1. Reklam


    1. joysro
      ledas
      jungler
      keasro
      zeus
      karantina

İbrahim Çallı (1882 - 1960)


  1. BrendiBelle

    BrendiBelle Bilgiliyim rank8

    Kayıt:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    2.985
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    BrandiBelle İle Özel Bir mekanda ^^
    [​IMG]
    1882'de İzmir'de doğdu. İdadi öğrenimini Denizli'de bitirdikten sonra İstanbul'a gelen Çallı Adliyede katiplik yapıyordu (1896). Bir gün ressam Şeker Ahmet Paşa'nın ilgisini çekti. Sanayi-i Nefise Mektebi Müdürü Osman Hamdi ile tanıştırıldı ve okula girdi (1906). Dört yıl süren okul çalışmalarından sonra açılan Avrupa yarışmasını kazanan İbrahim 1910'da Paris'e gitti. Güzel sanatlar okuluna yazıldı. Orada 4 yıl Fernand Corman'un atölyesinde çalıştı. 1914'de Paris'te birlikte çalıştıkları Ruhi Arel ve Hikmet Onat'la Türkiye'ye döndü.
    Hem Çallı'da, hem de öteki arkadaşlarında göze çarpan başlıca özellik, renk parlaklığı, saydamlığı ve açık hava ressamlığıdır. Mevleviler dizisi belki de en ilginç yapıtlarıdır. 1960'da İstanbul'da öldü.


    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Sanat ve Özgür Düşünce

    Sanatta yenilik arayışlarının öncüsüydü Çallı. Portre, peyzaj, natürmort ve 'nü'lerinde döneminin kalıplarını yıkan bir tavır sergiledi.

    Bir öğretici olarak atılımcı kişiliğini öğrencilerine aşılamaya çalıştı. Sanatın ancak özgür düşünceyle gelişebileceğine duyduğu inançla yaklaştı onlara. Öğrencilerinden Cemal Tollu, Çallı'yı şöyle anlatıyor: "Çallı'yı diğerlerinden ayıran ve onun büyüklüğünü yapan bence; ne getirdiği yeniliklerde ne talebelerine öğrettiği teknik ve estetik bilgilerdir. O, talebelerine sonsuz bir sanat aşkı aşılamak kudreti göstermek suretiyle kuvvetli bir neslin yetişmesine imkan vermiştir."

    Akademi'den emekliye ayrıldıktan sonra da öğrencileriyle birlikte olmayı sürdürdü, evinin kapısını genç yeteneklere açtı. Sanatçı kimliğinin özgür ortamlarda gelişeceğine inanan Çallı, kendi atölyesinde bu ortamı yeşertmeye gayret etti ömrü boyunca.

    Söyleşilerinden birinde sanatın 'insan malı' olduğunu vurgulayarak, "İsterim ki vatandaş resmi sevsin. bu iş para ile pulla değildir. İlhamı cemiyet sipariş eder, sanatkar da yaratır" diyordu.

    İbrahim Çallı'yı 22 Mayıs 1960'ta, geçirdiği mide kanaması sonucu yitirdik. Vasiyeti, kişiliğinin güleç, esprili yönünü yansıtıyordu yine de:

    "Ağlayan sızlayan insandan bana ne hayır gelir? Benim arkamdan gülün, eğlenin, neşe ile beni yad edin."