1. Reklam


    1. joysro
      ledas
      jungler
      keasro
      zeus
      karantina

Kritik Toplandı ( Açıklandı )


  1. addIcFb

    addIcFb Aileden rank8

    Kayıt:
    22 Eylül 2007
    Mesajlar:
    5.376
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    öğrenci
    Şehir:
    Okul
    Son dönemde kötü sonuçlar alarak taraftarını üzen ve yönetim, teknik heyet, kadro dahil her yönden eleştiri alan Fenerbahçe'de Asbaşkanlardan Ali Koç ile Şekip Mosturoğlu, basının karşısına çıkarak, son zamanlarda kamuoyunda tartışılan konulara açıklık getirdi...

    [​IMG]

    Son dönemdeki kötü gidiş sonrası, "Arsenal maçının ardından açıklama yapacağız" diyen Fenerbahçe yönetiminde, Asbaşkanlardan Ali Koç ile Şekip Mosturoğlu Faruk Ilgaz Tesisleri’'nde basın karşısına çıktı. Açıklamaların tamamını Ajansspor.com sizler için derledi..

    Toplantıda Asbaşkanlar Ali Koç ve Şekip Mosturoğlu, iletişim konusunda hata yaptıklarını ifade ederlerken bundan sonra basınla daha iyi ilişikler kurarak yola devam edeceklerini ifade ettiler.

    2-3 haftalık periyotlarla bu toplantıları yapacaklarını belirten Koç, bu basın toplantılarının geleneksel hale geleceğini kaydetti.

    Koç, tüm gazetelerde Fenerbahçe için ayrılan sayfalarla 39 sayfalık bir gazete çıktığını kaydederken, “Bu durumda da basını bilgilendirmemenin daha olumsuz sonuçlar çıkarttığını gördük ve bu tür medya bilgilendirme toplantısı yapma kararı aldık. Bazen arkadaşlarla konuştuğumuzda ‘Siz bilgi verseniz de vermeseniz de, ben bu sayfaları doldurmak zorundayım’ diyorlar haklı olarak. Biz de büyük bir marka olarak iletişim konusunda kurumsallaşmamız gerektiği inancı ile yola çıkıyoruz” dedi.

    “HANGİ HOCA GELSE..”
    Daha sonra toplantıda sorulara geçildi ve ilk soru “Yönetimin yanlış yaptığı yer neresi” olarak Asbaşkan Ali Koç’a yöneltildi.

    Koç bu soruya şu yanıtı verdi;
    “Bu konuya cumartesi günü kendi aramızda da değindik. Şampiyon olduğumuz zaman da hatalarımız vardı. Ama her zaman özeleştiri yapıyoruz. Fakat oyuncularımız ve kendi aramızda kalıyor bu. Bunu taraftar duyamayınca da rahatsız oluyordu. Bunun nedeni de basında kötü gidişin, haklı haksız ele alınması ve taraftar içinde bölünmüşlük yaratılması, istikrarın bozulması çabasıdır. Futbol kaygan bir zemin. 2 hafta içinde liderin 6 puan gerisine, ezeli rakibimiz G.Saray’ın 2 puan arkasına geldik. Ben Divan Kurulu’nda ‘çok şey kaybetmedik’ dedim. Ne kadar haklı oluğumu da gördük. Olumsuz gelişmeler gibi olumlu gelişmeleri de kısa vadede değerlendirmiyoruz.
    Kendi içimize kapanık iletişim stratejisi uygulamamı hatalarımız arasında. Hepiniz hangi futbolcu alınmalıydı, teknik adam alınmalı mıydı tartışması yapıyor. Kötü gidişte bile teknik kadroyla devam etmek, kadro dışı bırakmak, panik içinde futbolcu almak yolunda değişiklik yapmak yoluna gitmiyoruz.. Teknik kadro takım performansından sorumlu. Oyun sistemi yanlış da olsa, bir de futbolcu performansı önemli. 7 haftada tüm futbolcularımız tanınmayacak haldeydi. Hangi hoca gelse birşey yapamazdı bu süreçte. Ama kenetlenmeye başladık. Teknik ekibimiz futbolcularımızla daha çok iletişim içine girdi. Kısa vadede yine de değerlendirme yapmak istemiyoruz. Hocamızla ilgili sezon başındakilerle aynı düşüncedeyiz. Kısa vadede kadro dışı bırakma, hocayı göndermenin bir yarar sağlamadığını görüyoruz. Bu nedenle gerek hoca, gerek futbolcular için yargıya varmak için çok erken. Dediğimiz gibi kaybedilmiş bir şey yok. En kötü dönemde, herkesin belirttiği gibi tarihi başarısızlığın yaşandığı bir dönemde liderden 6 puan gerideyiz. İstikrarı yönetimde de yakaladık. Biz istikrara inanıyoruz. Herkes hata yapabilir. Gelinen noktada hiçbir şey toz pembe değil ama futbolcularımız eski günlerine dönmeye, taraftarımız bütünleşmeye başlamıştır.”

