1. Reklam


    1. joysro
      ledas
      jungler
      keasro
      zeus
      karantina

Basında Türkiye destanı


  1. EFendi

    EFendi Bilgiliyim rank8

    Kayıt:
    17 Şubat 2007
    Mesajlar:
    1.497
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    St.Tropez
    [​IMG]
    Ay-Yıldızlı ekibin Norveç karşılaşmasında sahaya yansıttığı oyun spor yazarlarından tam not aldı. İşte o yorumlar

    Avrupa Şampiyonası Elemeleri'nde Norveç ile hayati bir maça çıkan A Milli Takım, maçın 12. dakikasında yenik duruma düşmesine rağmen 2 güzel golle 2-1'lik galibiyet elde elde etti ve son maça rakibinin 1 puan önünde girdi. Ay-Yıldızlı ekibin sahaya yansıttığı oyun spor yazarlarından tam not alırken,oyuna sonradan giren Gökhan Gönül'ün performansı maça damgasını vurdu. Basında çıkan yorumlar şöyle;

    GÜRCAN BİLGİÇ: KUSURSUZ GALİBİYET (SABAH)

    Her gün Dünya yeniden kurulur. Her gün yeni bir başlangıçtır. Millilerimiz, günden güne erirlerken, tek tutunacak dallarına öyle bir sarıldılar ki, sadece 2008'in kapılarını açmadılar, umutla kucaklayacağımız bir takımımız olduğunu da gösterdiler.

    Maçı hızlı oyuncularımız ile şutörlerimiz (Emre, Hamit, Nihat ) yönlendirecekti. 13. dakikada gelen 'taç' golü, klasiğimizdi. Defansımız üstüne düşeni yaptı, Allah'tan kontenjanı 'bir tane' ile sınırladı. Ardından Emre ve Nihat'ın füzeleri geldi. İki golü de tam zamanında bulduk. Norveçliler'e 'yaratıcı olmak' gibi, hiç de genlerine uygun olmayan bir misyon yükledik. Maça avantajlı başladılar ama ipler hep bizim elimizde kaldı. Oyuncularımız kalitelerine yakışır oynadılar, bozulmadan, sabırla bekleyip, pusuda kaldılar.

    Kendi elimiz ile kaybettiklerimizi, yine kendi bileğimiz ile kazandık. Önümüzde sadece bir 90 dakika kaldı. Ali Sami Yen'de Bosna'yı da yenmemiz gerekiyor.

    ÖMER ÜRÜNDÜL: İPLER ARTIK ELİMİZDE (SABAH)

    Yunanistan'daki farklı galibiyetimizden sonra grupta elde ettiğimiz çok büyük avantajı bir mirasyedi gibi harcayıp, kendimizi ateşe atmıştık. Ancak müthiş bir hırs, kazanma arzusu, başarılı futbol ve oyun disiplini ile yenik duruma düşmemize rağmen Oslo'da zoru başardık

    Tüm takım çok iyi mücadele etti. Son haftaların adından çok söz ettiren genç yeteneği Gökhan, kendine olan güvenini bu maçta da oyuna girdikten sonra olumlu biçimde sergiledi ve takıma büyük katkı sağladı.


    KAZIM KANAT: TEŞEKKÜRLER FULYA HANIM (SABAH)


    Maçın kırıldığı nokta Gökhan Gönül'ün oyuna girdiği an. Bir oyuncu bir takımın felsefesini değiştirebilir mi? Eğer oyun kurucu ise elbette değiştirir. Ama Gökhan Gönül çizgi oyuncusu olmasına rağmen maça damgasını vurdu. Tek başına Ulusal Takım'ın lokomotifi oldu. Tebrikler... Ama şunu da söyleyeyim; Gökhan Gönül, İbrahim Kaş sakatlandığı için oyuna girdi. Yani bu değişiklik Terim'in B Planı'ydı.

