1. Reklam


    1. joysro
      ledas
      jungler
      keasro
      zeus
      karantina

A MURDER STORY ( yaşanmış bir silkroad hikayesi )


  1. effsane_61

    effsane_61 Gözlemliyorum rank8

    Kayıt:
    10 Mart 2009
    Mesajlar:
    95
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Evet,arkadaşlar belkide çoktan unutulmuş olsada şu topic'i bir düzene sokayım dedim... Şimdiye kadar farkında olmasamda gelen pmleri gözönüne alarak birde ben kontrol ettim ve gerçekten yorumlarda okunmuyordu hikaye... 17 mayısta açmış olduğum Topic'i yenileyerek tekrar açıyorum...Mod'lar isterlerse diğer eski topic'i kapatabilirler veya yorumlar yine oraya yazılabilir hiçbir sakıncası yok...Topic A Murder Story'i seven,okuyamayan veya düzenlenmesini isteyen arkadaşlar için düzene sokulmuştur...Ayrıca burada yazdığım A Murder Story hikayesi dışında,bu hikayeye çektiğim videolarıda izleyebilirsiniz...Çoğu 6 ayı geçmiş forum kullanıcısı için bu bir nostalji gibi gelsede,hiç okuyamayanlar veya okumaya fırsatı olmayan arkadaşlar için iyi olacağını düşünüyorum...

    A MURDER STORY

    A Murder Story Bölüm/Episode:1

    Rain....The Bad Rain....

    Janganın uzun ve çatlak yolları arasında elindeki 21 lvl powerfull ıron bow unu sıkıca kavrayarak,yağmurun asice aşındırdığı büyük kapıdan yavaşça girdi kapının onunde pk yapan playerlara aldırmadan...Yağmurun uğultusu oyundaki yoğun lag'ın ve dışarıyı çepeçevre sarmış olan sisin arkasında kulaklarını delicesine çınlatıyordu...ilerledi...kapıdan dışarı son bi kez baktı.Bugun farklı bir gündü!İlk defa bir sabaha yağmurla başlıyordu,herbalist yangyunu yanına yaklaşarak bir iki stall'e baktıktan sonra chulsan anger görevini vermek için iri yarı,izbandut chulsanın yanına inkarcı adımlarla sokuldu...
    Rewarded...
    Artık questler oyuna yeni başlamasına rağmen onu gerçekten çok sıkıyordu...Görevleri vermekte biraz gecikiyordu chakji gorevini bütün olumsuzluklara karşı bitirmiş,fakat chulsanın bu gorevini hiç görmemişti!Parmaklarının yavaş yavaş ağrımasına sebeb olan mouse'yi,1.5 gündür uykusuzluktan kavrulan,ölü,umutsuz bakışları arasında repair ikonuna doğru getirdi...Birden derin bir inlemeyle oturduğu koltuktan gözleri açıldı...Evet tahmin ettiği şeydi altını yoktu!Hepsini mana ve healt pot. lara harcamış,son aldığı bow'undan sonra artık hiç parası kalmamıştı...Farklı bir güne benziyordu en başta dediği gibi!Yağmur bilinçsizce yağmaya,sert kayaları umarsızca dövmeye devam ederken,gözleri arasından kayıp giden siyah çizgileri artık net göremiyordu...Ürkek kolu yavaşça klavyenin altından süzülüp koltugun arasına sıkışınca, etraftaki bardakları,çöpleri bir kenara iterek derin ve bitik bir uykuya daldı...
    ----------........-------.......
    Saat:14:00
    Atların o kulak dolduran nal tıkırtıları,beyaz,meçhul gökyüzünden uçuşan kuşların ümitsiz haykırışlarıyla birden uyandı...Hayır! Bu ses kuşların sesi değildi,eğildi yere düşen telefonun aksi bir tavırla kulağına dayadı daha sonra chulsanın yanında durmakta olan karakterine bir selam çakarcasına,gerindi siyah koltugunda ellerini çatlatarak...Tekrar oyunu koyuldu!İlerledi onunden bir Hunter geçiverdi birden...arkasından da kırmızı...evet kırmızı...nick'i kırmızı olan bir karakter...Heralde yüksek lvl birisi diye geçirdi içinden!Şimdi bu farklı günde farklı bir şeyler deneme zamanıydı...yağmur kimbilir kaçkere gölgeleri sarartmış,kaç kere renksiz bulutların ölü semalarında akıp gitmişti istemeden...ama hala yağıyordu...Yağmur karakterinin ela büyük gözlerinden akarak,üzerindeki sert deri armorundan süzülüyor ve nihayet derin bir uğultuyla kendini sert,ıslak zemine bırakıveriyordu...Afalladı!PK diye bir şey duyuduğunu hatırladı...yarım kalan tiger görevini yapmak için stablede at aldıktan sonra bandit den kalesinin onundeki tigerlar gitmek üzere yola koyuldu...orada herzaman kendi lvl sinde PK yapacak bir adam bulunurdu...işte bunu öğrenmek ve bu renksiz,bayatça akıp süzülen yağmura bir anlam,güne bir değişklik katmak için bügün PK yapacaktı...evet işte "A murder story" başlıyor arkadaşlar...
    ----....-----..... ----......... -----............... --------...... ----........
    Atını dolu dizgin sürerek etrafta monster kesen adamlara alay edercesine bakarken birden onunde siyah bir huzme ile irkildi...Bunlar thefti..."sanırım spawn yapıyorlar" diye korkarak geçirdi içinden,kendiside bir-iki defa traderlık yapmış olmasına rağmen bunu bılıyordu!Ama artık bir thefti ve ona göre davranmalıydı!İlerledi,uzun parmaklarıyla atının pot.'unu hazırladı heran atı olebilirdi çünlü...aldırmadan,bandit den kalesine doğru yöneldi...Arka fonda metallicanın "better than you" parçası çalıyordu!Hayır dedi içinden!Metallicanın gazına gelerek kaç kere yatmıştı ki!Yürüdü atını trasnform yaparak,gerekli skilleri hazırladı!Şimdi işin asıl zor kısmı başlıyordu!PK yapacak birisi lazımdı!Delice aramaya koyuldu!Birden altta yazan bir yazıyla irkildi...
    -Agwe baba ne haber ya?!
    -iyidir kanka senden ne haber kaç lvl oldu?!
    -Walla hacım gold ticket diye bi mevzuu keşfetim manyak bir olay lan şu anda 24 üm süpper kasıom hafız
    -Hönk?!O ne lan?!
    -^^
    -lan olm silk diye bir mevzuu var maymun fln aldım lan görücen kanka mevzuu'yu premuım alman lazım hacım 130 silk e fln alıosun gold ticket'ı
    -lan olm bizim gibi fakir garip adamın işine gelmez premuım,geç sen onu kanka!neyse benim kasmam lazım!
    -Eywallah kanka kolay gele...
    İlerledi...uzakta bir iki haykırışa kulak kabarttı,işte sanırım aradığı şansı bulmuştu,geliyorlardı!çalıların arasına girerek,çinden 20 lvl i geçik olmalarını diledi...ve uzun bekleyiş başladı...
    -Aa here we are again,heh
    ...
    Gavur lan bu diye geçirdi içinden!İşte şimdi daha zevkli olacaktı..bütün büyüleri hazırladı...mesafeyi koruduktan sonra ilk skilli vurmaya karar verdi...yayını çekti...çekti...çekti....
    ...skill failed...
    Hayır diye geçirdi içinden...arkasından bir iki kişi daha geliyordu,iyice geri çekildi...uygun mesafeyi korumalıydı bu adam tam onun dişine göreydi...adam ayaklarını yeşil çimenlere sürterek kendilerine saldıran tigerlara aldırmadan ilerledi...bandit den kapısının önünden birden büyük bir bağırtı ile inledi herkes
    -Muuuurdeeeerr!
    -Kill him!
    ...
    -Noooluo la?!
    ........ (Devam edecek) copyrigth İbrahim ŞANLI //2. bölüm için aşağıya geçiniz...




    A MURDER STORY/ Episode:2

    RED SİNG...



    ...Birden ne olduğunu anlamadan irkiliverdi...Karşısında ona doğru gelen biri spear,diğer iki archer olmak üzere 2 adama hızlıca yaklaşıyordu!Nick'i dikkatini çekti...Bu daha demin gördüğü adamın nick ine çok benziyordu...(?)Ne oluyordu böyle...Hiç panik yapmadan sadece auto pot. unu kontrol etti ne manasına ne healt potlarının sayısına bakmıştı...Birden yanında kopan bir sesle sadece karşısındaki adamlara bakakaldı ürkerek:
    -YOU BASTARD,HE KİLled MY FREND!KİLL HİM!
    Kaçmayı aklından geçirdi...hayır kaçmamalıydı!Okunu hazırladı ne olursa olsun savaşmalıydı...yağmur hala delicesine bulutların arasından geçip üzerine yağıyor,o hala ne olduğunu anlıyamıyordu...durdu...belki bir şey soracaklar diye bekledi...ama asla böyle olmayacağını oda biliyordu!Ne olduğunu anlamadan,sivri kana bulanmış bir kılıcı vucudunda hisseti...
    -Hasss...
    Çıldırmışçasına pot basmaya başladı...ileri dogru baktı diğer archerlar ona iyice yaklaşmışlardı!onlar gelmeden bu adamdan kurtulmalıydı...İce kullanarak adamı kilitledi ama bu işe yaramıyordu...öleceğini bildiği halde geri geri kaçmaya başladı...Oyuna bu anda yağdırdığı küfürler,ve ne olduğunu anlamadan karakterine verdiği emirler,her defasından gözleri onune geçen yağmura bakarak sadece 3 kelime haykırdı,böğüren,kıvılcımlı gökyüzüne doğru:
    -ALAYINIZA ŞAlgAM SUYU!!!
    ...cold status...
    -Aahhh im cured....cured...
    Bir darbe ardından...bir arrow combo indirdi adamın üzerine sadece mana basıyor,healt işini bilgisayara bırakıyordu...Saldıran adam iyice yorgun düşmüş afallamıştı,birden ekranın sağ üst köşesinde beliren bir ikon ve kulaklarını çınlatan derin bir inlemeyle irkildi!
    -Hay itemler yanıyor!allah kahretsin!
    Biraz daha geri çekildi uzaktan adama bir cold wave ardında bir arrow combo ile iyice zayıflattı!diğer okçular ona saldırmaya başlamışlardı...derken swordsman geldiği yere doğru,yağmuru gözlerinin içine alarak,rüzgarıyla geri çekilmeye başladı:
    -Aa RUN! this man too strog...SHİT!
    okçulardan biri üzerin e doğru bir anti bow missile yolladı...canını çok yakmıştı bu "7 lvl falan olmalı" diye geçirdi içinde ümitsizliğine kızarak!Geri kaçtı demon soul arrow'u denemeliydi bu skill onun atış mesafesini güçlendiriyordu...swordsmanın artık iyice uzaklaştığını kanaat getirdikten sonra elindeki bow'a son bir sert çekiş ile iyice asıldı...
    -ALIN ULAN ALIN!
    ...Critical HİT!... /670/
    Autum with flame critical hit vurmuştu!"gösteri bu mudur,budur" diye bagırdı yağan yağmura haykırarak sonuk gözleriyle!Ardından bir anti bow missile ile adamın işini bitirdi...
    Şimdi tek bir kişi ile karşı karşıyaydı...Adam bir süre onu kesti!Bakıştılar...Adamın hiddet dolu duruşu ardından tek 2 kelime çıktı onu işini bitirecek:
    -DİE YOU MURDER!
    -İ NEVER DİE FOOL!TAKE THİS!
    Bow'unu iyice gerdi ondan önce davrandı...3 kere arrow combo!critical yok!bir autum flame!critical yok...bekledi adam birden cold status aldı...son bir atışı kalmıştı artık!
    -ula siz mi bana yeticeksiniz ulan!şerefsizler!
    .....Yerinde gitmeyen birşeyler vardı!İnventory'i kontrol etti...Tahmin ettiği kötü şansızlığı onu yeniden burada bulmuştu işte!
    ...insufuccient arrow...
    -...
    -KİLL ME!
    -TAKE THİS FOOL!
    -....
    Birden yanındaki uzun,büyük gövdeli,soluk ağaca saplanan bir ok,ve karşısındaki adamın yere serilmesiyle aniden garip bir korkuya kapıldı...
    -Bu da kim lan?!
    -...
    Karşındaki belirsiz sislerin ardından,parlak,kalın zırhıyla bir adam beliverdi birden...istemeden geri adım attı!Bu da kimdi böyle?!Hayatını kurtarmıştı!Yanına yaklaşınca onunda üzerinde yağmurda gururla parlayan kırmızı bir yazısı olduğunu farketti:)...
    -What are you doing here,man?! (ne yapıyorsun burada bilader?!)
    -Eeem..im only have a PK!This fools attack me... (baba valla sadece PK yaptım!sonra bu lavuklar geldi saldırdı bana)
    -You are a murder now! (Hafız murder olmuşun valla!)
    -What?!What is this?! (nasıı lan...şimdi?!)
    -You are killed somebody and win a red nick man! (lan olm oldurusen milleti basarlar işte böyle kırmızıyı)
    -im see,you too (eheu lan bana dion ama sende de war hafız)
    -^^Yes im too...
    -...
    -Whats your name?! (isim,nam fln war mı hocam?!)
    -Nevermind... (salla bilader)
    -...
    -İm living alone everday...nothing...this is my story in this game!and your story maybe now started! (ben yalnızların adamıyım bilader...salla...bu benim hikayemdir...ağır adamımdır kusura bakma!belki senin hikayede benim gibi olur!başlıyorsun...)
    -Hımm...im dont anderstand!tell me more please (hacım anlamadım ne dıiyosun ya)
    -Dont bother me!im need to go!Hunters following me (lan git işine işim var!Hunterlar peşimde zaten)
    -...
    Gerçekten hayretler içindeydi...adam uzaklaşmaya başladı!Biraz durdu...onu takip etmek istedi birden!İnventory'i hızlıca açtı!Atını yerleştirdi!Bir iki büyü yaptıktan sonra!Kesik kesik yağan yağmurun ardında yavaşça yürüyen adama baktı...
    ...Murder status dont used a trasport...
    -Bu ne lan?! at da kullanamıyoz!süpper iş valla hacım!
    İyice kafası karışmıştı...farklı günü gerçekten farklı geçiyordu!İçinde keşke pk yapmasaydım diye geçirsede artık çok geçti!Adamı çiseleyen yağmurun derin gölgelerine saklanaraka gizlice izliyordu...2-3 dk sonra adam birden durdu!Ve arkasını dönerek:
    -This is RULE one:A murder evertime running alone! (bu kural bir:Bir katil her zaman yalnız koşar!)
    -...
    -stopped following me!Now go out! (beni izlemeyi kes!GİT!)
    -Man,i want to learn more!Please tell me more!What is this?!
    -oohhh...This is RULE TOW:A murder never trusted anybody! (bu kural iki:Bir katil asla kimseye güvenmez! )
    Artık Agwe'nin sabrı iyice tükenmişti!Yağmurun delice yağıp gökleri saran bulutlardan çıkıp çimenleri,taşları uğuldatması kesilmişti...Biraz bekledikten sonra:
    -Figth me! (kapış lan benimle,gel)
    Adam birden bire şaşırdı...durdu!oda murderdı!Agwe'ye doğru yavaşça ilerledi:
    -Oww go out!n00b! (git işine,ezik!)
    İşte siniri artık iyice taşmıştı...Skillerine RUSH'ı koyarak adama hiddetle bir hareket yaptıktan sonra:
    -İM NOT A N00B!FIGTH ME!...
    -oke,you want! (tamam,bunu sen istedin!)
    2 murder,büyük bir ağacın yanında geçti!ikiside archerdı!Mesafelerini aldılar!Yağmur artık uğuldamıyor,sadece rüzgar esiyordu sararmış çimenlerin kurumuş uçlarında...Nereden geldiğini anlamadığı bir rüzgar yavaşça suratını okşadı fısıldıyarak ince kulaklarına...gölgelerden çıkan karaltılar silahına sinirli bir tavırla vurdu...beklediler!2 katil karşı karşıyaydı...Adam ürkek bir tavırla:
    -You want to hear my name?! (adımı duymak istiyormusun?!)
    -Yes...
    -ALONE RUNNER! (yalnız koşan!)
    -...
    -You start! (sen başla!)
    -NO you start! (Hayır sen başla)
    -...
    Birde at tıkırtıları duydular...alone runner aksi bir tavırla irkildi!Agwe kaçtığını anladığını sanarak ona bir cold status fırlattı!adam ağacın arkasına gizlice saklandıktan sonra:
    -HUNTERS!GO OUT HERE! (Hunterlar geliyor!git buradan!)
    -What?! (Hönk?!)
    -...
    -KİLL THEM ALL!FİND ALONE RUNNER!FİND HİM!
    -AHAHAHAHAHHAHAHAHA!
    -... (Devam edecek) copyrigth İbrahim ŞANLI