    -“YÖNETİMİN HATASI OLARAK GÖSTERMEK..”-
    Şekip Mosturoğlu ise aynı soru hakkında şu yanıtı verdi;
    “Biz bir spor kulübüyüz. Her konuda binlerce tasarruf yapılıyor. Sadece futbol takımımız yok, diğer branşlar da var. Kulübün diğer konularında da çok karar veriliyor. Bunlar içinde olumlu ve olumsuzluklar olur. Arzu edilen, olumsuz olanlardan gerekli sonuçları çıkartmaktır. Fakat sadece futbol takımının başarısızlığını yönetim başarısızlığı olarak görmek, haksızlık olur. Fenerbahçe çok büyük bir alanda hizmet veriyor. Bu anlamda da değerlendirsek daha farklı görülebilir.

    -“FARKLI KAZANDIPIMIZ MAÇ SONRASINDA KONUŞTUK.”-
    Daha sonra derbi maçları öncesinde son haftalarda Şekip Mosturoğlu ve Adnan Polat’ın da hakemleri eleştiren açıklamalar yapması hakkında görüşü alınan Mosturoğlu bu konuda şunları söyledi;
    “Bursaspor karşılaşmasının ardından yaptığım açıklamalar sert diye yorumlandı. Bazen sert açıklamalar oluyor. Ama benim açıklamamın neresinde sert bir ifade vardı anlamadım. Biz bu 8 hafta içinde hiçbir hakem hatasını söylemedik. Sebeplerden birisi de olumsuz sonuçların ardından bunu yapmamaktı. 5-2 yendiğimiz maç sonrası bunu yaptık. Açık farkla kazanılan maçın ardından sonra konuşmanın, kamuoyunda daha iyi değerlendirebileceğini düşündük. Adnan Polat’ın açıklamasını ise yorumlayamam. Biz futbolu yönetenlere inanıyoruz ve güveniyoruz. Türk futbolunda bir istikrar ortamı oluşturulmuştur ve bunun da devam etmesi bizim en büyük temennimizdir”

    Ali Koç ise bu konuda şu yorumu yaptı;
    “Sadece bize yönelik bir hata olması önemli değil, bizim arzumuz, gelişen futbol gibi, hakemlerimizin de performansının gelişmesi. Zaman zaman neden uluslararası maçlarda hakemlerimizi görmüyoruz diyoruz. Maçtan sonra ahkam kesmek çok kolay. Hakemler de hata yapabilir. Art niyet aramıyoruz. Ama performansları artması için konunun daha ciddi ele alınması gerektiğini savunuyoruz. Yoksa elbette ki hakem hataları olacaktır.

    -“TAKIMDAŞLIK DUYGUSUNU GELİŞTİRİYORUZ”-
    Bir gazetecinin “Kayserispor maçından sonra yönetim kurulu takıma nasıl bir müdehalede bulundu. 2-3 haftalık süreçte takıma veya teknik ekibe nasıl müdahale edildi?” şeklindeki sorusuna ise Mosturoğlu şu yanıtları verdi;
    “Yeni bir hoca ve yeni bir sisteme başladık. Futbolcularımızın alıştığı bir sistem ve iki yıldır çalıştıkları bir hoca vardı. Futbolcular için de bu yeni bir sistem. Ne futbolcular ne hoca birbirini tanıyordu sezon başında. Biz, “Takımdaşlık” duygusunu geliştirmeye yönelik çalıştık ve bunu başardığımızı düşünüyorum. Bu konuda da ciddi bir mesafe aldık ve futbolcularla teknik ekibin anlayış noktasının yakın olduğunu artık görüyoruz. Buna ilişkin çalışmalar sürüyor. Bir arkadaşımız da zaten sürekli bu konu ile ilgili olarak görevlendirildi. Biz de ona yardımcı olarak takımdaşlığın artması için çabalıyoruz. Kocaelispor ve Bursaspor maçlarının da bunu gösterdiği kamuoyu tarafından anlaşılıyor.

