1. Reklam


    1. joysro
      ledas
      jungler
      keasro
      zeus
      karantina

'Humik asit' domuz gribine çare olabilir mi?


  1. Kriptex

    Kriptex Bilgiliyim rank8

    Kayıt:
    19 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    2.480
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    [​IMG]

    Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Tutar, anti viral(virüs önleyici) özelliği gösteren humik asitin, vücut direncini arttırıcı özelliği nedeniyle domuz gribinden korunmaya karşı en etkili madde olduğunu, domuz gribine karşı yürütülen bilimsel çalışmalarda humik asitten yararlanılması gerektiğini söyledi.

    Tutar, toprağın humus kısmında bulunan humik asitin mucizevi bir madde olduğunu bildirdi. Humit asitin bilinen en güçlü anti oksidan, anti viral, anti mikrobiyal, radikal yakalayıcı ve en iyi vücut düzenleyici olması nedeniyle, insan sağlığı üzerinde olumlu sonuçlar verdiğinin bilimsel olarak ispatlandığını kaydeden Tutar, dünyadaki birçok bilim adamının humik asit üzerinde çalıştığını söyledi.

    Türkiye'de humik asit konusunda ilk kez proje hazırladıklarını kaydeden Tutar, TÜBİTAK'ın projeye 300 bin TL'lik destek verdiğini belirterek, şöyle konuştu: "Batı Karadeniz Bölgesi ormanlarında yetişen mor çiçekli orman gülü humusundaki humik madde oranları tespit edilmesi, bölgenin humik madde potansiyelinin belirlenmesi ve organik bileşiklerin yapılarının aydınlatılması üzerinde çalışıyoruz.

    Proje çalışmalarına 2008 yılında başladık. Ereğli'den Kırklareli'ne kadar bütün ormanlardaki orman güllerinin humus toprağını topladık. Elimizde 200'e yakın örnek var.

    Projede 1 profesör, 2 doçent, 1 yardımcı doçent ve 2 araştırma görevlisi çalışıyor. TÜBİTAK 300 bin TL'lik proje desteği veriyor. Türkiye'de ilk defa böyle bir çalışma yapılıyor." Proje kapsamında 1 yıl boyunca yurt dışındaki çeşitli kaynaklardan literatür çalışması yaptığını kaydeden Tutar, yurt dışında humik asitin tıpta, tarımda ve hayvancılıkta kullanıldığını ifade etti.

    Humik asitin özellikleri itibariyle insan sağlığı açısından gerekli bir madde olduğunu belirten Tutar, şöyle konuştu:

    "Humik asit toprağın humus kısmında bulunan organik bir bileşiktir. Humik asiti çeşitli saflaştırma metotlarıyla topraktan alabilirsiniz. Türkiye'de humik asit toprağı zenginleştirmek ve toprağın verimini artırmak amacıyla organik tarımda yaygın olarak kullanılmaktadır. Humik asit yapısı gereği çok fazla su tuttuğu için toprakta kurumayı önlüyor ve mineral içerdiği için de bitkiyi yüzde 30 daha hızlı büyütüyor. Tamamen doğal bir madde, hormon değil. Tavukların direncini arttırmak amacıyla tavuk yemlerinde de kullanılmaktadır. Son zamanlarda et ve süt verimini arttırmak amacıyla hayvancılıkta da kullanılmaya başlanmıştır. Süs bitkiciliğinde kullanılan torfun içinde de yüzde 40 oranında humik asit vardır. Bitkinin gelişiminde etkili olan humik asittir."

    "Araştırma merkezi kurulmalı"

    Humik asitin organik bir madde olduğunu ve vücut için hiçbir yan etkisi bulunmadığına dikkati çeken Tutar, şunları söyledi:

    "Vücudun direncini arttırıyor, hücrelerin bozulmasını, yaşlanmasını ve yaraların iyileşmesini sağlıyor. Vücuttaki şeker ve kolesterolün düzenlenmesine, tiroid bezinin sağlıklı işlemesine ve zehirli maddelerin dışarı atılmasında son derece etkilidir. Domuz gribi aslında çok tehlikeli bir hastalık değil, sadece hızlı yayılıyor. Bağışıklık sistemi güçlendirildiği takdirde korkulacak herhangi bir durum söz konusu değildir.

    Humik asit vücudun griplere karşı direncini artırdığı için, humik asit alanların bu tür griplere yakalanma oranı oldukça düşüktür. Doğanın büyük bir lütfu olan humik asit sayesinde griplerden korunmanın yanı sıra, diğer hastalıklara da yakalanma riskiniz azalacaktır. Bilinen en güçlü anti viral olması nedeniyle humik asit, vücudun bağışıklık sistemini güçlendirdiği için domuz gribinden korunmaya karşı en etkili maddelerden biridir."

    Tutar, Türkiye'de humik asit alanındaki çalışmalara öncülük etmek amacıyla humik asit araştırma merkezi ve derneği kurulması çalışmalarına başladıklarını belirterek, doğanın sunduğu mucize üzerinde farmakologlar, kimyacılar ve tıp uzmanlarının yoğun bir şekilde çalışmaları gerektiğini sözlerine ekledi.