    A MURDER STORY/ Episode:3

    Hunter's Path!

    ...Daha ne olduğunu anlayamadan hemen sağ tarafındaki ağacın arkasına atıverdi kendini!Alone runner ona telaşlıca bakıyordu!Büyük ağacın kahverengi yarıklarından süzülen berrak damlalar,sihay saçlarında adeta dans ediyor,daha sonra korkulu bakışları arasında nihayet yere çarpıyordu akıbetlerini bilemeden...
    Hunterların sesleri Artık daha net duyuluyor yaklaştıkları iyice belirleşiyordu!Alone runner usulca kafasını ilerletti agacın arkasından!Yağmurun gölgelerdeki esinitisi yüzüne korku ile birleşen bir cesaretle vuruyordu!Agwe'ye bakarak:
    -RUN!
    -what?!
    -RUN!OUTTA HERE!(kaç, git buradan)
    Agwe önünde uzanan yamaş,sivri kayalara doğru baktı!Birden meçhul bir rüyada dalıp gitti istmeyerek!Alone runner'ın sesleri kulaklarında sanki yankı yapıyor,çiseleyerek yağan anlamsız yağmurlar gibi hiç bir şey ifade etmiyordu...
    -NO...
    -...
    -AHAHAAH Where are you alone runner?!
    -FİND HİM!
    Gelmişlerdi işte!ama bunlar bir iki kişi değil tam 7 kişiydiler!üzerlerindeki giyislerden yüksek lvl oldukları açıkça anlaşılıyordu!Alone runner son biraz bekledikten sonra etrafta dolaşan hunterlara,bir yandan da Agwe'ye baktı...Gözlerine gölge gibi dolan rüzgarı arkasına alarak ağacın arkasından fırladı,Agwe'ye arkasını dönerek:
    -RUN!
    -...
    -AHA HE İS HERE!HE İS HERE! (işte,o burada o burada!)
    -kill him!KİLL HİM!
    Hunterlar birden hareketlendiler alone runner üzerine gelen hunterlara doğru bir bersekker arrow fırlattı teki geride kaldı!Ama diğerleri arkadan geliyordu durmadan pot.basarak gelen diğer adama bir anti devil vawe çaktı bu adamın artık işi bitikti!Ama arkadan gelenler vardı!
    -KİLL HIIIM!
    Where is the İTEM?!
    -ASKED YOUR MOTHER!
    -SHİT!
    Agwe olanları hayretle izliyor,ne oldugunu anlamıyordu!arkadaki diğer hunterlarda nihayet yetiştiler,bunlar INT. ci olmalıydılar ki hemen öndeki adamlar headl medical hadn basmaya başladılar!
    Alone runner sanki üzerine saplanan okları hissetmıyor,göğsüne vurulan kılıçların verdiği acıyı anlamsız buluyor,ensesine inen her mızrağı söküp atıyordu sanki artık iyice acizleşen bedeninden...Agwe arkasını döndü!Başını bitip tükenmez,sonsuz gökyüzüne doğru kaldırdı...ilerledi...ona yardım etmeyi denedi!HAYIR!Bu çok anlamsız bir o kadarda salakça olurdu!Durdu!çaresizce inventory'sini açtı...Return scollunu skill barına koyduktan sonra,uzun elleriyle elvada demek istemediği,güzel bir maceraya uzun elleriyle bitirdi...
    ...Murder Status Cannot Used A Transport...

    "YETER! diye bağırdı üzerine yağan yağmura küfrederek...Artık iyice kızmıştı!Ne at kullanabiliyor nede return scoll basabiliyordu!Alone runner'a baktı...Delirmişçesine savaşıyordu!Ağacın arkasından kendini yavaşça atarak önüne geçen yağmura doğru:
    -Murder Rule 3:A murder cannot RUN & Cannot used a Transport!!! (bir katil koşamaz!!!ve transport aracı kullanamaz)...
    -...
    -Who is this fool?!
    Alone runner sanki yıllardır beklediği sevgilisine kavuşmuşçasına gülümseyerek:
    -YOUR FATHER! (baban!)
    -...
    Agwe hemen arkaya doğru koştu int.cileri oldurmek en iyi fikirdi!Hem HP'leri azdı hemde iyi bir yol bulursa onlar kolayca alt edebilirdi!Alone runner'ın etrafında ayrılan 2 hunter onu takip etti!Alone runner bunların tekine frost nova blind atarak iyice yavaşlattı!Diğerine bir autum flame atarak geride kalmasını sağladı!Ama arkada unuttuğu birşeyler vardı:
    -Where is the İTEM?!
    -...
    Hiç bir şey anlamadan arkadaki diğerlerinden daha güçlü duran bir adam arkasından ona öyle bir mızrak savurdu ki!Artık yere düşmesi kaçınılmazdı..
    -Aaa...aa.A!
    -YOUR WORK İS END!

    Agwe olanlara bakakaldı...geri dondu!çıldırmıştı sanki okunu çekti...çekti...çekti...onundeki adamlara fırlattı
    ...Critical HİT!... /760/
    ...Cold status...

    -alın ulan alın!Bana gelin laan!
    Teki yere serildi!Diğer int'ciler onu arkadan kuşattılar!Ama agwe alone runner'a doğru gidıyordu!Alone runner 3 tane adamın arasında agwe nin ona koşuşuna bakarak etrafındakilere:
    DİE YOU A.S.SHOLES!

    ...COMBO... //2560//
    İşte buna dayanamazlardı!Teki yere düştü yanındaki diğer adam ise ınt. cilerin olduğu tarafa doğru kaçmaya başladı!
    -YOU WİN NOW Alone!BUT This item is my!Wait me!wait!
    -Ronin...
    Ronin bu belli belirsiz itemin peşindeki murder avcısı!Kaç ay oldu alone runner ın peşindeydi hep parayla adamlar tutuyor,ne kadar Hunter varsa alone runner'ın peşine takıyordu!Onu sağ getirene yada öldürüp itemi alana tam 200 milyon gold para ödülü koymuştu!Alone runner bir iki kere ölmüştü ama item şansına hiç düşmemişti!Çünkü onun olan birşet hep onda kalırdı!
    Arkadaki diğer İNT. cide delirmişçisine kaçmaya başladılar...Agwe onlara bir autum flame fırlattı gene critical vurmuştu...Ronin atına binerek yağmurun aydınlatmaya çalıştığı sislerin arasında kaybolup gitti gözlerine çarpan boğuk bir yenilgiyle
    -WAİT ME!WAİT ME ALONE RUNNER!
    -...
    Bir süre sessiz kaldılar alone runner agwenin yanına gitti...ona neden bunu yaptığını ve neden kaçmadığı sordu:
    -This is my story... (bu benim hikayem..)
    -What story?! (ne hikayesi?!)
    Agwe gözlerini alone runner'ın gözlerine dikerek artık kesilen yağmuru duymayarak şunları söyledi:
    -A murder Story...(Bir Katilin hikayesi...)
    -...
    Biraz durdular...Agwe ilerledikten sonra alone runner'a donerek:
    -who is this?! (kim bunlar?!)
    -Nevermind...Only hunters!But...bad hunters...(boşver,sadece hunterlar...fakat kötü hunterlar...)
    -...
    -İm need to go town?! (town'a gitmem lazım)
    -Really?! (gerçekten mi?!)
    -yes...im dont used anymore (evet hiç birşey kullanamıyorum)
    -im help for you!!!
    Agwe birden arkasını dödüğünde sivri,soğuk bir okun acı tebessümü bedeninde hissetti:
    -what are you doing?!
    -Dont forget!Murder Rule oNe:a MURDER evertime running alone (bir katil herzaman yalnız koşar)
    -...
    -im alone runner!Watch out for hunters!
    .... Jangan...
    (devam ed...etsin mi la?! ) İbrahim ŞANLI



    A MURDER STORY/ Episode:4

    Alone Men..

    //Episode:4// Alone Man...
    ...Hiçbirşey...Hiçbirşey anlayamıyordu bu olup biten olaylardan!Alone runner'ın hala kim olduğunu bilmıyor karışık kafasındaki bu yıpranmış düşünceleri fırlatıp atmak istıyordu renksiz bulutların dolşatığı sönük gökyüzüne doğru...Durdu!HAYIR!Durmadan Hp si düşüyordu!Bu da neydi böyle?! Üstelik üzerindeki 21 lvl yüzüğüde yoktu...İlerledi soğuk kaldırımların üzerindek sinirli bakışlarıyla eriterek geçti sanki sokakları...Defence traderin yanından geçti!Ve işte yine başladığı yerdeydi...Farklı gün farklı geçiyordu!Fakat fark neydi..."Eğer pk yapmak buysa" dedi..."neden herkesin HP'si düşmüyor?!"daha sonra bir question sing(soru işareti) açtı kafasında...Bekledi HP'si hala düşüyordu!Ne yapacaktı?Burada çaresizce oturmaktan,yardım beklemekten başka çaresi yoktu...Belki yarım saat,1 saat bekledi!Chulsanın yanında!Ama biriside gelip ona ne oldğunu sormadı...Dışarı çıkmayı aklından geçirdi...Yanından geçen bir-iki kervan gözlerine alay edercesine tozları kaçırdı...Daha sonra yanından geçen bir Theft'e Pm atmayı denedi...HAYIR!Neden bu theft?!...Alone runner'a pm atmalıydı evet...!Whisper listinin çaresizce açtı!Adını seçti ve...
    ...cannot find AL0N£ RuNNeR...
    Gözlerinin önünden geçen herkese lanet okumaya başladı...Hala HP si düşüyordu!Dışarıya çıkmaya karar verdi!İlerledi!Arkada bıraktığı herkes "Murdeeerr" diye bağırıyor herkes onu takip ediyordu...Neler olduğunu hala anlamıyordu!Yukarda...evet daha yeni dikkatini çekiyordu!Tam kapıdan çıkacakken durdu!
    ...PK lvl 20 murder ex:79000...
    Bu da neydi böyle?! Murder experience 79000 pk lvl 12...kafası iyice karışıktı!Arkasında ona sırıtarak bekleyen playerlara baktı...Yürüdü...yürüdüler...yürüdü...
    -...
    -Kesin lan beni izlemeyi!
    -?!?!
    Yürüdü...arkasındakiler hala onu izliyorlardı!Dışarı çıkıp bir 2 görev yapmalıydı!Tam kapının eşiğine geldiğinde artık arkasındaki adamlar yerinde değil...Tam önündeydi!Safe zone'dan çıkması 1 belki 2 adım vardı!bekledi...adamlar yavaş yavaş dağılmaya başladılar...sadece 3 5 kişi kalmıştı!Çıktı burası east gate'di!Genellikle hep sakin olan bu kapı acaba bugün neden böyleydi?!
    -Alayınıza şalgam suyu ulan!
    -AHAHAH murdeerr attack HİM!