    Bu soruyla eşdeğer olarak Ali Koç ise diğer bir soru olan “Özgüven kaybı neden kaynaklanıyor” sorusuna ise şu yanıtı verdi;
    “7 haftalık dönemde hocayı değerlendirmek için kısa bir süre olduğunu ifade ettim. Bunu kendi aramızda bile yapmadığımızı söylemiştim zaten. Oyuncularla konuştuğumuzda kendileri de kendilerini tanıyamadığını söylüyor. Burada önemli olan; ‘Birimiz hepimiz hepimiz birimiz’ ilkesinin güçlenmesi. Özgüven gelince de başarı peşinden geliyor. Aragones’i tartışmak bile haddime değil. La Liga’daki ve İspanya milli takımındaki başarılarına baktığımızda ‘hocamız bu sıkıntıyı atlatamaz’ demek saçma olurdu. Hocamız gerekli çalışmaları yapıyor. Mucizevi şeyler yapılmadı, basit şeyler yapıldı ama yararlı olduğunu görüyoruz.

    -COŞTURACAK GRUPLAR, RAKİP TARAFTARIN ETRAFINA-
    Bir gazetecinin “Rakipler artık Fenerbahçe Stadı’ndaki atmosferden çekinmiyor. Tribünlerde bir bölünmüşlük var” şeklindeki ifadesi üzerine ise Koç şu yorumları yaptı;
    “Evet bir grup taraftarın yarattığı ve stadın geneline yaymaya çalıştığı, kaos ortamı yaratan bir durum söz konusu. Fakat bu işin eveliyatı şudur. Maraton üst katta kombine bilet satılıyor ve ciddi ücretli biletler satılıyor. Hatta bazı taraftarlarımız bunu taksitle alıyor. Bizim ve başkanımızın amacı bileti olan kişinin biletinin olduğu yerde rahatça maç izleyeceği atmosferi yaratmak. Ama bunun, bu sene ciddi bir yara aldığını gördük. Bize gelen mektuplar var. Taraftarlar, eskisi gibi maça gelemediklerini, korktuklarını bize ifade ettiler. Esas kavga bununla birlikte kaynaklandı. Bundan rahatsız olan ve son derece uzlaşmasız bir tavır içindeki bu taraftarların, Kocaeli’ndeki son dakika golüne bile üzüldükleri görüldü. Bu taraftar grubu, yönetimi yıpratmak, iç huzuru bozmak adına, geri adım atmadan girişimlerde bulundular. Ama biz, kendi stadımızda tekrar eski atmosferi yaratmak için bu anlayışın karşısında sonuna kadar duracağız. Medyada da bazı arkadaşlar çok etraflıca incelemeyip, ağır yazılar yazıyor. Bu konu basit değil. Bu tavrınız bu kaos ortamına hizmet etmektir. Konu sizlerin yansıttığı gibi basit değil. Özeleştiri gerekiyorsa konuyu anlatmadığımızdan dolayı hatayı kendimizi de eleştiriyoruz. Zaten amacımız bu toplantı ile bunun önüne geçmektir. Tek tip taraftar yaratmaya çalışmıyoruz. Biz de tribünden geldik ve buna başta biz karşı çıkarız. Ama kaos ortamının önüne geçeceğiz. Önümüzdeki seneye yönelik bazı düşüncelerimiz var. Mesela Maraton Tribün’nde uzun aramalardan ötürü taraftarlarımız uzun sürede stada giriyor. 5 yeni kapı daha koyacağız. Rakip taraftarın bulunduğu konuma tribünleri coşturacak grupları toplamayı düşünüyoruz. Bunu ileride sizinle paylaşacağız.”

    -"GÜİZA 14 MİLYON EURO"-
    Bir başka gazetecinin “Güiza için Mallorca dışında Uruguay takımına da para verildi mi? Sözleşmeleri hazırlayan yönetici olarak Şekip Mosturoğlu olarak Aurelio’nun gidişinde hatanız var mı?” gibi sorularına ise Mosturoğlu yanıt verdi ve şunları kaydetti;
    “Güiza’nın toplam maliyeti 14 milyon eurodur. Bazılarının 34 milyon euroya kulüp alınabilirdi söylemi vardı. Mallorca’nın 250 milyon dolar borcu vardı. Yani satın alan kulüp 284 milyon euroluk büyüklükle karşı karşıya olacaktı. Bununla, 14 milyon euroluk parayı karşılaştıranları ben maksatlı buluyorum.”

    -"AURELİO'YA 5 MİLYON 250 BİN DOLARLIK DAVA AÇTIK"-
    “İkinci olarak ben sözleşmeleri hazırlamıyorum. Fenerbahçe’nin 3 avukatı var. Ayrıca kulüp dışı ve yurtdışından servis aldığımız avukatları da var. Ben bu kulübün avukatlığını yapmadım. Sadece Ortega davasında danışmandım. Uruguay kulübüne böyle bir ödeme yapılmadı. Menajerlerin alacakları dışındaki Güiza'ya yapılan ödeme 14 milyon eurodur. Bunun dışında ödeme yapılmamşıtır.”

