1. Reklam


    1. joysro
      ledas
      jungler
      keasro
      zeus
      karantina

Dünyada Görülmesi Gereken Yerler...


  1. Quensis

    Quensis Old School olduser rank8

    Kayıt:
    27 Nisan 2007
    Mesajlar:
    7.884
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    In Dem Kampus
    Yeni bir konu ile karşınızdayım uzatmadan başlayalım.
    :arrow:


    Travel and Leisure dergisinin, 2005 yılı ‘Dünyanın En İyi Şehirleri’ listesi açıklandı. Sidney’in 1’inci olarak yer aldığı listenin 7’nci sırasına İstanbul oturdu.
    ABD’de yayınlanan önemli turizm dergileri arasında yer alan Travel and Leisure dergisine göre,listenin sıralaması şöyle:
    1- Sidney
    2- Bangkok
    3- Roma
    4- Floransa
    5- Chiang Mai, Tayland6- New York
    7- İstanbul
    8- Cape Town
    9- Oaxaca (Meksika)
    10- San Francisco

    Kamptan döndüm paylaşıma devam.Şimdi sırada Dünya gözüyle görülmesi gereken 25 yeri göstereceğim. :thumbsup:

    Dünyada Görülmesi Gereken 25 Yer

    1- Yasak Şehir -Beijing ( Çin )

    [​IMG]

    Çing ve Ming hanedanlıkları zamanında Çin İmparatorluğu'nun en önemli sarayı olan Yasak Şehir Çin'in Pekin bölgesinde bulunmaktadır.

    720,000 m² lik bir alana kurulu olan muazzam büyüklükteki sarayın 8,886 odası bulunmaktadır.
    Unesco tarafından 1987 yılında en geniş alana sahip kültür mirası olarak belirlenmiştir.

    Tayvan Taipei'deki Milli Saray Müzesi ile aynı enstitüde olmalarına karşın Çin iç savaşından sonra birbirlerinden ayrılmışlardır.

    [​IMG]
    [​IMG]

    ---------------------------------------------------------------------------------------

    2- Venedik ( İtalya )
    [​IMG]

    Venedik, Kuzey İtalya'nın doğusunda Adriyatik denizi kıyılarında, İtalya'ya bağlı ada şehir. Karaya 4 kilometre uzunluğunda kara ve demiryolu köprüsü ile bağlanır. Yaklaşık 118 adacık üzerine kuruludur. Venedik'te adacıkları birbirinden ayıran 170 kanal ve birbirine bağlayan 400 köprü bulunur.

    [​IMG]
    [​IMG]

    ----------------------------------------------------------------------------------------

    3- Uluru ( Avustralya )
    [​IMG]

    Uluru Ayers Rock olarak da bilinir, Avustralya çöl bölgesinde kumtaşından oluşan bir kaya formasyonu. Uluru-Kata Tjuta Milli Parkı'nın içinde bulunur. Alice Springs'in yaklaşık 340 km güneybatısında Northern Territory'dedir.

    Uluru adı, Ananguların (lokal yerleşmiş Aborjinler) Pitjantjatjara dilinden gelir. Bu, derinlemesine bir anlamı olmayan yer tanımlamasıdır.

    Uluru, 1873 'te Avrupalı kâşif William Gosse tarafından, Ayers Rock olarak (Güney Avustralya'nın o zamanki başbakanı Sir Henry Ayers adıyla) adlandırır. Uluru bölgesinde Anangular yaşar.

    Uluru komşusu Kata Tjuta ile beraber yaklaşık 600 Milyon yıl önce oluşmuştur. Çakıl birikinti ve çamur, bir arazi çöküntüsünde toplanmış ve yüksek basınçta yoğrulmuştur.

    [​IMG]
    [​IMG]

    ------------------------------------------------------------------------------------------

    4- Piramitler ( Mısır )
    [​IMG]

    Mısır piramitleri yeryüzündeki anıt-kabirlerin en eskileri ve en büyükleridir. Bunların en haşmetlisi olan Keops Piramidi dış görünüşü ile de "Dünyanın Birinci Harikası" olma niteliğine hak kazanmıştır.

    Piramitler, firavunun mumyası ile hepsi birbirinden değerli eşsiz nitelikteki sanat eserlerini; kral, kraliçe, prens heykellerini de içlerinde saklıyordu ve bu eşsiz hazineleri saklamak için yapılmışlardır.

    [​IMG]
    [​IMG]

    -----------------------------------------------------------------------------

    5- Taç Mahal ( Hindistan )
    [​IMG]

    Taç Mahal, Hindistan Türk İmparatorluğu'nun Timuroğulları hanedanının 5. hükümdarı Şah Cihan -Şah-ı Cihan (Dünyanın şahı)-(1593-1666) tarafından, o zamanki imparatorluğun başkenti olan Hindistan’ın Agra şehrinde, Jumna (Yamuna) Nehri'nin kıyısında yaptırılmıştır.

    Dünyada aşk için dikilmiş en büyük ve en güzel anıt olarak kabul edilen bu türbe, Şah Cihan'ın büyük bir aşkla sevdiği eşi Arcümend Banu'nun, (Mümtaz Banu Begüm) doğum sırasında ölümü üzerine, onun hatırasına yaptırılmıştır.

    Yapının mimarları; Mimar Sinan'ın talebelerinden Mehmet İsa Efendi ve Mehmet İsmail Efendi ile yapıdaki yazıları yazan Hattat Serdar Efendi, eserin yapımı için Şah Cihan tarafından İstanbul 'dan davet edilmişlerdi.1630'da inşaasına başlanan eser, 22 yıl sonra 1652'de tamamlanmıştır.

    [​IMG]
    [​IMG]

    -------------------------------------------------------------------------------------------------

    6- Sydney Opera Binası ( Avustralya )
    [​IMG]

    Dünyadaki önemli modern mimari örneklerinden biri olan Sydney Opera Binası, bu yıl Unesco tarafından Dünya Mirası listesine de alındı. Deniz hayvanı şeklindeki bu bina, Sydney'in doğal dokusuna ve genel görünümüne en uygun biçimde tasarlanmıştır.

    1957 yılında açılan dünya çapındaki yarışmaya katılan yüzlerce proje arasından, Danimarkalı mimar Jorn Utzon'un ki seçildi. Ancak binanın bitirilip açılması ancak 16 yıl sonra gerçekleşerek 1973'te hizmete girdi

    [​IMG]
    [​IMG]

    --------------------------------------------------------------------------------------------------

    7- Rio de Janeiro ( Brezilya )
    [​IMG]

    Rio de Janeiro, Brezilya'nın 26 eyaletinden birisinin başkentidir. İngilizce "River of January" anlamına gelmektedir.. Şehrin isminin tam yazılışı: São Sebastião do Rio de Janeiro ("Saint Sebastian of the January River") şeklindedir. São Paulo'dan sonra Brezilyanın ikinci büyük şehridir. Karnavallar şehridir…

    [​IMG]
    [​IMG]

    -------------------------------------------------------------------------------------------------

    8- Tarihi Saat Kulesi / Prag ( Çekoslavakya )
    [​IMG]


    Belediye Sarayı'nın Saat Kulesi ve "Astronomik Saat" turistlerin ana ilgi odaklarından birisidir. Her saat başı çaldığı zaman 12 havarinin geçit törenine sahne olur. İlk önce saatin solunda bulunan iskelet elinde bulunan ipi çeker. Sol elinde ise ters çevirdiği bir kum saati hayatı simgeler. Bu bölümün sonunda horoz öter ve çan çalar.

    [​IMG]
    [​IMG]

    ------------------------------------------------------------------------------------------------------

    9- Petra Antik Şehri ( Ürdün )

    [​IMG]

    Ürdün'ün en görkemli tarihi ve turistik mekanı. Nebatiler döneminden kalma hemen tamamı kayalara oyulmuş devasa anıt yapılar. Hz. Salih'in, kendisine inanmadıkları ve Allah'ın bir mucize olarak kayadan yarattığı deveyi kestikleri için helak edilen kavmi olduğu da rivayet edilmektedir.

    Giriş noktasından itibaren iki saati düz yol bir saati tırmanış olmak üzere yaklaşık üç saatlik bir yürüyüşten sonra dağın tepesine ulaşılır.

    [​IMG]
    [​IMG]

    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    10- Peri Bacaları / Kapadokya ( Türkiye )
    [​IMG]

    Kapadokya, (Pers dilinde “Güzel Atlar Ülkesi” anlamına gelir). Bölge 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgâr tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmıştır.

    İnsan yerleşimi Paleolitik döneme kadar uzanmaktadır. Hititler'in yaşadığı topraklar daha sonraki dönemlerde Hırıstiyanlığın en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Kayalara oyulan evler ve kiliseler bölgeyi Hıristiyanlar için devasa bir sığınak haline getirmiştir.

    Kapadokya bölgesi, doğa ve tarihin bütünleştiği bir yerdir. Coğrafi olaylar Peribacaları'nı oluştururken, tarihi süreçte, insanlar da bu peribacalarının içlerine ev, kilise oymuş, bunları fresklerle süsleyerek, binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır. İnsan yerleşimlerinin Paleolitik döneme kadar uzandığı Kapadokya'nın yazılı tarihi Hititlerle başlar. Tarih boyunca ticaret kolonilerini barındıran ve ülkeler arasında ticari ve sosyal bir köprü kuran Kapadokya, İpek Yolu'nun da önemli kavşaklarından biridir.

    [​IMG]
    [​IMG]

    ----------------------------------------------------------------------------------------------

    İlk 10 Yeri vermiştim şimdi sıra geri kalanlarda...



    11- Parthenon / Atina – ( Yunanistan )
    [​IMG]


    Antik Yunan döneminde Perikles, savaştan çıkmış Atina şehrini, yeniden inşa etmek ister. Amaç şehri politikada olduğu kadar sanatsal ve kültürel alanda da merkez yapmaktır. Perikles’in başta olduğu 30 yıl içerisinde Parthenon, Propylaea başta olmak üzere birçok bina yapılır. Akropolis tepesi üzerine M.Ö 447 ile M.O 432 yılları arasında yapılan Parthenon, bunlar arasında bir şaheserdir.

    Yapımı 15 yıl süren Parthenon tamamlandıktan sonra M.Ö 439 da Tanrıça Athena’ya ithaf edilir. M.S. 450 de Avrupa’nın Hıristiyanlık dinine geçmesiyle kiliseye dönüştürülerek ithaf Bakire Meryem’e geçmiştir. 1458' de şehri kuşatan Osmanlı İmparatorluğu ise Parthenon’u cami haline dönüştürür ve çevresine evler inşa edilir.

    [​IMG]
    [​IMG]


    12- Eyfel Kulesi / Paris- ( Fransa )
    [​IMG]

    Eyfel Kulesi 1887 ile 1889 yılları arasında Gustave Eiffel'in firması tarafından, Fransız Devrimi'nin 100. yıl kutlamaları çerçevesinde inşa edilmiştir.

