1. Reklam


    1. joysro
      ledas
      jungler
      keasro
      zeus
      karantina

hikaye özeti(ingilizce gerekli)


  1. mumya307

    mumya307 Bilgiliyim rank8

    Kayıt:
    20 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    1.024
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    36
    s.a

    arkadaşlar

    *Robinson Crouse
    *Ear Ring From Frankfurt
    *Stories From te Five Towns
    *William Shakespeare

    isimli hikayelerin özetleri lazım bi yardımcı olursanız sevinirim...
     
  2. addIcFb

    addIcFb Aileden rank8

    Kayıt:
    22 Eylül 2007
    Mesajlar:
    5.376
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    öğrenci
    Şehir:
    Okul
    ESER ADI : Robinson CRUSOE
    YAZAR ADI : Daniel DEFURE
    BASIMEVİ : Bilgi Yayınevi
    BASIM YILI :-1994
    BASKI SAYISI :Üçüncü Baskı
    ÇEVİREN :Ayla ŞENTÜRK
    SAYFA SAYISI :213
    YAZAR HAKKINDA BİLGİ : Lodra’da doğdu. Gerçekciliği benimseyen ilk İngiliz yazardır. Yoksul bir ailenin çocuğudur. Babası ailenin geçimini kasaplık yaparak sağlamakta idi. Yazar geçimin sağlamak için çeşitli işlere girip çıkmıştır. Avrupanın çeşitli ülkelerini dolaşarak armotörlük ve politik alanda önemli rol oynamıştır. Yazmaya 22 yaşında din adamları aleyhine bir broşür yayınlamakla başladı. 1685 ‘deMouncount Dükünün emri altındaki ihtilalcilere katıldı ve cezalandırılmaktan zor kurtuldu. 1701 yılında hiciv şiiri “Gerçek İngiliz’i” yayınladı. Hükümet aleyhine yazdığı yazılar yüzünden hapse girdi.hapisten Çıktıktan sonra Peview adında bir dergi çıkardı.En önemli eseri Robinson Crusoe’yi yazdığı zaman 60 yaşına gelmişti. 1731 yılında Londra’da öldü.
    ESERİN ÖZETİ : Robinson Crusoe orta halli bir İngiliz ailenin çocuğu idi . Babası Robinsonun iyi bir iş tutup sakin bir hayat sürmesini arzuladığı halde,Robinson denizlere açılıp maceracı bir hayat sürmeye öylsine can atıyorduki, en sonunda evinde daha fazla kaşlamayacağını anladı.Büyüklerin haberi olmadan ilk yolculuğa çıktı.Gemi mütiş bir fırtınaya tutulmuştu.Robinson’u öyle bir deniz tutmuştuki karaya sağsalim kavuşamamaktan korkuyordu.Karaya bir çıksam bir daha denizlerin adını anmıyacağım diye düşünüyordu.

    Karaya sağsalim çıktıktan sonra arzuları yeniden depreşti.tüccarlığa başlıyarak Avurpaya mal götüren bir gemiye girdi.Bindiği gemiyi birFas korsan esir aldı.Fas kıyılarında bir limana esir olarak götürüldü.Orada hayatı öyle zor şartlar altında geçiyorduki ilk fırsatta küçük bir sanadala atlatıp kaçtı.Bir Portekiz yük gemisi onu buldu ve Birezilya’ya bıraktı.
    Bir İngiliz çifti ona Afrikaya gidip köle getirmesini önerince Robinson’un denizlere açılma arzusu yeniden uyandı,geçirdiklerini unutarak yeniden yola çıktı.Bu yolculuk Robinson’unun hayatında bir dönüm noktası oldu ve büyük serüven böyle başladı.
    Gemi Güney Amerika Sahillerinden biraz uzakta bir adanın yakınlarında bir kaya çarpıp parçalandı.Yolcu ve mürettabattan yalnız Robinson kurtuldu.Dalgalar onu kıyıya sürükledi.Adada hiç kimse yoktu.Vahşi hayvanların bulunduğunu gösteren birbelirtide göze çarpmıyordu.Robinson batmış gemiden çeşitli araçlar ve yiyecek alarak adaya sandalla taşıdı.
    Önce küçük bir tepenin eteğine yelken bezinden bir çadır kurdu.Herşeyden önce barutunu dikkatle saklıyordu.Robinson’un ikinci düşüncesi yiyecek stokuydu.İlk günlerde elinden geldiği kadar az yiyecek tüketiyordu.
    Çok geçmeden Robinson gemide mürekkep ve kağıt buldu ve günüügnüne son hatıralarını yazmaya başladı.Barınağını uzun müddet oturacak hale soktu.Çadırın arka tarafında bir mağara buldu ve ilkel araçlarla mağarayı genişletti.Mağaraya sandalye,raf ve masa yaptı.
    Robinson’un bundan sonra adada geçen son yirmidört yılıda ilk günlerden farklı geçmedi.Robinson adanın her tarafını gezdi ve adanın diğer yanına bir yazlık ev yaptı.Mısır,arpa ve pirinç yetiştire biliyordu.Her yıl yeni tohumları dikkatle saklıyordu,en sonunda küçük bir tarla ekecek kadar tohumu oldu.Yaban keçileri yakalayıp onları ehlileştirdi.Papağan yakaladı,onlarla oyalandı.Yeni eşyalar yaptı,mağarayı genişleterek,dışarıdan gelecek tehlikelere karşı muhafazalı hale getidi.
    Robinson’un adadaki yirmidördüncü yılının ortasında bir olay,sürdüğü hayatın şeklini değiştirdi.Bir buçuk yıl kadar önce adaya vahşilerin geldiğini görmüştü.Bunlar hehalde başka adadan sanadalla gelmişlerdi.Bunlar başka bir kabile ile savaşa başlamışlardı.Robinson bir sabah insan kemikleri ve parçalanmış insan eti bularak korkuya kapılmıştı.Vahşilerin geri dönüp kendisini bulmasından çekiniyordu.Ensonuda vahşillerin bir kısmı adaya döndü,kendilerine ziyafet hazırlığı yaparken Robinson üzerlerine ateş açrak onları korkuttu.Vahşilerin yanındaki esirlerden birini alı koymayı başardı.Artık adada yalnız değildi.Adama onu yakaladığı günün adını verdi.Cuma diye çağırmaya başladı.Cuma onun sadık bir kölesi oldu.
    Bir zaman sonra Robinson,Cuma’ya İngilizce öğretmeyi başardı.Cuma,ona geldiği adada onyedi beyaz adamın esir olarak tutulduğunu anlattı.Robinson onları kurtararak birlikte uygar dünyaya dönmenin çarelerini araştırmak istiyordu.Robinsonla Cuma büyük bir kayık yaptı ve öbür adaya gitmek üzere hazırlandılar.Bu sırada adaya yeni bir vahşi topluluğu geldi ve yanlarındada bir miktar daha esir getirmişlerdi.Esirlerden birisi beyaz adamdı.Esirlerin arasında Cuma’nın babasıda vardı.Bu iki esiri kurtarmayı başardılar.Robinson onyedi beyaz esirden biri olan İspanyola elinden geldiği kadar iyiy baktı.Cuma’nın adasını bir düşman kabile istila etmişti ve oradaki beyaz esirlerin hayatı tehlikedeydi.
    Robinson İspanyolu ve Cuma’nın babasını öbür esirleri kurtarmaay gönderdi.Onların dönüşünü beklerken bir İngiliz gemisinin adaya demir attığını gördü.Çok geçmeden kaptanla iki adamının gemide isyan çıkartan mürettebat tarafından atıldıklarını öğrendi.Robinson,Cuma ve üç denizci gemiyi almatı başardılar.Cuma’nın babası gelmeden adadan ayrılmak istemiyordu.Günün birinde gelip onların ne durumda olduklarını öğrenmeyi tasarladı.İsyancı tayfalardan beşi İngiltere’ye gidip asılmakatansa adada kalmatı uygun buldular.Robinsonla Cuma İngiltere’ye dönmüşlerdi.Otuzbeş yıl süren ayrılıktan sonra1687 Haziranın’da ana vatanına geldiği zaman hiç kimsenin tanımadığı bir yabancıydı.Ama Robinson’un maceraları bukadarlada bitmiyordu.Eski evini bulunduğu yere gelince,annesiyle babasının ve yakınlarının çoğu ölmüşlerdi.Yalnız iki kız kardeşiyle bir erkek kardeşinin sağ kaladıklarını öğrenmişti.Artık onu İngiltere’de tutan hiçbirşey kalmadığını gören Robinson Lizbon’a gitti.Akadaşları mallarını saklamışlardı.Robinson öğrendiklerinden memun şekilde İngiltere’ye döndü.Evlendi ve üç çoçuğu oldu. Karısı öldükten sonra 1695’de yeğenin kaptanlık ettiği bir gemiye binerek Doğu Adalarına ve Çin’e gitmek üzere yola çıktı.Gemi Robinson’un adasına da uğramıştı.İspanyollarla İngiliz gemiciler yerli kabilenin kızları ile evlendiklerini ve adanın nüfusunun günden güne artmakta olduğunu gördü.
    Küçük kolonini emniyet ve huzur içinde olduğunu anladıktan sonra Cuma ile Robinson yine gemiye binipo denize açıldı.Brezilya’ya giderken gemiye vahşiler hücüm etti.Savaş sırasında Cuma öldürüldü.Brezilyadan sonra Robinson Ümit Burnu’nu dolaştı ve Çine gelince Rob burada bırakılmasını istediler. Rob Çinden sibiryaya giden bir kervana katıldı. En sonunda İngiltereye vardı 54 yıllık ömrünün büyük bölümünü vatanından uzakta macera peşinde geçirmişti. Artık hayatınıngeri kalan kısmınıda vatanında sukunet içinde dönüşü olmayan o büyük yoculuğa yavaş yavaş hazırlanmakla geçirecektir.
    ESER HAKKINDA BİLGİ : Gerçekci roman türünün en güzel örneklerinden olan Robinson Crusoe yazıldığı zamanyayınevleri bu romanı basmak istemediler. Bu eserin okuyucu bulamayacağından kuşku duyuyorlardı. Eserde karekterlerden çok sürüvene önem verilmiştir.Kahramanların karakterleri gerçekçi bir dille anlatılmasına rağmen onların ruhlarından ve iç dünyalrından pekaz söz edilmiştir.Robinson bilinmeyen ve işlenmeyen ve işlenmemiş cesaretin simgesi olarak ele alınmıştır.Çünkü Robinson tek başına ıssız bir adada kalmasına rağmen sadece elindekini kullanarak kalmaz,adada kendine özgü birde uygarlık kurarar.