    Elbette 1-0 yenilgiden 2-1 öne geçmek ve kazanmak muhteşem. Hele atılan iki golün de hem uzaktan oluşu, hem de isteyerek ve düşünülerek atılması alkışa değerdi. Belözoğlu ve Kahveci'nin attığı o güzel gollere fazla sözüm yok. Ama şu gerçeği bir kenara not edelim: Türkiye bu noktaya rakip kalecilerin yediği hatalı gollerle geldi. Bu nedenle her zaman forvetimizi eleştirdik. Yani Hakan Şükür'e karşı çıkmamız bu yüzdendi.

    AHMET ÇAKAR: BÖYLE SİLAHLARINIZ OLURSA... (SABAH)


    Kalecimizden forvetimize kadar hem çok akıllı oynadık hem de fizik olarak bizden çok üstün bir takım karşısında ezilmedik. Defansımıza bakıyoruz; sorunlu. Sağ bek Gökhan Gönül ve sol bek Hakan Balta ilk kez A Milli Takım formasını giyiyor. Galatasaray'ın beğenmeyip gönderdiği Emre Aşık belki de savunmanın en iyisi. Aylardır eli-kolu tartışılan Emre Belözoğlu tam bir maestro gibi, orkestra şefi gibi...

    Yan topta bir defa hata yaptık, o da gol oldu. Oyuna hem mağlup hem kötü başlamıştık ki, Emre Belözoğlu'nun o harika golü geldi. Hamit yorulana kadar çok etkili oynadı. Nihat gibi, Arda gibi, Emre gibi silahlarınız varsa, bu silahlar biraz oynadığında her şey değişiveriyor.

    İyisiyle kötüsüyle son maça kadar getirdik. Bosna'yı İstanbul'da yenmek demek, finallere gitmek demek. Yenebileceğimizi düşünüyorum. Yenmemiz gerek ama dedik ya biz bir tuhaf takımız.

    Son sözlerim sevgili dostum maçın hakemi Markus Merk'e... Bir maç ancak bu kadar güzel yönetilir. Bir an olsun bizi ezdirmedi. Dünya futbolunda öylesine güvenilir bir ismi var ki, yanlış da çalsa doğru da çalsa oyuncu ona dönüp bakmıyor bile. Teşekkürler Markus.

    TURGAY DEMİR: KADER ANI! (FOTOMAÇ)


    Şu maçı Fatih Terim'in aldığı büyük riske rağmen kazandık, bunun altını çizmek gerek. Fenerbahçe'de harikalar yaratan Gökhan Gönül dururken, Beşiktaş'ta bulduğu şansları dahi kullanamayan İbrahim Kaş'la başlamak tek kelimeyle macera aramaktı.

    İkinci yarıda sakin ve etkli oynadık. Volkan iyi toplar çıkardı, Arda arada bir de olsa kıpırdadı, Semih ve Nihat çapraz koşularla savunmanın dengesini bozdu. Hakan Balta, Hamit, Servet, Aurelio, Gökhan ve Emre Belözoğlu'nun iyi futbolları bu tabloya eklenince geriye bir tek yolumuzu açacak golü atmak kalıyordu. Norveç'in öyle bir kalecisi var ki, kaleyi bulan gol olacaktı, öyle de oldu. Fatih Terim'in mecburen oyuna aldığı Gökhan getirdi, Nihat çaktı, Opdal baktı ve biz derin bir oh çektik. Bu gol bile maçın kader anının, Gökhan'ın oyuna girdiği dakika olduğunun kanıtıydı. Bilmem Terim ne der? Her neyse, çok şükür altın değerinde üç puan alarak grupta iplerimizi elimize aldık. Bosna gazisi olmazsak, bu iş tamam demektir.

    SELÇUK YULA: ESKİYE DÖNMEYİN (FOTOMAÇ)

    Gönlümüzdeki Milli Takım, dün akşamki kadroydu. Bunları hep söylemeye çalıştık. Yoksa, kötü oyunlarla saçma sapan puanlar dağıtan Milli Takım değildi. Şimdi yapılan değişikliklerle hem güzel oynuyoruz, hem de kazanıyoruz. Yalnız gene kadroda büyük bir yanlış vardı. O da sağ kanattaydı. Gökhan Gönül dururken İbrahim Kaş ile başlamak büyük hataydı. Gökhan Gönül girer girmez, Norveç'in sol kanadını hallaç pamuğu gibi attı. En önemlisi futbolcularımızın özgüvenleri geri geldi ve oyunun hakimi biz olduk.