    3.000 işçi 26 ay boyunca 18.038 adet demir parçayı 2,5 milyon perçinle bir araya getirmiştir. Hiç ölüm vakası yaşanmamış olması, o günün şartlarında şaşırtıcı bir durumdur.

    Bugün ise Eyfel Kulesi, Dünya'nın en güzel mimari yapılarından biri olarak kabul edilir. 300 metre yüksekliğindedir. Zirvesindeki televizyon vericileri 27 metre daha yükseklik kazandırır.

    [​IMG]
    [​IMG]

    13- Niagara Şelalesi ( Kanada )
    [​IMG]


    Niagara Şelaleri Kuzey Amerika'nın doğusunda, ABD ile Kanada sınırı arasında, Niagara Nehri'nin üzerinde bulunur. 3 büyük şelaleden oluşur. Horseshoe (At nali) bunların en büyükleridir. Niagara Şelalesi'nden yarım dakikada 168,000 m³ su akar. Kuzey Amerika’nın en büyük şelalesi olan Niagara, 10.000 yıl önce Kuzey Kutbu'ndan gelen buz kütlelerinin yol açtığı çöküntülerdir.

    Niagara Parkından büyük şelaleyi ve havaya uçan suların oluşturduğu gökkuşağını izlemek, şelalenin altına kadar ilerleyen bot gezilerine katılmak, ortası sınır kabul edilen Rainbow köprüsünden diğer ülkeye geçmek veya gümrüksüz mağazalardan alışveriş yapmaktır. Niagara Şelalesi 1932 yılında tamamen donarak buz olmuştur.

    [​IMG]
    [​IMG]

    14- Maldivler
    [​IMG]

    Maldivler, resmi adıyla Maldiv Cumhuriyeti, Hint Okyanusunda bir grup adadan oluşan bir devlettir. Hindistan'ın güneyinde ve Sri Lanka'nın yaklaşık 700 kilometre (435 mil) güneybatısında yer alır.Küresel iklim değişiklikleri yüzünden yüzyıl içerisinde sular altında kalacağı öngörülen Maldiv halkına, 15 Kasım 2005 itibari ile Avusturalya'ya sığınma hakkı vermiştir.

    [​IMG]
    [​IMG]

    15- Machu Picchu ( Peru )
    [​IMG]

    Machu Picchu (Türkçe: Maçu Piççu veya Maçu Piçu), bugüne kadar çok iyi korunarak gelmiş olan bir İnka antik şehridir. 7 Temmuz 2007 tarihinde, Dünyanın Yeni Yedi Harikası'ndan biri olarak seçilmiştir.

    And Dağları 'nın bir dağının zirvesinde, 2.360 m yükseklikte, Urubamba Vadisi üzerinde kurulmuş olup. Peru'nun Cusco şehrine 88 km mesafededir. Şehir, İnka'lı bir hükümran olan Pachacutec Yupanqui tarafında 1450 yılları civarında inşa ettirilmiştir. İspanyol istilacılar 1532 yılında buraları işgal ederken sık dağlar arasında kalmış bu şehir, istilacılar tarafından fark edilmemiş ve bu sayede zarar görmemiştir. Machu Picchu 200 den fazla, merdiven sistemiyle birbirine bağlı olan taş yapıdan oluşur. Şehrin 3000 basamağı bugün hala gayet iyi durumdadır. Kuruluş amacı ve anlamı bugüne kadar gelmiş olan tartışma konusudur.

    [​IMG]
    [​IMG]

    16- Kremlin Sarayı / Moskova ( Rusya )
    [​IMG]

    Kremlin "kale", "hisar", "şato" anlamlarına gelen ve çoğu tarihi Rus kentinin merkezinde bulunan mukim yapılar bütünü. En tanınmışları Moskova Kremlini'dir.

    Moskova'daki Kremlin Sarayı, devrim öncesinde Rus çarlarının ikametgâhıydı. Moskova Irmağı'ndan 40 m yüksekte bulunan Borovitskiy Burnu üzerinde 28 hektarlık bir alana yayılan, çevresi 20 metre yüksekliğinde 2 km'lik bir surla çevrili binalar bütünüdür.

    [​IMG]
    [​IMG]


    17- Çin Seddi ( Çin )
    [​IMG]

    Çin Seddi, Çin'in kuzeybatısı boyunca uzanan dünyanın en uzun savunma duvardır. Kalıntıları Po Hay körfezinde deniz kıyısında başlar. Pekin'in kuzeyinden geçerek batıya yönelir ve Huang-Ho nehrini ikiye bölerek güneybatıya uzanır. Gobi Çölü'nün güneyinden batıya yönelerek devam eder.

    Seddin yıkılmış olan kısımlarıyla birlikte uzunluğu 10.000 kilometreyi bulur. Bugün ayakta duran kısım Ming Hanedanı devrinden kalan 3.000 kilometrelik settir.

    Ancak asıl inşaat, M.Ö.221 ile M.S.608 yılları arasında yapılmıştır. Seddin kalınlık ve yüksekliği yer yer değişir. Genellikle duvarın yüksekliği 7 -10 metre, taban kalınlığı 7 metre ve üst kalınlığı ise 6 metre civarındadır. Üzerinde atlar ve arabalar gidebilmektedir.

    [​IMG]
    [​IMG]


    18- Grand Canyon / Colarado ( Amerika )
    [​IMG]

    Bir çok kanyonu uzun süreli erozyonların yaylalar üzerinde oluşturduğu bilinmektedir. Kanyon yapılarının iki yanlarındaki duvarlar, erozyon ve aşınmaya dayanıklı sert kayalardan oluşur. Bunlar granit ya da kumtaşı gibi oluşumlardır. Kanyon oluşumunda hızlandırıcı etkisi olan hava akımları kuru alanlarda sulak bölgelere nazaran daha etkili olduklarından, kanyonlara bu tür bölgelerde daha sık rastlanır.

    Bu doğal oluşumun en bilinen örneği Arizona'da bulunan Büyük Kanyon'dur. Amerika Birleşik Devletleri'nin güney-doğu'sunda yer alan bu kanyon arkeolojik önem taşır; bunun nedeni Amerika kıtasının ilk sahipleri olarak da bilinen Kadim Pueblo Halkının bu çevrede geniş yerleşimler kurmuş olmasıdır.

    [​IMG]
    [​IMG]


    19- Altın Saray-Tapınak ( Hindistan )
    [​IMG]

    Hindistan'in Pencap eyaletinin başkenti Amritsar'da bulunan ve sih dini mensuplarının kutsal mekanı olan Altın tapınak bölgesine yaklaştığınızda çevredeki polislerin ve askeri birliklerin sıkı denetimleri dikkat çeker. 1984 yılında Pencab eyaletinin bağımsızlığını isteyen Sikh teröristler Altın Tapınak’a sığınmış, polise 3 hafta direnmişler, daha sonra İndira Gandi hükümetinin emriyle, güvenlik kuvvetlerinin kanlı baskını sonucu öldürülmüşlerdi.

    [​IMG]
    [​IMG]

    20- Chichen Itza ( Meksika )
    [​IMG]

    Chichen Itza piramidi (M.Ö. 800 öncesi) Yucatan Yarımadası, Meksika Chichen Itza, Maya medeniyetinin ekonomik ve politik merkezi olarak hizmet vermiş en meşhur Maya tapınak sitesidir. Değişik yapıları –Kukulkan piramidi, Chac Mol Tapınağı, Bin Kolonlar Geçidi, Tutukluların Oyun Sahası – bugün dahi harikulade bir mimari alan ve mekân düzenleme göstergesi olarak kendini göstermektedir. Piramidin kendisi Maya tapınaklarının en sonuncusu hiç şüphesiz en büyüğüdür.

    [​IMG]
    [​IMG]

    21- Cape Town ( Güney Afrika )
    [​IMG]

    Cape Town Güney Afrika Cumhuriyeti'nin üç başkentinden biridir. Nüfusu yaklaşık 2.000.000'dur. Afrika'nın ikinci yerleşme bölgesi olan Cape Town, Afrika kıtasının Avrupa'ya en uzak ucunda olmasına rağmen, tarihte Avrupalıların en eski sömürgesidir.

    1488'de Portekizli keşifçi Bartelemeu Dias tarafından keşfedilen Cape Town, sırasıyla Boerler ve İngilizlerin eline geçti. Güney Afrika Birliği kurulduktan sonra ülkenin yasama başkenti oldu. 1945'ten sonra olan Apartheid rejimi zencilerin kendi halinde bırakılmasına neden olmuştur. Şehrin bir bölümü çağdaş gökdelenlerle dolu iken diğer kesimleri gecekondu mahallelerinden oluşur.

    [​IMG]
    [​IMG]

    22- Büyük Mercan Resifi ( Avustralya )
    [​IMG]

    Avustralya'daki Büyük Set Resifi, dünyanın en büyük mercan kayalığı bölgesi olarak hem dünyadaki yedi büyük doğal manzaradan biri, hem de Avustralyalıların en çok gurur duyduğu doğal manzaradır. Büyük Set Resifi, aynı zamanda "şeffaf ve temiz su altı ülkesi" olarak da adlandırılır.

    Farklı aşamalardaki üç bin mercan kayalığı, mercan adası, alüvyon ve lagünlerden oluşan Büyük Set Resifi, büyük bir muzice sayılır. Dünyanın en güzel ve en büyük mercan topluluğu olan Büyük Set Resifi'nin yüzölçümü, 207 bin kilometrekaredir. Zincir şeklinde sıralanan Büyük Set Resifi'nin kuzey bölümünün genişliği, 16-20 metredir. Güney bölümünün genişliği ise 240 kilometredir.

    [​IMG]
    [​IMG]

    23- Tuz Yüzeyleri ( Bolivya )
    [​IMG]

    10.583 km² lik bir alan ile dünyanın en büyük tuz yüzeyi. Bu alan Bolivya'nın güneybatısında 3,650 m yükseklikte bulunmakta. Uyuni su ile tamamen dolduğunda gökyüzünü tamamen yansıtmaktadır. Bu alanın orta kısımlarında tuz kütlelerinin yüksekliği 10 metre civarındadır. Yağışlı sezonlarda su tabakası ile kaplanan yüzey en güzel yansımaları gözler önüne sermektedir. Salar de uyuni 10 milyar ton tuza sahip ve bu tuzun 25.000 tonu her yıl kullanılıyor.

    [​IMG]
    [​IMG]

    24- Barselona ( İspanya )
    [​IMG]

    İspanya'nın Katalonya özerk bölgesinin başkentidir. Ayrıca Gaudi'nin başını çektiği modernizm akımıyla planlanmış, 1900'lerden kalma ızgara planlı modern bölümü ilgi çekmektedir. Yaygın dil Katalancadır.

    Barselona'nın geçmişinin İspanya'dan daha eski olması ilginçtir. 9. yüzyılda Katalan bir asilzade aile tarafından kurulmuştur.

    [​IMG]
    [​IMG]


    25- Angkor Wat ( Kamboçya )
    [​IMG]

    Angkor'a girebilmek için bir gün önceden gidip giriş kaydı yaptırmak gerekiyor.

    Bir günlük bilet 20 USD, 2-3 günlük bilet 40 USD ve 4-7 günlük ise 60 USD. Biletin alındığı günün akşamı gün batımını izlemek üzere ören yerine girmeye müsaade ediliyor.

    14. yy.'da yaşanan Siam istilasından sonra unutulan şehri, orman yutmuş. Yüzyıllar boyunca tapınakların üzerlerinde büyüyen incir ve bayan ağaçları tapınakları şaşırtıcı bir biçimde kaplamıştır.

    [​IMG]
    [​IMG]





    San Francisco

    San Francisco körfezine, Golden Gate köprüsüne ve Pasifik Okyanusu’na bakan evler, rengarenk bir kültür, dünyanın tartışmasız en iyi restoranları ve iki taş atımı ötede rüya güzellikte şehirler...

    San Francisco’yu anlatmak için kısa fakat yetersiz bir başlangıç olacaktır... ama dediğimiz gibi bu zaten sadece bir başlangıç.

    Batının incisi bu şehirde bir arada huzur içinde yaşayan bir düzineye yakın kültür aynı zamanda şaşırtıcı biçimde kendi özkültürüne bağlı kalmayı başarabilmiş, bu şekilde bu körfez şehrine ayrı bır lezzet katmıştır. 1700’lerde Portekizliler, İspanyollar ve İngilizlerin körfezi keşfi ile başlayan San Francisco hikayesi, 1848’de California’da altın bulunması ile dünyanın her tarafından onbinlerin körfeze akını ile devam etmiş ve 1849 yılında geçici çadırlarda yaşayan 20 bin nüfuslu bir efsaneye dönüşmüştür.

    18 Nisan 1906 depremi ile başlayan büyük yangın kontrol edilemez şekilde 3 gün devam edince şehrin tüm iş merkezi tahrip olmuş ve şehrin göbeğinde 497 blokluk bir bölge yokolmuştur. 2500 kişinin hayatına ve o günkü değeri ile 350 milyon dolara malolan bu yangının külleri soğumadan San Francisco’nun yeniden inşaasına başlanmış ve şehir bugüne dek uzanan bir yenilenme sürecine girmiştir.

    San Francisco Batı'nın Wall Street'i, finans merkezidir. Sisler arasinda bir şehirdir. Herkesin ilk aklına gelen elbetteki Golden Gate Köprüsü… Yapılması dört yıla ve 35 milyon dolara mal olan köprü 1.2 mil uzunluğunda ve bir mühendislik harikası ve efsanesi. Bay Bridge ise şehri Contra Costa ve Alameda bölgesine bağlayan ikinci uzun köprüdür.

    Şehri tanımaya Cable Car'la (tramvay) başlamak en akıllıcasıdır. En hareketli ve işlek cadde Market St.' den Fisherman's Wharf'a uzanan eşsiz bir keyif turu. Sonra PIER 39 ve Ghirardelli Square'i görmeden sakın dönmeyin. North Beach'de İtalyan esintisi hissedilirken , Mission District bölgesinde Meksika ve Latin özellikleri hakimdir. Japantown ve Chinatown adından anlaşılacağı gibi minyatür Asya gibidir ve kesinlikle görülmelidir.

    Keskin virajlı bir yolda araba kullanacağım derseniz, Lombard Caddesine buyurun: 40 derece eğimli sekiz keskin viraj. Her şehirde ünlü bir meydan vardır. San Francisco'nunki de Union Square'dir. İnsan kalabalığı görmek ve güzelliğine hayran kalmak işten bile değildir. San Francisco şehri genel itibariyle büyüktür fakat San Francisco Bay Area denilen bütün sahil kesimini de katınca daha da büyümektedir.

    Alcatraz... ünlü hapishane! Zamanında ağır suç işleyenlerin sürüldüğü bu adaya şimdi insanlar kendi istekleriyle akın ediyorlar. Amerika'nın bazı şehirlerinde arabaya şiddetle ihtiyaç duyulurken San Francisco sunduğu toplu taşıma olanakları ile oldukça pratiktir. Hemen hemen heryere ulaşan otobüsler ve özellikle BART (hızlı tren) insanı teknolojinin günümüzde geldiği seviyeye hayran bırakır.

    San Francisco şehrinin 3 tarafı denizle çevrilidir ve toplam 128 km kare alan üzerine kurulmuştur. Toplam 43 tepe vardır. Nüfus olarak yaklaşık 780,000 kişi yaşamaktadır. Kilometrekareye düşen insan sayısına göre New York'tan sonra ikinci en yoğun şehirdir. Yıllık 17 milyon ziyaretçinin geldiği tespit edilmiştir. Yıllık hava sıcaklıkları 70F (21C) ila 40F(5C) arasında değişmektedir. Sabah ve akşam sisleri bazen yağmuru aratmayacak kadar yoğun ve meşhurdur. Okyanusun ılımanlaştırıcı etkisinden dolayı kar yağmaz.

    Şehir içi telefon kodu 415’tir ve 35 sent karşılığı kulübelerden şehir içi görüşme yapılabilir. Taksi ve restoranlarda %15 bahşiş normal sayılır. Alkol satışı için minumum yaş 21 olmasına rağmen sigara ve tütün kullanımı birçok yerde yasaktır.



    Gezilmesi Gereken Yerleri

    Alcatraz

    San Francisco Bay Area'nın ortasındaki Rocky Island, yani Alcatraz ,1933'ten 1963'e kadar hapishane görevini üstlenmiştir. Günümüzde San Francisco Golden Gate dinlence bölgesine ait olan bu adacıkta zamanının azılı mahkumlarından Al Capone, 'Machine Gun', Kelly and Robert 'The Birdman' Stroud cezalarını çekmişlerdir. Sıkı güvenliği, kayalık yapısı, dalgalı-soğuk ve köpek balıkları ile dolu denizi mahkumlara kaçışın imkansız olduğunu ispatlamıştır. Günümüzde müze amaçlı kullanılmakta, adadan sahile yüzme yarışları yapılmaktadır.

    [​IMG]

    Golden Gate Bridge

    San Francisco ve Bay Area 5 köprü ile birbirine bağlanmıştır. Bu köprülerin en meşhuru Golden Gate'dir. Şiddetli okyanus rüzgarları ve devamlı sis nedeni ile yapımına imkansız gözü ile bakılan köprü, en sonunda inşaa edilmiş ve şehrin simgesi haline gelimiştir. Hizmete girmesinden bu yana devamlı boyası yenilenmektedir.

    [​IMG]

    Fisherman's Wharf

    Her ne kadar rıhtım olarak kurulsa da, bugün tamamen turistik bir bölgedir. Sokak göstericileri ve birbirinden ilginç mağazaları sayesinde son derece hoş vakit geçirebilirsiniz. Pier 39 'da yine çok değişik mağazalar, restoranlar, deniz aslanları görülebilir. Ünlü Alcatraz Hapisanesi'ne giden tekneler burdan kalkmaktadır. Ghirardelli Square diğer turistik alışveriş merkezidir. Hemen karşısında National Maritime Museum görülebilir.

    [​IMG]

    Russian Hill & Nob Hill

    San Francisco’da geçen filmlerde gördüğümüz Grace Cathedral ve Cable Car Museum ziyaret edilebilir.

    [​IMG]

    China Town

    Bush Street'teki Chinatown Gate asıl giriş kapısıdır ve Chinatown'un simgesidir denebilir. Tarihi kiliselere rahatlıkla rastlanabilir. Ching Chung Temple ve St Mary's Church en ünlüleridir. Bu daracık sokaklara park etmektense kesinlikle otobüs ile gitmeyi tercih edeceğiniz bir yerdir Çin Mahallesi. Gitmişken de Waverly Place caddesindeki 3 tapınağı görmeyi ihmal etmeyin. 125 numaradaki Tien Hou, 146 numaradaki Jeng Sen ve 109 numaradaki Norras. Grant ve Stockton sokaklarının köşesi en canlı noktalardan biridir. Öyle ki, hediyelik birşeyler almadan çıkamazsınız; zaten çıkmanız da tavsiye edilmez çünkü Çin’den sonra göreceğiniz en hakiki Çin burası olacaktır. 24 bloğu kaplayan bu mahalleden sakın enfes Çin yemeklerini tatmadan çıkmayın.

    [​IMG]

    North Beach

    Genelde İtalyan tarzı kafelerin ve restoranların bulundugu bölgedir. Kendinizi İtalya'daymış gibi hissedebilirsiniz. 50'li yillardan kalma jazz barlar ve gece kulüpleri gece hayatına renk katar. Columbus Street boyunca yürümek burayı tanımak için yeterlidir.

    [​IMG]


    Union Square & Civic Center

    San Francisco şehrinin merkezi denebilir. Union Square pahalı oteller ve lüks butiklerle çevrilmiştir. Parkın ortasındaki 30 metrelik Dewey Monument, İspanya-Amerika savaşına ithafen 1903 yılında dikilmiştir. Parkın hemen önündeki Powell Street devamlı hareket halindedir. Gezen veya cable-car (tramvay) bekleyen turistler rahatlıkla görülebilir.
    Civic Center'a doğru gittikçe "homeless"lar (evsizler) göze çarpar. Birleşmiş Milletler binasının bu tarafta olması ve yardımlarda bulunuyor olmasının da bu nüfusun bu bölgeye kaymasına etken olduğu söylenmektedir.


    Union Square
    [​IMG]

    Civic Center
    [​IMG]

    New York

    New York, Amerika Birleşik Devletleri'nin nüfus bakımından en büyük kenti. Aynı isimli New York eyaleti'nde yer alır. Yüzyıldan fazladır dünyanın en önemli ticaret ve finans merkezlerinden biridir. Şehir, medya, politika, eğitim, eğlence ve modadaki küresel etkilerinden dolayı bir dünya şehri olarak kabul edilmektedir. Birleşmiş Milletler Genel Konseyi binasına ev sahipliği yaptığından dış ilişkiler için de çok önemli bir merkez durumundadır. Fakir semtlerinde ise çok sayıda işsiz ve evsiz yaşar.

    Kent beş bölüme ayrılmıştır: Manhattan, Brooklyn, Queens, Bronx ve Staten Island. 830 km²'lik bir alanda yaşayan 8,2 milyon nüfusuyla New York, Amerika'da nüfus yoğunluğu en büyük olan şehirdir. Çevre banliyöleriyle birlikte New York metropolitan bölgesi 21 milyonluk nufusa sahiptir ve dünyanın en kalabalık yerleşim bölgelerinden birini oluşturur.

    New York, bir göçmen kentidir. Kentte yaklaşık 170 ayrı dil konuşulmaktadır ve her üç kişiden biri ABD dışında bir ülke doğumludur. İngilizce çeşitli aksanlarla konuşulur. İngilizce’nin yanı sıra İspanyolca, Little Italy (Küçük İtalya) semtinde İtalyanca, China Town’da (Çin mahallesi) Çince konuşulur.

    New York birçok Amerikan kültürel hareketinin de doğum yeridir. Edebiyat ve görsel sanatlarda Harlem Rönesansı, resimde soyut ekspresyonizm (New York Ekolü), müzikte hip hop, punk, salsa ve Tin Pan Alley bu hareketlerden bazılarıdır. 24 saat açık olan metrosu ve yoğun trafiğiyle Hiç Uyumayan Şehir adını almıştır.

    Özgürlük heykeli, Empire State Binası, Central Park ve Times Meydanı, Modern Sanat Müzesi, Guggenheim Müzesi ve Modern Tarih Müzeleri şehrin ilgi çekici mekanlarıdır. Gökdelenleri, caddeleri, lokantaları, alışveriş merkezleri ve insanlarıyla, New York turistleri cezbetmektedir.


    Tarihçesi

    New York kenti 1613 yılında Hollandalılar tarafından New Amsterdam adı altında kuruldu. Kent 1664 yılında Birleşik Krallığa geçti ve New York adını aldı. 1778 yılında kent 2 yıl süreyle yeni kurulan Amerika Birleşik Devletleri'nin başkenti oldu. Başkent Washington'a taşındıktan sonra da kentin önemi büyümeye devam etti.

    11 Eylül 2001 tarihinde kent Amerika tarihinin en büyük terör olayına tanık oldu. 11 Eylül 2001 Saldırısı olarak bilinen bu olay sırasında, kaçırdıkları uçaklarla New York'un en yüksek gökdelenleri olan Dünya Ticaret Merkezi binalarına (İkiz Kuleler) çarpan teröristler 3000'e yakın insanın ölümüne neden oldular.


    Gezilmesi Gereken Yerleri

    Empire State Binası

    Empire State Building, New York'da bir gökdelen. Bina, Manhattan, Fifth Avenue'de 33. ve 34. caddelerin arasında yer alır. Tam olarak adresi 350 Fifth Avenue, New York, N.Y. 10118 şeklindedir. 1 Mayıs 1931 tarihinde, o güne kadar Dünya'nın en yüksek binası olan Chrysler Building'in bu unvanını elinden almıştır. Bina 102 katlı olup, 1576 merdiven basamağına sahiptir. Yüksekliği 381 m, anten ile beraber 443,2 m'dir. World Trade Center (Dünya Ticaret Merkezi) binasının 1972 tarihindeki açılışına kadar Dünya'nın en yüksek binası olarak kalmıştır. 11 Eylül 2001 tarihindeki terör saldırıları sonucu World Trade Center binaları yıkılınca, New York'un en uzun binası unvanını geri almıştır. Şu anda, anten yüksekliği ile 527 m olan Chicago'daki Sears Kulesi'nden sonra ABD'nin en yüksek ikinci binası olan Empire State Building, Dünya'da da tek başına yükselen en yüksek üçüncü yapıdır. Kışın, bazı günler, alt katlarının hizasında yağmur yağarken en üst katına kar yağdığı görülmüştür.

    Açık bir havada binadan, 80 mil mesafedeki beş ABD eyaletine bakılabilir. Bunlar, New York, New Jersey, Pensilvanya, Connecticut ve Massachusetts'dir. 1960'ta tepeye yerleştirilen güçlü bir fener binanın 160 kilometre uzaktan görülmesini sağlamıştır. Bugüne kadar binayı 117 milyon kişi ziyaret etmiştir. 1947 yılında manzara platformuna 3 m yükseklikte korkuluk yapılmıştır. Buna rağmen buradan, bugüne kadar 35 kişi atlayarak intihar etmiştir. Toplam 74 asansör vardır, bunların bir kısmı ara katlarda durmadan en üst kata çıkan ekspres asansörlerdir. Bu yüksek binaya 1945'de bir B-25 Mitchell bombardıman uçağı çarpmış ve 14 kişinin ölümüne sebep olmuştur.

    Bunun yanında Empire State kelimesi, New York eyaleti'nin lakabıdır.

    Keops piramidi 100 bin kişi çalıştırılarak 20 yılda, Ayasofya camii 1000 kişi çalıştırılarak 5 yılda bitirilmiştir. Empire State Building'in inşaatı ise sadece 18 ayda bitirilmiştir. Eski çağlarda çalışanların tamamına yakını köle olduğu için işten çıkmak gibi bir durum sözkonusu değildi. Çalışan sayısı değiştiği için Empire State inşaatında toplam çalışan sayısı net verilemez.Ayrıca Empire State Binası New York'ta çekilen bazı filimlere ilham kaynağı olmuştur


    [​IMG]

    Times Meydanı

    New York'ta meydan. Times Meydanı Broadway, 7. Cadde ve 42. Sokağın kesişmesinden oluşmuştur. Coğrafi olarak şehrin kalbi olduğu gibi manevi olarak da şehrin kalbi olarak kabul edilir. 1904 yılının yılbaşı akşamı, Times Meydanına ismini veren New York Times'ın meydandaki yeni binalarına taşınmasının hava-i fişeklerle kutlanmasıyla yeni bir gelenek başladı ve her yıl yılbaşı bu meydanda hava-i fişeklerle kutlanmaya başladı. Bu gelenek hala devam etmektedir. Her yıl meydanda oluşan binlerce kişilik kalabalık yeni yılı gösteren meşhur ışıklı topun inişini seyreder.

    [​IMG]

    Brooklyn Köprüsü

    ABD- New York City’de Doğu Nehri üzerinde Brooklyn ile Manhattan'ı birbirine bağlayan Köprünün yapımına 3 Ocak 1870 de başlandı.13 yıl sonra tamamlandı ve 24 Mayıs 1883 de hizmete açıldı.Tamamlandığı zaman dünyanın en geniş asma köprüsü idi; köprünün kuleleri ise birkaç yıl için ABD'nin en yüksek binaları olmuştur.Doğu nehri üzerindeki köprünün ana ayakları arasındaki açıklık 486.3 metredir. Köprünün inşaat maliyeti 15.1 milyon USD dolar dır ve yapımında yaklaşık 27 kişi ölmüştür.

    Brooklyn ile Manhattan arasında artan trafiğe çare olmak için ihtiyaç duyulan bu köprüyü inşa etmek, tel kablonun mucidi olan John A. Roebling’in rüyası idi. John A. Roebling, dünyanın en büyük kablo üreticisi şirketinin sahibiydi, telgraf telleri, elektrik köprü telleri, gemi ve asansör telleri üretmekte idi. Köprünün çizimi için 1865’ten itibaren çalıştı. Hayalini kurduğu bu köprü inşaatı projesini almayı başardı ancak köprünün yerini tespit çalışmaları sırasında geçirdiği bir kaza sonucu ayağa ezildi ve enfeksiyon kapması sonucu 2 hafta ağrılar içinde kıvrandıktan sonra 1869’da öldü, köprünün baş mühendisi olarak oğlu Washington Roebling atandı.

    1872’de Washington Roebling üzerine köprünün kulelerinin inşa edileceği su altı odalarında çalışırken vurgun yedi ve yatalak oldu. Eşi Emily Warren Roebling'in mücadelesi sayesinde köprünün baş mühendisliği görevinden alınmadı ve karısı gayri resmi olarak baş mühendislik görevini sürdürdü, kendisi köprü inşaatını yatağından seyrederek kontrol etti ve karısı aracılığıyla inşaat alanı ile arasında bağlantı sağladı.

    Köprünün açılış günü New York City’de tatil ilan edildi, o gün 150.300 yayanın köprüden geçerek suya 1 cent attığı söylenir. Gotik tarzda yapılmış bu köprü, 19. yy mühendisliğinin doruk noktası ve dünyanın 8. harikası olarak kabul görülmüştür.


    [​IMG]

    Broadway

    Broadway ABD'nin New York kentindeki Manhattan bölgesinde yer alan bir caddedir. ABD'deki müzikal tiyatro gösterileri bu cadde üzerinde ve bu caddeye açılan sokaklarda bulunan tiyatro ve konser salonlarında zirveye ulaşmıştır. O yüzden de bu sokağın ismi ABD'deki müzikal sanatıyla özdeşleşmiştir.

    [​IMG]

    Metropolitan Museum of Art

    Metropolitan Sanat Müzesi, The Metropolitan Museum of Art (The Met olarak da kısaltılınabilir), dünyanın en büyük ve en önemli müzelerinden bir tanesidir. Manhattan, New York City'deki Central Park'ın yanında yer alan müze, The Cloisters adı verilen orta çağ sanatını barındıran bölümü bünyesinde bulundurur.

    [​IMG]

    Central Park

    Central Park, New York şehri Manhattan ilçesinde yer alan büyük umumi kentsel bir parktır. Yıllık ortalama 25 milyon ziyaretçisiyle Central Park, Birleşik Amerika'da en çok ziyaret edilen kent parkıdır. Birçok film ve televizyon şovları bu parkı dünyadaki en ünlü şehir parkı yapmıştır.

    Central Park'ın zengin tarihi 1800’lü yılların ortalarına dek uzanmaktadır. Gerçi, park içindeki heykeller ufak bir araştırma gezisine çıkıldığı taktirde, bugünün popüler kültürüyle nasıl bir araya geldiklerini bizzat kendileri anlatır gibidir. Central Park, Amerika Birleşik Devletleri'nde Peyzaj düzenleme yapılan ilk genel parktır. Parkın tasarımındaki destekçiler - en önemli olarak, zengin tüccarlar ve alan sahipleri - Londra ve Paris'e ait genel alanları çok beğenmiş ve New York'un da uluslar arası bir şöhret sağlama açısından böyle bir alana ihtiyacı olduğu düşünmüşler. Yapılması düşünülen genel park, cazip düzenleme ve donatılarla kendi şöhretini içinde barındırmalı, New York'un çalışan kesimi için de salonlara alternatif olarak sağlıklı bir alan sunmalıdır. Park alanının ve masrafların müzakeresinden 3 sene sonra, 1853 yılında, kanuni açıdan da New York kenti için Manhattan'ın merkezinde, devlet arazisinden 2800 dönümlük bir alan elde edilmiştir.

    Greensward Planı, hızla büyüyen çayırlıklar ve göllerden oluşan pastoral Peyzajı ve kaya parçalarını resim gibi güzel bir şekilde sergiler. Park içerisindeki dizayn stiline uygun olmayan çeşitli araziler de mevcuttu. Güney bölgesi, çok miktarda kayayı barındıran bölüm, Parkın içinde bir sakinliği de beraberinde getirir, durgun bir pastoral stil sunar. Alanın tamamı mimarlar ve mühendisler tarafından değiştirilmiştir, özellikle değiştirilen bölümler çayırlıklar, kayalık alanlar ve bataklıklardır. 1873 yılında, 10 milyondan fazla yük arabası ile çeşitli materyaller ve malzemeler Park alanına taşınmıştır. Bu materyaller arasında 4 milyon ağaç, çalı ve çeşitli bitkiler ile bugünkü Central Park'ı temsil eden 1400 tür ve çeşitli tesisler mevcuttu.

    Sonuçta, bir yerde kesişen yollar Greensward Planı'nın marifetini gösterdi ve şehrin isteklerini bünyesinde barındırdı. Öyle ki, hala ziyaretçileri taşraya ait Park deneyimlerinden korumaktadır. Özetle, dahili sirkülasyon sistemi yürümeyi, taşımacılığı ve atlı trafiğini birbirinden ayırır.

    Park içinde, eğri patikalar (yürüyüş yolları) ziyaretçilere yürüyüşleri sırasında başarılı bir biçimde görüş açıları sunmaktadır. Park içindeki tek dizayn edilen formal mimari yapı Mall dır. Burası toplumun yanında doğanın ikinci planda kaldığı tek mekandır.


    [​IMG]

    Özgürlük Heykeli

    Özgürlük Heykeli, ABD'nin New York şehrinde, Liberty (Özgürlük) adası üzerinde, inşa edildiği 1886 yılından bu yana Amerika'nın simgesi olan anıtsal heykel ve gözlem kulesi. Dünyanın en tanınan abidelerinden biridir.

    Bakırdan yapılan Özgürlük Tanrıçası heykeli, Fransa tarafından kuruluşunun 100. yılı nedeniyle ABD'ye (10 yıl gecikmeli olarak) hediye edilmiştir,1884-1886 yılları arasında inşa edilen heykelin yaratıcısı Frederic Bartholdi'dir. Çelik iskeleti Gustave Eiffel, kaideyi Richard Morris Hunt yapmıştır. ABD'nin New York şehrindeki Özgürlük Adası'nda yer alır.

    Heykel, sağ elinde bir meşale, sol elinde ise bir tablet tutar. Tabletin üstünde 4 Temmuz 1776 tarihi (Bağımsızlık Bildirgesi'nin tarihi) yazılıdır. Heykelin başındaki taç'ın 7 sivri ucu 7 kıtayı veya 7 denizi simgeler. Heykelin yüksekliği 46 m, kaidesi ile beraber 93 m'dir. Ziyaretciler heykelin içinden meşaleye kadar 168 basamaklı bir merdivenden çıkabilirler. Heykelin meşale tutan sağ elinin yüksekliği 13 metredir. Meşalenin etrafındaki dehlizde 15 kişi birarada dolaşabilir. Heykelin başının genişliği 2 metre, yüksekliği ise tacı ile birlikte 5 metredir.

    Özgürlük Heykeli, ziyaretçilere açıktır. Ziyaret etmek isteyenler adaya bir feribotla ulaşırlar, merdivenleri tırmanarak meşaleye çıkabilir ve New York limanını seyredebilirler.

    Heykele Singer dikiş makinelerinin kurucusu Isaac Singer'in dul eşi Isabelle Eugenie Boyer modellik etmiştir. Özgürlük Heykeli 1884 yılında Fransa'da tamamlandıktan 1 yıl sonra 350 parçaya bölünüp 214 sandık içinde New York limanına ulaştırılmıştır. Parçalar, 4 ay içinde kaidenin üzerinde yeniden birleştirilmiş ve 28 Ekim 1886 tarihinde binlerce izleyicinin önünde açılışı gerçekleşmiştir.

    Özgürlük Heykeli, 1984'ten beri UNESCO'nun Dünya Kültür Mirası Listesi'nde yer almaktadır.

    Heykelin daha küçük boyutlarda bir kopyası Paris'tedir ve Atlas Okyanusu'na doğru bakar. Dünyanın başka çeşitli yerlerinde de (Osaka, Priştine, Pekin, Nevada, Güney Dakota, Bordeaux gibi) küçük kopyaları bulunmaktadır.


    [​IMG]

    New York Gerçekten gidilmesi gereken bir şehir.Sırada...

    Cape Town

    Cape Town için Güney Afrika’nın farklı bir yüzü yakıştırması oldukça uygun bir tanımlama olacaktır. Alabildiğine uzun kumsallar, şarap mahzenleri, altın madenleri, birbirinden farklı türde binlerce kuş çeşidi, Masa Dağı'nın eşsiz manzarası bu dağda bulunan 5000 üzerinde bitki çeşidi ile Cape Town’da tatil yapmak apayrı bir keyif olacaktır.

    Cape Town’da doğal bir yaşamın haricinde lüks bir tatil için de aradığınız bir çok şeyi bir arada yaşayabileceğiniz bir şehirdir. Cape Town, bir yanda şık restoranları, alışveriş merkezlerini, hoş otelleri, bir yanda ise müzeleri ve kültürel etkinlikleri içinde barındıran bir şehir. Ülkemizde kış ayları yaşanırken, Cape Town'un gökyüzünde parlayan güneş, bu şehri ziyaret etmek için ilk nedenlerden bir tanesidir.


    Nereyi Gezsek ?

    Table (Masa) Dağı

    Bu dağ Afrika için gerek turistik, gerekse doğal güzellik olarak oldukça önemli olan bir dağdır. 1086 metre yüksekliğinde olan bu dağın en tepesi bir masa biçiminde düz olduğu için bu ismi almıştır. Masa Dağı'nın zirvesine şehirden teleferikle çıkabiliyorsunuz. Dağın tepesinden görünen şehir manzarasının yanı sıra bu dağda bulunan 1,470 çeşit bitki türü ile bir kez daha bu şehre hayran kalacaksınız.

    [​IMG]

    Victoria ve Alfred Limanları

    Cape Town’un oldukça güzel bir liman şehridir, ve bu güzel liman şehrine ayrı bir özellik katan ise; Victoria ve Alfred Limanlarıdır. Bu limanları sadece turistlerin gezdikleri bir yer olarak düşünmek yanlış olur! bu limanlar, şehir halkı içinde oldukça önemli bölgelerdir.

    Liman bölgesinde bulunan alışveriş mekanları, enfes yemeklerin tadına bakabileceğiniz restoranlar, iki adet dev akvaryumu, müzeleri ve eğlence adına arayabileceğiniz bir çok şeyi bir arda bulabileceğiniz bir bölge.

    Bu limanlarda sadece yemek yemek ya da alışveriş için değildir. Bu limanlardan kalkan gezi tekneleriyle Cape Town’un güzel koylarını ziyaret edebilirsiniz. Özellikle Robben Adası turu, en çok ilgi çeken geziler arasında yer alır. Robben Adası'nda bir çok mahkumla birlikte Nelson Mandela’nın 27 yıl hapsedildiği hapishane ve bir kale bulunmaktadır.


    [​IMG]

    Güney Afrika Müzesi

    Hollanda’ya ait Doğu Hindistan kolonisinden getirilen 600 köleye barınak olması amacıyla 1679 senesinde inşa edilmiştir. 1810 senesinden 1967 senesine kadar da Yüksek Mahkeme olarak hizmet vermiştir. Güney Afrika’nın yaşam tarzına ve tarihine ışık tutan bir müzedir. Burada bulunan fosiller turistlerin en çok ilgisini çeken bölümler arasında yer almaktadır.


    Boulders Bay

    Şehrin en ünlü plajlarından bir tanesidir. Bu plaj eşsiz kumsalı ya da berrak denizi ile değil, burada bulunan penguenleriyle ünlüdür. Bu plajda bulunan penguenler, bu bölgeyi kendilerine ev olarak seçmişler ve zamanla insanlarla birlikte yaşamaya alışmışlardır. Yanınızda paytak paytak yürüyen bir penguenle denize girmek ne kadar eğlenceli olabilir bir düşünün!

    Boulders plajı için bilmeniz gereken en önemli nokta ise; burada deniz suyu oldukça soğuktur. Ayrıca bu plaj Cape Town’da bulunan tek paralı plajdır ve bu plajda hiçbir dükkan bulunmadığı için yiyecek- içecek gibi ihtiyaçlarınızı yanınızda götürmeniz gerekmektedir.


    [​IMG]


    Ümit Burnu

    Afrika kıtasının en uç noktası olan Ümit Burnu, Cape Town’a bir saatlik mesafede bulunuyor. Ümit Burnu'nda bulunan Milli Park'a ufak bir trenle çıkıyorsunuz ve bu tren yolculuğunun ardından, Hint Okyanusu ile Atlas Okyanusun birleştiği noktadasınız, ve karşınızda da dev dalgalar...

    [​IMG]

    Good Hope Kalesi

    1652 yılında 72 adam ve 8 kadın ile beraber adaya gelen Hollandalı tüccar Jan van Riebeeck, kalenin yapımında toprak ve yün kullanarak inşa etmeye başlamıştır. Daha sonra Hollanda’dan getirilen taşlarla inşaata 1666 senesinde başlanan kalenin tamamlanması 30 sene sürmüştür. Yeni yerleşimi herhangi bir dış saldırıdan korumak amaçlı olarak yapılmıştır. Sadece Cape Town’un değil, Güney Afrika’nın da en eski binası olarak kabul ediliyor. Günümüzde de Cape Bölgesi’nin askeri merkezi olarak hizmet vermekte ve William Fejr Koleksiyonu’na ev sahipliği yapan müzeyi de bünyesinde barındırmaktadır.

    [​IMG]

    Old Town (Eski Şehir) Evi

    Bu bina şehirde ilk olarak ahşap kaplama olan dış çephesiyle dikkat çekmektedir. 1755 senesinde Cape Town’un ilk kamu binası olarak inşa edilmiş ve senato olarak kullanılmıştır. 1914 senesinde şehrin ilk sanat müzesi haline gelen bu bina, günümüzde de eski Hollanda sanatının en önemli örneklerinden olan Michaelis Koleksiyonu eserlerine ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca odaları konserler için de kullanılmaktadır.

    [​IMG]

    Kritenbosch Milli Botanik Bahçeleri

    Nasa Dağı eteklerinde bulunan ve 1913 yılında yapılan bu bahçelerde 5000 den fazla doğal çiçek yetişmektedir. Cape Town’da , keyfinize keyif katmak isterseniz Botanik Bahçelerini mutlaka ziyaret etmelisiniz.

    [​IMG]


    Roma

    Roma, İtalya'nın ve Lazio bölgesinin başkentidir. Tiber ve Aniane nehirleri arasında ve Akdeniz'e yakındır. 2.7 milyon nüfuslu (Aralık 2006) şehirde Katoliklerin ruhani lideri Papa'nın yaşadığı bağımsız devlet Vatikan da yer almaktadır.

    Roma, İtalya'nin en kalabalık şehri ve 1290 km²lik yüzölçümüyle Avrupa'nın en geniş yüzeye yayılmış başkentlerinden biridir. Milano, Napoli, Torino, Bolonya, Palermo, Catania, Floransa, Cenova ve Bari'nin toplamından daha geniş bir yüzölçümüne sahiptir. Roma Büyükşehir'in toplam nüfusu 4 milyondur.

    75 milyar € luk gelirle İtalya'nın toplam milli hasılasının %6.5'ini tek başına kazanır.

    2800 yıllık şehir, sırasıyla ve resmi adlarıyla; eski Roma'nın, Roma Krallığı'nın, Roma Cumhuriyeti'nin, Roma İmparatorluğu'nun, Papalık Yönetiminin, İtalyan Krallığı'nın ve İtalya Cumhuriyeti'nin merkezi ya da başkenti olmuştur.


    Roma da, İstanbul gibi, 7 tepe üzerinde kuruludur. Bu tepeler :

    * Palatino
    * Aventino
    * Campidoglio
    * Quirinale
    * Viminale
    * Esquilino
    * Celio


    Görülmesi Gereken Yerler

    Kolezyum

    İtalya'nın başkenti Roma'da bulunan Flavianus Amfiteatrı' olarak da bilinen Kolezyum 'bir arenadır. Usta bir komutan olan Vespasianus tarafından M.S. 72 yılında yapımına başlandı ve M.S.80 yılında Titus döneminde tamamlandı. Daha sonraki değişiklikler Domitian hükümdarlığı zamanında yapılmıştır. [1] İmparatorlar burada Roma halkını eğlendirmek için gladyatör dövüşleri düzenlerdi. Bunlardan başka pek çok halk gösterileri, taklit deniz savaşları, hayvan avcılığı, infazlar, meşhur savaşların yeniden yasallaştırılması, klasik mitolojiye dayanan dramalar olurdu. Kolezyum daha sonra barınma yeri, iş dükkanları, dini kışlalar, istiham, taş ocağı, Hıristiyan türbesi olarak çeşitli amaçlarla kullanıldı. Asıl adı Arena iken, sonradan, girişteki etkileyici heykelin adını aldı. 7 Temmuz 2007 tarihinde, Dünyanın Yeni Yedi Harikası'ndan biri seçildi.

    Günümüzde depremden dolayı harap vaziyette olmasına ve taşlarının çalınmasına rağmen Kolezyum, Roma İmparatorluğu'nun uzun zamandan beri ikonik sembolü olarak görülür. Bugün modern Roma'nın en çok turist çeken yerlerinden biridir. Ayrıca Roma Katolik Klisesi ile yakın bağlantıya sahiptir. Paskalya öncesi Cuma günü Papa amfitiyatroda fener alayı düzenler[/b

    [​IMG]

    Spanish Steps ( İspanyol Merdivenleri )

    Yapımı 1726 yılında tamamlanan, 137 basamaktan oluşan, hanımelleriyle kaplı beyaz taş merdivenler adını İspanyol Elçiliğinin bulunduğu yer olan İspanyol Meydanından alıyor.

    Merdivenler 19.yy da modeller ve sanatçıların buluşma yeriyken şimdi aşıklar, turistler, etrafı seyretmek için oturan ve fotoğraf çeken insanlarla dolup taşıyor.

    Burada oturup İspanyol meydanının ( Piazza Di Spagna ) hareketliliğini ve tam karşımızda bulunan çeşmenin ferahlatıcı etkisini seyrettikten sonra etrafı keşfe devam ettik. Merdivenlerin karşısındaki caddeye doğru ilerlediğimizde kendimizi birçok ünlü modacının mağazalarının bulunduğu Via Condotti‘de bulduk. Burada ve yakınındaki caddelerde Armani, Bvlgari, Louis Vuitton, Fendi, Chanel, Versace, Dolce e Gabbana gibi birçok mağaza, alışveriş tutkunları için tam bir cennet. Mağazalardan alışveriş yapan Japon veya Çinli (tam ayırt edemiyorum gerçi) kafileleri görünce neden Armani’nin Uzak Doğu’da 20 mağaza açacağını anlamamak mümkün değil. Bunlar tam bir alışveriş canavarı, mağazaların içi hınca hınç dolu sanki bir outletdeymişsiniz gibi. Via Condotti’de 1700 ‘lü yıllardan beri hizmet veren Café Greco’da kahvenizi yudumlarken kendinizi geçmişte bir yolculuğa çıkmış gibi hissediyorsunuz. Burası ünlü ressamların ve sanatçıların uğrak yeri konumunda. Eğer çaykoliklerdenseniz size Piazza Di Spagna’da bulunan Barbington’s adresini önereceğim. Burası da yine tarihi 1700’lere dayanan bir İngiliz kafesi. Burada pekçok çeşit çay bulmanız mümkün özellikle şekersiz ve sütsüz içilen yeşil ve beyaz çay en iyilerden.


    [​IMG]

    Trevi Fountain ( Aşk Çeşmesi )

    Adını üç yolun birleşmesinden alan çeşme, Roma’nın en ünlü Barok yapısı. Nicola Salvi tarafından 1762 yılında tamamlanmış, 26m. yüksekliğinde ve 20m. genişliğindeki çeşme, Roma’nın en geniş ve ünlü çeşmesi. Çeşmenin ana figürü deniz tanrısı Neptün iki Triton heykeli ile çevrelenmiş.

    Buranın yakınlarında turist tuzağı olan pek çok restoran var, seçim yaparken dikkatli olmak gerekiyor. Size diğerlerine göre pahalı olmayan, yerlilerin de çok rağbet ettiği Vineria İl Chianti ve al Piccolo Arancio ’yu tavsiye edebilirim. Yemeğiniz eşliğinde kesinlikle Chianti veya Santa Christina şaraplarını denemenizi öneririm. Kırmızı şarap sevmeyen birini bile şarap tutkunu yapabiliyor.


    [​IMG]

    Devlet içinde devlet : Vatican (Vatikan)

    İtalya içinde iki ayrı devlet bulunmaktadır. Bunlardan biri San Marino, diğeri de Katoliklerin merkezi Vatikan.

    Vatikan; 500 vatandaşı, yarım km2 lik yüzölçümü, tren istasyonu, helikopter alanı, postanesi, 30 dilde yayın yapan radyo istasyonu, 1400 odalık Vatikan Müzesi ve kütüphanesi bulunan küçük bir devlet.

    Piazza San Pietro ( San Pietro Meydanı ) Vatikan’da Papa’nın halka seslendiği yer, Pazar günleri Katoliklerin buluşma yeri.

    St. Peter dünyanın en büyük katedrali. İçerisindeki 13.yy dan kalma bronz St. Peter heykelinin ayağı, burayı ziyaret eden milyonlarca kişi tarafından öpülerek aşınmış. Bir diğer önemli heykel Michelangelo’s Pieta, 1972 yılındaki saldırıdan sonra cam bir fanus içinde korunmakta. Katedralin içinde günah çıkarmak isteyenler için ayrı dillerde günah çıkarma odaları bulunmakta.


    [​IMG]
    Vatican Museums (Vatikan Müzeleri)

    Vatikan müzeleri içinde en dikkate değer olanlar; içinde Mısır koleksiyonunu bulunduran Antik Sanat bölümü, Hristiyanlığın ilk dönemine ait örneklerin sergilendiği Hristiyan Sanatı bölümü, 1473 yılında inşa edilen adını Papa Sixtus IV’den alan Sistine şapeli ve Papa Julius II’nin görevlendirdiği Raphael’in dekore ettiği 4 oda, Raphael Odaları.

    [​IMG]

    Palatine ( Palatino )

    Colosseum‘a girmek için aldığınız biletle buradaki güzel bahçeleri de gezebilirsiniz. Yedi tepe üzerine kurulan Roma’nın en güzel tepesinden biri olan Palatino, Roma aristokrasinin yaşadığı, imparatorların saraylarını inşa ettiği, şehrin tarihi bölümünün en rahatlatıcı ve huzur verici kısmı. Çam ağaçları ve çiçeklerle bezeli bahçelerden en güzel şehir manzarasını izleyebilirsiniz.

    [​IMG]

    Piazza Navona (Navona Meydanı)

    Roma’nın en görkemli barok meydanlarından birisi. Bir zamanlar spor müsabakalarının düzenlendiği bir alanın devamına kurulmuş. Meydan bugünkü görünümünü 17. yüzyılda almış. Quattro Fiumi çeşmesi, dünyanın en büyük 4 nehrini temsil eden tanrı figürleri ve büyük bir dikilitaştan oluşan görkemli, bir o kadar da gürültülü bir anıt.

    [​IMG][​IMG]


    Floransa

    Floransa (Firenze), İtalya'da bir şehirdir. Kuzey İtalya'daki Toskana bölgesinin başkentidir. Kısa bir dönem, eski İtalya Krallığı'na da başkentlik yapmıştır.

    Şehir, içinden geçen Arno Nehri çevresinde kurulmuştur. Çevresindeki yerleşim alanlarıyla beraber yaklaşık bir milyona yakın nüfusa sahip olan şehir, geçmişte olduğu gibi bugün de İtalya ve Avrupa'nın önemli ticaret merkezlerinden biridir.

    Bunun yanısıra İtalyan Rönesansının doğum yeri olarak bilinen Floransa, kültürü ve mimarisiyle dünyaca ünlü bir turizm kentidir. Şehirde önemli sanat galerileri ve müzeler bulunmaktadır. Leonardo da Vinci ve Michelangelo bu tarihi şehirde yetişmiş dünyaca ünlü sanatçılardır. Yine ünlü yazar ve şair Dante Alighieri bu şehirde yaşamış ve ilham almıştır.

    M.Ö. 59 yılında Jül Sezar ordusundan emekliye ayrılmış askerlere Arno Nehri vadisindeki bu verimli toprakları vererek Floransa'nın kurulmasına neden oldu. Kurulduğu zaman şehrin adı Florentia idi. Daha sonra M.S. 3. yüzyılda Roma İmparatoru Diokletian Floransa'yı Toskana vilayetinin başkenti yaptı. Roma İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra kent Bizans ve Ostrogot istilalarına uğradı.

    Nüfusu bir ara 1.000 kişiye kadar düştü. 6. yüzyılda Lombardların egemenliği altında kent tekrar gelişmeye başladı. 774 yılında Şarlman Floransa'yı işgal etti ve Toskana Düklüğü'ne bağladı. 12. yüzyılda kent tekrar bağımsız oldu. 13. yüzyılda kent Guelf ve Gibellin adı altındaki iki grubun çekişmelerine sahne oldu. Guelfler Roma kentindeki Papa'nın mandasını savunurken Gibellinler Kutsal Roma Germen İmparatorluğu'nun mandası altına girmek istiyorlardı. Sonunda Guelfler bu çatışmayı kazandılar ama bu sefer de Guelfler Beyaz Guelf ve Kara Guelf adı altında iki gruba ayrılıp çatışmaya devam ettiler. Bu çatışma aralarında ünlü yazar Dante Alighieri'nin de bulunduğu Beyaz Guelflerin kentten sınır dışı edilmesine yol açtı.

    Bu siyasi çalkantılara rağmen Floransa gelişmesine ve zenginleşmesine devam etti. Daha önce çok kuvvetli bir kent olan komşu kent Pisa'yı ele geçirdi. 1348 yılındaki veba salgını kentin çok sayıda sakinlerinin ölümüne neden oldu. Nihayet 15. yüzyılın ilk yarısında kent ünlü Medici ailesinin eline geçti. Medici ailesi bankacılık mesleği dolayısıyla zengin olmuş nüfuzlu bir aileydi. Önceleri kenti perde arkasından yönettiler. Ailenin ilk önemli üyesi olan Cosimo büyük bir saray (Palazzo Medici) inşa ettirdi. Sonra yerine geçen oğlu Piero ve torunu Lorenzo çok gösterişli binalar inşa ettirmeğe ve dönemin mimar ve heykeltraşlarını maddi bakımdan desteklemeğe devam ettiler. Lorenzo'nun 1469-1492 yılları arasındaki önderliği döneminde Floransa altın çağını yaşadı. Lorenzo aralarında Michelangelo, Leonardo da Vinci ve Botticelli'nin bulunduğu birçok sanatçılara verdiği destek sayesinde İtalya yarımadasında Rönesans çağının başlamasına neden oldu. Lorenzo kendisine o kadar büyük bir saygınlık kazandırdı ki Lorenzo il Magnifico yani Muhteşem Lorenzo adıyla anılmağa başladı.

    Lorenzo'nun ölümünden sonra oğlu Piero aynı saygınlığı kazanamadı. Girolamo Savonarola adında muhafazakar bir papazın önderliği altında ayaklanan halk Piero'yu başa geçmesinden iki yıl sonra kentten sınır dışı etti. Bu tarihten sonra kent bir süre Savonarola tarafından yönetildi. Savonarola Floransa'nın birçok ender sanat eserlerini edep dışı ve günahkar olarak kabul ediyordu. Bir çok değerli sanat eserini adamlarını kapı kapı dolaştırarak toplattı ve kentin ana meydanı olan Piazza della Signoria'da büyük bir ateş yaktırarak imha ettirdi. Ama sonunda Floransa halkı Savonarola'nın zulümüne isyan etti. Papa'nın da Savonarola'yı afaroz etmesinden sonra Savonarola aynen günahkar olduğu için yakarak öldürttüğü birçok insan gibi kendisi de önce asıldıktan sonra kent meydanında yakılarak öldürüldü.

    1537 yılında Medici ailesi tekrar Floransa'da iş başına geldiler. Bu sefer kendilerini resmen Floransa Dükü ilan ederek Medici hanedanını kurdular. Daha sonra 1569 yılında kendilerini Toskana Grandükü ilan ettiler. Medici ailesinin üyeleri 1737 yılına kadar aralıksız olarak Floransa'yı yönettiler. Bu tarihte Medici hanedanı nesillerinin tükenmesi yüzünden sona erdi. Kent Avusturya İmparatorluğunun eline geçti. 1861 yılında da yeni kurulmuş olan İtalya Krallığının bir parçası oldu. 1865 yılında Floransa İtalya'nın başkenti oldu. 6 yıl süren başkentlik İtalya'nın Roma kentini ele geçirmesiyle son buldu. Bu tarihten sonra Roma İtalya'nın başkenti haline geldi.

    Kentin merkezindeki en önemli meydan Piazza della Signoria'dır (Signoria Meydanı). Bu meydanın ortasında Neptün Çeşmesi bulunur. Neptün Havuzunun ortasında mermerden yapılmış deniz tanrısı Neptün'ün heykeli, mermer atlar ve etrafında deniz kızları ve erkek deniz tanrıları bulunur. 1565 yılında yapılmıştır. Ayrıca aynı meydanda Michelangelo'nun ünlü heykeli David'in bir kopyası bulunur (aslı Accademia müzesinde koruma halindedir). Bu meydan birçok diğer heykellerle çevrilmiş çok çekici bir meydandır.





    Görülecek Yerler

    Kentin en önemli sanat müzesi Piazza della Signoria'nın yakınındaki Uffizi Galerisidir. Dünya çapında İtalyan Rönesansının en nadir örnekleri bu müzede bulunur. Bu müzeye çok yakın bir mesafede bulunan Arno nehrinin üzerindeki Ponte Vecchio (Eski Köprü) çok ilgi çekici bir köprüdür. Köprüler şehri Floransa'nın II. Dünya Savaşı'ndan zarar almadan tek çıkan köprüsüdür.

    Kentin en önemli kilisesi yapımı 1436 yılında biten Santa Maria del Fiore'dir. Genellikle "Duomo" adıyla bilinen bu katedralin kubbesi çok büyük bir mimarlık harikası olarak bilinir ve Floransa resimlerinde her zaman ön planda görünen bir yapıdır. Duomo'nun bir parçası sanılan Campanile (çan kulesi) ve yine hemen yanındaki Battistero di San Giovanni (vaftizhane) de önemli yapılardır.

    Floransa'da bunların dışında çok sayıda saray, kilise ve müze yer almaktadır. Pitti Sarayı, Boboli Bahçeleri, Santa Maria Novella ve San Lorenzo kiliseleri, Bargello heykel müzesi, Accademia dell' Arte del Disegno müzesi görülmeye değer yerler arasında yer alırlar.


    Floransa Resimleri

    Floransa'ya genel bakış.

    [​IMG]
    Ponte Veccio Köprüsü
    Ponte Vecchio, Arno Nehri üzerinde bulunan, Floransa'nın en meşhur köprüsüdür. Nehrin en dar kısmında yer alan Ponte Vecchio 14. yüzyılda tamamlanmıştır. Benzeri Bursa'da Irgandı Köprüsü'dür.

    II. Dünya Savaşı sırasında bir köprüler şehri olan Floransa'nın tüm köprüleri Almanlar tarafıdan bombalanarak yıkıldığı halde, bu köprü bombalanmamıştır.

    [​IMG]
    Floransa'ya tepeden bakan Michalengelo Tepesi.
    [​IMG]
    Neptün Çeşmesi
    [​IMG]
    Floransa Katedrali olarak geçen Duomo Kilisesi bir diğer ve benim sevdiğim adıyla Santa Maria Del Fiore.
    Ana kütleden bağımsız olan çan kulesi (campanile) Giotto'nun tasarımıyla 1331-1355 arasında inşa edilmiştir.1367'den sonra yapımını bir süre Francesco Talenti'nin denetlediği katderali bitiren ve dev kubbesini inşa ederek bugünkü görünümüne kavuşturan Filippo Brunelleschi olmuştur.Onun 1420-1436 arasında gerçekleştirdiği kubbe, Rönesans'ın ilk önemli mimarlık ürünlerinden biri sayılır.42 m'lik bir açıklığı örten bu kubbe strüktür bakımından sekiz dilimli bir manastır tonozu sayılabilir.Tepesindeki aydınlık feneriyle bu kubbe yalnız Floransa'nın siluetini belirleyen en önemli öğelerinden biri değil, bütün Rönesans kentlerinin ayrılmaz parçası olan benzer kubbelerin de ilk örneğidir.

    [​IMG]



    Sidney

    Sidney, Avustralya'daki en eski yerleşim merkezlerinden biridir. Ülkenin ekonomik dahil her açıdan merkezi olmasına rağmen gerçekte başkenti değildir. Jackson Limanı'nın kıyılarında kurulmuştur.

    Sidney Botany Körfezi ile Pittwater arasında yaşayan Darut kabilesinin anayurdu olarak bilinmektedir. Bu sebeple burada tarih öncesinden kalma çok sayıda yerleşmeler bulunmakta; yer isimlerinin de çoğu bu eski yerleşmelerden gelmektedir.

    Sidney'de yaşam 1778 yılında bir sömürge kolonisi olarak başlamıştır ve şehir altmış yıl boyunca İngiliz toplumunun istenmeyen, suçlu kişilerini barındırdı. Bu kötü başlangıca rağmen Sidney şu anda dünyaca ünlü bir kültür ve sanat merkezi haline gelmeyi başarmıştır.

    Sidney'in orijinal yerlileri, buraya 18. yüzyılda gelen İngiliz askerleri tarafından zorla yerlerinden edilmişlerdir. Yerli halkın büyük bir kısmı İngiliz birlikleri tarafından katledilmiş, geri kalanların önemli bir kısmı ise genelde kötü çalışma şartlarından kaynaklanan hastalıklar nedeniyle kalabalık topluluklar şeklinde ölmüşlerdir.

    1788 yılı Ocak ayında Sidney'e gelen İngiliz donanması komutanı James Cook'un önerisiyle şehre İngiltere'nin aşırı kalabalık hapishanelerinden 759 adet suçlu getirilmiştir. Bu İngiliz donanmasının yerleşmesi sayesinde, körfezin kuzeyinde bugünkü Sidney kenti gelişmiştir.

    Sidney'de görülmesi kesinlikle önerilen yerlerin sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor.

    İlk olarak Sidney'in en ünlü mekanı olan Sidney Opera Binası ile başlayalım.

    Sidney Opera Binası

    Sidney Opera Binası, (Sydney Opera House) Sidney'in sembolü ve 20.Yüzyıl'ın en ünlü yapılarından biridir.

    Bina 183 m uzunlukta ve 118 m genişlikte olup 1,8 hektarlık bir alanı kaplar. Benzersiz çatısı 67 m ye kadar yükselir ve İsveç'ten getirilmiş 1.056.000 adet beyaz seramik fayansla bezenmiştir. 580m adet beton ayak, yerin 25 m kadar derinine inerek yaklaşık 160.000 ton ağırlığındaki yapıyı taşırlar.

    Opera binası 5 tiyatro salonunu içerir. Bunlar, 2679 koltuklu Concert Hall (Konser salonu), 1547 koltuklu Opera Theatre (Opera tiyatrosu), 544 koltuklu Drama Theatre, 398 koltuklu Playhouse ve 364 koltuklu Studio Theatre 'dır. Yapının toplam 1000 odası vardır. Bunlar içinde 5 tane prova stüdyosu, 60 tane soyunma odası, 4 lokanta, 6 bar ve çok sayıda hatıra dükkanı vardır. 25.000 kişilik bir şehirin ihtiyacını karşılayacak kadar elektrik kapasitesine sahiptir ve elektrik kablolarının uzunluğu 645 km dir.


    Birkaç resim

    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG][​IMG]

    Sidneyde Opera Binasından sonra en ünlü yer Harbour Brige adında bazı yerlerde Liman Köprüsü olarak da geçen fakat hakkında hiç bir bilgi bulamadığım yer...

    Harbour Köprüsü Resimler

    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]

    2.Şehrimiz Bangkok

    1990 sayımına göre nüfusu 8.538.610 olan Bangkok Tayland'ın başkenti ve en büyük şehridir. Diğer adı Tayca Krung Thep olan Bangkok, konum olarak Chao Phraya Nehrinin doğu yakasında, Tayland Körfezi'nin yanında bulunmaktadır. Güneydoğu Asya'nın en hızlı gelişen ve ekonomik açıdan en dinamik şehir konumunda olan Bangkok dünyanın en popüler turistik yerlerindendir. Dünya Meteoroloji Örgütü (World Meteorological Organization, WMO) tarafından en sıcak büyük şehir olarak tanımlanan Bangkok'u ikiye bölen Chao Praya nehri, kentte hayatın ana damarını oluşturur. Bangkok'u ikiye bölen Chaoa Praya nehri çamur rengidedir... Nehrin her iki yanında Tayland'lıların yaşam tarzına şahit olabilirsiniz.Her iki yanda direkler üzerine inşa edilmiş evlerdeki yaşamı göreceksiniz. Taylandlılar, günlük su ihtiyaçlarını da nehirden karşılıyor.

    Bangkok'un kullanılan bir çok ismi bulunmaktadır.Thai dilinde 'Melekler Şehri' anlamına gelen 'Krung Thep', uluslarası alanada kullanılan ismi Bangkoki, diğer taraftan resmi alanlarda ise, mesela otomobil plakalarında Krungthep Mahanakhon olarak kullanılır. Bangkok şehri 1782 yılında Kral 1inci Rama tarafından kurulmuştur. Şehrin resmi adı oldukça uzun olan: “Krugthep mahanakhon bowon rattanakosin mahintara ayuthaya mahadilok popnopparat ratchatbani burirom udomratchaniwet mahasathan amonpiman avatansathir sakkathatitya visnukamprasit”tir.Günlük haytta ise şehrin kısaltılmış ismi 'Krung Thep' ingilizcede 'City of Angels' yani Melekler Şehri olarak kullanılmaktadır.


    Bu Şehirle ilgili bana en ilginç gelen şey ...

    Şehrin Taycadaki tam resmi ismi Krung Thep Mahanakhon Amon Rattanakosin Mahinthara Ayuthaya Mahadilok Phop Noppharat Ratchathani Burirom Udomratchaniwet Mahasathan Amon Piman Awatan Sathit Sakkathattiya Witsanukam Prasit'dir.

    Bangkok Görülmesi Gereken Yerler,

    Melekler Şehri Bangkok Bangkok'ta Thai Kültürünü fazlasıyla yansıtan görmeye ve gezmeye değer çok yer bulunmaktadır. Bunlar UNESCO tarafından Dünya Kültürel Varlıkları Listesine alınmış tarihi yerler, tapınaklar, müzeler, çok çeşitli restoranlar, eğlence mekanları, kafeler ve çağdaş sanat galerileri görmeniz gereken yerlerdir. Royal Barges (Kraliyet kayıkları) Bangkok'ta, özel kutlamalar kullanılan 50 metre uzunluğunda ve süslü teknelerdir. Bu tekneler Nehrin, Thonburi tarafında Khlong Bangkok Noi'de sergilenmektedir. .

    Grand Palace ve Wat Phra Kaew (Temple of Emerald Buddha)

    1782 yılında inşa edilmiş olan Geleneksel bu saray kompleksi Tha mimarisin yansıtan en güzel örneklerden biri. Saray 100'den fazla ayrı binadan oluşmaktadır.Thai Budist tapınakları yani Wat'lar kutsal yerlerdir. Saray içerinde ayrı bir yapı olarak bulunan Elmas Buda Tapınağı çok farklı bir anlam katmaktadır. Şort pantolon ve kolsuz elbiselerle içeriye, hatta Saraya kabul edilmeyebilirsiniz. Giriş ücreti 140 Baht..

    [​IMG]
    [​IMG]

    Wat Traimit (Temple of Golden Buddha)

    Tapınakta saf altından yapılmış ve ağırlığı 5,5 ton olan Buda Heykeli bulunmaktadır.

    [​IMG]

    Wat Phoho

    Bangkok'un en eski ve en büyük tapınağı konumunda olan Wat Phoho'da ayrıca 46 metre uzunluğunda, 15 metre bangkokkyüksekliğinde en büyük "Yatan Buda" (reclining Buddha) heykeli burda bulunmaktadır. Wat Pho, Thai masajı da dahil olmak üzere geleneksel Thai tıp tekniklerinin öğretildiği bir merkez niteliğindedir. Burada masaj yaptırabilir veya birer haftalık masaj kurslarına katılama fırsatı bulabilirsiniz.

    [​IMG]

    Şimdilik Bu kadar umarım Hoşunuza gitmiştir sizi bu şehirler ile tanıştırmaya çalıştım. :santa:
     
  2. Aleral

    Aleral Buralıyım rank8

    Kayıt:
    15 Mart 2008
    Mesajlar:
    3.010
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    メメメ
    Tanıştık bakalım bir gün de misafirliğe gideriz :)
     
  3. Quensis

    Quensis Old School olduser rank8

    Kayıt:
    27 Nisan 2007
    Mesajlar:
    7.884
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    In Dem Kampus
    Gerçekten mükkemmel yerler.Ama akşam koyacağım yerler bence çok daha güzel.İtalya'nın ayrı bir havası var.
     
  4. BrendiBelle

    BrendiBelle Bilgiliyim rank8

    Kayıt:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    2.985
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    BrandiBelle İle Özel Bir mekanda ^^
    güzel çalışma.çok beğendim :D
     
  5. DukeNukem

    DukeNukem Aileden rank8

    Kayıt:
    9 Ekim 2007
    Mesajlar:
    7.291
    Beğenilen Mesajlar:
    3
    Ödül Puanları:
    38
    O Yazdıgın Şehirlerden En Cok Sidneye Gitmek İsterim
     
  6. Quensis

    Quensis Old School olduser rank8

    Kayıt:
    27 Nisan 2007
    Mesajlar:
    7.884
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    In Dem Kampus
    Beğendiğin ve bunu dile getirdiğin için teşekkür ederim. :muck:
     
  7. Leet1

    Leet1 Old School olduser rank8

    Kayıt:
    13 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    8.906
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    New York & Sidney :roll:
     
  8. Quensis

    Quensis Old School olduser rank8

    Kayıt:
    27 Nisan 2007
    Mesajlar:
    7.884
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    In Dem Kampus
    Güzel seçim ama tercihim her zaman İtalyan şehirleri.Büyüyüce (( :mrgreen: )) İtalya'ya gitmek isterim özellikle Floransa ve Roma'ya.Bİr Tv programından çıktı bu fikir zaten gördüm mükemmel.
     
  9. Quensis

    Quensis Old School olduser rank8

    Kayıt:
    27 Nisan 2007
    Mesajlar:
    7.884
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    In Dem Kampus
    Roma ve Floransa Eklenmiştir ilgilenlere duyurulur. :P
     
  10. Chorus

    Chorus   Admin rank8

    Kayıt:
    6 Şubat 2007
    Mesajlar:
    341.750
    Beğenilen Mesajlar:
    227
    Ödül Puanları:
    63
    Şehir:
    Taksim/IST.
    Topic sabitlenmistir,ilgilenenlere duyurulur... :P

    Bu sehirler bittikce,firsat buldukca yeni ve baska sehirler de koyarsan topic daha muazzam olur... :wink1:
     
  11. Quensis

    Quensis Old School olduser rank8

    Kayıt:
    27 Nisan 2007
    Mesajlar:
    7.884
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    In Dem Kampus
    Sabit İçin teşekkürler. :beer:

    Tabiiki koyarım.Daha Güney Amerika turuna çıkacağız. :P
     
  12. Aleral

    Aleral Buralıyım rank8

    Kayıt:
    15 Mart 2008
    Mesajlar:
    3.010
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    メメメ
    Roma yı gördüm ilgilenenlere duyurulur :D

    Roma ya gidicem gidicemde nerden baksan 4-5 yılım var daha :D
     
  13. Quensis

    Quensis Old School olduser rank8

    Kayıt:
    27 Nisan 2007
    Mesajlar:
    7.884
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    In Dem Kampus
    Ben de o rönesansın başladığı,harika sanat eserlerinin yer aldığı şehirlere gitmeyi çok istiyorum bir gün mutlaka İtalya'ya gideceğim. :P
     
  14. Aleral

    Aleral Buralıyım rank8

    Kayıt:
    15 Mart 2008
    Mesajlar:
    3.010
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    メメメ
    4 yıl sonra beraber gidelim :P
     
  15. Quensis

    Quensis Old School olduser rank8

    Kayıt:
    27 Nisan 2007
    Mesajlar:
    7.884
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    In Dem Kampus
    New York ve Cape Town Eklenmiştir.
     
  16. Quensis

    Quensis Old School olduser rank8

    Kayıt:
    27 Nisan 2007
    Mesajlar:
    7.884
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    In Dem Kampus
    hehe^^

    Yeni gördüm bunu 4 yıl sonra ben üniversitede olacağım ancak kısa bir yaz tatili ben uzun süreli gitmekten bahsediyorum. :beer:
     
  17. Aleral

    Aleral Buralıyım rank8

    Kayıt:
    15 Mart 2008
    Mesajlar:
    3.010
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    メメメ
    Tamam 18 i me basıyım bir de kız alırım yanıma beraber gideriz roma ya :starving: :mrgreen:
     
  18. Quensis

    Quensis Old School olduser rank8

    Kayıt:
    27 Nisan 2007
    Mesajlar:
    7.884
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    In Dem Kampus
    LoL Türkiye'den İtalya'ya kız mı götüreceksin.Türk kızları daha güzel ama güzel olanlar çok kaprisli.Hiç çekemem.Favorim Latin veya İskandinav Hatunlar. :twisted: İlk yıl içinde İtalyanca'yı da öğrendikmi tamamdır. :mrgreen:
     
  19. Aleral

    Aleral Buralıyım rank8

    Kayıt:
    15 Mart 2008
    Mesajlar:
    3.010
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    メメメ
    Çat pat ingilizcemle romalı kızlarla nası anlaşıcam :mrgreen:
     
  20. Quensis

    Quensis Old School olduser rank8

    Kayıt:
    27 Nisan 2007
    Mesajlar:
    7.884
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    In Dem Kampus
    Ben seni anlaştırttırırım. :mrgreen:

    Ps:Birşey olmaz zaten italyanca öğreneceğiz. :mrgreen:

    Vay be ne hayaller kuruyoruz.Konuyla alakası yok ama :lol:

    Neyse Msn'den devam profilde var ekle pls...