmış.

    Veya düşürmüş.

    Bu tespihi almak üzere 7 yaşında bir kız çocuğu mezar odasına indirilmiş.

    Bilinen tek şey, odanın iki tarafından aşağı doğru merdivenlerin indiğiymiş.

    Kız çocuğu mezara inip çıktıktan sonra dili tutulmuş.

    Dr. Naci Bakırcı, 'Çocuğun dilinin neden tutulduğu hálá bilinmiyor' diyor.

    KÜÇÜK KIZ MEZAR ODASINDA NE GÖRMÜŞTÜ

    İşte bu olaydan sonra 'mezar odasının sırrı' iyice merak edilmeye başlanmış.

    Acaba kız çocuğu orada ne görmüştü de dili tutulmuştu?

    Bir iddiaya göre, oda çok karanlık olduğu için çocuk çok korkmuş ve geçirdiği travmadan dolayı dili tutulmuştu.

    Ancak bir başka iddia daha var ki, o 'mezar odasının sırrını' daha da koyulaştırıyordu.

    Selçuklu Türkleri o tarihte mumyalama tekniğini biliyorlarmış. Fatih Sultan Mehmed dahil 7 padişahın naaşı mumyalanmış.

    Mevlana'nın naaşı da mumyalandığı için muhtemelen öyle duruyordu.

    Kız çocuğu orada yatan Mevlana'yı görünce bu hale gelmiş olabilirdi.

    Bu olay dönemin önde gelen Mevlevilerini harekete geçiriyor ve 1640 yılında mezar odasının ağzı tuğlayla örülüp üzeri kurşunla kaplanıyor.

    O tarihten sonra mezar odasının ağzındaki kurşun hiçbir zaman kaldırılmadı.

    Mezar odası, sırlarıyla birlikte belki de ebediyete kadar sessizliğe gömüldü.

    1930'LU YILLARDA MÜZE MÜDÜRÜNÜN ODASINDA
    Ancak odanın hikáyesi burada bitmiyor.

    Aradan 300 yıl geçtikten sonra, Mısır'daki piramit sırlarına benzeyen bir dizi olay daha yaşanacaktı.

    Bu olayın iki tanığı vardı.

    Biri olayı yaşayan Yusuf Akyurt isimli biri.

    Öteki de onun yaşadığını Murat Bardakçı'ya anlatan Abdülbaki Gölpınarlı Hoca.

    1930'lu yılların güzel bir gününde, Mevlana Müzesi'nin Müdürü Yusuf Akyurt odasında tek başına otururken, aklına sandukanın altındaki mezar odası gelir.

    İçinden 'Acaba şu odaya bir girsem de içinde ne olduğunu görsem' diye geçirir.

    Ancak tepki çekeceğini düşündüğü için kararsızdır.

    O AN KAPI ÇALINDI YAŞLI ADAM GİRDİ

    Tam o esnada kapı çalınır ve içeri, müzenin yaşlı odacısı girer.

    Bu yaşlı adam aslında, Mevlevi dedesidir. Cumhuriyetin ilanından sonra tekke ve zaviyeler kapandığı için müzeye çevrilen türbede odacı olarak çalışmayı kabul etmiştir.

    Yaşlı Mevlevi dedesi saygılı bir şekilde içeri girer ve Yusuf Akyurt'un tüylerini diken diken eden şu cümleyi söyler:

    'Sakın oraya inmeyi düşünmeyin...'

    Ancak bu şaşkınlık, müdürü kararından vazgeçirmez. Mezara inmek üzere kurşunla kaplı kapağın önüne gelir.

    Halıyı kaldırır. Tam kapağı açmak üzereyken, bir adam haykırarak içeri girer:

    'Müdür bey, yetiş evin yanıyor...'

    Yusuf Akyurt gelinceye kadar evi kül olmuştur.

    İşte tam o sırada eline bir telgraf tutuşturulur.

    Müze müdürü başka bir yere tayin edilmiştir.

    KONYA-ANKARA YOLUNDAKİ KAZA

    Konya-Ankara yolu o gün çok ıssızdı.

    Gün batmış, alacakaranlık etrafa hákim olmaya başlamıştı.

    Uzaktan gelen kamyonun farları, henüz tam karanlık hale gelmemiş ufukta cılız iki nokta gibi duruyordu.

    Şoförün yanında kapıya dayanmış şekilde oturan çocuk kimbilir hangi hayallere dalmıştı.

    Kamyon bir kavise girdiği sırada kapı aniden açılır ve çocuk alacakaranlığın içinde kaybolur.

    Kamyon durup, içindeki iki adam kapıdan uçan çocuğa ulaştıklarında iş işten geçmiştir.

    Çocuk öteki dünyaya göçmüştür.

    Çocuğun başında duran ikinci adam, başı ellerinin arasında hüngür hüngür ağlamaktadır.

    O adam, Konya'dan tayini çıkan Müze Müdürü Yusuf Akyurt'tur.

    Kimine göre, mezar odasının sırrı, onu hálá takip etmektedir.

    MEZARIN BAŞINDA SÖYLENEN SON SÖZLER

    Yusuf Akyurt oğlunun cenazesini alıp Konya'ya döner. Cenaze töreninden sonra doğruca Mevlana Müzesi'ne gider ve sandukanın başında ellerini açıp haykırmaya başlar:

    'Yetmedi mi? Affet artık...'

    Bütün bunlar neydi? Efsane mi? Gerçek mi?

    Küçük kızın dili niye tutulmuştu? Yaşlı odacı, müdürün kafasından geçen düşünceyi nasıl anlamıştı?

    Bunların cevabı yok.

    Ben bunları anlatan insanlardan dinledim.

    Bildiğimiz tek şey var. Mezar odası 731 yıldan bu yana sırrını muhafaza ediyor.

    Umarım bundan sonra da muhafaza etmeye devam eder.

    Çünkü bilinmezliğin yarattığı bazı mistik duygulara ebediyen ihtiyacımız olacak.

    Çünkü hepimizin içinde, sadece kendimize ait sırların saklandığı küçücük odalar var.

    Üzerleri kurşunla kaplı küçücük odalar...


    Beni Cok etkiledi sizlerle paylasmak ıstedım ...
    Ne kadar doğru Ne kadar yanlış bilemem .. Alıntıdır ...
     
  2. Anonymous

    Anonymous Guest

    : Neutral ilginç Neutral
     
  3. BursaSporLu

    BursaSporLu Tanınıyorum rank8

    Kayıt:
    8 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    460
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Uzay
    ona bakarsanız Bediüzzam Said Nursi efendimizinde mezarını 1 veya 2 kısı bılıyor ıspartada ılen kısı talbesı Said Nursı hocadır daha cok seyler vardı
    Size derim bu ahir zamanda en iyi Kuran'ı Kerimi acıklayan kıtabları Said Nursi yazmıstır bu gıbı yüce insanların hayatında birçok mücize vardır Mevlananıda olması normal karsılanması gerekır
     
  4. N0F3AR

    N0F3AR Tanınıyorum rank8

    Kayıt:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    350
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    TeXaS
    gercekten cok etkilendim paylasım icin sağol enteresan bi olay bu neyse ya bosver
     
  5. emreblt

    emreblt Öğreniyorum rank8

    Kayıt:
    26 Mart 2007
    Mesajlar:
    222
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    bence sacma ...
    cunku ne olursan ol gelen diyen mevlana ne die o adamın cocuunu oldurtsun kii...
    her zmn bole sehır efsaneleri olur :lol:
    yok işte hoca sormus risk nedir diye cocuk da boş kaat wermiş risk budur gibisinden 100 almış baba yaaa fln.. :lol::D
    mevlana gibi hiç kimseye bi kotu dusuncesı olmayan ne olursan ol gel diyen insancıl bi ermiş neden bole olaylarla adı kirletilmeye çalışılır anlamıormmm..
    işte turk milleti bole hıc bı zmn bıseyı yuceltmes her zmn kotu bı yan bulurlar...
     
  6. kiLLingspRee

    kiLLingspRee Gözlemliyorum rank8

    Kayıt:
    3 Nisan 2007
    Mesajlar:
    93
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    öqrenci
    Şehir:
    can you feel me now ?

    fethullahçı mısın sen ?
    fethullah denen zırtapozun akıl hocasıdır said nursi.
    ve dünyada en nefret ettigim adamlardan biridir.
    yeminli atatürk düşmanıdır.
    yobazın da önde gidenidir.
    şeriatçıdır belgeleri de mevcuttur.
    birde kalkmış hocamız der..
    tövbe tövbe.
     
  7. sabri

    sabri Öğreniyorum rank8

    Kayıt:
    28 Nisan 2007
    Mesajlar:
    130
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    fethullahçı mısın sen ?
    fethullah denen zırtapozun akıl hocasıdır said nursi.
    ve dünyada en nefret ettigim adamlardan biridir.
    yeminli atatürk düşmanıdır.
    yobazın da önde gidenidir.
    şeriatçıdır belgeleri de mevcuttur.
    birde kalkmış hocamız der..
    tövbe tövbe.


    adam senin sevdiğin kimseye bi hakarette bulundumu adam olun azcık herkesin fikri kendinedir senden yorum yapmayı kimse istemedi yobaz sensin ayrıca cahil herif
     
  8. Chorus

    Chorus   Admin rank8

    Kayıt:
    6 Şubat 2007
    Mesajlar:
    341.750
    Beğenilen Mesajlar:
    228
    Ödül Puanları:
    63
    Şehir:
    Taksim/IST.
    sakin beyler kimseye hakaret etmeye veya rencide etmeye hakkınız yok saygı duymasnı biliniz.
     
  9. sabri

    sabri Öğreniyorum rank8

    Kayıt:
    28 Nisan 2007
    Mesajlar:
    130
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    ok ben özür dilerim galiba birz sert konuştum ama tanımadığınız gerçek niyetini bilmediğiniz insanar hakkında yorum yapmaktan kaçınınız.üstelik farklı bi konuyu tartışırken sen konuyu farklı bir amaca alet ediyosus.orda siyaset konuşulmuyodu.alimin tekine sormuşlar en çok neden korkarsın diye oda 2 şeyden demiş
    1)şeytandan
    2)siyasetten
    sanıırm bu söz herşeyi açıklar sana herşeyi.siyasette hiç bir zaman bir politikacının asıl fikrini öğrenemzsin yapmak istediğini öğrenemzsin zaten öğrenirsen ondna politikacı olmaz inş anlamışsındır bişeyler
     
  10. BursaSporLu

    BursaSporLu Tanınıyorum rank8

    Kayıt:
    8 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    460
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Uzay
    kardes cok hatalısın tamam karsı cıkabılırsın ama ben fethullaı degılım bunu bıl tamam mı yobaz kıme nedır gıt bunu ogren bu forum herkes dıledıgı herseyı(saygı içinde) söleyebılır