1. Reklam


    1. joysro
      ledas
      jungler
      keasro
      zeus
      karantina

Madene gitme dediler, dinlemedi


  1. TurKKillS

    TurKKillS Buralıyım rank8

    Kayıt:
    14 Mart 2007
    Mesajlar:
    4.662
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Çevre Mühendisliği.
    Şehir:
    geriden...
    Ölen 19 maden işçisinden biriydi o. Ailesi madende çalışmasını istemedi, o dinlemedi.

    [​IMG]

    Kırmızı bir motosiklet süslüyordu hayallerini çünkü, para kazanması gerekiyordu. Birkaç hafta önce motosikletini aldı ama ‘ölüm ocağı’ da onun hayallerini çaldı.
    [​IMG]
    Babası, “Madende çalışma, tehlikeli” dedi, dinlemedi... Ağabeyi, “Ben 4 sene dayanabildim, o madende insanın değeri yok” dedi, dinlemedi... Aslında o da biliyordu yerin altında 300 metreye her inişinde dönüşünün olamayabileceğini ama hayalindeki kırmızı motosikleti almanın da başka yolu yoktu. Aylarca çalıştı, kömür karasına bulaştı, sonunda motosikletini birkaç hafta önce aldı 23 yaşındaki Emir Ali Turhan. “Hayalimdeki şey” dediği motosikletin üzerine, kısa bir süre sonra yaşayacağı dramı sezmişcesine de şu yazıyı yapıştırdı: “Acımasız hayat.”

    Mustafakemalpaşa’da bağıra bağıra gelen felaketin ateşlerinden biri de Alpagut köyüne düştü. Yıllarca hem madenin doğaya ve köylerine verdiği zararı eleştiren hem de ekmek parası için çocuklarının bu madende çalışmasına engel olamayan insanların yaşadığı köye... Askerden döndükten sonra Emir Ali’nin de aklında sadece madende çalışmak vardı. Babası ve ağabeyi bu isteğine karşı çıktı. Ağabeyi Mehmet Turhan aynı madende 4 sene kürek sallamış, çalışma şartlarının ağırlığına dayanamamıştı. Kardeşine, “Madende insanın değeri yok, oraya girme” dedi ama sözünü dinletemedi.

    Gerçekten acımasızdı hayat...

    Emir Ali, 15 ay önce başladı madende çalışmaya; başlar başlamaz da para biriktirmeye... Yerin 300 metre altına girip, patlayan dinamitin ardından kömürleri vagonlara yerleştiriyor, her gün kir pas içinde eve dönüyordu. Ama gün geçtikçe maden işçiliğinden de soğuyordu. Kömürleri vagona yüklerken küçük bir kaza geçirmiş, bir parmağı kırılmıştı. Bir süre işe gidememiş ama gitmediği gün para kazanamadığı için hemen iyileşip tekrar işine başlamıştı.
    Emir Ali, yeteri kadar para biriktirdikten sonra 2 hafta önce 3 bin 500 liraya bir kırmızı Yamaha motosiklet aldı. Kendi kıyafetlerinden çok motoruyla ilgileniyor, sürekli temizleyip parlatıyordu. Hayalindeki şeye sahipti artık ama yine de tozpembe bakamıyordu hayata. Motorunun üzerine, herkesin okuyacağı şekilde, parlak bir “Acımasız hayat” yazısı yapıştırdı. Yazının anlamını, Emir Ali’nin ailesi ve yakınları 10 Aralık gecesi büyük bir acıyla öğrendi. Yaşam gerçekten acımasızdı, Emir Ali’yi kırmızı motoruna kavuşturmuş ama doya doya binmesine müsaade etmemişti.

    O gün işe gitmek istemedi

    Madende çalışmak zordu ama ailesi karşı çıktığı için çok şikâyetçi olamıyordu. Sadece aynı yerde çalıştığı için ağabeyine çalışma şartlarının ağırlığından bahsediyordu. Kazanın olduğu gün de yine keyifsizdi. Ağabeyine, “Bugün hiç içimden madene girmek gelmiyor, işe gitmeyeceğim” dedi. Mesaisi 16.00-24.00 vardiyasındaydı. Önce biraz dolaştı, sonra hayatının en yanlış kararını verdi, madene gitti... Ve hayata yerin 300 metre altında veda etti. Hayata, ailesine, motosikletine, hayallerine... Ağabeyi Mehmet, “O gün gitmeyecekti, sonra öğrendim ki gitmiş. Keşke olacakları bilseydim, engel olabilseydim... Ona başka bir iş bulabilseydik” derken gözyaşlarını tutamıyor. Kardeşinden kalan kırmızı motosiklete acıyla dokunuyor.(Milliyet)