    Aurelio’nun opsiyon hakkı çift taraflı değil tek taraflıydı. Ben hukuki bir servis vermedim. İmzaladığı zamanda hakkımız tüm dünyada geçerliydi. Sözleşmeden sonra bazı kararlar alındı. FIFA, tek taraflı opsiyon hakkının bir takım parametrelerle geçerli olduğunu söyledi. TFF ise tek taraflı opsiyon hakkını geçerli kabul etmektedir. Yani Aurelio bizim futbolcumuzdur ve Real Betis'e transfer olmuştur. Kulübümüz Aurelio aleyhine 5 milyon 250 bin dolarlık tazminat davası açmıştır. Bunun sonuçlarını göreceğiz. FIFA düzeyinde tek taraflı opsiyon geçerli değildir, CAS'ta tartışmalıdır, Türkiye'de ise geçerlidir.”

    "Bayram Tutumlu olmasaydı da sonuç değişmezdi. O futbolcu adına hareket eden bir insan. Ondan bağımsız hareket etmiyor. Ben de kendisiyle görüşmeler yapmıştım, kişiselleştirme yaptığını görmedim. Tarafların istediği sizin istekleriniz olmuyorsa, anlaşmak zordur. Fenerbahçe büyük bir fedakatlık da yaptı. 1 milyon 750 bin dolar alan Aurelio'nun toplamda aldığı para 4 milyon 250 bin dolar olarak da görüleblir. 2 yıllık artış için istediği rakam 8 milyon doları buluyordu. Bunu ne Fenerbahçe ne başka kulübün kabul etmesi mümkün değildir. Zaten transferde para ikinci plandaydı. Futbolcu İspanya'da oynamayı hayal ediyordu. Her Brezilyalı oyuncunun rüyasında İspanya’da oynamak vardır. Bunu söyleyen oyuncuya 3 değil 33 milyon euro verseniz durmaz, kendisi de durmadı zaten."

    -“VOLKAN VE MERT’LE SÖZLEŞME İMZALANDI”-
    “Volkan Babacan ve Mert’le sözleşme yenilendi. Bunda tek taraflı opsiyon yoktu ve gerekli de değildi. Şuan dünyada tek taraflı sözleşme, tartışılan bir süreç yaşıyor. Bir tanesi Behrami ile ilgili. Bu olay CAS aşaması olmadan sonuçlandı mesela!”

    “Aurelio için TFF, Milli takım esame listesinde bir kereye yönelik takım ismini yazmadı. Federasyon bu şekilde bunu ciddiye aldığını gösteriyor. TFF o zaman için haklıydı çünkü o zaman Aurelio geçici lisansı almamıştı. Kadroda takım ismini yazmamaları, bizim tezimizin doğru olduğunu gösteriyor. Aurelio'ya geçici lisans çıkartıldıktan sonra TFF Aurelio'nun ismini Real Betis olarak yazmaya başladı. Bizim Marco için Real Betis’e gittiğimiz haberi de tamamen gerçek dışıdır."

    -FENERIUM HABERİ-
    Daha sonra sözü alan Ali Koç bu soruları yönelten gazeteciye, “Siz Fenerium’la ilgili bir haber yaptınız. Fenerium’da Burak ve Güiza ile Emre formalarının satmadığına dairdi” diyerek söze girerek, bu konuda açıklama yaptı;

    “İnsanlar gördükleri ve duyduklarına göre kanaat getirirler. Bu kadar kötü bir ortamda Fenerium’un sadece yüzde 10 gerilmesini, bu ekonomik krizde bile borsandan daha az zarar gördüğü madalyonun diğer yüzüdür. Ama siz böyle bir haber yapıyorsunuz. Üstelik Fenerium’da Güiza, Emre, Burak formaları yok ki. Taraftar gidiyor, arkasına istediği ismi yazdırıyor. Bu maksatlı bir haberdi. Bir ara da Türkiye Futbol Federasyonu kurullarındaki isimlerin tamamen Fenerbahçeli olduğu yazıldı. Bu isimleri satın Mosturoğlu sizinle paylaşsın ve bunu da anlayın.”

    Mosturoğlu ise daha sonra Divan Kurulu’nda açıklanan borç ve alacaklarla ilgili bilgileri soran gazeteciye de “Divan Kurulu’nda raporları hazırlayan Denetleme Kurulu’dur. Bunun dışında vereceğim bilgi yok. Tatmin olunmadıysa da söyleyecek bir şey yok.” yanıtını verdi.

