1. Reklam


    1. joysro
      ledas
      jungler
      keasro
      zeus
      karantina

20 YY. Baslarında Dünya *


  1. 4Ever2Gether

    4Ever2Gether Bilgiliyim rank8

    Kayıt:
    6 Mart 2007
    Mesajlar:
    1.668
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Student
    Şehir:
    Old 4Ever2Gether #
    20 YY. Başlarında Dünya Hakkında Bilgisi oLan arkadaşlar bu Topic altına Paylaşabilirlermi ..

    Şimdiden Teşekkür Ederim ..
     
  2. D34ThGu4Rd

    D34ThGu4Rd Tanınıyorum rank8

    Kayıt:
    4 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    468
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Web Designer
    Şehir:
    in The Evde
    Google aRaCıLığı iLe Bu KaDaRıNı buLduM

    20.YÜZYIL DEVRİMİ. 19. yüzyılın sonunda, doğaya bütünüyle egemen olma düşü hemen hemen gerçekleşmiş gibi görünüyordu.
    Ama bu iyimser güvenin gerçekçi olmadığı kısa sürede ortaya çıktı. Atomların saldığı ışınımlann, bilinen mekanik ilkelerle açıklanması gitgide güçleşiyordu. Daha da önemli bir sorun, fiziğin, varlığının gösterilmesi bir türlü olanaklı olmayan bir maddenin, esirin, hipotetik niteliklerine gün geçtikçe artan bir biçimde bağımlı duruma gelmesiydi. On yıl gibi kısa bir süre içinde (y. 1895-1905) bu ve buna benzer sorunlar
    doruğa ulaştı ve 19. yüzyılın büyük çabalarla oluşturduğu mekanikçi sistemin yıkılmasına yol açtı. X ışınlarının ve radyoaktifliğin bulunması, atom yapısının sanıldığından çok daha karmaşık olduğunu ortaya çıkardı.

    Max Planck'ın ısıl ışınım problemine getirdiği çözüm, enerji kavramına, klasik termodinamikle açıklanması olanaksız bir kesiklilik niteliği kazandırıyordu. Bütün bunlardan daha kaygılandırıcı bir gelişme, Albert Einstein'ın 1905'te ortaya attığı özel görelilik kuramı oldu. Bu kuram, esir kavramını ve bu kavrama dayalı fiziği tümden yıkmakla kalmıyor, fiziği, olguların gözlenmesi yerine olgularla gözlemciler arasındaki ilişkilerin incelenmesi biçiminde yeniden tanımlıyordu. Gözlenen olayın gözlemcinin olaya göre hızına ve bulunduğu yere bağlı olduğu ortaya çıkıyor, mutlak uzay kavramının bir kurmaca olduğu anlaşılıyordu.

    Fiziğin temelleri parçalanıp yok olma tehli kesiyle karşı karşıyaydı. Fizikteki bu çağdaş devrim, henüz bilim tarihi açısından bütünüyle özümsenmiş değildir. Şu kadarı söylenebilir ki, bilim 20. yüzyıl başlarında bütün bu sorunlarla, ancak eskisinden bütünüyle farklı yeni bir fizik oluşturarak başa çıkabilmiştir. Bu fizikte artık mekanik modellere yer yoktur, çünkü örneğin ışık gibi kimi süreçler için çelişkisiz bir model oluşturmak olanaksızdır. Artık fiziksel gerçekliğin kesinlikle bilinebileceğinden değil, ancak bazı ölçümlerin yapılabilmesi olasılığından söz edilebilir. Bütün bunlara karşın 20. yüzyıl biliminin gerçekten şaşılacak başarılar elde ettiğinden kuşku duyulamaz. Yeni fizik (görelilik, kuvantum mekaniği, parçacık fiziği) sağduyuya aykın düşen sonuçlara varmış gibi görünse de, fiziksel gerçekliğin sınırlarına ulaşıp bunları incelemeyi olanaklı kılmıştır. Geliştirilen aygıtlar ve ulaşılan matematiksel yetkinlik sayesinde temel (atomaltı) parçacıklar kolaylıkla gözlenip denetlenebilmekte, evrenin oluşumunun ilk anları canlandınlabilmekte, bütün evrenin yapısı ve geleceği seçilebilmektedir. Fizikteki devrim kimyayı ve biyolojiyi de etkilemiştir. Böylece atomlarla moleküllerin ve hücrelerle bunların genetik yapılarının akla hayale gelmez ölçülerde denetlenebilmesi olanakları ortaya çıkmıştır. Günümüzde moleküllerin isteğe uygun olarak biçimlendirilmesi basit bir işlem haline gelmiştir. Genetik mühendisliği evrim sürecine etkin olarak müdahale olanağı sağlamış; canlı organizmalan, insan da dahil olmak üzere, özel amaçlara uygun olarak biçimlendirme gündeme gelmiştir.