    Ne olduğunu anlamadan birden 3 tane adam üzerine atladı bunların teki daha 20 lvl'i geçememiş bir newbie,diğer henüz 20 lvl olmuş,diğeride en az 23 24 lvl civarında görünüyordu!Hemen onundekine bir cold status asıldı...diğer adama ise autunm with flame ile onada cold status,town'a baktı geri kaçmayı aklından bile geçirmedi,sıra newbie'de idi üzerine tıkladı fakat yine yolunda gitmeyen bir şeyler vardı...
    ...cannot attack because lvl is too low...
    -hay ulan ben böyle işin!!bırakıyorum lan bu oyunu yeter lan!!
    Ama bunu söylemek için gerçekten çok geçti!Adamlardan biri cure basmış ve onun üzerine doğru geliyordu,adam spearına fire bastıktan sonra...
    Critical HİT /806/
    -ahhhh....
    Bu ona gerçekten çok işlemişti!Ama auto potıon'a şükrediyordu tam o arada ufak bir lag gelmişti ama gözlerini açtığında kendini kalenin içinde,yani safe zone'da buldu...Fakat pazarın tam ortasında!
    Hayrete kapılmış bir şekilde inventory'sinin açtı!Yine bir itemi düşmüştü!İyice sinire kesti artık!Storageye gidip üzerine bir şeyler aldı!Bankada kalan son parasınıda çektikten sonra at almayı aklına getirdi...ama ata artık hiç binemeyecekti ki?!
    Gizlice,onu kimsenin takip etmediğinden emin olarak east gate'e doğru ilerledi...Bunu çözmeliydi!İçinde artık dolup taşmaya başlayan bir korkunun getirdiği cesaretle kendini dışarı fırlattı...Gece olmuş,yıldızlar göküyüzüne elişi pulları gibi dağılmıştı adeta!Artık gökyüzüne değil,arkasına bakmalıydı çünkü o bir katildi!!!
    Uzun yolları izlemek yerine çayırlardan tepelerden gidiyordu kimseye gözükmemek için,hiç kimsenin olmadığı bir yere gitmeliydi,zaten bu east gate kapısı hiç kullanılmayan,traderlerin hiç rota belirlemediği bir kapıydı...Giderken lag yüzünden yanlışlıkla bir weasel'e vurdu...bir tane daha...ve daha sonra bir tane daha!Yukardaki murder experiencesine baktı...Evet yanlışlık eseri birşey keşfetmişti!Murder ex'i düşürmek için hızlıca monster kesmeliydi!Ama ne kadar?! 79000 tane mi?! Çünkü her vurduğu weasel sadece 1 murder ex point düşürüyordu!"Belki yaratıklar arasında ex farklılığı olabilir?!" diye geçirdi içinden umutsuzca...Tombstone'a gitmek istedi...Yo hayır!Orada her zaman newbie'ler olurdu!Bandit Den kalesinin arkasındaki ovalar her zaman boştu!Bir kere buradan 2 yıldızla geçerken sadece theftlere rastlamış,hiç bir eziğe bile rastlamamıştı...Peki şimdi hala öylemiydi acaba?!
    Yalnızlığını anlatan yıldızlara bakarak değil arkasına bakarak yürüyordu!Çünkü ölürse butun bu yolu en baştan geçmesi gerekicekti,tekrar ilerledi!East köprüsnü çoktan geçmişti...Birden heyecanladı karşısındaki tiger kesen adamlar bakakaldı!Nasıl geçecekti buradan?! Yukarıya banditlerin olduğu dağlara baktı,oralar her zaman boştu!Eğer aşınmış kayaları izleyerek giderse belkide hiç kimseye görünmeden kolayca sıvışabilirdi,yukarıya,dağlara tekrar acırcasına bakarak:
    -Bandit kralı...ulan eşkiya mı olucaz bunda sonra be bilader?!
    Dağlara doğru tırmandı pusulu gölgeleri izleyerek banditlerin çok olduğu fakat playerların,özellikle newbie'lerin olmadığı bir yer bulmalıydı!Saklanarak,gözlerindeki sonu bitip tükenmez bir korkuyla asi dağların sivri kayalarını adeta aşındırırcasına yürüdü...Adamlar geride kalmışlardı...İşte fırsatını bulmuştu!Bu sefer arkasına değil,yıldızlara bakacaktı!Hızlıca oradan uzaklaştı...

    Büyük bir ağacın tiger mt. way ile birleştiği bir kavşakta durdu istemeden!İşte burası çok iyi bir yerdi hem tigerlar,hem banditler!Hemen kesmeye başladı!Yanına tam 400 tane mana pot. 150 tanede healt potion almıştı bankadaki son parasıyla...Bir yandan kesiyor bir yandanda etrafına arkasına bakıyordu,yalnızdı hiçkimse yoktu bu karanlık gecede onun gölgesini örterecek...aslında bunu birazda sevmişti!Lag gitgide azalmaya başlamıştı...Kimsede yoktu çıkan butun giantlar kendi kesiyor paraları itemlerini alıyordu!Yeteri kadar okuda vardı,herşeyini repair etmişti,sanki sonsuz,geri dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkacağını bilerek......Yaklaşık 1 2 saat kestikten sorna artık murder ex'ine baktı bir türlü azalmıyordu anca 78300'e kadar indirmişti...İtemlerine baktı yanmaya başlıyordu işte bu çok kötüydü!Zaten birazda bir level daha alacaktı,itemlerinin biraz daha dayanmasını diledi!Ama buna yetecek zamanı yoktu!lvl atlardı ama itemleri kesinlikle yanacaktı...Henüz durability'leri 4'tü 3 dakikad içinde artık 2'e düşünce mecburen botlarını,elliklerini,üstünü kafalığını çıkardı bu levelide almak için...
    Defansı iyice azalmıştı herşeyi inventorydeydi,şansızşığı heryerde onu bulmak zorundaydı...ama...aniden önünde beliren parlak bir nesneyle irkildi...evet öyle parlıyordu ki dolu olan ınventorysinden 50 tane mana potıonunu birden atıverdi...
    ...intestingting elixir weapon gained...
    İşte şansı biraz olsun gülmeye başlamıştı...Wapon elixir yaklaşık 200-250k civarında eden bir itemdı!kesmeye devam etti...ama ya ölürse evet ya elixir giderse?!Bir yanda bu telaş bir yandanda birisinin gelmemesini umarak kesmeye devam etti...ilerden gelen bir iki sese kulak kabarttı...karşıda...evet karşıda bandit kapısının önünde tigerları keserek gelen 3 5 adam olna doğru yaklaşıyordu...üstelik birinin elinde four ring lıgthing glaive vardı...ilerledi tekrar dağlara kaçtı!Yapacak bir şey yoktu!Ama adamlar onun üzerlerine hala geliyorlardı:
    -İşte asıl RUN şimdidir hacım!KAÇ ulan KAÇ!
    -Öldürün laaaan!! KATİL!item düşecek olm bakmayınn laaan
    -...
    İBRAHİM ŞANLI

    A MURDER STORY/ Episode:5

    BrotherHooD OF RED


    ...Dağlara...Büyük,heybetli,sivri kayalı dağlara doğru koştu...kaçmalıydı!Arkasındaki adamlar delicesine ona doru geliyorlardı!Kendini birden banditlerin arasından öyle bir atıverdi ki,ne arkasındaki adamnların ona cold status fırlatmaları nede üzerine gelen,etrafından fırlayıp,kulaklarının yanından vızlayarak geçen oklar onun moralini bozuyordu...Aslında artık buna iyice alışmıştı sanki!Murderlık yalnızlık demekti bunu öğrenmişti,üzerinde kırmızı yazısı olmayan,özellikle hunter kıyafeti giymiş hiç kimseye özellikle newbie’lere güvenmemeli onlardan kaçmalıydı...Artık kendisine atılan PM’leri bile görmüyor,yeri belli olmasın diye partylere bile girmiyordu...Yalnızlık...evet galiba bunu sevebilirdi?!Ama nereye kadar?!Kime güvenecekti...üzerinde parıldayan bu kırmızı,suçlu damgasını nasıl atacaktı,daha nereye kadar gidecekti,ne yapacaktı,alone runner kimdi ve şu anda ne yapıyordu?!Tekrar çaresizce gözlerinin altından arkasındakilere baktı birden çıldırmış ve ıslak bir mızrağın kanla bulanmış hıncını ensesinden aşağı inerken hisseti:
    -Noooluoo laaa!!!!
    Durdular...arkadan gelen bir iki adam sanki olduğu yere çakıldı kaldı en arkada diğerlerinden daha farklı duran ve diğerlerinden daha güçlü gözüken bir adam yaklaştı,bunları guildleri aynıydı ama ondan ne istiyorlardı?!İtem mı?!HAYIR?!
    Bu adamın onun üzerindeki 18-20 lvl itemlerine ne ihtiacı olabilirdi ki:
    -DURUN!
    -TÜRKMÜŞ LAN ADAM!
    -...
    Yüzünden korku dolu bir koşuşun verdiği anlamsız bir tavırla gülümsedi...Onlara doğru ilerledi!Gördüğü four ring lıgthing glavie değil 52 lvl speardi...ama neden “item çıkacak,tutun adamı” diye bağırmışlardı ki?!:
    -Selamınaleyküm bilader!
    -Aleykümselam
    -Kardeş kusura bakma az daha öldürüyoduk seni bağırmasan...Türk olduğunu bilsek dalarmıyız hiç?!
    -Yok hacım eyvallah,önemil değil olur böyle mevzuular!
    -Bilader ne bu böyle ya murder olmuşun?!
    -...
    Sustu...Karşındaydılar işte...isteseler tek bir vuruşta onu yere serebilirlerdi onu!Hiç kimseye karşısında duran kendi yurttaşları olmasına rağmen yinede güvenmiyordu...Bir süre bekledikten sonra arkadaki bir adam ona yaklaştı:
    -Rahat bırakın lan çocuğu!Murder olmuşun bırakın!
    -Aha gene babalığı tuttu bu lavuğun hafız işimiz var!eheue!
    Hemen biraz ötede duran 40 45 lvl civarlarındaki bir archer birden atılıverdi:
    -yav hafız bırakın şu lavuğu!Ulan ne güzel pusu yapıyorduk thefliğe,atrakisyona daldık aha murder diye çoştunuz lan hepiniz!Ben şimdiye üç kervan koparmıştım üç!
    -Valla babalar yav,hadi Çakırcalı gelmyomusun kanka!
    Çakırcalı...yanında gittiği onu çağıran adamın adı çakırcalıydı!”Gerçekten çok güçlü bir adama benziyor” diye gerçirdi içinden üzerindeki kırmızı yazıdan korkarak!Adam diğerlerinden uzaklaştıktan sonra ağır bir hareketle yere oturdu,onunda oturmasını ister gibi sadece baktı:
    -Sen alone runner’ı tanıyormusun?!
    Agwe şaşırmıştı...resmen kafası allak bullak oldu!Titreyerek dilinden çıkan 2 kelimeyle adama bakakaldı:
    -E...evet...benim hayatımı kurtr....
    Adam sözünü keserek devam etti sçnük gökyüzüne bakarak:
    -...Biliyorum!Şu anda 4 saatten beri senin ve alone runner’ın ronin ile olan kavganız anlatılıyor!Daha demin senin peşine düşmemizin sebebi buydu!Alone runner benim bu oyunda tanıştığım ilk kişi ve onunla kardeş gibiyiz!
    -Ronin...o da kim?!Neden herkes bizi konuşuyor?!
    -Hıh...Ronin!Onun kim olduğunu bilsem şu anda ben bir deliydim!
    -...
    -nasıı...şimdi bilader dur bir Dakka yaw!
    Adam ayağa kalktı...Yürüdü!Bir müddet durduktan sonra agwe’ye:
    -Sadece bundan sonra daha dikkatli olmalısın!Herkes senin peşinde dolaşabilir,eğer şüpheli bir durum görürsen,şimdi senin frend listime ekleyeceğim!Bana herhangi bir mesaj yada whisper atman yeterli!Ama Ronin’e kesinlikle dikkat etmelisin senin peşine bir sürü Hunter ve paralı adamını takıcaktır muhtemelen!
    Agwe gözlerini sinirle açarak,adamın suratına baktı:
    -SEN KİMSİN?!
    Adam gayet sakince agwe’nin sinirine aldırmadan:
    -Seni jangana kadar koruyacağım!Beni takip et!
    -...
    Agwe,hiç bir şey anlamıyordu!Sadece bakıyor,yağmurun siyah saçlarından süzülüp gözleriyle birleşmesini izlıyordu!Adamı takip etmekten başka çaresi yoktu!Yaklaşık yarım saat boyunca yürüdüler!Yolda gördüğü herkes ona şaşkınca bakıyor “Hunter murderer” diye bağırıyorlardı!Artık o basit bir suçlu değildi!Yolda hiç kimse ona saldırmaya cesaret edememişti!Çakırcalı’yı görenler agwe’nin yanından bile geçemiyorlardı!Jangan önlerine geldiklerinde east gate’nin önündeki otların arasında saklanarak ilerlemeye başladılar!Agwe yavaşça east gate kapısına yaklaşan çakircalıya baktı,içeri doğru kendinden emin adınlarla ilerliyordu...Kendisini birden çalıların arasında atıverince önünden geçen 3 sivir okla kendinden geçti:
    -Hasss..bu ne lan?!
    Sağına baktı...İşte gene başlıyordu!Sayısı belli olmayan bir grup ona pusu kurmuşlardı town’ın önünde bu kapıdan girip çıkıtğını kim görmüştü acaba?!Hızla kapıya doğur koştu,ağzından rüzgarla birlikte süzülen tek bir kelime yağmura karışarak kapının önlerine yağdı sanki:
    -ÇAKIRCALI!
    Arkasını çevirdi istemeyerek...Bunca yolu gelmişlerde ama kapının önünde sıkışmışlardı!Agwe ne olduğunu anlayamadan erafa saldırmaya önüne gelene ok atmaya başladı...Kimseye bakmıyor sadece potıon basıyor ve artık bitmekte olan manasına dayanması için yalvarıyordu üzerindeki kırılmış itemlerine bakarak...
    -HUNTER KİLLER!CATHC HİM!
    -HE İS ALONE RUNNER’s FREND!
    Etrafını kuşattılar!Herkes ona saldırıyordu!Belki 20 belki daha fazla ama neden ölmüyordu?!neden?!Arkasına yanlışlıkla döndüğünde çakırcalınında üzerinde bir kırmızı yazısı olduğunu,umutsuzluktan kızarmış gözleriyel fark etti!
    -...
    (arkadaşlar burada müzik olarak hepberaber “Hekimoğlunu” dinlıyoruz)
    Çakırcalı onu kurtarmak için murder olmuştu!Üzerinden,ayaklarının altından geçip,göğsüne saplanan okları acımasızca söküp atıyordu!Birden çakircalının arkasını kuşatan 5 adama doğru hedef aldı!Okunu sönük gözlerindeki yanmakta olan bir umutla çekti....çekti....çekti...
    ...critical HİT //700//
    ...cold status...
    İlerledi!Arkasından gelmekte olan adamlar yöneldi!Ardında 3’ünüde birde arrow combo fırlattı!Ama bu onlara yetmemişti hala geliyorlardı!
    -ESCAPE!ESCAPE!
    -A SHİT!
    -AAaa alın lan alın!
    -Agwe arkanda!
    ....CRİTCAL HİT!...
    ///1560///
    Durmadan arrow combo çakıyor,ardında cold vave status ile anti devil bow kullanıyordu!Delicesine hertarafa saldırmaktan ziyade arkasında savaşan çakırcalı bakıyordu!Önüne geleni anında okluyordu!birden önüne atlayan bir adama onun canını gerçekten çok yaktı:
    -AAaaaa ALIn lan illa cendere mi yapıcaz size al ulan AL!
    ....BERSEKKER GAUGE...
    ...CRİTİCAL HİT... ///2005///
    İşte şimdi gerçekten kızmıştı...Çünkü Hp si 200 den dönmüş ve zor kurtarmıştı canını!Kapının önündeki admaların üzerine doğru berkessekker ile yürüdü!Adamlar birden safe zone’a kaçtılar ama Agwe’nina dını duyanlar diğer kapıdan dışarı çıkıyor,gelenleri yerini dolduruyorlar!Çakırcalı onune her geleni yere seriyor Agwe’nin peşini bırakmıyordu!Birden üzerine gelen 4 adama ghost spear serieslerden öyle bir skill vurdu ki sanki yağmur değil üzerine yağanlar kan gibi geldi Agwe’ye
    -Vay baba!Ne yaptın yav?!
    -Kaç!Safe zone’a git!
    -ne kaçıcam ulan!Karı mıyım ben?!
    Çakırcalının artık sabrı taşmıştı adamlar bitmek tükenmek bilmıyordu!Agwe’ye son bir kez bakarak:
    -Tamam!Bunu sen istedin!
    ......FROST NOVA....
    -Hönk?!
    (devam edecek) allrigth reserved İbrahim ŞANLI


    A MURDER STORY/ Episode:6

    Riot in Jangan...