    “KAZIM’A CEZA VERİLDİ”
    Daha sonra bir gazetecinin Kazım'la Aragones arasında yaşananlarla ilgili son durumu sorması üzerine ise Koç şu yanıtı verdi;
    “Kazım Kazım'a gazetelerdeki yapılan yakıştırma geçen haftaki Arsenal karşılaşmasının kadrosuna alınmamasıyla ilgiliydi. Divan Kurulu'nda da bir üyemizin formayı yere attığı ile ilgili sözleri işi alevlendirdi. Kazım’ın kadro dışı olması söz konusu değildir. Biz gerektiği zaman cezayı veriyoruz ama bunu aramızda hallediyoruz. Kazım’a da gerekli ceza verildi. Divan’da ise bu tam net anlatılamadı. Aragones ile futbolcular arasında sorun var mı derseniz zaman zaman görüş ayrılıkları olabilir, olacaktır da. Ama bunun bu kadar geniş manşetlere taşınmasını doğru bulmuyorum Hocamızın spesifik olarak herhangi bir oyuncu ile sorunu olmadığını biliyoruz.”

    -MENAJERLERİN GELİŞİ-
    Sonrasında ise bir gazetecinin menajerler Figer ile Pasalic’in gelişleri ile ilgili yönelttiği soruya Mosturoğlu şöyle bir yanıt verdi;
    “Figer, Alex ve Lugano ile ilgili olarak geldi. Zaten bunu duyurduk. Pasaliç’in gelişini ise bilmiyorum. Zaman zaman kendisi geliyor ve oyuncuları ile ilgili ilişkileri yönetiyor. Bu isimlerin gelişi, transferle alakalı değil. Genelde işler kötü gittiğinde geldikleri ön plana çıkartılıyor. Aslında sürekli gelip gidiyorlar”

    “KADROMUZU KORUYUP GÜÇLENDİRECEĞİZ”
    Bir başka gazetecinin ise sözleşmesi bitecek isimlerle ilgili durumu sorması üzerine ise Mosturoğlu şu yanıtı verdi;
    "“Sözleşmesi bitecek isimler ilgili görüşmeler başlatıldı. Kamuoyunda sanki biz sözleşmeler bitene kadar bekliyoruz ve 1 hafta 10 gün kala görüşmelere başlıyoruz sanılıyor. Marco ve Tuncay’da da bu yapıldı. Görüşmeleri önceden yapıyoruz. Ben kadromuzu koruyacağımızı ve güçlendireceğimizi düşünüyorum. Az önce de söylediğim gibi Volkan Babacan’ın sözleşmesi bitiyordu, Mert’in devam ediyordu ve sözleşmelerini uzattık.”

    -“HALİT AMCA”-
    Cumhuriyet Gazetesi adına katılan ve camianın önemli isimlerinden olan Halit Deringöl’ün yönelttiği, tribünde son dönemde yaşananlar ve yeni yapılacak tesise Atatürk Fenerbahçe Ülker isminin verilmesi duyumu hakkında ise yanıtı Ali Koç verdi. Koç ilk başta tanımayıp ismini sorduğu Deringöl’e daha sonra fark ettiği için Halit amca demesi ise dikkat çekti.

    Koç bu konuda şu yorumu yaptı;

    "Fenerbahçe’nin mutsuzluğu bir başka taraftarın mutluluğu olmamalıdır. Ama bir kaos ortamı yaratılmaya çalışılıyor ve bir kavga olduğu görülüyor. O insanlar kesinlikle çoğunluğu yansıtmıyorlar. Marifet kötü günde destek vermek. İşler iyi giderken herkes destek verir. Fenerbahçe taraftarını bilinçli olmaya davet ediyorum. El ele verdiğimizde ne tür badireleri atlattığımızı da biliyoruz.”

    “Son yıllarda spor, bilhassa da batıda özel sektörün ilgisini çekmiş şekilde. Kitlelere ulaşmak isteyen şirketler bilhassa futboldan bunu sağlamaya çalışıyorlar. Gerek Ülker, gerek tüm spora destek veren şirketlere şapka çıkartmak lazım. Sportif başarıya ulaşacaksak belli bir ekonomik güce ulaşmak lazım. Bunu da sağlayacak olan sponsorluk . Stadın bu hale gelmesi de sponsorlarla oldu. Bu ekonomimizi güçlendirdi. Ekonomi güçlenince başarı arttı, başarı yeni sponsorluklar getirdi. Yönetim olarak Ülker’e teşekkür etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Ama ben, Fenerbahçe isminin Fenerbahçe olarak kalacağını adım gibi emin olarak söylüyorum. Ataşehir tesisleri, eşi benzeri olmayan bir tesis. Bir basketbol salonu olarak gerektiğinde ufaltılarak küçük maçlarda kullanılacak, ihtiyaç duyulunca da dünya çapında duruma gelecek. Bu tesis çok kısa zamanda olacak. Uzun vadede bu tesisin sahibi de Fenerbahçe olacak.”

