1. Reklam


    1. joysro
      ledas
      jungler
      keasro
      zeus
      karantina

Güzel günler yakın


  1. hmzsnmz

    hmzsnmz Aileden rank8

    Kayıt:
    14 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    25.100
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    36
    Şehir:
    Eskişehir
    Güzel günler yakın
    Aykut Kocaman, takımın çehresini tamamen değiştirecektir. Oyunu yavaşlatan, idmandan kaytaran, hakemle oynayana yer olmayacak artık. Aklı hep topta ve futbolda olan isimlerle, keyif veren bir Fenerbahçe'nin doğumunu müjdeliyorum.

    [​IMG]

    2008-2009 sezonun devre arasında Ankaraspor’un kamp yaptığı otelde Aykut Kocaman’la karşılaşan Ali Koç, “Yolumuz yakında kesişir umarım” dediği zaman Ali Koç’a da, Fenerbahçe tarihinin en çok gol atan oyuncusu Aykut Kocaman’a da ütopya gibi geliyordu bu birliktelik. Herkes istiyordu, ama kimse cesaret edemiyordu. Gün bugünmüş!
    Aykut Kocaman’ı hepimiz Trabzonspor maçından sonra yaptığı o muhteşem açıklamayla sevdik. Trabzonspor’un elinden şampiyonluğu almalarını sağlayan, polemiği büyük, sonuçları dramatik 2-1’lik müsabakadan sonra galibiyetin coşkusuyla şımarmamış, Trabzonlu meslektaşlarının üzüntüsünü paylaşırken, vakar içinde galip gelmenin ne demek olduğunu anlatan bir sporcunun varlığıyla bizi sevindirmişti. O günkü çizgisini hiç kaybetmedi. Tek başına yürüdü, genelde içe dönük, yaşadığı travmaları dışarıya yansıtmayan, müthiş futbol kariyerine rağmen mütevazılıktan vazgeçmeyen küçük dev adam...
    Oğuz Çetin yardımcılıktan patronluğa terfi ederken, o İstanbulspor’da parasızlıkla, belirsizliklerle mücadele ediyordu bir avuç inanmış adamla... Çetin şöhretli geçmişinin meyvelerini ağaçtan dökerken, futbol aşığı Aykut Kocaman seyircisiz kulübünde antrenörlük felsefesini pekiştiriyordu.

    Keşke geçen yıl gelseydi

    9 sene önce Galatasaray’daki Fatih Terim modelini yaratmaya çalışan Fenerbahçe, Rıdvan Dilmen, Oğuz Çetin ikileminde fal bakarken, “İlla içinizden çıkan birisini arıyorsanız Kocaman 15 kilometre dışarıda, takımının başında, onu getirin ve biraz da süre verin” demiştim. 9 sene sonra geldi, iyi ki de geldi. Keşke Aziz Yıldırım geçen sene Daum kumarı oynamak yerine onunla başlasaydı. Kocaman’ı futbolculuğundan sonra teknik direktör olarak seyrettiğim ilk antrenmanda hayal kırıklığı yaşamıştım. Dörde bölünmüş takım 1,5 saat boyunca ayağa pas, kontrol pas, ikiye bir çalışmış, aksiyon görmek isteyen ben ise açıkça çok sıkılmıştım. “Olmaz” diye düşünmüştüm. Oldu, hem de çok güzel oldu. Fenerbahçe’yi Saracoğlu’nda 3-0’la sallayan takımın başında da o vardı, ‘birlik beraberlik takımı’ Ankaraspor’un başında da... Hep üstüne koydu, Malatya, Konya ve Ankaraspor maceralarında hep aynı felsefeyi sundu. Topa hakim, önde çabuk, futbolsevere hizmet eden bir takım. Yugoslav faulü yapan futbolcusu da olmadı, rakibi tekmeleriyle yıldıranı da! Onun öğrencileri ‘hakemle oynamayacak’, akılları hep futbolda, hep topta olacak. Aynı Barcelona gibi... Kocaman elbette sihir yaratmayacak. Çok tekrarlı antrenmanlar ve oyun felsefesinden (Aykut Kocaman’dan) vazgeçilmezse, uzun seneler oynayana-oynatana, taraftara-futbolsevere keyif veren bir takım ortaya çıkacak, büyük camia sabırlı davranırsa büyük başarılar birbirini kovalayacak. Aynı Barcelona gibi...

    Kesinlikle pes etmemeli

    Bir tek sıkıntısı olacak Kocaman’ın, sabırsızların baskısından bunalmamalı. Konya’da yaşadığından büyük travmalarla karşılaşabilir ki, hayat bu anlamda çok öğreticidir, yaşayacaktır. Vazgeçmemeli. Fatih Terim gibi. Terim başkanının da istifasını kabul edeceği yıkım zamanında vazgeçseydi, son 3 şampiyonlukla, UEFA Kupası’nı göremeyecekti. Vazgeçmek yok! Bundan sonra ismine bakarak değil, fonksiyonuna bakarak futbolcu alınacak.
    O liderken geceleri bar pavyon dolaşılmayacak, antrenmandan sudan sebeplerle kaçılmayacak. Futbolcular önce kendilerine ve arkadaşlarına, sonra oyuna ve rakiplerine saygı duyacak, yoksa Fenerbahçe’de kalamayacak.

    Ne istediğini iyi biliyor

    Güiza ya da önde kim oynuyorsa yalnızlıktan kurtulacak. Muhakkak 2, çoğunlukla 3 forvetle oynanacak, tempoyu düşürüyorsa eğer, Alex dahi kendisini kulübede bulacak, belki de kimi zaman 11’de dahi başlayamayacak. Ancak eminim ki, önümüzdeki seneden sonra Özer başta, Fenerbahçeli futbolcular için Avrupa kulüpleri çok kez Sarı-Lacivertli kulübün kapısını çalacak. Onun için sevgi ve saygı sözcükleri göndermek de gereksiz, acıtacak yorumlarla gündem yaratmaya çalışmak da! O kimin ne olduğunu, ‘üretirken’ kimin hangi değerlendirmeyi yapıp, kimin görmezden geldiğini, kazananın ‘kahraman’, kaybedenin ‘şarlatan’ haline getirildiğini biliyor.

    Herkesle mesafeyi koruyor

    Kendisinin 3-0 kazandığı maçta Fenerbahçe’ye acıdığı için fark yapmamaya çalıştığını söyleyecek kadar ahlaktan, akıldan, izandan yoksun insanların olduğu, başarının üretilenlerle değil kupalarla ölçüldüğü bir ülkede, aslında ‘her şeyin yalan’ olduğu düzende ‘kimse’ onun dengesini bozamaz. O nereye gittiğini de biliyor, futbolu da... Önce ailesini, sonra futbolu seviyor ve adı sanı, statüsü ne olursa olsun herkesle mesafesini koruyor. Fenerbahçe’yi güzel günler bekliyor.​