    ESERİN ANAFİKRİ:Bana göre eserin ana fikri insanın ne olursa olsun hayattan kopmaması gerektiğini,elindeki imkanları değerlendirerek yaşama sımsıkı sarılması gerektiğidir.

    BAŞLICA KİŞİLER
    ROBİNSON:Eserin kahramanıdır.Robinson maceracı bir kişiliğe sahip olup hayata sımsıkı bağlıve elindeki imkanları iyi kullanmasını bilen bir insandır.
    CUMA:Robinson’un vahşilerin elinden kurtardığı bir yerlidir.Sadık ve çalışkan bir insandır
     
  3. mumya307

    mumya307 Bilgiliyim rank8

    Kayıt:
    20 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    1.024
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    36
    kardeş teşekkür ederim ama ingilizce olcaktı inglizce bulabilirmisn
     
  4. addIcFb

    addIcFb Aileden rank8

    Kayıt:
    22 Eylül 2007
    Mesajlar:
    5.376
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    öğrenci
    Şehir:
    Okul
    Pardon Ya Kusura Bakma :?

    Dur Araştırom Hemen
     
  5. addIcFb

    addIcFb Aileden rank8

    Kayıt:
    22 Eylül 2007
    Mesajlar:
    5.376
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    öğrenci
    Şehir:
    Okul
    Adamım Buldum Bi tane Bu Olurmu

    Short Summary of (Robinson Crusoe)


    Robinson Crusoe is a youth of about eighteen years old who resides in Hull, England. Although his father wishes him to become a lawyer, Crusoe dreams of going on sea voyages. He disregards the fact that his two older brothers are gone because of their need for adventure. His father cautions that a middle-class existence is the most stable. Robinson ignores him. When his parents refuse to let him take at least one journey, he runs away with a friend and secures free passage to London. Misfortune begins immediately, in the form of rough weather. The ship is forced to land at Yarmouth. When Crusoe's friend learns the circumstances under which he left his family, he becomes angry and tells him that he should have never come to the sea. They part, and Crusoe makes his way to London via land. He thinks briefly about going home, but cannot stand to be humiliated. He manages to find another voyage headed to Guiana. Once there, he wants to become a trader. On the way, the ship is attacked by Turkish pirates, who bring the crew and passengers into the Moorish port of Sallee. Robinson is made a slave. For two years he plans an escape. An opportunity is presented when he is sent out with two Moorish youths to go fishing. Crusoe throws one overboard, and tells the other one, called Xury, that he may stay if he is faithful. They anchor on what appears to be uninhabited land. Soon they see that black people live there. These natives are very friendly to Crusoe and Xury. At one point, the two see a Portuguese ship in the distance. They manage to paddle after it and get the attention of those on board. The captain is kind and says he will take them aboard for free and bring them to Brazil.

    Robinson goes to Brazil and leaves Xury with the captain. The captain and a widow in England are Crusoe's financial guardians. In the new country, Robinson observes that much wealth comes from plantations. He resolves to buy one for himself. After a few years, he has some partners, and they are all doing very well financially. Crusoe is presented with a new proposition: to begin a trading business. These men want to trade slaves, and they want Robinson to be the master of the tradepost. Although he knows he has enough money, Crusoe decides to make the voyage. A terrible shipwreck occurs and Robinson is the only survivor. He manages to make it to the shore of an island.