    “TEK KUSURU SERT MİZACI OLSUN”
    Daha sonra Ali Koç, “Aragones’i dışarıdan görüyoruz. Ama siz daha yakından tanıyorsunuz. Kendisi hiç gülmez mi” sorusunu yöneltti. Gazeteci ayrıca Koç’a yeni transferlerden memnun olup olmadığını da sordu. Koç bu konuda şu açıklamayı yaptı;
    “Hocamız son derece disiplinli, çalışkan, özverili, adeta futbolla yatıp futbolla kalkan bir insan. Sportif başarının olmadığı bu dönemde Samandıra ve evinin dışında hiçbir yere gitmeyen, ekibiyle birlikte 24 saat çalışan biri. Avrupa Kupası kazanıp 4 gün sonra Türkiye’ye gelip aktif şekilde hocalık yapmak kolay değil.. Kendisi daha yumuşak olabilir. Tek kusuru da sert mizacı olsun diyelim.”

    “EMRE’NİN YARARLI OLMADIĞI DOĞRU”
    Transferlerde ise Güiza için söz söylemeye gerek yok. Elinden gele mücadeleyi yapıyor ve kalitesini gösteriyor. Emre’nin ise kalitesi tartışılmaz. Onun için söylenen “müzmin sakat” sözleri hakkında ise şunu söyleyebilirim. Biz, Emre'nin eski performansını göstermesi halinde bize çok yararlı olacağını düşünerek kendisini transfer ettik. Kairiyerinde de bir atılım yapması gerekliydi. Kayserispor maçında, normal sakatlığı dışında çok kötü bir sakatlık geçirdi. Avrupa’da uzun süre idman yapmamıştı. Sonra geldi ve askere gitti, döner dönmez ise takımla idmana çıktı ve sahaya çıktı. Belki de daha uzun süreye ihtiyacı vardı. Bugüne kadar yararlı olamadığı doğru. Gerçek Burak’ı daha görmedik. Daha yeni yeni göremiyoruz. Ama ileriye yönelik ümit vaat etmeyen takım gitti, oyuncularımız eski yılları gibi yine ışıltı veriyor. Tarafatarımızın da birlikte olması ile işler yoluna oturdu. Ama her şey toz pembe değil. Olumlu ya da olumsuz değerlendirmek için henüz çok erken.”

    “ALEX GÖNDERİLSİN DENİLDİ”
    Transferle ilgili Mosturoğlu ise her zaman belirledikleri ölçülerde ve parada transfer yaptıklarını kaydederken şunları söyledi;
    “Geldiği yıl Deivid gönderilsin denildi, Alex’in 2 yıl önce gönderilmesi isteniyordu. Maldonoda ve Josico için de bugün aynıları söyleniyor. Josico La Liga’da 500 üzeri maça çıkmış bir oyuncu. Erken değerlendirme yapmamak gerekli. Yeni bir hoca, yeni futbolcular ile yola devam ediyoruz. Geçen sene Zico ile durumumuz, bu takımdan sadece 1 puan iyiydi. Dönem dönem bu tür aksaklıklar olacaktır. Dönemsel eleştiri yapmamak lazım. Orta ve uzun dönemde yapılan değerlendirmede performansına bakıp oyuncularla ilgili karar verilip, gerekliyse gönderilebilir bile. Ama bunlar için henüz erken. Bizim Josico'yu izlemek için 2 maç yaptırmamız söz konusu bile olamaz. Bunu söyleyen kişi bize hakaret ediyor, bizi çok hafife alıyor demektir. ”

    "FUTBOLCULAR KONUŞACAK AMA MEDYADA SEVİYE ÇOK DÜŞÜK"
    Bir gazetecinin ise bu tür toplantılar gibi oyuncuların da maç sonunda konuşup konuşmayacağını sorması üzerine ise Ali Koç,
    “Kötü gidişattan sonra futbolcular da konuşma haklarını zaten kullanmak istemiyordu. Artık maç sonunda ve hafta içinde de oyuncularımız konuşacaklar. Yıldızlarımız var ve kullanmamız lazım. Bu işin bir tarafı, ama seviye de o kadar çok düştü ki, iyi haber, haber olmuyor. Bir polemik ortamı yaratılmak isteniyor sürekli. Bunu da futbolculardan nasıl alacağız ortamı oluşunca, iş şok bozuluyor. Sürekli skandallar üzerine haberler olunca her şey çiğleşiyor, basitleşiyor. El ele vererek bunu bir arada götürmek gerekiyor. Medyayla özgüven sorununu da aradan kaldırınca daha iyi duruma geleceğiz. Zaman zaman arayıp bilgi alamadığınız da biliyoruz bunları da aşacağız” yanıtını verdi.