    ...Novanın etkisiyle etrafı kaplayan soğuk örtünün altında can çekişen aciz bedenler,yağmura karışan “help” sesleri ile Agwe birden kendini kapının diğer tarafına yani safe zone’a atıverdi...Çakıcalı sadece olanları sanki daha önce hiç yapmamış gibi izlıyor,kapının önünde olanları gururla seyreden Agwe’yede diğer sanki göz kırparcasına geriniyordu!Etrafta birden hiç kimse kalmamış herkes kaçmış,ama çogunluğu ölü olarak yerde “rezz” diye inliyorlardı çaresizce...Gecenin artık sonuna doğru atılan bu novayla sanki kapının önü sıcak güneşin kızıl ışınlarıyla birleşerek bir gökkuşağı oluşturmuştu adeta janganda...Çakırcalı yerde yatanlara hiç bakmadan arkasını döndü ve taştan kapının altından kulaklarındaki derin inlemelere aldırmadan ilerledi Agwe’nin yanına doğru:
    -Baba ne yaptın sen böyle yavv?!
    -oğlum çok pis gaza geldim lan,ayar etti lavuklar beni!Hayatımda bu kadar adamla kapışmadım
    Agwe başını bir dost edasıyla kaldırarak:
    -Yok lan onu demiyorum “Murder” oldun hafız?!
    Çakırcalı Agwe’ye bakmadan şehrn içine doğru yürümeye başlar,ve daha sonra kafasını çevirerek:
    -Düşmanımın düşmanı benim dostum!Dostumun Dostu benimde Dostumdur!
    -...
    -Eyvallah!:D
    Tekrar ilerlediler...Şehrin içinde herkes onlara garip garip bakıyorlardı,sanki başka bir gezegenden gelmişler gibi...Agwe’nin önüne geçip ona laf atmayı deneyen her adamın önüne Çakırcalı atılıyor,herkesi susturuyordu...Artık storage’ye iyice yaklaştıkça etrafındaki insanlar çoğalıyor,kimileri onların gittiği yöne doğru açılan kapıları,birer birer tutuyor kimileride sadece arkalarından bakmakla yetiniyordu...Storage’nin önüne geldiklerinde Çakırcalı ona doğru dönerek:
    -Paran var mı Kardeş?!
    -Valla ne yalan söyliyeyim yok hacım!Bir daha demin weapon elixir çıktı onu satıcam!
    Çakırcalı kasasından bir iki item ile biraz para aldıktan sonra:
    -Al bunları bilader,biraz para verıyorum sana bu itemleride satarsın!Bu parayla kendine sağlam itemler al!
    -Yav hacım ne gereği var şimdi?!
    -AL lan AL!Artistlik yapma bana!
    -Hade bakam,sağolasın...
    ...7000000 gold gained...
    -OHA ne yaptın LAN! 70 milyon gold al olm ne yapıcam ben bunu yaw?!
    -Lan olm al işte manyak mısın nesin!Bende para bol!3 5 item de veriyorum şimdi al bunları!heh!
    Agwe gene biraz durdu...Tekrar Çakırcalıya baktı!Bu adam gerçekten çok güçlüydü etrafındaki diğer adamlara baktı!Hepsi onlara bakıyordu!Kapılara doğru kafasını usulca uzattı!Kapılar çoktan tutulmuştu bile...Yine aynı soruyu Çakırcalıya sordu:
    -KİMSİN SEN?!
    -Dostunun Dostu!
    -...
    Çakırcalı bir iki itemide ona verdikten sonra artık gitmesi gerektiği söyledi!Kapılara doğru yöneldi...Agwe üzerindeki kırmızı yazıyı ne yapacağını sordu Çakırcalıya ürkerek:
    -Bu artık benim Hikayem...
    -Nasııl lan?! OLm hepinizi tiyatro mu çevirionuz lan bana:D
    -Nasıl kardeş anlamadım?!
    -Neyse salla hacım!
    -Ben kaçıyordum bilader hade görüşürüz,lvl kasmaya bak sos item falan al kendine BOL bol sağlamlaşman lazım!Unutma Ronin’e dikkat et!
    Çakırcalı gittikten sonra biraz bekledi,artık etrafındaki herkese gülümseyerek bakıyordu...Downhag’a gitti kendine oradan bir iki item aldıktan sonra,şüpheli bakışlar arasında tekrar Jangan’a döndü...Telepor kapının merdivelerinden indikten sonra onu karşısında bekleyen ürpertici bir kalabalık ve en önde duran iri yarı,büyük armorlu bir adam tarafından durduruldu...
    -Ronin...
    Adam ona doğru ilerledi...Etrafında gezindikten sonra onunla savaşmasını istedi...evet teke tek!Çakırcalının sözlerini hatırladı,sanki gözlerinin onunden şimdi bu sözler geçiyordu!Ama ne gianttan ne boss’tan nede bunun gibi şerefsizlerden kaçmak erkekliğe sığmazdı,ne kadar 10/9’u kaçmak olsada...=)
    Dışarı çıktılar arkalarındaki uğulutulu kalabalıkla birlikte...Hiçkimse ona saldırmadı,ronin dahil!Birden etrafınıda gözlerinin kamaştıra kahverengi tozlarının uçuştuğu bir büyü karşısında bakakaldı...
    ...Harpony Teraphy...
    -THis day... your day murder!
    Etrafta bahisler oynuyor herkes onlara bakıyordu ama kimse Agwe’ye dalma cesaretinde bulunamıyordu bile!
    -cılız çucuğa bende 100k
    -Ronin’e benden 2 milyon
    -Ronin’e 250k
    -Ronin’e benden 3 weapon elixir!
    -...
    Bahisler bir kenara,kin ve intikam bir kenara yığıldı...Durdular!Son bir ses duyulduktan sonra Agwe öleceğini bile bile gene aynı anı yaşıyordu:
    -Let’S...you start(hadi sen başla!)
    -...
    -Agwe’ye 6 milyon!
    -...
    Birden herkes arkasını döndü...Yo!Hayır bu tek bir kişi değildi!Bu da neydi böyle!Hertaraf kıpkırmızı oldu birden!Yağmurda parıldayan birsürü kırmızı NİCK!
    -Bahisler kapandı!Agwe kardeşimizi kurtarın!
    -KIRIN LAAAAAN
    Ronin gene aradığını bulamamış bir umutsuzlukla:
    -SHİT!
    -KIRIN LAN RONİN’İ KAÇIRMAYIN!
    -...
    (devam edecek) Allrıgthreserved İbrahim ŞANLI

    A MURDER STORY/ Episode:7

    THE SİEGE OF JANGAN!


    ...Etrafta dolaşan bir sürü kırmızı nickli adama birden bakakaldı herkes...Agwe sadece olduğu yere çakılmış yavaş yavaş çiseleyen yağmurun altında anlamsızca duran gözlerini açamıştı bile...Hertaraf...Evet hertarafta bir uğultudur kopuyordu,hiç kimse ne olduğunu anlayamıyor,kimisi yere düşüyor kimisi ise bu gelen büyük kızıl orduya karşı göğüs göğüse savaşıyordu...Arka kapıdan birden önlerine atlayan hunterlar murderları iyice şaşırtmıştı bir kaç dakikaya kalmadı ki arkalarını da kuşattılar...Herkes,Bütün East gatenin bu çıldırmış,uğultulu kalabalığına katılıyor,murderları öldürmek için seferber oluyorlardı sanki...Ama bu kızıl ordunun unuttuğu bir şeyler wardı...
    -Ahahaha This is A trap Agwe!
    -Lets HUNT this ANİMALS!
    -...
    Agwe Gözlerini çevreleyen yağmura ardındanda üzerinde haince süzülen yağmurda sararmış gölgelere baktı...Okunu iyice kavradıktan karşısında duran hunterlara:
    -ALAYINA ŞALGAM SUYU!!!
    -KIRIN LAAAN!
    -Bre koman Yoldaşlar!Kırın hunterları!
    -AHAHAHAHAHAHA!!!!
    -Birden herkes ayaklandı...İşte bu resmen bir savaştı artık!Hiçkimse yerinde duramıyor,kapılardan yağmur gibi akın akın gelen Hunterlar ve diğer Ronin in adamları Ellerindeki yaylarıyla sanki onları ablukaya almaya çalışıyordu...Savaş artık kaçınılmazdı Murderlar East Gateden çıkmaya çalışan bütün herkesi anında yere indiriyorlardı..Agwe ise Hunterların arasında 3-5 kişi ile dayanmaya çalışıyordu!Fakat bu dayanma bir o kadar cesaretli ama bir o kadarda umutsuzdu artık!Yüzünden süzülen ve sanki onunla alya eden yağmur damlaları gözlerinden süzülerek,sanki gözlerinde artık paslanmaya yüz tutmuş umuduyla birlikte yere akıyordu usulca...Ronin'i aramalıydı...Çıktı birden kendini adamların arasında öyle bir attı ki arkasından ona atılan okları hissetmedi bile...Ronin i gördü...Evet işte kaçıyordu!Onu izlemeliydi!Ama arkadaşlarını burada bırakıp gidemezdi!Birden arkasında duyduğu bir ses ile artık iyice umutlandı:
    -Sen GİT kardeş!Bizim merak etme!
    -South Gate!Hunterlar South gateden geliyorlar!
    -Kimseyi İçeriye sokmayım!Traderleri bile!
    -Buraya gelin!Bu kapıdan girmeye çalışıyorlar!
    -RONİİNN!
    Ronin...İşte yine kaçıyordu!Agwe artık gerçekten bu düşünceleri,bu bilinmeyen bulmacaları artık fırlatıp atmak istiyordu beyninden...Ama artık yapılacak bir şey yoktu!Yağmuru önüne aldı ve Bu kaçan,korkak adamı takipe koyuldu...Arkasından Cold status atıyor fakat adam geri dönmüyordu!Zaten Agwede bunu beklıyordu!Çünkü geri dönse onu tek bir vuruşta yere serebilirdi...Ronin hızlıca koşuyor arkasında bırakttığı adamlara bile bakmıyordu...Agwe birden arkasına doğru baktığında onu takip edenlerin olduğunu gördü...Ama bunların hepsinin elindede glavie vardı...Arayı açmalıydı!Arkadan gelen müziğin sesi,yağmurun sesiyle karışıyor ve murderların çaresiz haykırışlarıyla kulaklarına alaycı bir biçimde vuruyordu!Arkasını Döndü...Kendine doğru gelen adamlara baktı...Ronin de durmuştu!Agwe'ye son west gatenin kapısından gülerek baktıktan sonra:
    -Aahaha you are Dead, Fool!you are real chicken!
    -SHUT UP BITHC!
    -looser!Why did you Following me?!(neden beni takip etmiyorsun?!)
    Ronin,West gatenin uzun,sarı,meçhul duvarlarına baktıktan sonra,yağmurun aşındırdığı duvarları tekrar gezdirdi gözünde!Farketmemişti!Evet...Yağmur örtmüştü belkide ama Titreyen West Gatenin duvarlarında çınlayan bir uğultu ile irkildi...Artık Oda MURDER'dı!
    -What are you doing here...İm a murder! (Noooluo lan?! Murder olmuşum!)
    Tekrar West gate'e gözlerini çevirdi...Birden gözlerini gökyüzüne doğru uzanan,geniş duvarlara doğru uzattığında ona doğru gelen biçimsiz,ama büyük bir kalabalığı farketti:
    -SHİT!!Newbies!
    Evet...Birden Hertaraf Newbie ile dolmuş,bütün bu newbieler Ronin'in üzerine atlamıştı!Bu o kadar büyük bir kalabalıktı ki Ronin ne yapacağını şaşırmıştı:
    -Nereye kaçtığını sanıyorsun lan sen!Şerefsiz!
    -Gebertin lan!Türkleri ezmenin ne olduğunu gösterin lavuğa!
    Ronin bu üzerindeki 10-15 level itemlerle,ellerindeki 16 lvl bowlar,merciless snake spearlarla durdurmaya çalışan çaresiz anca 3 5 damage işleten bu grupa sadece bakıyordu...Hertarafını çeviren,onu oyalamaya çalışan bu adamlar Agwe'ye bir yardım olsun diye üzerinde hiçbir koruması olayan itemleriyle delicesine saldırıyordu!Kimisi ronin'e cold fırlatıyor,kimisi vucudunu okluyor,kimisi ise mızraklarıyla yolunu kesmeye çalışıyordu!Agwe bu kalabalığı buradan dağıtmalıydı...Evet ona yardım ediyorlardı!Ama hepsi ölebilirdi!Arkasına baktı!Birden West Gateden çıkan bir HUNTER grubu ile karşılaştı..Arkasından da geliyorlardı...Yapacak bir şey yoktu!Bir önündeki Adamı çaresizce durdurmaya çalışan Newbielere,birde hemen sağındaki,ona doğru gelmeye çalışan hunterlara ve kapıdan çıkan hunterlara baktı!Durdu!Newbielere PK yapılamazdı...Evet bunu yaşamıştı!İşte bu onun için bir şanstı!Newbieler onları oyalarken oda HUNTER'lar ile savaşabilirdi...Ama ne ile?!Elindeki BU 24 lvl Horseman Bow ile mi...İşte artık başlıyordu!Hunterlar ona doğru iyice yaklaştılar...Agwe Newbielere bakarak:
    -Dayanın kardeşlerim!Şu Hunterların alayını keseyim!sakın Ronin'i bırakmayın!
    -Sen bizi merak etme kardeş!Biz hallederiz Ronin'i!
    -...
    -CATCH AGWE!CATHC HİİM!
    Agwe kendisine doğru gelmekte olan gruba doğru bir Autumn With flame fırlattı...Hemen arkasında bir Hunter belirmişti bile ardına ardına Agwe'ye Arrow Combo atıyordu!Agwe bu adama bakmıyordu bile...Adam Fire damage ile çakıyordu ve üzerine gelen bir cold status belki buradaki bütün direnişi bitirebilirdi!Arkasındaki kapıdan çıkan adamlar onu daha yeni görmüş ve yaylarını delicesini çekmiş ona doğru fırlatıyorlardı oklarını!Agwe ilerleyemiyor...olduğu yerde duruyordu!Arkasında savaşan Newbieler ve hemen ilerisinde kapıları tutan murder arkadaşlarına bakıyordu sadece...Üzerine gelen bir Anti Devil bow vave onun Hp sini sıfıra çekmişti resmen!Ama ayakta durmalıydı!Çakırcalının ona verdiği 370 Hp potlarını skıll barına koydu!Bu son çaresiydi!Hunterlar durmadan ok yağmuruna tutuluyordu!Artık bunu bitirmeliydi!Bersekker Gaugesinin dolmuş olduğunu farketti!Kıpırdamasa bile bununla onları geriye murderların olduğu tarafa doğru kovalayabilirdi...ama peki Ronin?!O tarafa doğru kaçarsa Ronin'i kaçırırdı!Durdu...Elleri bilinçsizce skıllere basıyor,ne yaptığını anlayamıyordu!Birden ekranı dolduran kızıl,çıldırmış bir karakterle göz göze geldi!
    ...BERSEKKER GAUGE...
    ...1972 //Critical HİT//...
    Yürüdü...Ronin bekleyebilirdi!Onunla bir kere daha karşılacağını adı gibi biliyordu!Üzerine doğru gelen Hunterlara doğru anti devi vave fırlattı...critcal HİT vurdu!İşte bu güzeldi!Arkasında gelen 3 adam şimdi onu onu kovalıyor o ise daha demin onu takipe den hunterları koşuturuyordu...Şimdi roller değişmişti Agwe geri kaçıyor,daha demin onu takip eden hunterlar ise ondan kaçıyorlardı!Tekini bir Autumn with flame ile yere serdi!Diğeri ise neredeyse ölmek üzereydi...Arkasında duran ona arrow comba çakan adam bile artık geri kaçıyordu!Birden arkasında çaresizce Ronin'i engellemeye çalışan Newbielere baktı...HAYIR!Bu nasıl olabilirdi?!Newbielere yere seriliyordu!O bir murder olmasına rağmen newbieleri nasıl yere serebilirdi...Durdu!Onun kovaladığı adamlardan sadece 2 kişi kalmıştı!Ama arkasından gelen 3 kişiye doğru gidip,onları haklayıp Ronin'i ele geçirmeli ve artık kafasındaki bu anlamazsız düşünceleri yok etmeliydi!Newbieler nasıl ölebilirdi!Bu olamazdı!Bersekker Gaugesi daha bitmememişti ki Etrafı sarsan büyük bir ses ile irkildi...Newbielere çığlık çığlığaydı!Evet Newbielere yere sere Ronin değil Bir Thefti!Ama bunlar nereden gelmişti!Yağmurun arkasında beliren kahverengi,büyük bir cismi farketti...Hayır...yanılmamıştı!Bu bir IRON OX'tu!Yğamura doğru bakarak Ronin'e hedef aldı ve sadece dilinden yağmura kaışan şu 2 kelimeyi duyabildi bütün Jangan:
    -Spawn Theft!
    -Ahahah!you Rıgth fool!This is my man...
    Ronin'in arkasında üzerinde Black Devil Suiti ile beliren biris daha çıktı!Adam Iron OX'un üzerinde indi ve ronin'in yanına doğru sokulduktan sonra!Ronin kendisine saldıran Newbielere aldırmadan Agwe'ye baktı:
    -LEMNİNG!
    -...
    Lemning!Üzerine korkarak tıkladıktan sonra 4 lvl bir expert theft olduğunu farketti!Bütün Newbielere yerdeydi!Üstelik bu Theftler Ronin'in kendin adamlarını bile öldürmüştü!Bu nasıl bir bir savaştı böyle?!
    Lemning'in Theftleri Artık heryeri yıktıktan sonra Etrafta bu 2 hainden başkan bir kişinin daha olduğunu farkettiler!
    -Hasss...Topuk hacım!Topuk!!
    -Ahahahah RUN YOU FOOL!RUN!
    -...
    Agwe kaçmaya başladığı sırada birden West Gateden fırlayan birisini gördü!evet bu tanıdık birisiydi!Ronin'e Theftlerin arasında bekleşen ve Ronin'in bu son lafını Ağzına tıkayan bir laf etti ve Agwe'ye baktı:
    -WHO SAY RUN?!(kim koş dedi?!)
    -...
    -ALONE RUNNER!
    -?!?!
    (Devam Edecek) AllrigthReserved İbrahim ŞANLI