    Robinson remains on the island for twenty-seven years. He is able to take many provisions from the ship. In that time, he recreates his English life, building homes, necessities, learning how to cook, raise goats and crops. He is at first very miserable, but embraces religion as a balm for his unhappiness. He is able to convince himself that he lives a much better life here than he did in Europe--much more simple, much less wicked. He comes to appreciate his sovereignty over the entire island. One time he tries to use a boat to explore the rest of the island, but he is almost swept away, and does not make the attempt again. He has pets whom he treats as subjects. There is no appearance of man until about 15 years into his stay. He sees a footprint, and later observes cannibalistic savages eating prisoners. They don't live on the island; they come in canoes from a mainland not too far away. Robinson is filled with outrage, and resolves to save the prisoners the next time these savages appear. Some years later they return. Using his guns, Crusoe scares them away and saves a young savage whom he names Friday.

    Friday is extremely grateful and becomes Robinson's devoted servant. He learns some English and takes on the Christian religion. For some years the two live happily. Then, another ship of savages arrives with three prisoners. Together Crusoe and Friday are able to save two of them. One is a Spaniard; the other is Friday's father. Their reunion is very joyous. Both have come from the mainland close by. After a few months, they leave to bring back the rest of the Spaniard's men. Crusoe is happy that his island is being peopled. Before the Spaniard and Friday's father can return, a boat of European men comes ashore. There are three prisoners. While most of the men are exploring the island, Crusoe learns from one that he is the captain of a ship whose crew mutinied. Robinson says he will help them as long as they leave the authority of the island in his hands, and as long as they promise to take Friday and himself to England for free. The agreement is made. Together this little army manages to capture the rest of the crew and retake the captain's ship. Friday and Robinson are taken to England. Even though Crusoe has been gone thirty-five years, he finds that his plantations have done well and he is very wealthy. He gives money to the Portuguese captain and the widow who were so kind to him. He returns to the English countryside and settles there, marrying and having three children. When his wife dies, he once more goes to the sea.
    :idea:
     
  6. addIcFb

    addIcFb Aileden rank8

    Kayıt:
    22 Eylül 2007
    Mesajlar:
    5.376
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    öğrenci
    Şehir:
    Okul
    buda 2.

    EAR-RİNGS FROM FRANKFURT


    İndireceğiniz Ödev ya da Tez'in Mini Özeti ...
    Jennifer was a nurse.She looked at the clock it is nearly half past eight.Doctor Gibson was still working and Jennfer was going to be late.Then she took off her coat and when she was turning off the lights someone rang the doorbell.There was a man,his hands deep in his pockets.He was her brother,Richard.He said "Can i come in for a minute?"Then,he went inside.He came for borrow some money from his sister.He had lost his job.She gave him twenty pounds.She was often angry with him but she couldn't say him "no".Jennifer went to Maxim's restaurant.She was late and her friend Claire was angry with her.There was a party for a young girl.She was wearing large gold ear-rings.Everyone was happy without her.Suddenly there was a loud crash.Someone screamed"Bring a towel quickly".A man's head hit glasses.There was a deep cut on his face.Claire and Jennifer helped him and they took him to the hospital.But they didn't like that man because he didn't thank them.When they got back to Maxim's a police car was standing outside.Police didn't give a permission for Claire and Jennifer to go inside.Then two policemen came out.They were holding a young girl with large gold ear-rings from the party.Then they left Maxim's.
    While Jennifer was walking to her home she remembered Richard's visit to the surgery earlier that evening.She was unhappy.Richard never worried about anything.He always just laughed and came to Jennifer to ask for some money.
    --A visit from the police--
    Jennifer didn't sleep well that night.When she arrived Dr.Gibson's surgery in the morning,waiting room was nearly full.Then Dr.Gibson arrived.Three hours later all of patients had gone.Dr.Gibson said Jennifer "There was a phone call for you this morning".It was Richard's friend,Wendy.A few minutes later Dr.Gibson left his surgery.Then Jennifer left,too.When Jennifer arrived her flat two men were standing outside the door.One of them came up and said"My name's Barrett and I'm a detective.I'd like to ask you a few questions about your brother,Richard Walton.They told that a man which Jennifer and Claire took him to hospital was Mr.Joe Kelly,Richard's boss.Then Jennifer was getting angry and she said"What is the matter?I'm getting tired of these questions"


     
  7. mumya307

    mumya307 Bilgiliyim rank8

    Kayıt:
    20 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    1.024
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    36
    çok tşk ederim digerlerinide bekliyorum bunlar için tşk ederim tekrar...
     
  8. addIcFb

    addIcFb Aileden rank8

    Kayıt:
    22 Eylül 2007
    Mesajlar:
    5.376
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    öğrenci
    Şehir:
    Okul
    bişe deilde dierlerini bulamadım :roll: soory