    "ÜZERİNİZE ALINMADINIZ"
    Koç'un "medyada seviye düşük" açıklamasına ise bir gazeteci karşı çıkarken, daha sonra Koç yeniden sözü alıp ince mesajlar gönderdi;
    "Ben seviye düşük derken kimseden bahsetmiyorum. Genel olarak seviye düşük diyorum. Geçen bir eski teknik direktör, başkanın iki tane gazetecesi var, onun için yazıyorlar dedi. Bir kişi bile üzerine alınmadı. Ben olsam, kalemimi başkası adına kullanıyorum diye beni suçladılar diye hop oturup hop kalkardım. Medyada, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan, eleştiriyi hakarete vardıran isimler var. Yerlerimizi değitirelim her şey daha net gözükür. Siz skandal peşindesiniz, biz de işimizin gücümüzün peşindeyiz. Alanen, 'bunlar hırsız' diyen bile gazeteci var. Bir kişi çıkıp da buna karşı çıkmıyor. Geçen yıl Fenerbahçe Kulübü'ne büyük bir iftira atıldı. Ama buna karşı çıkan kimse olmadı maalesef. Hatta bu odada olup o işte parmağı olan insanlar bile şuan burada"

    "HER HAFTA ARKASINDAYIZ DEMEYE GEREK YOK"
    Toplantıda Aragones’le ilgili durumun sorulması üzerine ise Mosturoğlu şu yorumu yaptı;; “Artık fişini çektik, onu yolladık, buna cezayı verdik, şunu PAF’a göndereceğiz, hocanın arkasındayız, yanındayız söylemlerine son vermek lazım. Daum’la başlayan bir istikrar dönemi yaşadık. Daum ve Zico ile sözleşmeleri bitince yollarımızı ayırdık. Aragones’le 2 yıllık mukavelemiz var. Zaten 2 yıllık mukavelemiz varken, bir kulüp olarak bunu taahhüt etmişken, her hafta çıkıp arkasındayız dememize gerek yok. Değerlendirme orta ve uzun vadede yapılacaktır. Eğer Aragones’le sözleşmesini, Del Bosque gibi, Ertuğrul Sağlam gibi süresinden önce feshedersiniz, bu da çalışmadığı dönemin ücretini alması anlamına gelir. İlk 4 ay içinde sözleşme fesh edilirse tazminat almayacak kısmı ise yanlış. Bir 4 ay durumu var ama bu İspanya mevzuatına ilişkin 4 aylık bir vergi düzenlemesi hakkında.”

    “BAŞKAN DEVAM ETMELİ”
    Ali Koç kendisine yöneltilen, Başkan Aziz Yıldırım’ın devam edip etmeyeceğine ilişkin soru üzerine ise;
    “Biz kendi aramızda kongreyi konuşmadık ama istikrardan yana olduğumuzu hep söylüyoruz. Bunun nasıl sonuçlar doğurduğunu da biliyoruz. Başkan kararlı olduğu ve genel kurulun teveccühünü aldığı sürece devam etmelidir diye düşünüyorum. Futbol kaygan bir zemin. Anlık nelerin değiştiğini herkes biliyor. Ama Ali Koç ve bir taraftar olarak, başkanımızın devam etmesini istiyorum.”

    Mosturoğlu ise bu konuda şu yorumu yaptı;
    "Arzumuz ve isteğimiz adayların çok olması. Fakat aday olmaya cesareti olmayan insaların perde arkasında at oynatmalarını istemiyoruz. Biz bunu bir bayrak yarışı olarak görüyoruz. Bizden iyi yapana görevi vermek de bir görevdir. Aday olanlar projeleri ile çıksınlar ve aday olsunlar."

    Ayrıca Mosturoğlu, Sadettin Saran ve Tahir Kıran konusunda Yönetim Kurulu’nun değil, Genel Kurul’un aldığı ihraç kararı olduğunu belirtirken, "bu kararlara karşı iptal davası açabilirler. Sadettin Saran bunu açtı. Bu süreç sonucunda yeniden kulüp üyeliklerini kazanırsalrsa aday olabilirler" dedi.

