1. Reklam


    1. joysro
      ledas
      jungler
      keasro
      zeus
      karantina

5 Hayat Dersi.


  1. Kyrojen

    Kyrojen Bilgiliyim rank8

    Kayıt:
    26 Aralık 2008
    Mesajlar:
    1.173
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Ayı Bogan
    Şehir:
    Barda
    Okuldaki ikinci ayımda, hocamız test sorularını dağıttı. Ben okulun en iyi öğrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada çakıldım kaldım. Son soru şöyleydi: "Her gün okulu temizleyen hademe kadının ilk adı nedir?.." Bu herhalde bir çeşit oyun olmalıydı.

    Kadını yerleri silerken hemen her gün görüyordum. Uzun boylu, siyah saçlı bir kadındı. 50'lerinde falan olmalıydı. Ama adını nerden bilecektim ki!.. Son soruyu yanıtsız bırakıp kağıdı teslim ettim. Süre biterken bir öğrenci, son sorunun test sonuçlarına dahil olup olmadığını sordu. "Tabii dahil" dedi, hocamız... "İş yaşamınız boyunca insanlarla karşılaşacaksınız. Hepsi bir birinden farklı insanlar, ama hepsi sizin ilginiz ve dikkatinizi hakkeden insanlar, onlara sadece gülümsemeniz ve 'Merhaba' demeniz gerekse bile...

    Bu dersi hayatım boyunca unutmadım. Hademenin adını da... Dorothy idi.

    İkinci önemli ders yağmurda otostop!..

    Bir gün vakit gece yarısına doğru Alabama otoyolunun kenarında duran bir zenci kadın gördüm. Bardaktan boşanırca yağan yağmura rağmen, bozulan arabasının dışında duruyor ve dikkati çekmeye çalışıyordu. Geçen her arabaya el sallıyordu. Yanında durdum. 60'lı yıllarda bir beyazın bir zenciye hem de Alabama'da yardıma kalkması pek olağan şeylerden değildi. Onu kente kadar götürdüm. Bir taksi durağına bıraktım. Ayrılırken ille de adresimi istedi verdim. Bir hafta sonra kapım çalındı. Muazzam bir konsol televizyon indiriyordu adamlar. Bir de not ekliydi, armağanda... "Geçen gece otoyolda bana yardımınıza teşekkür ederim. O korkunç yağmur sadece elbiselerimi değil, ruhumu da sırılsıklam etmişti. Kendime güvenimi yitirmek üzereydim, siz çıka geldiniz. Sizin sayenizde ölmekte olan kocamın yatağının baş ucuna zamanında ulaşmayı başardım. Biraz sonra son nefesini verdi. Tanrı bana yardım eden sizi ve başkalarına karşılık beklemeksizin yardım eden herkesi kutsasın!.. En iyi dileklerimle, Bayan Nat King Cole."

    Üçüncü önemli ders size hizmet edenleri hep hatırlayın...

    Bir pastanın üç otuz paraya satıldığı günlerde 10 yaşında bir çocuk pastaneye girdi. Garson kız hemen koştu... Çocuk sordu:
    "Çukulatalı pasta kaç para?"
    "50 cent!.." Çocuk cebinden çıkardığı bozukları saydı. Bir daha sordu:
    "Peki dondurma ne kadar?"
    "35 cent" dedi garson kız sabırsızlıkla, dükkanda yığınla müşteri vardı ve kız hepsine tek başına koşturuyordu. Bu çocukla daha ne kadar vakit geçirebilirdi ki? Çocuk parasını bir daha saydı ve "Bir dondurma alabilir miyim lütfen" dedi. Kız dondurmayı getirdi. Fişi tabağın kenarına koydu ve öteki masaya koştu. Çocuk dondurmasını bitirdi. Fişi kasaya ödedi. Garson kız masayı temizlemek üzere geldiğinde, gözleri doldu birden. Boş dondurma tabağının yanında çocuğun bıraktığı 15 centlik bahşiş duruyordu...

    Dördüncü önemli ders yolumuzdaki engeller...

    Eski zamanlarda bir kral, saraya giden yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacaktı? Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler. Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu. Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına sıkına itmeye başladı. Sonunda kan ter içinde kaldı ama, kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü açtı... Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde... "Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir" diyordu kral. Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun Farkında olmadığı bir ders almıştı. "Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirebilecek bir fırsattır...

    Beşinci önemli ders önemli olan vermektir...

    Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler. Tek yaşam şansı beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük oğlan aynı hastalıktan mucizevi şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını yok eden bağışıklık oluşmuştu. Doktor durumu beş yaşındaki oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini sordu. Küçük çocuk bir an duraksadı, sonra derin bir nefes aldı ve "Eğer kurtulacaksa, veririm kanımı" dedi. Kan nakli yapılırken, ablasının gözlerinin içine bakıyor ve gülümsüyordu. Kızın yanaklarına yeniden renk gelmeye başlamıştı, ama küçük çocuğun yüzü de giderek soluyordu... Gülümsemesi de yok oldu. Titreyen bir sesle doktora sordu: "Hemen mi öleceğim?.. Ufaklık, doktoru yanlış anlamıştı, ablasına vücudundaki bütün kanı verip, öleceğini düşünüyordu.

    Eğer burada anlatılanlar sizi hiç bir şekilde etkilemediyse içinizdeki bazı duyguları kaybetmişsinizdir. Aslında en önemli şey, elinizdeki değerlerin Farkında olup, kıymetini bilmektir... Gün gelir burun kıvırdığınız şeyleri de bir bakmışsınız yitirmişsiniz.. Sanırım hayattaki en kötü şeyde bu olsa gerek... Yaşamınızı ciddiye alın..!!


    :nod:
     
  2. a4_tech

    a4_tech Gözlemliyorum rank8

    Kayıt:
    4 Ekim 2009
    Mesajlar:
    72
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    çok güzel...
     
  3. Optimus Prime

    Optimus Prime Aileden rank8

    Kayıt:
    5 Ekim 2008
    Mesajlar:
    8.607
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
  4. Intensify

    Intensify   olduser rank8

    Kayıt:
    4 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    5.344
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    36
  5. AliceCullen

    AliceCullen Bilgiliyim rank8

    Kayıt:
    12 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    2.316
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Öğrenci.
    Şehir:
    Rüzgarın Savurduğu,Denizin Boğduğu,İnsanların Üzdü
    Dördüncü önemli ders yolumuzdaki engeller...

    Eski zamanlarda bir kral, saraya giden yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacaktı? Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler. Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu. Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına sıkına itmeye başladı. Sonunda kan ter içinde kaldı ama, kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü açtı... Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde... "Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir" diyordu kral. Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun Farkında olmadığı bir ders almıştı. "Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirebilecek bir fırsattır...

    Bu bolum 8.sınıf turkce kıtabında yazıyor :lol:
     
  6. Mirage

    Mirage   asistan rank8

    Kayıt:
    30 Haziran 2007
    Mesajlar:
    5.495
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    36
  7. Aesify

    Aesify Old School olduser rank8

    Kayıt:
    27 Nisan 2008
    Mesajlar:
    2.428
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    36
    Şehir:
    Off Topic
    Tek Kelime İle HARİKA gerçekten bu yazıyı okurken duygulanım
    Mükemmel Bir Yazı Olmuş Diyecek Söz Söyleyemiyorum :kalp:
     
  8. Kobe

    Kobe Aileden rank8

    Kayıt:
    3 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    8.802
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şu ikisi fazla iyice geldi beni etkilemedi..
    Üçüncü önemli ders size hizmet edenleri hep hatırlayın...

    Bir pastanın üç otuz paraya satıldığı günlerde 10 yaşında bir çocuk pastaneye girdi. Garson kız hemen koştu... Çocuk sordu:
    "Çukulatalı pasta kaç para?"
    "50 cent!.." Çocuk cebinden çıkardığı bozukları saydı. Bir daha sordu:
    "Peki dondurma ne kadar?"
    "35 cent" dedi garson kız sabırsızlıkla, dükkanda yığınla müşteri vardı ve kız hepsine tek başına koşturuyordu. Bu çocukla daha ne kadar vakit geçirebilirdi ki? Çocuk parasını bir daha saydı ve "Bir dondurma alabilir miyim lütfen" dedi. Kız dondurmayı getirdi. Fişi tabağın kenarına koydu ve öteki masaya koştu. Çocuk dondurmasını bitirdi. Fişi kasaya ödedi. Garson kız masayı temizlemek üzere geldiğinde, gözleri doldu birden. Boş dondurma tabağının yanında çocuğun bıraktığı 15 centlik bahşiş duruyordu...

    Dördüncü önemli ders yolumuzdaki engeller...

    Eski zamanlarda bir kral, saraya giden yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacaktı? Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler. Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu. Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına sıkına itmeye başladı. Sonunda kan ter içinde kaldı ama, kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü açtı... Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde... "Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir" diyordu kral. Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun Farkında olmadığı bir ders almıştı. "Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirebilecek bir fırsattır...
     
  9. Kyrojen

    Kyrojen Bilgiliyim rank8

    Kayıt:
    26 Aralık 2008
    Mesajlar:
    1.173
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Ayı Bogan
    Şehir:
    Barda
    Yorumlarınız için Teşekkür ediyorum.
     
  10. Zeratul

    Zeratul Aileden rank8

    Kayıt:
    30 Kasım 2008
    Mesajlar:
    5.094
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    †ualle† .
    pastanedeki çocuk cok duygulandırdı beni hhüü :(