1. Reklam


    1. joysro
      ledas
      jungler
      keasro
      zeus
      karantina

Fazıl Hüsnü Dağlarca Vefat Etmiştir :S


  1. Chorus

    Chorus   Admin rank8

    Kayıt:
    6 Şubat 2007
    Mesajlar:
    341.750
    Beğenilen Mesajlar:
    227
    Ödül Puanları:
    63
    Şehir:
    Taksim/IST.
    Fazıl Hüsnü Dağlarca Vefat Etmiştir :S

    [​IMG]



    Fazıl Hüsnü Dağlarca (d. 1914, İstanbul - ö. 15 Ekim 2008), ünlü Türk şairidir.

    26 Ağustos 1914 İstanbul doğumlu. Süvari yarbayı Hasan Hüsnü Bey'in oğludur, ilk öğrenimini Konya, Kayseri, Adana ve Kozan'da, orta öğrenimini Tarsus ve Adana ortaokulundan sonra girdiği Kuleli Askeri Lisesi'nde tamamladı (1933). 1935'te piyade subayı göreviyle Doğu ve Orta Anadolu'nun, Trakya'nın pek çok yerini dolaştı. Ordudaki hizmeti on beş yılı doldurunca, ön yüzbaşı rütbesiyle askerlikten 1950'de ayrıldı. 1952-1960 yılları arasında Çalışma Bakanlığı'nda iş müfettişi olarak İstanbul'da çalıştı. Buradan ayrıldıktan sonra İstanbul Aksaray'da "Kitap" kitapevini açtı ve yayıncılığa başladı. Dört yıl Türkçe isimli aylık dergiyi çıkardı. (Ocak 1960-Temmuz 1964). İlk yazısı 1927'de Yeni Adana gazetesinde yayınlanan bir hikayedir, İstanbul dergisinde 1933'te çıkan "Yavaşlayan Ömür" adlı şiiriyle adını duyurmaya başladı. Varlık, Kültür Haftası, Yücel, Aile, İnkılapçı Gençlik, Yeditepe ve Türk Dili dergilerinde şiirleri çıktı. Bugüne kadar kendisine bir çok ödül verilen şair 1967'de ABD'deki Milletlerarası Şiir Forumu tarafından "En iyi Türk Şairi" seçilmişti.

    Toplumculuğunun temelinde insana ve insan hayatına saygı yatan Dağlarca, bu yüzden hiç bir edebî akım ve kişiden etkilenmeden kendi kozasını örer. Çok yazan ve üreten bir şair kimliğiyle, bağımsız kalarak hiçbir şairden etkilenmemiş, hiçbir akımın etkisinde kalmayarak şiirlerini yazmıştır. Onun sanat anlayışını şu cümlesi özetler:
    “ Sanat eseri hem bir saat gibi içinde bulunduğumuz zamanı, hem de bir pusula gibi gidilmesi gereken yönü işaret etmelidir. ”

    "Türk şiirinin büyük şairi" olarak tanımlanan Dağlarca, 94 yaşında zatürre tedavisi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.
     
  2. TitusPullo

    TitusPullo Aileden rank8

    Kayıt:
    31 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    11.355
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    36
    Şehir:
    Memlekete döndü -.-
    Dün haberi duyduğumda siteye koyacaktım aksilik çıktı unuttum. Cidden çok üzüldüm fazıl hüsnü dağlarca gibi büyük bir sanatcımızı kaybettik. Şiirlerini yıllardır okuyorum takib ediyorum. Ayrıca Kitap fuarnında gözdelerindendi.
     
  3. Quensis

    Quensis Old School olduser rank8

    Kayıt:
    27 Nisan 2007
    Mesajlar:
    7.884
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    In Dem Kampus
    Bende sabah gazetede okudum.Türk Edebiyatı için büyük kayıp gerçekten.Hepimizin Başı Sağolsun...
     