    “APPIAH KONUSU KASIM’DA NETLEŞECEK”
    Daha sonra Mosturoğlu, Appiah konusunu kendisi açarak açıklamalarda bulundu;
    “Bir de Appiah konusu var. Bunla ilgili, şunu iyi bilmek lazım. Sağlık sorunu ardından Appiah’la en ufak problemimiz olmadı. Sağlık durumu olduğunda transfer döneminde 6+1’lik sistemde sakatlığı uzayacağı için kendisinden yararlanamayacaktık. Geçmişte Washington ve Luciano tarafından da bu sağlandı. Appiah ise sözleşmeyi askıya alma teklifini kabul etmedi. 6+2yi çıkarınca Appiah’ın sözleşmesi korunarak Maldonado alındı ve Nisan’a kadar da parası ödendi. Sonrasında kendi isteği ile sözleşmesini bitirmek için FIFA’ya başvurdu. FIFA artık tazminat sürecinin başladığına karar verdi. Bu ayrılık kararı bu şekilde hukuki olarak bitmiştir. Kasım ayı sonunda da bu konuda FIFA karar verecek ve futbolcu ile durumumuz net olarak ortaya çıkacaktır.”

    -STADIN TAPUSU VE KRİZ KONUSU-
    Daha sonra Mosturoğlu gazetecilerin Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı’nın tapusunun alınması ve ekonomik kriz konuları hakkında da yorumda bulundu;
    Mosturoğlu bu konularda şu yorumları yaptı;
    “Stadın tapusunun alınması konusu adımlarımız var. Bu konuda bir niyet var. Birkaç kez konu TBMM gündemine getirildi ama neticelendirilemedi. En büyük arzumuz kendi gücümüzle yaptığımız stadın sahibi de oluşabilmek. Bunun için çalışıyoruz. Yasal düzenleme olursa bunun için de her türlü fedakarlığı yapacağız.

    “Dünya futbolu İngiltere’den başlamak üzere, ekonomik krize girmeye başladı. Türkiye’de de krizin sonuçları yakında etkisini gösterebilir. Yüksek kur hareketinin olduğu ülkeler, ekonomik gelişmelerden etkilenecektir. Türkiye’de kulüplerin geliri YTL, ama borçlanması dolar ve euro üzerinde. Ama krizden en az etkilenen kulübün Fenerbahçe olacağına inanıyoruz. Kurlardaki dalgalanma ile ilgili yine de çalışmalar yapıyoruz.”

    “UEFA’YI KALDIRMAKTAN İKİ KAT GURUR DUYARIZ”
    Mosturoğlu rakipleri G.Saray’ın Kadıköy’de yapılacak UEFA finalinde hedefleri olduğu, kendilerinin de Şampiyonlar Ligi’nde UEFA’ya düşmeleri durumunda UEFA’daki hedeflerinin ne olacağı yönündeki soruya ise;
    "Kadıköy'de UEFA finali olsa olsa bize gurur verir. Çünkü orası kendi imkanlarımızla yaptığımız stadımız. Rakiplerimizin burada final oynama hedefleri bize gurur veriyor, ne kadar iyi bir stat yaptığımızı görüyoruz. Şampiyonlar Ligi'nden UEFA'ya dönersek, UEFA Kupası’nda kendimize ait statta kupayı kaldırmaktan iki kat gurur duyarız" yanıtını verdi.

    “BİR DEDİĞİNİZ BİR DEDİĞİNİ TUTMUYOR”
    Bir gazetecinin “Peki sizin bu şeffaflık hamlenize Aziz Yıldırım’da katılacak mı? Neden medyaya bu kadar uzak ve katı?” şeklindeki sorusuna ise Ali Koç, tepkili bir yanıt verdi, en sonda ise esprili bir yaklaşımda bulundu;
    “Biz kurumsallaşmaktan bahsediyoruz, siz konuyu kişiselleştiriyorsunuz. Biz de yönetimin bir parçasıyız. Şekip beyle anında karar verip çıkmadık buraya. Bu da yönetimin kararıdır. Hem başkan çok karışıyor diyorsunuz, hem de gözükmüyor diyorsunuz. Bir dediğiniz bir dediğinizi tutmuyor. Başkanımız konuşması gerektiği zaman camianın reisi olarak çıkar ve konuşur. Zaten kendisi her maç sonunda çıkıp konuşan, her zaman medyayla iç içe olan bir değil. Bu şuan olan bir durum değil, her zaman bu böyleydi.. Ama bizler size yetmiyorsak, bunu da yazılı olarak bildirin.”

    Daha sonra ise Koç, internet sitesinin sürekli yalanlama amaçlı kullanılması eleştirisine değindi;
    “Biz iletişim konusunda zaafımız olduğunu, bunu efektif olarak yönetmemiz olduğunu gördüğümüz, bunun önüne geçmek için de periyodik olarak sizin karşınıza çıkacağımızı planladık. İnternet sitemizi yalanlama amaçlı olarak kullanıyorsunuz tenkitleri var. Gerekiyorsa sizin önünüze çıkıyoruz. Doğru olan bir şeyi yalanladığımız bilmiyorum. Böyle bir şey varsa özür dilemeyi de haberi siteden silmeyi de biliriz.”