    Kaptan Emre ise Gökhan'dan sonra sahanın ikinci yıldızıydı. Çok çalıştı, güzel bir de gol attı. Aurelio'yu kim vatandaş yapıp Milli Takım'da oynattıysa Allah ondan razı olsun. Ve kaleci Volkan o kadar kritik kurtarışlar yaptı ki galibiyette önemli bir pay sahibi oldu. Bütün futbolcularımız görevlerini yaptılar. Artık finallere gidiyoruz. Şu kadro güven altına alınsın, bozulmasın. Her halde 70 milyon da benimle aynı fikirdedir. Ne olur eskilere dönülmesin.

    ERMAN TOROĞLU: GEÇ DE OLSA (HÜRRİYET)

    Mutlak bir şeyler yapıyor. Mesela İbrahim Kaş. Senin elinde kendi takımında son zamanlarda mükemmel oynayan Gökhan Gönül var. Onu da bırakın kendi takımında bile daha henüz oynamayan İbrahim Kaş'la başladın. Ama Allah herhalde yukarıdan dedi ki, "Ya Fatih kardeşim sen bir türlü akıllanmayacaksın. Bari son defa sana bir kıyak yapayım." İbrahim Kaş sakatlandı, Gökhan girdi. Ondan sonra takım normale döndü.

    Aslında bu maçtan evvel maçtan fazla ümidim yoktu. Sebebi, biz son zamanlarda takım olma hüviyetimizi kaybetmiştik. Teknik direktörün gazetecilerle mücadelesi, kendi takımlarında oynamayan bazı futbolcuların ayrıcalıkları varmış gibi iyi de olmasalar kadroya alınıp oynatılmaları benim bütün ümidimi kırdı. Ama herhalde Futbol Federasyonu'nun son aldığı kararla yetki biçimlerinin sınırlanması, görev bölümünün yaptırılması ya da bazı futbolculardan vazgeçilmesi tekrar doğruya dönmemizi sağladı.

    Bosna Hersek maçı bitmeden hiçbir şey garanti değil. Futbol Federasyonu'nun ve Fatih Terim'in Avrupa Şampiyonası finallerine gitsek dahi bazı şeyleri gözden geçirmeleri gerekir. Takım mı olacağız, yoksa yaz boz tahtası mı? "Ben yaptım oldu mu?" yoksa "Aklın yolu bir mi?" Hep birlikte göreceğiz.

    CAN BARTU: DOĞRU ADAM (HÜRRİYET)


    Bu zafer her ne kadar önemli olsa da yapılan büyük hataları kapatmaz. Gökhan Gönül 5-6 maçtır Fenerbahçe'nin en iyi futbolcu. Fatih Terim yine fantaziye kaçıp bu oyuncunun yerine İbrahim Kaş'la maça başladı. Fakat, ne gariptir ki, normalde yedek kulübesinde olması gereken bu futbolcu maçın henüz 16. dakikasında sakatlanınca yerine doğru adam, yani Gökhan girdi. Ve o Gökhan da maçın kahramanı oldu.

    Çoğu kişinin maç öncesi en çok korktuğu futbolcu olan John Carew dün hiçbir şey yapamadı. Servet ona bir tane kafa topu aldırmadı. Zaten bu Carew öyle söylendiği gibi hava toplarında etkili bir forvet değil. Ama nedendir bilinmez bizim büyük takımlar habire onun peşinde koşup duruyorlar. Bütün milli futbolcuları ve Fatih Terim'i tebirk etmek lazım ama iş burada bitmiyor. Final bileti için bir maçımız daha var. Onlar Malta ile deplasmanda oynayacaklar, biz de evimizde Bosna Hersek'le. İnanın bana bizimki daha zor bir maç. Çok ama çok dikkatli olmak zorundayız.

    MEHMET DEMİRKOL: SİS DAĞILDI (MİLLİYET)

    Bu grupta bu kadar zorlanmak için böyle bir gariplik yaşamak lazım zaten, kötü oynamak yetmez. Sakatlanıp çıkan İbrahim Kaş'ın kanadından bunu yaşamış olmamız onun hamlığının sonucuydu diyebiliriz. Bu seviyede hem de büyük bölümü sakat olarak geçen 16 dakika bizim zorlandığımız tek bölüm oldu.

    Gökhan Gönül'ün takımı ileri sürüklemekteki başarısı ve Marco'nun savunma performansıyla birlikte gecenin kişisel çıkışı buydu. Nihat, Semih, Arda, Hamit organizasyonu biraz daha iyi olabilse pozisyonlar da bulabilirdik. Ama dedim ya öncelik onları kaleden uzak tutmaktaydı. Bunu başardık. Ve Gökhan'ın getirip Nihat'ın ancak onun atabileceği şahane golüyle amaca ulaştık.

    Maçın başında Oslo'yu saran sisin tamamen ortadan kalkmasıyla bitti maç. Bizim için de artık berrak bir hava var. Terim'in ve takımının formu çarşamba da devam etsin yeter!

    AHMET ÇAKIR: KAHRAMANLARIN GECESİ (ZAMAN)

    Milli Takım'ın güle oynaya çıkması gereken grupta şansını neredeyse yok etmesinin ardından bütün kaybettiklerini Norveç'te bulma çabası endişe verici biçimde başladı, heyecanlı sürdü, destanla bitti.

    Taçtan gelen topun aşırılmasıyla savunmamız topluca oyundan düşmüş olması, 32 yaşındaki, Fatih Tekke'nin Zenit'ten takım arkadaşı Hagen'in belki de futbol hayatının ilk ve son röveşata golünü atmış olması artık bizi bıktıran ayrıntılardı.

    Fakat hayret, bu golle dağılıp gitmedik. Tersine her geçen dakika biraz daha toparlandık. Üstelik İbrahim Kaş'ın sakatlanıp çıkmasıyla Gökhan Gönül değişikliğini çok erken yapma sıkıntısını da çabuk aştık. Gökhan, "Zaten baştan olması gereken bu değil miydi hocam!" dercesine iyi oynadı.

    Maç öncesi yazımda "Bu yazıdan dolayı utanmak istiyorum." demiştim. Evet, şimdi hayatımın en keyifli utançlarından birini yaşıyorum.
     
  2. Chorus

    Chorus   Admin rank8

    Kayıt:
    6 Şubat 2007
    Mesajlar:
    341.750
    Beğenilen Mesajlar:
    227
    Ödül Puanları:
    63
    Şehir:
    Taksim/IST.
    destandan ziyade maç manyak güzeldir cidden bir FB-Inter maçı bir TR-Norveç maçı uzun süredir çok büyük keyf veren maçlardan birileridir.

    Nihat ve Emre bir de Tuncay demiştim ki o yedek kaldı takım cidden muhteşem oynadı uzaktan şut çeken korner çizgisine inip orta yapan orta sahada deli gibi pres yapan her takım galibiyeti almaya mahkumdur :lolmuch: :mrgreen: extrabeer

    bütün oyuncularımızın gözlerinden öpüyorum bana böyle maçlarla gelin mucX
     
  3. EFendi

    EFendi Bilgiliyim rank8

    Kayıt:
    17 Şubat 2007
    Mesajlar:
    1.497
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    St.Tropez
    [​IMG]
    maçın adamı... kahvekeyfi
     
  4. HosenberG

    HosenberG Old School olduser rank8

    Kayıt:
    17 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    2.271
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    36
    cok iyi oynadılar bide tipik tactan gol yemeselerdi :lolmuch:
     
  5. L_e_g_e_n_D

    L_e_g_e_n_D Tanınıyorum rank8

    Kayıt:
    15 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    288
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Devrimci
    Şehir:
    Tarlabaşı
    +1