    A MURDER STORY/ Episode:8

    SEARCH & DESTROY!


    ...Lemning güneşin ilk ışıklarının Jangan Kalesinin uzun,meçhul duvarları üzerinde süzülüp yavaşça artık dinmeye başlayan yağmurun son tanecikleriyle birleşmesini izledikten sonra...Kalenin derinliklerinde çimenlerin gölgeli uçlarını titreterek gelen büyük bir ışık huzmesiyle irkildi:
    -Who is This Fooll (Bu da Kim lan?!)
    -Here You are Alone Runner! (işte buradasın Alone Runner)
    Agwe birden geriledi!Nedense içinde garip bir güvensizlik duygusu doğmuştu!Evet...Alone Runner'ın ona bir-iki gün önce söylediği ve ilk başta ona saçma gibi gelen bu sözler şimdi onun düşüncelerine karanlık bir gölge gibi oturuyordu:
    -A MURDER NEVER TRUSTED ANYBODY (Bir Katil Asla Kimseye Güvenmez)
    Şimdi herşeyi daha iyi anlıyordu!Alone Runner'a güvenmiyordu nedense!Bu heryerde çıkıp onun hayatını kurtaran adam ne yapmak istiyordu ki!Bir süre sadece bakakaldı ve olanları izledi!Aniden derin bir sessizliğin ardında kulaklarında sızarak düşüncelerine giren bir sesle irkildi:
    -RUN! (koş)
    -...
    -Lemning!He is your!KİLL HİM! (Lemning o senin,öldür onu!)
    -Ash You Wish!Master...
    -İm return now!Cya murder!ahaha!
    Ronin birden hızla Water Ghost Marshland'a doğru uzaklaşmaya başladı!Arkadan Murderların derin uğultuların bulutlardan kopup gelen çiseleyen yağmur tanelerine takılıp sanki inadına Agwe'nin üzerine yağıyordu bütün hıncıyla!Durdu...Birşeyler yapmalıydı!Sise bulanmış ağaçların arasında hızla koşan Ronin'e baktı!Daha sonra kalenin kenarında Lemning'i süze Alone Runner'a:
    -Cathc Him Agwe!İm fıgthing... (yakala onu)
    Alone Runner daha sözünü bitiremeden arkasında dizilmiş siyah karaltılarla göz göze geldi!Bunlar Npc theftlerdi!Birden delicesine üzerine atılıp,saldırmaya başladılar!Lemning ise Alone Runner'a yavaşça yaklaşıp ona bir kere Chain Spear vurduktan sonra Alone Runner'ın sözünü tamamladı:
    -...This bastard!
    Agwe birden ne yapacağını şaşırdı!Bir Ronin'e birde Alone Runner'a baktı!Alone Runner' yardım etmeliydi...Hem Npc theftler ile kapışıyor hemde Lemning'e saldırıyordu!Ama o Npc theftlere ne yapabilirdi ki?!lvl'leri en az 50 civarlarındaydı!Düşündü...Evet!Theftlere bir şey yapamazdı ama geldikleri yeri engelleyebilirdi!Tekrar güneşin kızıl ışınlarını sanki topuklarına yapıştırmış gibi koşan Ronin'e baktı!Onunla bir kez daha karşılaşacağını adı gibi biliyordu!Şimdilik kaçmasına gene izin veriyordu istemeden!Bulanık bulutlara bakarak koşan Ronin'e son bir kez bakarak:
    -I SHOW YOU DAY RONİN!I SHOW U DAY...
    -Ahahaha!Go Out Murder!Aha,my return time is come! (git burada murder,benim kaçış zamanın geldi)
    Birden ağaçların yeşil gölgelerini aydınlatan gür,beyaz bir ışık huzmesi dikkatini çekti!Herhalde Ronin Return Scroll kullanmıştı!İşte bu onun için gerçekten iyi bir fırsattı!Ronin arık Town'dan dışarıya çıkamazdı!Zaten Jangan'ın bütün kapıları Murderlar Tarafından Tutulmuştu!İşte Şimdi Alone Runner'a Borcunu ödeme zamanıydı!
    Bitik güneşin ışıklarının arkasında süzülerek üzerine çöken bir gölge ve omuzlarından aşağı ine 2 çift omuz ve bedenine dikilen iki çift göz Agwe'yi anlamsız bir korkuya sürükledi birden!Kafaısnı yavaşça yukarı doğru kaldırdığında ise kahverengi,büyük bir IRon ox'un karşısında dikildiğini Farketti:
    -Hass!Hass!Hass!
    Birden kendini büyük bir ağacaın yanına attı!Npc theflerden uzakta olmalaydı!Menzilini ayarladı!Ve hızlıca oklarını fırlatmaya başladı!Hayır...Bu yaratıığı değil bir saat!Bir günde bile öldüremezdi!Ama umuta açılan kapılar be sefer ardı ardına açıktı sanki onun için!Ronin Town'da hapsolmuş,murderlar ise bütün kapıları birer birer tutmuştu!Agwe ile Alone Runner artık tükenen bir savaşın verdiği cesaretle üzerlerine doğru sislerin arasından kopup gelen gölgelere bakakaldı!Hayır!İşte işleri artık bitikti!Bunlar Hunterda başka ne olabilirdi ki?!"Hayır...bu hikaye burada bitemez" Diye geçirdi!Fakat umuda açılan kapılar her zaman açık olacak değildi ya?!:
    -DALIIIN LAAAN!IRON OX'A DAAALIIIN!
    -HERKES DALSIN!DURMAYIN ÖLENLERİ REZLEYİN!
    -LAN KAÇAN BEN VURURUM ALLAHIMA
    Birden bu kahverengi,iri yarı yaratığın üzerine cesaretle çullana büyük kızıl bir ordu Agwe'nin şaşkın bakışlarına mağruz kaldı!Hiçbiri pes etmiyor,kimisi Npc theftlere yakalanıyor,kimisi ise ölüyor fakat yeniden rezleniyordu!Arkadan gelmekte olan bir diğer Murder grubu ise onlara heal basıyordu!Nukerlerin yardımıyla Iron ox artık yavaş yavaş ölmeye fakat murderlarda azalmay başlamıştı!İçlerinden bir kaçı bersekker bile olmuştu!Agwe içinde gururla şu sözleri geçirdikten sonra Iron Ox ıslak çimenlerin derin uzun gölgelerinde boğulup kayboldu:
    -Gösteri Bu mudur?!Budur?!
    Iron Ox yere serilmiş ve batu kapısı kurtarılmıştı!Fakat Jangan'da olup bitenlerden kimsenin haberi yoktu!
    (Arkadaşlar bunda sonra ingilizce konuşmalarıda türkçe yazıyorum)
    Ronin Towndaki adamlarıyla birlikte Herbalist Yangyunun yanında beklerken birden güneşin kızıl ışınlarının arkasından yanına doğru gelen bir adama baktı:
    -Kapıların hepsini murderlar tutmuş!Jangandan asla çıkamayız!
    Ronin ayaklarının yağmurun asice ıslattığı kaldırımlar sürterek teleport kapısının yanına doğru ilerledikten sonra:
    -kim demiş çıkamayız diye!
    -...
    5 dakka sonra Downhag'a giden büyük bir grup townda korku salarak dolaşıyordu!Stable'den atlarını aldıktan sonra Downhag'ın büyük kapısınında rüzgarı gölgesini dalgalandıran Ronin atını dizginlemeden önce:
    -SÜRÜN...SÜRÜN ATLARI JANGAN'A
    -AHAHAHAHA
    (devam edecek) Allrigthreserved coprigth İbrahim ŞANLI

    A MURDER STORY/ Episode:9

    BLODLY AMBUSH

    :::A MURDER STORY:::
    Episode:9/ Bloodly AMBUSH!
    ...Agwe, Hızlıca beyninde dalgalanıp,rüzgarın ince uğultusuyla kulaklarına doğru uzanan müziğin vuruşlarını daha yeni yeni hissediyordu!Sönük gözlerini boğuk gökyünüzüne doğru dikip,başının üzerinde usulca süzülen,ona yoldaşlık eden kartalına baktı!Etrafında hala ne olduğunu anlayamadığı sessiz bir o kadar garip bir toz bulutu dolaşıyordu sanki!Birden janganın büyük,sarı kapısının yanında ona bakmakta olan büyük bir insan topluluğunu farketti!Arkasında sislerin arkasından çoğalıp yüzüne çılgın deli taneleri gibi vuran yağmurlar gibi vuran bazı sesler duyuyordu!Bunlar onun murder arkadaşlarıydı!Yerde çaresizce yatan Iron Ox'un başında toplanmışlar,yüzlerinde zaferin ve cesaretin bıraktığı garip bir sevinçle ellerinde ucu aşınmış kılıçları ve yayları ile gururla geriniyorlardı!İlerledi...aniden arkasında beyaz,tok bir ışığın sislerin arasına karışıp bulutlara doğru uzanması ve ardında duyulan korkak bir gülümsemeyle irkildi...Bu lemning'ti:
    -Ahahaha!Cyaa Murders!İm need to bandit Den!!
    Agwe'nin hemen sağında kapının eşiğinden durmankta olan Alone Runner Aniden yerinden fırlayarak Lemning'e bir Flying Dragon Fly fırlattı,Ağaçların arasından keskince geçip,şaşkın gözlerin anlamsız ve korkak bakışları arasında fırlayan bu mızrak ne yazık ki hedefini bulamamış,suçsuz bir ağacın kahverengi dik gölgesinde süzülen berrak yağmur tanelerini delerek öylece saplanıvermişti!
    Herkes sadece bakıyor,bu olup bitenlere kimse yorum bile yapamıyordu!Sadece kapının yanında onlara bakan bazı playerlardan ses çıkıyor,onun dışında Safe zone'da beklemekte olan Ronin'in hunterları ağızlarını bile açamıyorlardı!Çünkü öyle yapmalıydılar!Ağızlarında çıkan bir tek kelime bile burada patlak vericek herşeyi tamamen değiştirebilirdi!!!
    Downhagtan hızlıca ilerleyip Hyungo yoluna doğru dolu dizgin gitmekte olan Ronin içindeki yenilgi dolu intikam ateşini ne kadar kendini avutan adamlarının tesellileri ile söndürmeye çalışsada yinede,arkasından çılgınca esip sanki ruhuna "GİT" diye işleyen rüzgar bu tesellilerin hep önüne geçiyordu!Alone Runner'dan bir türlü alamadığı itemi düşünerek daha da sinirleniyor ve hiç kimsenin çözemediği bir tek onun ve Alone Runner'ın bildiği bu itemin gücünü veya adını aklına getirdikçe çıldırır gibi oluyordu!Her tarafa adam salmış arrange pointi yüksek bütün theftleri himayesine geçirmiş fakat bu itemi bir türlü elde edemişti!Üstelik şimdi işi daha zordu...Evet zor!26 lvl adamları murderları düşünüpte bir de arkasındaki Alone Runner'a bakıyordu...Birde şimdi Agwe diye birisi musallat olmuştu ve onun murderları!Eskiden 20 en fazla 30 lvl adamlar tutup etrafta dolaşan daha yeniyetme murderları çok kolay temizlerdi!Ama artık hepsi tek bir birlik olmuş,Babelde dehşet saçıyorlardı!Dehşet...Hayır!Bunu aslında kendisi saçıyor!Tiger Mt. way'e thetleri yüksek lvl theftlerini yerleştirip daha ilk ticaret kervanını kuran Traderleri hep o öldürüyor,üstüne üstlük daha sonra hunter olupta Murderları kışkırtıyordu!Aklına 20 haziranda işleme geçicek olan uptade geldi!Gm tanıdıklarına bu murder konusuyla ilgili gerçekten büyük bir bilgi vermeliydi!Evet..gerçekten murderlar çoğalırsa artık ne İtemi elde edebilir,nede Babel'de üstünlük sağlayabilirdi!Gerçekten artık bir savaşın başladığını ve bunun galibinin kim olduğunu bilerek yavaşça yaklaşmakta oldukları Soeyok'un batı limanını işaret ederek:
    -Buradan karşıya geçtiğimizde,herkes Janganda Exorcist Homeda bekleyesin!Ripper,sen adamlarınla Doğu kapısından Town'a girip west kapısından onları kıstıracaksın!Anlaşılmayan bir şey war mı?!
    -...
    -Let's go and some kill TURK! (hadi gidip biraz TURK kesellim)
    -Aye...
    -RUN!RUN!Ahahahahah!
    Ronin,aniden arkasını dönip daha demin "Run" diye bağıran adama:
    -Don't say me "RUN",FOOL! (bana asla "Run" Deme!)
    -...
    -o..oke!Sir!
    -Let's get hell outta here! (hadi bu cehennemeden çıkalım!)
    Ronin,Limana usulca vurup,onu okşayan sakin nehirin ucuna baktıktan sonra gözlerini kayalara kendini ölümüne kazımış olan yosunlara doğru ilerledi!Sislere boğulmuş heynetli sakince gökyüzüne doğru uzanan dağlara baktıktan sonra denize karışan bir kaç kelime çıktı yorgun dudakları arasından:
    -Asla buralara çıkayamacaksın Alone Runner!!!Buralar Benim!!BENİM!!!
    -...
    Yavaşça uzak dağların karlı gövdelerinde batmakta olan güneşin kızıl ışınları Agwe'nin gözlerine ve bekleşip durmakta olan murderların suratında yavaşça süzüldükten sonra hiç kimseye belli etmeden yavaşça kayboldu!Alone Runner ile Diğer murderlar hiç bir şey konuşmamış sadece Alone Runner'a kim olduklarını ve ne olduğunu sormuşlardı!Alone Runner ise Agwe'ye yaptığı gibi murder rule'lier sayarak onlara aynı cevapları vermişti:
    -A MURDER Evertime Running Alone! (Bir katil her zaman yalnız koşar!)
    -...
    -A MURDER NEVER TRUSTED EVERBODY! (bir katil asla kimseye güvenmez!)
    -...Nası lan ?! Şimdi...
    -A MURDER CANNOT ESCAPA & CANNOT USE A TRANSPORT! (bir katil kaçamaz ve transport cihazı kullanmaz!)
    -Hönk?!
    -...
    Agwe,Alone Runner'a bakarak ona hafifçe gülümsüyordu!Alone Runner ise birden bir şey unuttuğunu zannederek arkasını dönüp Murderlara:
    -...And!Last Rule for Agwe!Agwe saying me this! (son kural Agwe için!Bunu bana Agwe söyledi!)
    -Ahaha!Lan olm adamlar kendi aralarında Murder Anayasa Kütüğü oluşturmuşlar hacım helal valla en diyelim!
    -yok la bence süpper hacım!Genişletilmeli bu!Madem birlik,beraberlik,kıl,tüy,yün diyosunuz!İcraat'a geçelim hafız!
    -Guild mi kursak lan?!
    -...
    Birden bütün gözler bu sözü söyleyen kişiye çevrildi!Herkes gerçekten bu fikri cazip bulmuştu!Bir birlik kurulacaksa önce güç değil,kardeşlik,kankalık ortamı kurulmalıydı!O da zaten onların arasına güçten önce sızıp,Gücü büyük görenleri çoktan ezip geçmişti bile!Alone Runner ise ne olduğunu anlıyamaıyordu!Bbirden kapının önünden hızlıca atıldı!Beyaz,sislerin arasından yükselen sesler yerleri titreterek herkesin kulaklarını esir etmişti!Yerde oturanlar hızlıca ayağa fırladılar!Agwe en son kalkmıştı!Yine birşeyler olucak gibiydi!4 bir taraftan yükselen sesleri sanki sustururcasına bağırararak:
    -İŞTE ŞİMDİ GERÇEK SAVAŞA HAZIR OLUN KARDEŞLERİM!!!
    -Hönk?!
    -...
    (Devam edecek) allrıgthReserved İbrahim ŞANLI

    A MURDER STORY/ Episode:10

    VİCTORY or DEAD!

    ::A MURDER STORY:::
    Episode:10 VICTORY or DEAD!!
    Yavaş yavaş dağılmaya başlayan sislerin ucunda beliren ağaç yaprakların arasından çoğalarak gökyüzüne süzülen inlemelerin arasında sanki kapana kısılmış gibi çaresizce bekleşip duran murderlar birden ne odluğunu bilemeden kendilerini vucutlarını geriye doğru attılar!Agwe,Alone Runner'a sanki korkusunu onunla paylaşmak istercesine baktı...Yürüdü!Arkasında geniş zırhında süzülen güneşin ışıltıları sanki sisleri aydınlatarak ona yol gösteriyordu!Hala sesler dinmiş değildi...Hızla water ghost marshlandaki bir ağacın yanına doğru sokuldu sislere boğulmuş sönük bulutlara bakarken,birden gözlerinin parıltılı yansımasında dehşetle süzülen bir çift göz daha belirdi:
    -RONİN!!
    -Agweeeee!!!!!
    -DALIIINN LAAAN!!!!!!
    -AGWE'Yİ YALNIZ BIRAKMAYIN!!!!!
    -Kaçanı ok'a boğarım ulan hepinzi dalın bir tane kırmızı nickli adam görmek istemiyorum arkada!!!
    (Babalar burda hep beraber KURBAN'dan NAMUS BELASI adlı şarkıyı dinliyoruz )
    Agwe birden ne olduğunu anlayamadı Ronin karşısındaydı ne yapmalıydı!!Geri geri kaçmaya başladı!!!Arkasında gövdesini aldırmadan fırlayıp geçen ok'lar onu daha da korkutuyordu!Kaleye baktı!Arkadaşları ona doğru geliyordu!!Geri döndü;Hayır!!Kaçmamalıydı!!Etrafında hızla koşan Hunterları görüyordu!!Döndü...Ronin ile bu 2. karşılaşmasıydı ve artık Ronin'in puslu gökyüzünün bile gizleyemediği dehşet dolu gözlerindeki o intikamı görebiliyordu...Ronin vucudunu çevreleyip gözlerindeki umudu sarmış olan sislere doğru bakarak:
    -RUN MURDER!!!RUN!!!
    -...
    -A MURDER CANNOT RUN & CANNOT USE A TRANSPORT!!!
    -What?!
    Agwe sanki Ronin'in gözlerindeki intikam bilmecesini çözmüşçesine baktıktan sonra okuna bir demon soul arrow bastıktan sonra savaşı başlatan ilk atışını çoktan yapmıştı bile:
    -THİS İS RULE THEREE (kural 3)!!
    ...BeRSeKKeR GauGe...
    -What the hell?!
    Agwe birden yok olmuştu...Ronin daha ne oluğunu anlıyamadan kendisine fırlatılan cold status'un etkisinde yavaşça ilerledi..Gözlerini sislerin arasında hızlıca sağdan sola geçip yürüyen parlak bir cisme dikti:
    -Agwe...
    Evet!!Agwe onu yenemeyeceğini anlamış ve bersekker gaugesini kulllanarak hızlıca oradan uzaklaşmışıt!!bu etrafta dolaşan Hunterların lvl leri tam onun seviyesindeydi ve bersekker gauge ile neredeyse şimdiden 5 kişi temizlemişti bile...Batı kapısında murderları çok zorluyordı ve resmen etraflarına çullanmışlardı bir iki yüksek lvl'li adam ise arkadan ara sıra nova atıyor etrafta daha yeni oyuna başlamış olan newbiler ve tradeye çıkan bazı playerlardan bu kan yağmurunda fazlasıyla nasibini alıyorlardı!!Ronin'e bakmadan hızlıca batı kapısına gitmeliydi...Ama oraya gitmek sandığı kadar kolay değildi:
    -Where are you going murder!! (nereye gidiyorsun,KATİL?!)
    -İm go YOUR MOTHER!!
    -HEAAA!!!!
    -kill those bastard!!!Kill him!!!
    -...
    Birden Agwe'nin arkasında beliren 10 15 murder ile Hunterların yüzüne vuran korkunun alaycı gülümsemesi sislerin arasında dans ederek Agwe'nin korku dolu gözlerine vurdu:
    -Hüoopp?!Nereye böyle bilader?!Acelen mi var?!
    -SHİT!
    -Shit dersin tabii!!YIKIN LAN ALAYINI!!!
    -ŞEREFSİZLER!!
    Birden batı kapısının ortasında fırlayan oklarla irkilen gökyüzü sanki kızmışçasına gürlemeye yeniden bulutların dumanlı gövdelerinde birikmiş berrak damlalarını tekrar yağdırmaya başladı!!Batı kapısında ve waterghost marshland'da Hunterlar ile savaşn Murderlar asla çaresizliğe düşmüyorlar,öleni tekrar rezleyip ayağa kaldırıyorlardı!Gittikçe kırmızılaşan çimenlerin üzerinde meçhul ayaklarını kahpece sürterek yürüyen Ronin' birden hemen arkasında tanıdık ve daha önce çok fazlaca bedenine işlediği 2 çift okun sivriliği ve keslinliğini hisseti:
    -HERE WE ARE ALONE RUNNER!!! (işte buradasın Alone Runner)
    -BUT YOU GO Ronin...you go!! (ama sen gidiyorsun Ronin,Sen gidiyorsun!)
    -Awww...GİVE THAT İTEM!!!and im finish that WAR!! (ver şunu bana ver de bu savaş bitsin artık!)
    -Hımmm...this is real good! (Bu gerçekten iyi!)
    -You accept this?! (bunu kabul ediyormusun?!)
    -Good plan but you need to LİSTEN THİS!! (güzel plan fakat bunu dinlemeden lazım)
    -oke!
    -F.U.C.K. OFF!! (Bunu bilmeyen ölsün )
    -You...
    Alone Runner hızlıca okunu Ronin'e fırlatmaya başladı ilk önce 31 skill'ini kullanarak cold status almasını sağladı!Alone Runner'ın kalın armorunda süzülüp armorundaki yırtıklara dolan kanlar Ronin'e daha çok cesaret veriyordu!Chain spear ve Nukeleri Alone Runner'ı sanki bitirmişti artık!Alone Runner Geri geri kaçıyor ve sürekli cold nuke ile Ronin'in ona yetişmesini engelliyordu!!Birden gözlerinin önünde sanki daha önceden yaşadığı bu sahne kare kare geçiyordu!!Ronin onu weasel'lere doğru kovalamış oradanda water ghost marshlad'ın göl kısmın kadar gitmişlerdi!!Tekrar Ronin Alone Runner'a bir mızrak fırlattı Alone Runner ise bu saldırıya Yine Storng Arrow ile cevap vermişti!Gölün ortasındaki Kulenin oraya doğru yürüdü!Healt Potionları bitmek üzereydi artık!Fakat...Evet gerçekten yerinde gitmeyen bir şeyler vardı!!Oyunda aşırı derecede lag başlamıştı!Birden Ronin'i gözleriyle aradı!Daha sonra kalan son 10 potion'una bakarak bunların bitmemesi için yalvararak kendini kuleden gölün yeşil sularına kaışmış beyaz,puslu sislerin ortasına atıverdi:
    -Where are you Ronin?! (Neredesin Ronin!!)
    -...
    Arkasını döndü!Snki arkasından hızlıca geçen bir şey görmüştü!Ama sisler hertarafı kapmalıştı!!Yürüdü hertaraf gerçekten bembeyazdı...Kuleye geri dönmeyi istedi ama artık çok geçti!Kulede çokta sislerin derin boğultusuna kapılıp yok olup gitmişti adeta bulutlara karışarak!Birden gözlerinde derin bir korkunun verdiği acıyla irkildi gövdesine doğru inen büyük bir mızrağın darbesi onu gerçekten çok kötü yaralamıştı:
    -ahahaha!İM HERE ALONE RUNNER!!İM HERE!! (buradayım yalnız koşan,buradayım!)
    -SHOW YOURSELF YOU CHİCKEN!!! (kendini göster seni tavuk!)
    -İ LOVE THE FOG!!TAKE THİS!! (sisi çok seviyorum al bakalım)
    -Argghhh...
    Alone Runner sanki bu derin sislerin arasında dolaşn Ronin'i yek bir kişi gibi göremiyordu...Artık heryerdeydi ama diğer tarafta savaşn murderlara da yardım etmeliydi!Durdu...Okunu yavaşça gerdi...gerdi...gerdi...Etrafta dolaşan water ghostlara fırlattı..Bir tane daha ve bir tane daha!!!Ronin'den karşılık gelmiyordu tekrar arkasındaki bir water ghost'a ok fırlattı lag daha da çoğalıyordu birden Ronin'den ses geldi:
    -İ HEAR YOU FOOL!COME HERE!! (seni duyuyorum aptal,buraya gel!)
    Alone Runner tekrar etraftki Water Ghostlara saldırdı ve daha sonra kuleye doğru geri çekildi!İşte olmuştu kendisine doğru gelen ayak sesleri wardı!!Bekledi bir tane daha öldürdü tekrar sola doğru koştu...ve bir tane daha öldürdükten sonra tekrar sağa kulenin arkasına doğru bir ok daha fırlattıktan sonra kulenin önünde kendisine doğru arkası dönük bir biçimde gelen Ronin'in gördü!Hedefini belirledi..okunu çekti...çekti...çekti...
    -This ENDED(bu bitti!)
    -...
    -...
    ...DİSCONNETTED FROM server...
    İşte artık Murderların belkide sonu yakındı!Alone Runner Disconnet olmuştu ve oyuna girmesi ise artık neredeyse imkansızdı!Belkide artık murder story Agwe için bitiyordu...
    Batı kapısında bıkmadan,usanmadan savaşan Murderlar hiç kimseyi içeri sokmuyorlardı!Çok kısa zamanda bu iş bir Guild savaşına dönüşmüş ve en azında 4 5 guild tamamen MURDER olmuştu arkadaşlarını krutarmak için!!Gonnahell'in guildindeki adamlar Southtan Town'a girerek Hunterları kıstırmışlar ve batı kapısından savaşn Hunterların en büyük damarını burada kesmişlerdi Ronin'in planı burada tekrar suya düşmüş ve doğu kapısından girip batı kapısındaki murderları kapana kıstırmakla görevli olan Ripper'in adamları Gonnahell'in adamlarıyla karşılaşınca ne yapcaklarını anlayamadan bu çılgın türklerin karışısında adeta kalakalmışlardı!!Gonnahell doğu cephesinde savaşırken Misaki_milli Guildinde yüksek lvl'li bir kaç Theft te onlara yardım etmiş böylece hem experince arttırmış hemde kendilerine büyük bir düşman kazanmışlardı!!!
    Agwe Doğu kapısına doğru baktığında kendisine doğru dağılmış sislerin kanlı gölgelerini arındırarak gelen tanıdık bir yüz dikkatini çekti!!Evet bu Gonnahell'di !!Onlarda Murder olmuşlardı!Gonnahell sp kasmasına karşı onlara yardıma gelmiş ve Babel serverındaki bütün türklerin ayaklanmasını sağlayacak ilk hareketi yapmıştı bile...işte artık bu günden sonra ASİ TÜRKLERİN devri başlıyordu:
    -Hadi şunların işini bitirelim!
    -AHAHAHAHA!!
    -lan lan yardıma geldiler hacım bize Ottomans'lar
    Agwe etrafta dolaşan lafları gülümseyerek yanıtlıyordu...Fakat kednisini bu büyüye fazla kapturmıştı ki birden ne odluğunu anlıyamadan bir ok bedenine saplanıverdi:
    -ahhh..nooluo laa!!
    Aniden sağ tarafında delicesine etrafa ok sallayan birisini gördü!Dikkatle baktığında bunun Hunter değildi bir murder olduğunu anladığında ise:
    -LA _EVİL_ hacım biraz dikkat et yaw!Yuh yani yardın geçtin hafız armoru yaa!
    -AH hacım pardon yaw walla acaip kaptırdık kendimizi mevzuu patlak verdi baksana!
    -Eheheue oardon la düzelmio bu armor!
    -Tamam lan işte veririz repair parasını ne laf yapıon!Ama ben tamir etmem ayar oluyorum o chulsan denyosuna hacım ben veririm sen tamir et!
    -Neden lan adam ne yaptı olm sana?!
    -yaw bırak hacım lavuk herkesin ortasın çıpla çıplak oturuyor tutacam geçirecem o üzerinde oturduğu kütüğü kafasına haberi olmayacak lavuğun!!
    -la olm bir get ya:D
    Aniden diğer taraftan Agwe'nin suratına doğru hızlıca inen büyük bir ses onu daha da çok sevindirdi:
    -OoO babalar bırakın mavrayıda işimize bakalım!
    -Hasss...çakırcalı!
    -Bitti olm iş mi kaldı lan Hunterlar toza kaçtı, bulut oldu buluta girdi sis oldu ama Agwe daha iyi bilir hacım ne oldu?!
    -ALAYI ŞALGAM SUYU OLDU ULAN!!!
    Zaferin büyük uğultusuyla parıldayan güneşin ve sislerin arasında kanlarla birlite dolaşan şaşkın bakışlar bu cehennem alanını bir kez daha süzdüler işte yine bitmişti artık!Daha da önemlisi türklerin arasındaki birlik ağlanmış oyunda olsa bir türkün bir türk için öleceği ispatlanmıştı!!Arık bunu kimse itiraz edemezdi!!Bizim tarihimizle oyunda alay edip YÜCE ATAMIZA domuz ( ) diyen yabancılar kapının önünde öyle kalakalmış bu kızıl örtünün üzerinde süzülen beyaz sislerin uğultulu zafer çığıklarını dinliyorlardı adeta...
    -YA ZAFER YA ÖLÜM ULAN!!OLAY BUDUR
    (arkadaşlar hep berarber bir NAMUS BELASI daha kurbandan )
    -HADE HoBa Kop uLAAAN!kuracağımız guild için!!