  4. Exaa

    Exaa Gözlemliyorum rank8

    Kayıt:
    2 Ekim 2008
    Mesajlar:
    53
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    hangi mahallede imam yok,
    Ben orada öleceğim.
    Kimse görmesin ne kadar güzel,
    Ayaklarım, saçlarım ve her şeyim.

    Ölüler namına, azade ve temiz,
    Meçhul denizlerde balık;
    Müslüman değil miyim, haşa,
    Fakat istemiyorum, kalabalık.

    Beyaz kefenler giydirmesinler,
    Sızlamasın karanlığım havada.
    Omuzlardan omuzlara geçerken sallanmayayım,
    Ki bütün azalarım hülyada.

    Hiçbir dua yerine getiremez,
    Benim kainatlardan uzaklığımı.
    Yıkamasınlar vücudumu, yıkamasınlar,
    Çılgınca seviyorum sıcaklığımı...


    Allah rahmet eylesin...
     
  5. F10diP|

    F10diP| Bilgiliyim rank8

    Kayıt:
    13 Ekim 2007
    Mesajlar:
    1.836
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Koordinatör
    Şehir:
    İnönü
    spersin :cry:
     
  6. Exaa

    Exaa Gözlemliyorum rank8

    Kayıt:
    2 Ekim 2008
    Mesajlar:
    53
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    gerçekten çok değerli bir isimdi bir yıldız daha kaydı gökyüzünden
     
  7. DukeNukem

    DukeNukem Aileden rank8

    Kayıt:
    9 Ekim 2007
    Mesajlar:
    7.291
    Beğenilen Mesajlar:
    3
    Ödül Puanları:
    38
    Başımız Sagolsun :cry:
     
  8. Tony Montana

    Tony Montana Bilgiliyim rank8

    Kayıt:
    18 Şubat 2008
    Mesajlar:
    2.564
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Konyaaltı Sahili
    Edebiyat Dünyası'nın acı kayıplarından birisi...
     
  9. Chorus

    Chorus   Admin rank8

    Kayıt:
    6 Şubat 2007
    Mesajlar:
    341.750
    Beğenilen Mesajlar:
    227
    Ödül Puanları:
    63
    Şehir:
    Taksim/IST.
    Dağlarca nasıl bir gezegene gitti?

    Dağlarca ölümü şu sözlerle anlatmıştı: “Yaşadığımız uykudan ölmekle uyanmaktayız. Gerçeğe vardığımız o an evren dediğimiz bu büyük düzeyden ayrılırken bir tek sözcük bile diyemediğimize, buranın bir düş olduğunu söyleyemeyeceğimize yanarım.”

    [​IMG]

    Bugün son yolculuğuna uğurlayacağız onu. Türkçe’nin büyük ozanı, kendi gideceği yolu seçen bütün yolaçıcılar gibi gitmek istediği gezegeni de seçmişti. İşte Dağlarca’nın anlatımıyla, her şeyini alıp gitmek istediği o uzak gezegen: “Dediğim en uzak gezegen ben oraya varmadan sanki yoktu. Varlığı sanki benimle başlıyor demek istiyorum. Bu dediklerimi bütün yazdıklarımla destanlardan, işçi şiirlerime dek en soyut şiirlerime dek nasıl istediğimi nasıl aradığımı görmüyor musun? Hayır, tanrı olmak değil bu. Tanrı, sandığımız kadar özgür değil. Düzenin görevlisidir o. Ben yazdıklarımın ürünü olmak istiyorum. Kendine özel bir ürün. Şimdi bir dizemi anımsadım. Bir dörtlüğün son dizesi: ‘Ben kendimi öldürmek içimde’. Görüyor musunuz? Yazdıklarımın yapısı yapımın yazgısına benziyor, korkuyorum.”

