1. Reklam


    1. joysro
      ledas
      jungler
      keasro
      zeus
      karantina

Bende İnsanım


  1. 4eweRSro

    4eweRSro Bilgiliyim rank8

    Kayıt:
    20 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.390
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Yıl 1922. 14 Ocak gece yarısı. Mustafa Kemal in özel treni Eskişehir e doğru gidiyor. Bu yolculuk bir kamuoyu yolculuğu olacak ve Gazi, savaş sonrası Anadolu sunda bazı şehirlerin nabzını yoklaya yoklaya İzmir e gidip annesini görecek. Ve Latife yi.

    Ama o gece çok sıkıntısı var Mustafa Kemal in ve bir türlü uyku tutturamıyor.

    Ali Çavuş kompartımanın kapısı önünde sigara üstüne sigara içiyor. Kapıya dayanmış karanlığı seyreder ken bir yandan da kendi kendine mırıldanıp duruyor.

    Bu işin bu kadar çabuk oluvereceğini hiç düşünmedim.

    İşte, sonunda şifreli telgraf geldi. Zübeyde anamızı yitirdik. Peki, ne duruyorum. İçeri girip onu uyandırmalıyım. Ama işe bak, giremiyorum. Kıyamıyorum paşama. Nasıl derim ki: Anamız öldü paşam! diyemem. Onun yüreği anası için atar. Hep söyler. Vatanı kurtarmakla anasını kurtarmak aynı anlama gelir onun için. Kapıyı açsam, telgrafı uzatsam, Paşam sen sağol desem Eyvah demez mi? Koca vatanı kurtardım ama anamı kurtaramadım demez mi?"

    Ali Çavuş, anlattığına göre birden yerinden sıçramış. İçeriden bir ses geliyor. Mustafa Kemal sesleniyor.

    Çavuş kompartıman kapısını açıp selam duruyor:

    Emret Paşam

    Mustafa Kemal yatağa oturmuş soruyor telaş ile:

    Ne demeye kapıda bekliyorsun sen?

    Uyku tutturamadım da Paşam

    Annemden bir haber var mı?

    Az önce bir telgraf geldi dediler, şifreyi çözünce size sunacaklar.

    Boşuna kıvranma Ali, benden de saklamaya çalışma. Ben haberi aldım.

    Ali Çavuş bir şey yokmuş gibi durmaya çalışıyor ve merakla soruyor:

    Ne olan, ne haber aldın ki paşam? Hayır haber inşallah.

    Mustafa Kemal usul usul anlatıyor.

    Az önce dalmışım, rüyamda yeşil bir ovada anamla el ele geziniyorduk. Hep olduğu gibi bana birşeyler anlatıyordu. Birden bir fırtına çıktı. Bir sel bastırdı, anamı aldı götürdü. Hiçbir şey yapamadım.

    Çavuşu bir titremedir almıştı. Derken.. Mustafa Kemal emri verdi:

    Çocuk! Al getir şu telgrafı, hemen!

    Ali Çavuş kompartımandan çıkar çıkmaz, çözümü getiren görevliyle karşılaştı.

    Ver onu dedi. Paşamız bekliyor.

    Kağıdı aldı, içeri girdi, selam durdu ve: Sen sağol paşam dedi.

    Millet sağ olsun.

    Gözünden iri bir damla göz yaşı akıvermişti. Çavuş Ağlama paşam diye yalvardı.

    Neden? Ben insan değil miyim? Anam öldü. Ben buna ağlarım. Ama, Anavatan kurtuldu. Bununla da teselli bulurum. Benim için ikisi bir.