    DÜŞTÜM SRO PRİSON'a PM ATAN ÇOK OLUR
    TOPLASAN O PM'LERİ DOWNAHG'TAN JANGAN'A YOL OLUR
    MURDER,TRADER DAR GÜNÜNDE HUNTER OLUR
    NAMUS BELASINA KARDAŞ SERDİĞİMİZ HUNTER BİZİM

    HEP BİR HANLI TURHANLIYIZ
    MURDERIZ BAŞKA BİR ŞEYE BENZEMEYİZ
    YÜZ BİN KERE TÖVBE EDER GENE POT'U ÇEKERİZ
    HORSER BİZİM,ORTAM BİZİM,SİLAH BİZİM KAN BİZİM

    HUNTER KURBAN ALAYI KURBAN
    ESİR ETTİK ALAYINI SEYRELEDİK
    NE BİR EKSİK NE BİR TAMAM HEPSİNİ ALCHEMLY'LEDİK
    KIR BOWU,KIR SPEARI KES CEZAMI YAŞAMAYI NEYLEYİM
    NAMUS BELASINA KARDAŞ
    KIYDIĞIMIZ CAN BİZİM,NAMUS BELASINA KARDAŞ
    VERDİĞİMİZ CAAAAANN BİZİİİİİİİMMMM!!!!

    A MURDER STORY/ Episode:11

    Grave BrotherHood

    ...Bulutların arasından süzülüp ağaçların titrek ve kuru dallarını titreterek esen rüzgar,kana bulanmış çimenleri sanki temzilercesi esiyordu janganın bomboş yollarında...Daha 2 gün önce tarhinin en büyük savaşlarından ve en büyük kaoslarından birine şahit olan bir şehir...Neden bugun bu kadar durgundu?!Aşınmış duvarlarından asice süzülüp,çatlaklardan hızlıca geçen yağmur taneleri bile sanki buna bir anlam verememiş gibi onlarda kalakalmışlardı bu dumansız gökyüzünün sakince duruşuna...Ne duşarda PvP yapılıyor nede Traderler geçiyordu artık...Bazen tek tük İlerleyip,arkasında esen rüzgardan kaçarcasına ilerleyen Hunterlar bile tedirginlerdi!Öyleki artık ne kimse bir huntera güveniyor,Ne onu koruması için kiralıyor nede ticaret için şehir şehir dolaşıyorlardı...Gece olunca bomboş,ıslak kaldırımlarda sadece uğulutulu bir sessizlikle dolaşn gölgelerin ayak sesleri duyuluyordu...Bunların herkes Murder olduğunu biliyordu!Fakat hiçbir kimse ne yanına gidip bir şey sorabiliyor ne de ona bakıyordu!Genellikle Gmabling House civarında görünen murderların artık Town'a girmesi kesinlikle yasaktı...Fakat bu yasak beraberinde bazı şeyleride değiştirmişti!Hiç kimse saldırıya uğrama korkusundan dışarı bile çıkamıyordu!Sadece ve sadece teleport kapıları kullanılıyor ve neredeyse bütün yolculuklar at sırtında yapılıyordu...ne de olsa murderların hiç bir transport kullanma hakları yoktu!Fakat onarı yıkma hakkının olmadığını kim söyleyebilirdi ki?!
    Murderlar jangan da Ch'in Tomb u kendi mekanları yapmışlardı adeta!Towna giremiyorlardı evet!Fakat kendi içlerinde yaptıkları birlikle bütün ihtiyaçlarını karşılıyorlardı!İçlerinden bir kaçının murderlıktan kurtulaması gerekti town'a girmesi için...Bunun için murderlıktan kurtulan veya Murderlarla çalışmak onalra katılmak isteyen kişi önce hizmet vermeli ve sadakatini göstermeliydi!Erzaka yardımı vs gibi benzeri şeyleri belli bir para karşılığında getiren bu kişilere "Sarpedons" adı verdiler kendi aralarında!Çünkü Agwe LvL kasarken ona yardım eden potion bittiğinde veya itemlerı kırıldığında yardım eden bir tek dostu vardı!Sarpedon...NE zaman Agwenin bir şeye ihtiyacı olsa boynundaki çok sevdiği siyah pelerini şöyle bir yoklar,başını sallayıp atına atladıktan sonra daha dakikası dolmadan Agwenin itemlerını getirir,eşyalarını townda tamir ettirirdi!Sarpedon bir süre daha bu hizmeti devam ettirdi...Ve Murderlara yardım eden her kişi Sarpedon gibi siyah bir pelerin takarak Townda dolaştı!Ta ki 2 gün öncesine kadar...Ronin,Hunterları artık daha çok denetliyor bütün yollara Hunterlarını,üstelik kiraladığı bazı Murderları koyuyor Ne Alone Runner'a Ne de Agwe ye ve onun arkadaşlarına göz açtırıyordu!Artık Sarpedons larda Jangan'a alınmıyorlardı!Bu Hunterlar tarafında değil,Murderlar tarafından istenilen bir şeydi...Çünkü bir keresinde gerçek bir dost sandıkları bir Murder onlara İtem getirmek vaatiyle Jangana gitmişti...Geldiğinde ise Murderlardan ziyade bu hain adamı haince kandıran bir iki murder ile savaşmak zorunda kalmışlardı!!Fakat Artık işler eskisi gibi yürümüyordu daha çok adama ve daha çok Murder lazımdı Roninle savaşmak için...Bunun için ise diğer şehirlere gidip Murderlara katılmak isteyen herkese bir çağrı gönderilmeliydi...Ama nasıl...?!
    -This is Rule 3:A MURDER CANNOT ESCAPE & CANNOT USİNG TRANSORT! (bir katil kaçamaz ve transport cihazı kullanamaz!!)
    Dedi Alone Runner elindeki silahını çaresize sallıyarak...Agwe etrafta yavaşça gezindikten sonra diğer türk arkadaşlarının olduğu yere giderek önünde güneşin sıcaktan yavaşça dalgalandırdığı yola doğru baktı:
    -O zaman Bizde Koşarız?!
    -...
    -Nasıl?!Agwe kafayı mı yedin kardeş!Yollar Hunter dolu üstelik at da kullanamıyorz hangi erzakla gideceğiz!Üstelik belli bir Rota gerek Downhag'a gitmek için Ferryler resmen bir HUNTER yuvası!!Her taraf kapalı!
    Çakıçalı,Oturduğun yerde The_Ottomans Guildi başkanının yanına doğru yavaşça sokulduktan sonra:
    -Bu yolda tek değiliz kardeşlerim hiç merak etmeyin!Zaten bunun başka bir çıkar yolu yok!Yoldan gideceğiz...yada Sonsuza dek burada Hunter korkusuyla yaşayacağız!İçimizden birinin yollara bakıp durumdan bizi haberdar etmesi gerek!
    Lelolinel Bow'unu nişan alır gibi Alone Runner'ın üzerine tutarak:
    -O zaman o gitsin!!Benim ona pek güvendiğim söylenemez Ronin i başımıza saranda O!Jangan yerle bir oldu!ben murder değilim ama sizin için Theft olarak guildçe dolaşırız kardeşlerim!Yollar gerçekten Çok kötü üstelik şu anda bizimde savaşta olduğumuz bir iki Guild var!
    -...
    -Peki ne yapacağız!burda böyle oturacak mıyız?!
    Birden Ch'in Tomb'un kapısından yükselerek çoğalan bir uğultuyla irkildi herkes:
    -Sarpedons!Sarpedons lar geliyor!
    Agwe,hiç kimseye bakmadan hızla kapıya doğru koşarak YazaD'ın merdivenlerde atlarıyla beklemekte olan sarpedonsların yanına sokuldu:
    -hoşgeldiniz kardeşlerim!bir sakatlık yok ya?!
    Agwe'nin hemen yanında tezgahını hazırlayan bir sarpedons Agwe'ye bakarak:
    -Var...hemde çok büyük bir sakatlık var hacım!
    Agwe,gözlerini çiselyen yağmurdan bir an olsun kaçırarak,sanki gerçeklerden kaçarcasına kafasını sesin geldiği tarafa çevirdi:
    -YazaD ne oldu kardeş?!Hunterlar mı yine?!
    -Hıh...Keşke öyle olsada Alayını sersem yere...lan bu şerefsizlerle uğraşmak için 67 lvl olduk iyi mi?!
    The_Ottomans Guildinin bütün üyeleri ve Murderlar birden merdivenlere doluştular çaresizce..Yağmur da sanki inatlaşırcası bu kırmızı nickli adamların suratlarına kamçı gibi vurarak titretiyordu adeta bedenlerini:
    -Ulan burada tıkıldık kaldı iyi mi?!Üstelik Hunterları Bırak! Traderler ile papazda olduk daha demin Downhagtan gelirken Ronin'in adamlarının kervanları soyduğunu gördüm!Önce Hunter olarak dalıyorlar olaya fakat Hyongo kalesinin orada adamları alıp sonra hepsini öldürüp Murder olup kaçıyorlar!!Şimdi daha demin gördüğüm adamları Buradada gördüm!Kervanları yağmalıyorlardı!Üstelik Bizim guildin adını vererek!!Yolda giderken bir an için şu siyah pelerini çıkarasım geldi!!Ama bu şerefsizlere dersini vermeden ne bu pelerini çıkaracağım ne de buradan çıkacağım hacım!!
    -Nasılll laan!!
    -Ulan..ulann bizim adımızı kullanmak hea!!
    -Hacı bir şeyler yapmak gerek yeminle mezara tıkıldık sanki burada!!
    -...
    Agwe yüzündeki yağmur tanelerini yavaşça silip atarak bu son sözü söyleyen Murderın yanına doğru yavaşça sokuldu:
    -Mezarda mıyız?!Evet doğru mezardayız...Üstelik hemde tam yerindeyiz!!C'hin TOMB!!Dışarıya çıksak mezar,içeriye girsek gene mezar!!!Fakat şunu unutmayın ki her mezarın başında bir ağaç yetişir!Bizim ağacımızda Üzerimizdeki bu kırmızı DAMGALAR!!Eğer bu ağacı her yola,her köprüye her şehire ekip büyütürsek işte o zaman yaşarız!!Şimdi...Benimle kim Downhag'a Geliyor!!!
    -...
    -ALAYINA ŞALGAM SUYU ULAN!!!BOŞALTIN C'HİN TOMB'U GİRERSEK GENE MEZARA GİRECEZ,DÖNERSEK GENE MEZARA GİRECEZ!!
    -Potıonları hazırlayın!!Sarpedonslar yolu kontrol etsin!
    -Hadi kardeşlerim gidiyoruz...gidiyoruz...!!!
    Birden c'hi tomb'un gölgeli duvarlarında yankılanan derin bir uğultuyla inledi sanki mezarlar!Ölü bir orduya
    misafirperverlik ede bu uzun duvarlar sanki yağmur üzerlerinde süzülen yağmur tanelerini gözyaşları diye daha hızlı akıyorlardı bu sessizce yürüyü giden ordunun ayaklarına...Uzun,geniş kapının içerisine giren murderlar dışarıya çıktıklarında sanki güneşin o cıvıltılı ışıklarıyla daha da serinlemiş gibiydiler...Birden sanki aralarında derin,anlamsız bir boşluk olmuş gibiydi...Evet özgürdüler!!Fkat özgürlük sanırım bu esaret yığınına küfür gibi gelmişti;
    -İleryin!Durmayın!!Acele etmemiz gerek!!!
    Birden ilerlerden bir rüzgarla birlikte fırlayıp c'hin tombun büyük duvarlarına sertçe vuran bir sesle çakılı kaldı sanki bütün murderlar;
    -Hunterlar!!Kaçın...içeriye girin!!Ronin...Ronin...
    -...


    (devam edecek) allrıgth reserved İbrahim ŞANLI


    A MURDER STORY/ Episode:12

    PRİSON GRAVE....



    ...Ch'in Tomb'un derin ve büyük gölgeli kapısının ardında beliren 3 5 kişi suratlarına sanki küfrederek işleyen sıcak güneşin o bitkin nefesiyle sanki tutuşarak yavaşça ilerlediler!Savaşacak gibi durmuyorlardı...Kapının önüne geldiklerinde silahlarını sakladılar...Murderlar ise ch'hin tombun merdivenlerinin uçlarında pusuya yatmış,sadece ve sadece kapıdan girmelerini bekliyorlardı!!Yağmurdan sonra kendini belli edip ortaya çıan güneş,artık ch'in tombun uzun ve çatlak duvarları arasında süzülerek içeride mezara tıkılmış gibi bekleyen murderlarını ruhunu kabartıyor,onları dahada bitkin düşürüyordu sanki...Karanlığa alışmışlardı bir kere!Hayatta kalmak için boğuldukları bu puslu ve sonsuz mezarın karanlığından çıkacakları anda bu gelenlerde kimdi böyle?!Herkes merak içindeydi...Belki bir tuzaktı bu onlar için!Hiç kimse ne kapının yanına sokulabiliyor ne de adımını atabiliyordu...Birden nerden geldiği belirsiz bir rüzgarın ardından kapınıbn önüne yığınla insan doluştu...Bütün toprak ve toz güneşin sarımtırak ve parlak dalgaları arasında raks etti adeta!Fakat hala bunların kim olduğu belli değildi...Agwe birden ileriye doğru atılarak YazaD'ın yanına sokuldu öleceğini veya hayatta kalacaığını bilmıyordu...Fakat söylenecek söz ilk veya son olsada her zaman bir dost'a sırtını dayamak o andaki herşeyi değiştirebilirdi:
    -Kimsiniz ne istıyorsunuz?!
    -...
    -Adamlar yabancı olmasın lan?!
    -...
    Lelolinel'de Agwe ve YazaD'ın yanına doğru gelerek arkasında kalanlara hitaben fısıldadı:
    -Merdivenlerde kalın!İçeri girdikleri anda bütün okçular uçlardan ayırılıcak!Düşük lvl olanlar dalmasın sadece Dondurun!Hadi aslanlarım!
    -...
    Agwe;Lelorinel ve YazaD'dan bir adım öne daha çıkarak okunu karşısında duran en yakın adama doğru doğrultu:
    -Size Kimsiniz Dedim...Yoksa ateş açıcaz!
    -...
    -Noooluo baba yaa tırstım olm ben acaip sessiz oldu burası!
    Agwe;Arkaya doğru bakarak:
    -Okçular arkama dizilin,Cold'lar sağ köşeye geçin...Bunu siz istediniz!!
    -...
    Birden tozlu ve büyük kapının ardında çıkan iri yarı zırhındaki pegasus işlemeliryle göz kapaştıran birisi aniden kapının önünde bitiverdi:
    -Size yardıma geleni böyle mi karşılıyorsunuz?!
    -Hasss Hasss!
    -Mr_Cowboy lan bu Cowboy olm bu?!
    -Nasııl laan...
    -obaaa nooluo dayi iyice koptum ben yaa nooluo laan!
    -...
    Agwe,Okunu yavaşça yere indirerek ağzından çıkıp gökyüzüne dağılan iki kelimeyi söyledi sadece:
    -Athens'in Kralı...
    -...
    YazaD birden öne doğru atıldı!Arkasında hemen biten sarpedonslarla Birlikte Mr_Cowboy ve onun arkadaşlarının yanına sokularak:
    -Durun bir dakika!Neden Hunter flag takıyorsunuz?!Ve buraya neden geldiniz?!
    Mr_Cowboy kendinden emin bir iki adım daha attıktan sonra büyük kapının yollarını ayaklarıyla aşındırarak ilerdi ve:
    -Buraya nasıl gelmemizi bekliyordun?!Theft süitle mi? Yada Murder olarak mı?Yollar,bütün ticaret yolları,kervan geçitleri heryer Hunter dolu...İnsanlar delirmiş durumdalar Hiç kimse ticaret bile yapmıyor!Ben hem burada ne olduğunu öğrenmeye geldim hemde sizlere yardım etmeye!
    Birden tozlu ve meçhul yolun arkasında bitkin bir atın üzeinde kapıya doğru yaklaşmakta olan bir cisme doğru çekildi dikkatler!Bu atının üzeinde üzerinde haydut kıyafetiyle gelen BlackWolf'du!Etrafına baknarak kapının içinden hızlı ve tedirgince geçti daha soluklanmaya bile fırsat bulamadan:
    -Hu..Hunterlar!!Bu...Buraya doğru geliyorlar!!
    -...
    Blackwolf,etrafına biraz daha dikkatlice bakındıktan sonra şaşırmış bir halde:
    -Yo...Yoksa Geldiler mi?!
    Mr_Cowboy,BlackWolf'a hitaben tedirgin olmamasını gerektiren bir işaret yaptıktan sonra arkasında bekleyen arkadaşlarına seslenerek:
    -Hunter Suitleri çıkartın!Sanırım bu lanet mezarlığa bizde kırmızı damgayla girmek zorundayız!!
    YazaD ve Lelorinel Agwe'nin önüne atılarak ona ilerlemesini söyler gibi bir takım hareketler yaptılar!Fakat Agwe'nin buna hiç niyeti yok gibiydi!Tekrar sert ve kesin bir tavırlar:
    -Neden geldiniz ve ne istiyorsunuz dedim!!
    Mr_Cowboy,hiç çekinmeden büyük kapının demir parmaklıklarına elini sürterek ilerledikten sonra:
    -Ronin'in ölmesini ve RUT'un özgürlüğünü istıyoruz!!!
    -...
    -RUT ne lan?!
    Alone Runner,uzun süren sessizliğini bozarak kendisine dik dik bakan Mr_Cowboy'un inkarcı bakışları arasında Agwe i kolunda çekerek:
    -Agwe,talk to you later this... (Agwe bunu daha sonra konuşuruz!)
    -What are you talking About! (ne diyorsun bilader?! )
    Alone Runner tedirgince ileri-geri ilerleyerek tekrar Agwe'ye baktı:
    -Look!This is a İtem...ahh i cant tell this...i cant do that!!
    Agwe şaşkın bir tavırla:
    -Why?! (neden lan biz adam değil miyiz olm ?! )
    -Ronin want to cathc me for this item...Look..Talk you later this! (Ronin denyosu bu item için kovalıyor beni hocam bak sonra konuşak hem iki çay içeriz ortam gergin şimdi hade canım hadi! )
    Agwe,Alone Runner'a garipçe bir bakış attıktan sonra arkasını döndü ve sessiscez:
    -Ok later tell me this!
    -...
    Yazad ve Lelorinel BlackWolf'uda yanlarına almışlar bir şey mırıldanıyorlardı!Dışarıda bekleyen bu kcoa orduya nasıl güvenebilirlerdi acaba?!Ch'in tomb'un kırık taşlarında dolaşan ve murderların ağızlarına 2 dakkada sakız olan laflar bir tek şeyi gösteriyordu!!!
    -SAVAŞ!!!
    -...
    YazaD,birden olduğu yerde fırlayarak Mr_Cowboy'a hitaben:
    -Onlara güvenmiyorum!Buraya Hunter Suitleriyle geldiler ve şimdi bizim onlara içeri almamızı bekliyorlar!Bence bu delilik!Athens'ten buraya bu kadar kişi neden gelsin ki?!Athens'in kıralı'da olsa gözünü para bürümediğini ve Ronin'in paralı hunterlarında biri olmadığını nereden bilelim ki?!Ya evinize Dönün!!Yada bu mezar hem bizim hemde sizin mezarınız olsun!!
    -...
    Mr_Cowboy'un Arkasında beliren onun kadar denyimli ve güçlü gözüküne biris daha lafa karıştı:
    -Biz savaş değil!Yarım istıyoruz!Eğer sizi öldüremek isteseydik burada 123 adamla bunu çoktan yapmıştık bile bundan Hiç şüphen olmasın!!!
    YazaD,ch'in tomb'un büyük kapsının biraz süzdükten sonra daha demin konuşan adamın yüzüne baktı ve:
    -Konuşanada bakın hele!Mr_Buggs!Seni kahrolasıca Bot'çu sendemi buradasın!Artık bu adamlara hiç güvenim kalmadı!Ronin nerede hea!O da Weasellerde pusuda mı Ronin nerede?!
    -Mr_Buggs mı!Ulan btçu değil miydi olm O
    -Hehe ne bileyim lan adam belki imana geldi olm
    Chi'n tomb'un belirsiz ve meçhul duvarlarıda yankılanan bu sözlerden habersiz dışarı bekleşip duran Ordua doğru gelen büyük ve derince bir sese doğru kulak kabarttı herkes!!!
    Agwe İleriye doğru atılıp Ch'in Tomb'un büyük kapısından süzülen gölgelere aldırmadan:
    -İşte bu gelen Ronin!!Tuzak mı değil mi Şimdi göreceğiz!!
    -Merdivenleereee!!!
    -Yukarıdakile hepinzi uçlara geçin!!!!
    -Okçular gizlenin... Taşların arkasında siper alın!!
    Agwe Tekrar Mr_Cowboy'a doğru bakarak;
    -Madem yardıma geldiniz...Artık yardım edeceğiniz bir yükümüz var!Ya taşıyın,yada İNDİRİN!!!!
    -İNDİRİN HEPSİNİ!!!!!!!!!!!!
    -....




    AllRigthReserved İbrahm ŞANLI

    konunun tamamı yukardaki şahsa ait olup tamamen alıntı yapılmıştır. adı geçenin eemeğine teşekkürler.
     
  2. Uvantu

    Uvantu Gözlemliyorum rank8

    Kayıt:
    17 Ekim 2011
    Mesajlar:
    67
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Bunuda okuyacak olan insan dimi ?
     
  3. Lenneth

    Lenneth   Admin rank8

    Kayıt:
    11 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    20.570
    Beğenilen Mesajlar:
    12
    Ödül Puanları:
    38
    Meslek:
    Tekstil
    Şehir:
    İstanbul
    Okumadım, okumayacağım, okumaaaaaaam summer4:
     
  4. lemonade

    lemonade   exlmanager rank8

    Kayıt:
    3 Ocak 2009
    Mesajlar:
    11.368
    Beğenilen Mesajlar:
    18
    Ödül Puanları:
    48
    Meslek:
    студент
    Şehir:
    Белгород
    episode 3 e kadar okudum :/

    [ Bu mesaj MobileDevice ile atildi ] mobile
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 12 Şubat 2016