    Fazıl Hüsnü Dağlarca ile 1991-1992 yılları arasında bir yıl süreyle, hemen hemen her cuma Baylan pastanesinde buluştuk, söyleştik. Masada oturmuş söyleşen gazeteciliğe yeni adım atmış şiir seven biriyle, Türkçe’nin en büyük ozanlarından Dağlarca idi. Benim 24 yaşımın cesareti ve toyluğuyla onun 77 yaşının damıtılmışlığı ve sevecenliğinin keyifli bir alışverişiydi... “Ben öldükten sonra yayınla” dediği ve “Söz kuşlarından kalan parıltı” adını önerdiği söyleşilerden, ölümünden sonra gitmek istediği yerle ilgili kısa bir bölümü sizlerle paylaşmak istiyorum. Gittiğin gezegende de ışığın ve şiirin bol olsun Dağlarca...

    SEVDİKLERİRİMİZİN GÜZELLİĞİ ÖNCE GÖZLERİMİZİ YARATIR
    - Ozan olsam sevgilime şöyle derdim: Doğa sendeki güzelliği alabilir. Alınmasızdır dizelerimdeki güzelliğin.

    -Sevdiğiniz yaşlanıp, güzelliğini kaybettiğinde aynı dizeleri yazabilir misiniz?
    -Sevdikleririmizin güzelliği önce gözlerimizi yaratır. Ne kılığa girerlerse girsinler hangi yaşta olurlarsa olsunlar gözümüzün ilk bakışı içinde yaşamalarınca değil, doğanın bütün yaşamalarında görünümlerini yinelerler.
    Geçen gün konuşurken şunları söyledim. İnanmadı. İnanacağınıza söz verirseniz, o sözleri burada özetleyeceğim.

    [​IMG]

    -Peki... Söz....
    Fotoğraf: Garbis Özatay

    -Elimden gelse bütün yapıtlarımı, dergilerde çıkmış bütün şiirlerimi, bütün konuşmalarımı, bütün yazıları, bütün söyleşileri, bütün resimleri, yeryüzünde benimle ilgili küçük büyük ne varsa alır giderim uzak bir gezegene. Orda işime yeniden başlarım.

    Niye mi diyorsunuz?
    Gerçek özgürlüğümü bulmak için, gerçek özgürlüğümü yaşamak için.

    TANRI, SANDIĞIMIZ KADAR ÖZGÜR DEĞİL
    -Peki o gezegende aynı şeylerin olmayacağını nereden biliyorsunuz?
    -Ne kadar düşüncelisiniz. En uzak bir gezegene derken bomboş bir gezegen olduğunu sezmediniz mi? Ora dolu bir gezegen, yaşlı bir gezegen, denenmiş bir gezegen, binlerce dille coğrafya ile milyarlarca yaşamayı eskitmiş bir gezegen. Burası kurallar yığını. Sevginin bile, en büyük yaratıcısı olduğu sevginin bile özgürlükle bir mine çiçeğinin değmesince kişi özgürlüğü yok. Sevgi dediğiniz doğanın genel uygulama düzeninden başka ne?
    Dediğim en uzak gezegen ben oraya varmadan sanki yoktu. Varlığı sanki benimle başlıyor demek istiyorum. Bu dediklerimi bütün yazdıklarımla destanlardan, işçi şiirlerime dek en soyut şiirlerime dek nasıl istediğimi nasıl aradığımı görmüyor musun?
    Hayır, tanrı olmak değil bu. Tanrı, sandığımız kadar özgür değil. Düzenin görevlisidir o. Ben yazdıklarımın ürünü olmak istiyorum. Kendine özel bir ürün.
    Şimdi bir dizemi anımsadım. Bir dörtlüğün son dizesi:
    “Ben kendimi öldürmek içimde”.
    Görüyor musunuz? Yazdıklarımın yapısı yapımın yazgısına benziyor, korkuyorum.

    (6 Aralık 1991- Baylan Pastanesi- Kadıköy)

     
  10. XER0

    XER0   rank8

    Kayıt:
    19 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    10.644
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    36
    Meslek:
    Öğrenci
    Edebiyatımız en büyük kayıplarından birini verdik..

    hepimizin başı sağolsun :cry: